Aynı şekilde ülkemizdeki hukuksuzlukları, adaletsizlikleri bizim ikili devlet dediğimiz kimi yasa maddelerinin ülkenin bir bölümüne, daha açık konuşalım, CHP'lilere son derece nobranca, haksızca, hukuk dışı yollarla uygulandığı ama diğer taraftan, yargının görevini yapmadığı bir süreçten geçiyoruz. Buna dönük olarak da mutlaka bu Komisyon raporunun kimi belirlemeleri ve kimi önermeleri yapması gerekiyor. Biz CHP olarak kendi raporumuzu hazırlarken Türkiye'nin temel sorunlarına değinmeyi bir görev bildik.
Bu Komisyon kurulurken burada tartıştık ve şu saptamayı hep birlikte yaptık arkadaşlar. Türkiye'de terörü kalıcı olarak bitirmeye ihtiyacımız var. Son derece büyük bir ihtiyaç olarak var, çok ağır bedeller ödemiş bir ülkeyiz. Ama bunu tek başına bir yasayla yapamayacağımızı, aynı zamanda hukuk devletini güçlendirmemiz gerektiğini, aynı zamanda yargı bağımsızlığından başlayıp da adaleti her yerde olabildiğince tesis etmemiz gerektiğini hep ifade ettik. Ve bu Komisyon'un görevinde de bunu tanımladık. Dolayısıyla, biz raporumuzu yazarken bütün bunlara değinmeyi bir görev bildik.
CHP kalıcı barış için, bir daha hiç kimse eline silah almasın diye yapılması gereken yasal adımların da öncüsü olacaktır ve bu Komisyon'da da ortak rapor yazılırken elbette ki biz bu rapora en olumlu şekilde katkı vereceğiz ama bu çerçeve belirlenirken de mutlaka yapıcı tavırla sürdürecektir. Ama bütün bunlar yapılıyorken bizim Türkiye'nin önüne, ülkemizin önüne gerçekten nitelikli ve dolu bir metin koymamız gerekir.
"Aynı zamanda demokrasi ile ilgili sorunlara çözüm yollarını söyleyen bir rapor olması gerek"
Bir konuya odaklanan sadece o konuyu bir şekilde çerçeveleyen değil ama aynı zamanda o raporu okuyan herkesin, umudunu kaybetmiş gençlerin, haksızlığa uğradığını düşünenlerin, ötekileştirildiğini düşünenlerin, 'Meclisimizde bir komisyon toplanmış neredeyse bütün partilerin desteğini alan bir komisyon toplanmış ve bizim sorunlarımız da değinmiş, bizim sorunlarımızı tespit etmiş ve bizim sorunlarımızın da çözülmesi için bir çerçeve çizmiş, bir yol haritası çizmiş, bir ufuk göstermiş' demesi gerekir. Bu nedenle bu raporu bir konuya sıkıştırmış, indirgemiş bir ortak komisyon raporu yerine, elbette o konuyu ıskalamayan, hak ettiği gibi değerlendiren, hak ettiği gibi herkesin elini taşın altına koyduğu ama aynı zamanda ülkemizdeki demokrasi ile ilgili, adaletle ilgili sorunları da cesaretle tespit eden çözüm yollarını söyleyen bir ortak rapor olması gerek.
Raporumuz sade olsun, varsın biraz geniş olsun ama sonuçta hem Meclisimizde hem Adalet Komisyonumuzda hem de önümüzdeki yıllarda 'Ne yapmışlar' diye bakacak olanlara bir umut, bir demokratikleşme perspektifi ve Meclisimize bir ödev bıraksın diye düşünüyoruz. Bu anlayışla umuyorum ki bugüne kadar getirdiğimiz gibi yine olumlu, yapıcı bir anlayışla raporumuzu yazarız ve asıl işi, yani teknik çalışma, teknik yasa yapma işini de Meclisimizin ilgili komisyonlarına bırakırız.
"Bir Anayasa tartışmasını şu an için yersiz ve gereksiz buluyoruz"
İlk günden beri biz bir Anayasa değişikliği olmayacağını söylüyoruz. Böyle bir tartışmanın yeri burası değil. Bize göre bu tartışmanın zamanı da değil. Türkiye'nin başka koşulları var ve bir anayasa tartışmasını şu an için yersiz ve gereksiz bulduğumuzu ifade etmeliyim. Dolayısıyla, 'Anayasa'nın şu maddeleri kırmızı çizgimizdir' demeye dahi biz gerek görmüyoruz. Çünkü şu anda başka bir iş yapıyoruz, başka işlere odaklanmalıyız. Türkiye'nin elbette sivil, demokratik, çoğulcu, kapsayıcı, özgürlükçü bir anayasa ihtiyacı var. Ancak bu ihtiyacı karşılayacak bir Meclis konfigürasyonu, bir Meclis dağılımı ve bir siyasal iklim olmadığını açıklıkla ifade ediyoruz. Çünkü bu iklimin yaratılmasının ilk adımı öncelikle Anayasa'ya uymaktır, mevcut anayasaya uymaktır. Bunun en küçük emaresinin olmadığı bir ortamda anayasa tartışmasını doğru bulmuyoruz."

















