Mahfi Eğilmez, kaleme aldığı son yazıda, Türkiye'nin enflasyonla mücadelesinde gelinen noktayı değerlendirdi.
Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) tarafından hesaplanan enflasyon rakamları, TÜİK'in rakamlarından çok daha yüksek.
ENAG'a göre, 2023 yılı Aralık ayı enflasyonu yıllık %127,21, aylık %4,12 oldu.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2023 yılı Aralık ayı enflasyonunu yıllık %64,77, aylık %2,93 olarak açıkladı. Bu rakamlar, Türkiye'nin son 20 yılın en yüksek enflasyon rakamları olarak kayıtlara geçti.
Mahfi Eğilmez, TÜİK ve ENAG'ın enflasyon rakamları arasındaki farkı değerlendirerek
2022 başlarından itibaren enflasyon verileri hakkındaki kuşkularının artmaya başladığını söyledi. Yaşamda karşılaştıkları fiyatların, açıklanan enflasyonun çok üzerinde artışlar gösterdiğini belirterek,
"Yine de TUIK TÜFE'yi veri kabul etmeye devam ettim. Ama zihnimdeki soru işaretleri sürekli artıyordu." dedi. ENAG'ın çalışmalarını yakından takip ettiğini ve ENAG'ın verilerini daha güvenilir bulduğunu ifade eden Eğilmez;
"ENAG, TÜİK'in kullandığı mal ve hizmet sepetini ve aynı ağırlıkları kullanıyor. TUIK ile ENAG'ın ulaştığı sonuçlar arasında kabaca bir kat fark var" dedi.
"Enflasyon rakamları gerçekçi değilse, Ekonomi politikalarının etkinliği de azalır."
Eğilmez'in paylaştığı tablo şu şekilde;

Eğilmez, "Tabloda TUIK ve ENAG’ın enflasyon verilerine ek olarak Merkez Bankası politika faizi ve Merkez Bankası’nın uyguladığı enflasyon hedeflemesi politikası için esas aldığı (ulaşmaya uğraştığı) enflasyon hedefi var. Görüleceği gibi tablodaki bütün veriler değişiyor ama enflasyon hedefi değişmiyor. Merkez Bankası’nın yılsonu enflasyon tahminleri de değişiyor ama hedef hep aynı." dedi.
Yapısal Reformlar Yapılmalı
"Faiz artırımına rağmen, enflasyonun hala yüksek seyretmesinin temel nedeni, yapısal reformların yapılmaması"
Eğilmez, yazısında, ister TÜİK enflasyonunu ister ENAG enflasyonunu doğru kabul edelim, mevcut faiz oranıyla yüzde 5'lik enflasyon hedefine ulaşmanın mümkün olmadığını belirtiyor. Merkez Bankası'nın faiz artırmaya başlamadan önce söylediklerini de hatırlatıyor. Buna göre, enflasyonla mücadele edilecekse faizi artırmak gerekiyor. Mevcut faizle enflasyon oranı arasında ciddi fark olduğu için faizi aniden o düzeye çıkarmak yerine yavaş yavaş artırmak gerekiyor. Bununla birlikte faizin yanlış belirlenmesi tek başına ekonomiyi çökertecek etki yaratsa da doğru belirlenmeye başlaması tek başına ekonomiyi kurtaramaz. O nedenle faizin yanına hukukun üstünlüğüyle başlamak üzere yapısal reformları koymak gerekiyor.
Eğilmez, bugüne kadar yapılanları da değerlendiriyor. Merkez Bankası'nın faizi yavaş yavaş artırmaya başladığını, ancak yapısal reformlar konusunda hiçbir adım atılmadığını belirtiyor. Ayrıca, maliye politikasının da para politikasını desteklemediğini, tam tersine genişlemeci bir maliye politikası izlendiğini kaydediyor.
Bu nedenle uygulanan para politikasından bugüne kadar anlamlı bir sonuç alınamadığını, enflasyonun düşürülmesi için öncelikle
- gerçek enflasyonun açıklanması,
- faizin yavaş artırılmaya devam edilmesi ve
- yapısal reformlara başlanması gerektiğini savunuyor.
Eğilmez, yapısal reformların yapılmasının zor olduğunu, çünkü hükümetin bu reformları kabul ettiği anda memura, emekliye buna uygun ücret artışlarını vermesi ve hukukun üstünlüğü ilkesini kabul edip o alanda yapısal reforma girişmesi gerekeceğini belirtiyor.
Sonuç olarak, Eğilmez, Türkiye'nin yapısal reform yapamayacağı için enflasyonun kalıcı olarak düşme olasılığının da görünmediğini savunuyor.













