Kadın
Yayınlanma: 18 Mayıs 2024 - 02:28
Kartal'da söyleşiye katılan Elfin Tataroğlu: "Hayatınızın bir kesiti de olsa yazın" dedi
Kartal Kent Konseyi Kadın Meclisi’nin düzenlediği “Kadın Yazarlarımız Söyleşisi”nin ilk konuğu Akademisyen - Yazar Elfin Tataroglu oldu. Moderatör, Kartal Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Şenay Doğruyol Yavuzbilge sordu Akademisyen-Yazar Elfin Tataroğlu yanıtladı
Kadın
18 Mayıs 2024 - 02:28
Kartal Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanları Şenay Doğruyol Yavuzbilge ve Mihraca Ekmekçioğlu'nun açılış konulması sonrası Yavubilge ve Elfin Tataroğlu ile şöyleşi programı başladı.Yavuzbilge'nin kendini tanıtmasını istediği Tataroğlu:"İzmir doğumluyum, 1978 yılı doğumluyum ve Fransız Lisesi mezunuyum. İzmir’e 100 yıl önce gelmiş bir göçmen ailenin mensubuyum. Bir tarafımız Girit’e, bir tarafımız Bulgaristan’a dayanıyor. Fransız Lisesi’nden sonra Mimarlık Fakültesi'nden mezun oldum, ancak tamamen farklı bir alana, İşletme Yönetimi alanına yöneldim. Bu alanda hala üniversitede 10 yıldır ders veriyorum. Stratejik Yönetim ve İnsan Kaynakları Yönetimi dersleri veriyorum. Tabii bu süreçte çalışma hayatımla eğitim hayatımla paralel olarak bir de siyasi hayatım var. Siyasi hayatım biraz da anneden miras." dedi. Akademik ve profesyonel kariyerinin yanı sıra, annesinin izinden giderek siyasete de ilgi duyan Tataroğlu, Cumhuriyet Halk Partisi'nde aktif görevler üstlenmiştir. Kadın Kolları üyeliği, il delegeliği, kurultay delegeliği ve parti eğitmenliği gibi çeşitli roller üstlenmiştir. Televizyonlarda siyasi analizler yapan Tataroğlu, aydınlanma, laiklik, Cumhuriyet ve kadın hakları konularında yoğun çalışmalar yapmakta olduğunu ifade etti.Tataroğlu, Aydınlanmayı savunduğu için katledilen Türkiye'nin ilk kadın ilahiyat öğretim üyesi olan Doç. Dr. Bahriye Üçok'un 2019 yılında hayatını anlatan bir kitap kaleme aldı. 1990 yılında hain bir bombalı saldırı sonucu katledilen Üçok'un yaşamı ve mücadelesini detaylı bir şekilde araştırarak bu kitabı yazdığını ifade etti. Üçok'un yaşamı, Türkiye'nin yakın tarihine ışık tutan önemli bir biyografi olarak değerlendirilmiştir.

İlk romanınız neden Bahriye Üçok’un hayatını konu alıyor?Türkiye'deki kadın yazarlar ve şairler üzerine de görüş bildiren Tataroğlu, özellikle kadın biyografileri ve otobiyografilerin önemine vurgu yaptı. Türkiye'deki kadın yazarların sansür ve toplumsal baskılarla karşı karşıya kaldığını belirten Tataroğlu, kadınların yaşadıkları mücadeleleri yazıya dökmelerinin önemini vurguladı. Kadınların yazma eylemi ile kendi hikayelerini ve yaşadıkları zorlukları paylaşmalarının, kadın özgürlüğü ve eşitliği mücadelesinde önemli bir rol oynayacağını belirtti."Gerek siyasi duruşum gerek politik duruşum gerekse hayat görüşüm. Siyasi mücadelenin içinde Bahriye Üçok'lar, Muammer Aksoy'lar, Uğur Mumcu'lar, Ahmet Taner Kışlalı'lar vardı. Biz hep panellerde, söyleşilerde onların hayatlarından kesitleri anlatırdık. Neden bu aydınlarımızın katledildiğine değiniyorduk. Katıldığımız anma etkinliklerinde , daveterde..Bu arada şunu farkettim: Bahriye Üçok, o dönem öldürülenler arasında tek kadın. Birçok akademisyen katlediliyor ama kadın olarak özellikle hedef alınmasının bir sebebi vardı. Özellikle kadın olması ve hiç yazılmamış olması, beni Bahriye Üçok'a çeken hayatını yazmaktan bile korkulmuş olmasıdır.Araştırma sürecinde Bahriye Üçok'un kızıyla ilk görüşmeye gittiğimde bana şunu dedi: "Sen de gel, sana da anlatayım .Ne de olsa sen de çıkarsın, sen de yazmazsın." Çünkü o kadar çok insan konuşmuş mülakat yapmış ama yazamamış. Bu bence çok acıydı. Türkiye'de şu an bulunduğunuz iktidar döneminde zor bir şey Bahriye Üçok'un hayatını kaleme almak. Yayınevinin de cesaretlendirmesiyle de kaleme aldım.Belirli bir tarih dönemini anlatıyor yani sadece bir kadın akademisyenin öldürüş değil. Doğumundan ki doğumu 1919 tam mütareke döneminde doğmuş, erken Cumhuriyet döneminde genç kızlığını yaşamış, yine erken sayılır Türk Dil ve Tarih kurumunda üniversite okumuş. Ondan sonra Türkiye'nin en zor dönemlerinde 68'de, Örneğin Ankara ilahiyatta başlıyor ilk eylemler ve orada hoca olarak ilahiyat fakültesinde öğrenciler tarafından aldığı tehditler.. Ve hayatı hep böyle mücadeleyle ve zorlukla geçmiş. Dolayısıyla Aslında Türkiye Tarihi yakın Türkiye Tarihi sadece bir biyografi değildir." dedi.Kadın yazarların biyografiler ve otobiyografiler yazmalarının çok önemliolduğunu vurgulayan Tataroğlu,"Kadınların yaşam mücadeleleri ve edebiyat alanındaki varlıkları, Türkiye’de ve dünyada toplumsal gelişmelerle paralel olarak ilerledi. Kadın yazarların yazıları, dönemin sosyal ve politik olaylarını yansıtır. Örneğin, Duygu Asena’nın “Kadının Adı Yok” kitabı, Türkiye’de bir dönüm noktası oldu." ifadelerini kullandı.Tataroğlu'nun bu bağlamda yerel kadın yazarların ve şairlerin çalışmalarına da destek verdiği ifade etmiş, kadınların hikayelerinden oluşan kolektif bir eserin ortaya çıkabileceğini öne sürmüştür. Kadınların edebi üretimlerinin, toplumsal ve bireysel deneyimlerini aktarmada güçlü bir araç olduğunu ifade etmiştir.
Tataroğlu ayrıca, dünya genelindeki kadın yazarların benzer mücadeleler sürdürdüklerini ve edebiyatın bu mücadeledeki rolünü anlatarak, örnek olarak Simon de Beauvoir'ın eserlerinden bahsetti. Türkiye'deki kadın yazarların, dünya genelindeki kadın yazarlarla benzer zorlukları yaşadığı ve bu zorlukların aşılması için yazmanın önemli bir araç olduğunu belirtti.
"Ben bunun bir sorumluluk olduğuna inanıyordum ve yazdım." diyen Tataroğlu, Kadın yazarların yazması çok önemli, çünkü onların hayatlarına dokunacak hikayeler var. Her kadının bir hikayesi var ve bu hikayeler edebiyata katkıda bulunur. Kadın yazarlar hikayeler, şiirler ve romanlarla kendi mücadelelerini ve toplumun çeşitli kesimlerinin mücadelelerini yansıtıyorlar. Bu nedenle kadınların yazmaya devam etmelerini çok önemli buluyorum. Kartal'da kadınların yazdıkları hikayelerinin derlenip bir kitapta toplanabilir." dedi.
Türkiye'deki kadın yazarların dünyadaki kadın yazarlarla kıyaslandığında nasıl farklılıkları var?"Türkiye'deki kadın yazarlar genellikle sansür ve toplum baskısıyla mücadele ediyorlar. Özellikle kadınların özel hayatlarını ve yaşadıkları zorlukları yazmaları, birçok engelle karşılaşıyor. Ancak, Türk edebiyatında çok değerli kadın yazarlarımız var ve onların eserleri dünya çapında da ilgi görüyor. Fakat Türkiye'de yeterince değer görmüyorlar. Kadın yazarlar, dünya edebiyatına büyük katkılar sağlıyorlar ve onların hikayeleri, kadın mücadelesine önemli bir ışık tutuyor. Örneğin, Simone de Beauvoir gibi yazarların eserleri dünya çapında kadın hareketlerine ilham verirken, Türkiye’de benzer yazarlar baskılarla mücadele etmek zorunda kalıyor. Bu nedenle kadınların yazması, hikayelerini anlatması ve mücadelelerini kaleme alması çok değerli." ifadelerini kullandı.Söyleşi sırasında kitap isimleri de veren Tataroğlu "Her kadının bir hikayesi var. Doğumdan ölüme olmasına gerek yok. Hayatınızın bir kesiti de olsa yazın" dedi.
Programda katılımcıların sorularıda yanıtlar buldu. Programa, Kartal Belediye Başkan Yardımcısı Dr . Dilek Kars, CHP Meclis üyesi Gül Fatma Altınöz, Ali Aluç, Birleşik Emekliler Sendikası Genel Başkanı Mahmut Şengül ve Genel Sekreter Aysel Lüle, Dr. Şenol Karasu, Kartal İşitme Engelliler Spor Kulübü Başkanı Kemal Alpay, Kartal Kent Konseyi Kadın Meclisi yönetimi, Erzincan Derneği, , Türkiye Yazarlar Derneği, Kartallı Gönüllüler Platformu, Cağdaş Yaşam Derneği, Atatürk Düşünce Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Cem Arkan, Kartal meclis üyeleri, mahalle muhtarları ve Kartallı kadınlar katılım sağladı.

EDİTÖR
İlginizi Çekebilir

















