İstanbul'da beklenen büyük depremle ilgili bilimsel değerlendirmeler, 17–18 Ekim 2026 tarihlerinde yapılan açıklamaların ardından yeniden tartışılmaya başlandı.
Prof. Dr. Osman Bektaş, Marmara'da 7,5 büyüklüğünde deprem yaşanacağı yönündeki değerlendirmelerin belirli varsayımlara dayanan bilimsel modellerden kaynaklandığını belirtti.Bektaş, tarihsel depremlerin büyüklükleri, fayların kilitlenme düzeyleri ve depremlerin tekrarlanma aralıklarında belirsizlikler bulunduğuna dikkat çekti.
Fay tek parça mı, parçalı mı kırılacak?
Osman Bektaş, Marmara Fayı'nın tek parça kırılması ihtimalinin yanında farklı kırılma senaryolarının da araştırılması gerektiğini ifade etti.
Fayın derin kesimlerinde yavaş kayma hareketlerinin veya farklı segmentlerde parçalı kırılmaların gerçekleşebileceğini belirten Bektaş, yalnızca en büyük deprem senaryosuna odaklanılmasını eleştirdi.Bektaş, açıklamasında "Bilim korku değil, veri üretmeli" mesajını verdi.
Naci Görür: 7,2–7,5 büyüklüğünde deprem bekliyoruz
Prof. Dr. Naci Görür ise 18 Ekim'de yayımlanan açıklamalarında Marmara Denizi'ndeki fay sisteminin 7,2–7,5 civarında deprem üretebileceği yönündeki değerlendirmesini yineledi.Görür, depremin gerçekleşeceği zamanın kesin olarak bilinmediğini belirterek İstanbul'un yapı stoku, altyapısı ve toplanma alanları konusunda hazırlık yapılması gerektiğini vurguladı.Özellikle Avrupa Yakası'nın kıyı kesimleri ve Avcılar çevresinde zemin koşullarına bağlı olarak daha ağır hasar yaşanabileceğini ifade etti.
Büyük deprem kesin olarak tahmin edilebilir mi?
Bilimsel çalışmalar, fayların geçmişteki hareketleri ve yer kabuğunda biriken gerilme üzerinden gelecekteki depremlere ilişkin olasılıkları değerlendirebiliyor.
Ancak mevcut bilimsel yöntemlerle bir depremin gerçekleşeceği günün, saatin ve kesin büyüklüğünün önceden belirlenmesi mümkün değil.Bir depremin belirli bir zaman aralığında gerçekleşme olasılığıyla, kesin olarak gerçekleşeceğinin açıklanması birbirinden farklı kavramlar.
İstanbul için asıl mesele hazırlık
Uzmanların deprem senaryolarına ilişkin farklı değerlendirmeleri, İstanbul'un deprem tehlikesinin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.Olası depremin oluşturacağı hasar yalnızca büyüklüğüne değil, yapıların dayanıklılığına, yerel zemin koşullarına, nüfus yoğunluğuna ve altyapının hazırlık düzeyine de bağlı.Bu nedenle bilimsel belirsizlikler devam ederken binaların güvenliğinin değerlendirilmesi, riskli yapıların güçlendirilmesi veya yenilenmesi ve acil durum hazırlıklarının tamamlanması önemini koruyor.Karşı Sav Haber Merkezi