Türkiye'de yıllık enflasyon yüzde 30'un altına inerken Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) son verileri dezenflasyon sürecinin devam ettiğini, ancak vatandaşın ve reel sektörün kısa vadede güçlü bir rahatlama hissetmesinin önünde hâlâ önemli engeller bulunduğunu ortaya koyuyor.
TCMB Başkanı Fatih Karahan, 6 Ekim'de TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda yaptığı sunumda enflasyondan iç talebe, kredi faizlerinden kiralara, enerji fiyatlarından beklentilere kadar ekonominin son durumunu gösteren kapsamlı veriler paylaştı.Merkez Bankası'nın temel mesajı, dezenflasyonun devam ettiği ancak arz yönlü baskılar nedeniyle sürecin yavaşladığı yönünde. Karahan da mevcut arz baskılarının hafiflemesi halinde dezenflasyonun yeniden ivme kazanmasını beklediklerini söyledi.Ancak enflasyonun düşmesi ile fiyatların düşmesi aynı anlama gelmiyor.
Yıllık enflasyon yüzde 29,7, ana eğilim yüzde 23,7
Eylül ayında yıllık tüketici enflasyonu yüzde 29,7'ye geriledi. Bu oran Mayıs 2024'te yüzde 75,5'e kadar yükselmişti.TCMB'nin yakından izlediği enflasyonun ana eğiliminde de düşüş var.Mevsimsellikten arındırılmış altı farklı göstergenin ortalamasından hesaplanan üç aylık yıllıklandırılmış ana eğilim Eylül 2026'da
yüzde 23,7'ye geriledi.Aylık ana eğilim yüzde 1,7, üç aylık ortalama ise yüzde 1,8 olarak hesaplandı. Haziran ayında bu göstergeler sırasıyla yüzde 2 ve yüzde 2,2 seviyesindeydi.Bu rakamlar fiyat artış hızında yavaşlamaya işaret ediyor. Fakat fiyat seviyesinin gerilediğini göstermiyor.Başka bir ifadeyle,
dezenflasyon markette, kirada veya faturada fiyatların eski seviyelerine dönmesi değil; fiyatların daha yavaş yükselmesi anlamına geliyor.Vatandaşın enflasyondaki düşüşü gerçek anlamda hissetmesi açısından fiyat artışının yavaşlamasının yanı sıra gelirlerin ve ücretlerin fiyatlardan daha hızlı yükselerek reel alım gücünü artırması da belirleyici olacak.
Vatandaş ile piyasa arasında 22 puanlık beklenti farkı
TCMB'nin sunumundaki en çarpıcı göstergelerden biri de farklı kesimlerin gelecekteki enflasyona ilişkin beklentileri oldu.Eylül itibarıyla 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentisi;
piyasa katılımcılarında yüzde 23,7, reel sektörde yüzde 32,5, hanehalkında ise yüzde 45,6 seviyesinde bulunuyor.Böylece vatandaşların enflasyon beklentisi piyasa katılımcılarının beklentisinin
21,9 puan üzerinde.TCMB de bu tablo nedeniyle “enflasyon beklentilerinin ihtiyatlı duruşun sürdürülmesini gerektirdiğini” belirtiyor.Bu ayrışma önemli. Finansal piyasalar enflasyonda daha hızlı bir gerileme beklerken vatandaşların fiyat artışlarının yüksek kalacağı düşüncesi çok daha güçlü.
Enerji vatandaşın hissettiği düşüşü sınırlıyor
Enflasyonun alt kalemleri de neden manşet enflasyondaki gerilemenin günlük hayatta aynı ölçüde hissedilmediğine ilişkin önemli ipuçları veriyor.Eylül ayında genel yıllık enflasyon yüzde 29,7 iken
enerji enflasyonu yüzde 46,1 seviyesinde gerçekleşti.
Doğal gazda yıllık fiyat artışı yüzde 59,1, akaryakıtta yüzde 53,8 olarak hesaplandı.Hizmet enflasyonu yüzde 37,7, gıda ve alkolsüz içeceklerde yıllık artış ise yüzde 27,6 seviyesinde gerçekleşti.TCMB, enerji fiyatlarının jeopolitik gelişmeler nedeniyle yüksek seyrettiğine dikkat çekiyor. Sunumda savaş kaynaklı enerji fiyatlarının yanı sıra küresel tedarik zincirindeki aksamaların ve navlun maliyetlerindeki artışın devam ettiği de belirtiliyor.Merkez Bankası'na göre Eşel Mobil Sistemi küresel enerji şokunun akaryakıt fiyatlarına geçişini sınırladı. Mart-Eylül döneminde akaryakıttaki birikimli fiyat artışı yüzde 42,5 olurken TCMB hesabına göre sistem uygulanmasaydı artış yüzde 58,6'ya ulaşabilirdi. Aradaki fark 16,1 puan.
Kiralarda yavaşlama işareti var
Vatandaşın bütçesini doğrudan etkileyen kira tarafında ise TCMB daha olumlu bir sinyal veriyor.Banka, öncü göstergelerin
kira enflasyonundaki yavaşlamanın devam edeceğine işaret ettiğini belirtiyor.TCMB sunumunda TÜİK'in mevcut kira endeksi ile yeni kiracıların karşılaştığı fiyatları ölçmeye yönelik göstergeler birlikte takip ediliyor. Merkez Bankası'na göre hizmet ve kira fiyatlarının aylık eğiliminde yavaşlama görülüyor.Ancak burada da “kiralar düşüyor” sonucu çıkarılamaz. Veriler, kira fiyatlarının artış hızının yavaşlamasına işaret ediyor.
Ekonominin diğer yüzü: İç talep zayıflıyor
Enflasyonu aşağı çeken mekanizmanın bir kısmı ise ekonomideki talebin soğumasından geliyor.TCMB'ye göre Türkiye ekonomisinde büyüme ikinci çeyrekte
iç talep öncülüğünde yavaşladı. GSYH'nin yıllık büyümesi ikinci çeyrekte yüzde 2,3 seviyesinde gerçekleşti.Perakende satış ve kart harcamalarına ilişkin göstergeler de Merkez Bankası'nın ifadesiyle
“iç talepteki zayıf seyri” teyit ediyor. Kapasite kullanım oranı da tarihsel ortalamaların altında bulunuyor.Bu durum enflasyon açısından aşağı yönlü bir etki oluşturabilirken işletmeler açısından satışların, yatırım iştahının ve ekonomik hareketliliğin daha zayıf seyretmesi anlamına gelebilir.TCMB ayrıca işgücü piyasasının manşet işsizlik oranının gösterdiğine kıyasla
“daha az sıkı” olduğuna dikkat çekiyor.Dolayısıyla enflasyonla mücadelede görülen ilerlemenin bir bölümüne ekonomik talebin soğuması eşlik ediyor.
Faizler düşmeye başladı ama kredi hâlâ pahalı
Finansal koşullarda sınırlı bir gevşeme görülse de kredi maliyetleri yüksek seviyelerde.TCMB verilerine göre 25 Eylül itibarıyla 1-3 ay vadeli TL mevduat faizi yüzde 36,9 seviyesinde bulunurken TL ticari kredi faizi yüzde 40,9'a, ihtiyaç kredisi faizi ise yüzde 50,8'e geriledi.TCMB, fonlama maliyetindeki azalmanın mevduat ve kredi faizlerine yansıdığını belirtiyor.Ancak yüzde 40-50 bandındaki kredi maliyetleri, hem tüketici hem de işletmeler açısından finansmana erişimin hâlâ pahalı olduğunu gösteriyor.Toplam kredi büyümesi de 13 haftalık yıllıklandırılmış hesaplamayla
yüzde 24,3'e kadar gerilemiş durumda. TL ticari kredilerde büyüme yüzde 35,4, bireysel kredilerde yüzde 25,8 olarak ölçüldü.Bu nedenle enflasyondaki düşüşün hemen ardından ucuz kredi dönemine geçildiğini söylemek mümkün değil. TCMB'nin resmi yaklaşımı da bunu destekliyor: Banka sıkı parasal duruşun korunduğunu ve
enflasyon beklentileri nedeniyle ihtiyatlı politikanın gerekli olduğunu belirtiyor.
Fonlardan çıkan para nereye gitti?
Karahan'ın komisyondaki açıklamalarında son dönemde yaşanan fon hareketleri de dikkat çekti.TCMB Başkanı,
para piyasası ve benzeri fonlardan çıkışlar yaşandığını, ancak çıkan paranın büyük bölümünün mevduata yöneldiğini açıkladı.Karahan, mevduata geçen kaynakların para birimi dağılımında TL tercihinin mevcut TL payıyla uyumlu olduğunu söyledi.TCMB'nin 25 Eylül verilerine göre mevduat ve yatırım fonları birlikte değerlendirildiğinde yurt içi yerleşiklerin TL tercihi güçlü seyrini koruyor. Bireysel yatırımcıların döviz ve kıymetli maden satışlarının da devam ettiği belirtiliyor.Bu gelişme özellikle son dönemde yatırım fonlarına ilişkin yaşanan tartışmaların ardından yakından izlenecek. Ancak Karahan'ın açıklaması tek başına fon çıkışlarının nedeninin son soruşturmalar olduğunu göstermiyor; bu nedenle iki gelişme arasında doğrudan neden-sonuç ilişkisi kurmak için ek veri gerekiyor.
Piyasalar için tablo ne söylüyor?
TCMB sunumu piyasalar açısından iki yönlü bir tablo ortaya koyuyor.Bir tarafta yıllık enflasyon ve ana eğilim geriliyor, kredi ve mevduat faizlerinde zirve seviyelere göre düşüş görülüyor ve cari açık ikinci çeyrekte olumsuz dış koşullara rağmen geriliyor.Diğer tarafta enerji fiyatları yüksek, enflasyon beklentileri henüz istenilen seviyeye yaklaşmış değil ve jeopolitik riskler devam ediyor.Tahvil piyasasında da bu ayrışma görülüyor. TCMB'nin karşılaştırmasına göre mayıs başından ekim başına kadar
kısa vadeli tahvil faizleri gerilerken orta ve uzun vadeli tahvil faizleri yükseldi. Banka ayrıca risk ve kur oynaklığı göstergelerinin son dönemde bir miktar arttığını belirtiyor.Bu tablo, piyasanın kısa vadede enflasyon ve faizlerde düşüş ihtimalini fiyatlarken uzun vadeli görünüm konusunda aynı ölçüde rahat olmadığını düşündürüyor.
Peki vatandaş ne zaman rahatlayacak?
TCMB'nin verilerinin verdiği mesaj, “enflasyon düşüyor, hayat ucuzluyor” şeklinde özetlenemiyor.Enflasyonun yüzde 75,5'ten yüzde 29,7'ye gerilemesi ve ana eğilimin yüzde 23,7'ye düşmesi, fiyat istikrarına dönüş açısından önemli bir ilerlemeye işaret ediyor. Ancak
fiyatların artmaya devam etmesi, enerji enflasyonunun yüzde 46'yı aşması, kredi maliyetlerinin yüksekliği ve iç talepteki zayıflama, vatandaşın bu iyileşmeyi aynı hızda hissetmesini engelliyor.Haneler açısından asıl kırılma, yalnızca yıllık enflasyon oranının düşmesiyle değil;
ücret ve gelirlerin fiyatlardan daha hızlı arttığı, reel alım gücünün kalıcı biçimde toparlandığı ve barınma, gıda, enerji gibi zorunlu harcamalardaki artışın belirgin biçimde yavaşladığı bir dönemde hissedilecek.TCMB'nin mevcut verileri dezenflasyonun sürdüğünü gösteriyor. Ancak aynı veriler,
vatandaşın cebinde ve reel ekonomide güçlü bir rahatlama için henüz yol olduğunu da ortaya koyuyor.Karşı Sav Haber Merkezi