CHP Onur Kurulu Üyesi Buket Müftüoğlu, Sevr Antlaşması’nın imzalanmasının yıl dönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki “Terörsüz Türkiye” sürecini ve kamuoyunda “Çerçeve Yasa” olarak bilinen düzenlemeyi değerlendirdi.Sevr’i Türk milletinin egemenliğini ve bütünlüğünü hedef alan bir dayatma olarak nitelendiren Müftüoğlu, Lozan Barış Antlaşması’nın ise Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş iradesinin uluslararası alandaki tescili olduğunu söyledi.Müftüoğlu, “Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığı, Sevr’in reddi ve Lozan’ın kabulü üzerine kuruludur” ifadelerini kullandı.
“Emperyalizmin aşmakta en çok zorlandığı direnç Kemalist Cumhuriyet’tir”
Açıklamasında CHP’nin Altı Ok ilkelerinin tarihsel gelişimine değinen Müftüoğlu, Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık ve Laiklik ilkelerinin 1927’de; Devletçilik ve İnkılapçılığın ise 1931’de parti programına girdiğini hatırlattı.Altı ilkenin 1935 CHP Programı’nda “Kemalizm” olarak tanımlandığını, 1937’de ise Anayasa’ya girdiğini belirten Müftüoğlu, Kemalizm’in yalnızca bir parti ideolojisi değil, Cumhuriyet’in kuruluş anlayışının da temel unsurlarından biri olduğunu savundu.Müftüoğlu, “Emperyalizmin Türkiye’de aşmakta en fazla zorlandığı direnç; Kuvayı Milliye ve Müdafaa-i Hukuk ruhundan doğan, Sevr’i reddeden, Lozan’la bağımsızlığını tescil eden ve bunu ulus devlet çatısı altında kurumsallaştıran Kemalist Cumhuriyet’tir” dedi.“Türk milleti tanımı bütün etnik kökenleri kapsar”
Vatandaşlık tartışmalarına da değinen Müftüoğlu, “Türk milleti” kavramının etnik kökene dayalı değil, ortak vatandaşlık ve ortak vatan anlayışına dayandığını savundu.“Kürt, Laz, Çerkez, Gürcü, Arap ya da Kafkas kökenli bütün vatandaşlarımız ortak bir vatan iradesinin parçasıdır” diyen Müftüoğlu, terör örgütü PKK ile Kürt vatandaşların özdeşleştirilmesine karşı çıktı.Müftüoğlu, Abdullah Öcalan’ın Kürt kökenli vatandaşların temsilcisi olmadığını ifade ederek, “PKK ile Kürt vatandaşlarımızı aynı unsurların parçasıymış gibi göstermek ahlak dışıdır” görüşünü dile getirdi.“Sorun eşit yurttaşlık değil, hukukun uygulanmasıdır”
“Eşit yurttaşlık” tartışmalarını da değerlendiren Müftüoğlu, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’ndaki vatandaşlık tanımının yeterli olduğunu savundu.Müftüoğlu, sorunun vatandaşlık tanımındaki bir eksiklikten değil, hukuk ve adaletin uygulanmasındaki sorunlardan kaynaklandığını belirterek, “Eşit yurttaşlık” söyleminin mevcut anayasal vatandaşlık tanımında eksiklik bulunduğu yönünde bir algı oluşturduğunu ileri sürdü.CHP’de “2010 kırılması” eleştirisi
Müftüoğlu açıklamasının bir bölümünü de CHP’nin son yıllardaki ideolojik yönelimine ayırdı.2010 yılını parti açısından önemli bir kırılma olarak değerlendiren Müftüoğlu, bu tarihten sonra CHP’nin kurucu ilkelerinden uzaklaştırıldığını ve Altı Ok’un parti içindeki belirleyiciliğinin zayıflatıldığını savundu.Kemal Kılıçdaroğlu dönemine yönelik eleştirilerde bulunan Müftüoğlu, “Altı Ok giderek sembolik bir parti amblemine dönüştürüldü” dedi.Parti içindeki mevcut tartışmaların kişiler üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Müftüoğlu, “CHP’den istifa etmek hiç kimseyi tek başına Atatürkçü yapmadığı gibi, parti içerisinde kalıp bu zihniyetle mücadele etmeyi tercih edenleri de hain yapmaz” ifadelerini kullandı.Müftüoğlu, CHP’nin yalnızca Erdoğan veya AK Parti karşıtlığı üzerinden şekillenen siyasi kamplaşmalarla kurucu ilkelerinden uzaklaştırılmaması gerektiğini savundu.Çerçeve Yasa’ya Sevr-Lozan üzerinden tepki
Müftüoğlu’nun açıklamasının odağında ise “Terörsüz Türkiye” süreci kapsamında hazırlanan Çerçeve Yasa yer aldı.Düzenlemenin yalnızca terörle mücadele veya silah bırakma başlığı altında değerlendirilmemesi gerektiğini savunan Müftüoğlu, teklifin devletin egemenlik anlayışı, vatandaşlık tanımı ve üniter yapısıyla doğrudan ilişkili olduğunu ileri sürdü.Yasanın Sevr Antlaşması’nın yıl dönümüne denk gelen süreçte TBMM’de ele alınmasına dikkat çeken Müftüoğlu şu ifadeleri kullandı:“Bugün ‘Terörsüz Türkiye’ başlığı altında Gazi Meclis’e getirilen çerçeve yasa, Sevr’in yıl dönümüne denk gelen siyasal zamanlamasıyla birlikte değerlendirildiğinde Lozan’a açık bir başkaldırı niteliği taşımaktadır.”Müftüoğlu, düzenlemeyi “Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik tanımını, vatandaşlık anlayışını ve üniter devlet yapısını doğrudan etkileyen bir yeniden kurma girişimi” olarak değerlendirdi.“CHP ilkelerinden koparılmış bir zihniyete terk edilmemeli”
Türkiye’nin ve CHP’nin içinden geçtiği dönemin günlük siyasi tartışmaların ötesinde tarihsel bir perspektifle değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Müftüoğlu, parti içinden ve dışından yapılan müdahalelere karşı dikkatli olunması çağrısında bulundu.Müftüoğlu, “Cumhuriyet Halk Partisi üzerinde oynanan oyunlara, partinin içinden ve dışından yapılan müdahalelere ve ülkemizin içinden geçtiği bu tarihî sürece popülist algılarla değil; dürüst, objektif ve vatansever bir bakışla yaklaşılması gerekir” dedi.“Hakimiyet milletindir”
Açıklamasının sonunda milletvekillerinin Çerçeve Yasa konusunda tarihsel bir sorumluluk taşıdığını savunan Müftüoğlu, düzenlemeyi “barışçıl ve teknik bir hukuki metnin ötesinde, devletin kurucu ilkeleriyle doğrudan temas eden siyasal bir kırılma” olarak nitelendirdi.Müftüoğlu, “Bu yasayı türlü bahanelerle Meclis’ten geçiren siyasi partileri ve bu yasaya imza veren milletvekillerini Türk milleti asla unutmayacaktır. Unutmayın ki hakimiyet milletindir” ifadelerini kullandı.Açıklamasını ise “Biz daha son sözümüzü söylemedik” sözleriyle tamamladı.