MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, yaptığı yazılı açıklamada Türkiye’nin son yıllarda terör, ekonomik yaptırımlar, 15 Temmuz darbe girişimi, 6 Şubat depremleri, bölgesel savaşlar ve jeopolitik riskler nedeniyle önemli ekonomik maliyetlerle karşı karşıya kaldığını belirtti. Bahçeli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamalarına atıfta bulunarak, PKK terörünün Türkiye ekonomisine hesaplanabilir asgari maliyetinin 2,3 trilyon dolar, 6 Şubat depremlerinin maliyetinin ise 110 milyar doların üzerinde olduğunu ifade etti.
“TÜRKİYE 1,7 TRİLYON DOLARLIK MİLLİ GELİRE ULAŞTI”
Türkiye ekonomisinin yaşanan olumsuzluklara rağmen güçlü bir görünüm sergilediğini savunan Bahçeli, milli gelirin 1,7 trilyon dolara, kişi başına düşen milli gelirin ise 18 bin dolara yükseldiğini söyledi.
Bahçeli, düşük işsizlik, yüksek ihracat kapasitesi, cari açık, borç yönetimi ve bütçe dengesi gibi başlıklara işaret ederek bankacılık ve sermaye piyasalarının güvenli ve istikrarlı olduğunu belirtti. Bununla birlikte emekli, çiftçi, esnaf ve çalışanların sorunlarının hızla çözülmesi gerektiğini de kaydetti.
“BELEDİYELER SİYASİ İKTİDAR ALANI DEĞİL, KAMUSAL EMANETTİR”
CHP’li belediyelere yönelik soruşturmalara da değinen Bahçeli, son iki yılda çok sayıda belediye hakkında rüşvet, irtikâp, ihaleye fesat karıştırma ve örgütlü
yolsuzluk iddialarıyla soruşturmalar yürütüldüğünü söyledi.Dava süreçlerinin devam ettiğini hatırlatan Bahçeli, belediyelerin siyasi iktidar alanı olmaktan önce “kamusal emanet” olduğunu belirtti.İhale, imar, ruhsat, taşınmaz, iştirak, personel ve kamu harcamaları gibi alanlarda oluşabilecek çıkar ilişkilerinin yalnızca ceza hukuku değil, aynı zamanda ahlak ve yönetişim meselesi olduğunu savundu.
“KAMU ZARARI GERİ ALINIP EMEKLİ VE DAR GELİRLİYE VERİLMELİ”
Bahçeli, kamuoyunda “fon soruşturması” olarak bilinen süreçte mali tablonun açıklığa kavuşturulması gerektiğini söyledi.Yargı kararları, Sayıştay ve ilgili denetim kurumlarının tespitleri sonucunda kamu zararının ortaya çıkarılmasını isteyen Bahçeli, şu çağrıda bulundu:
“Yolsuzluklarla uğranılan kamu zararı geri alınarak emeklimize, dar ve sabit gelirli vatandaşlarımıza verilmeli, onların refahı için harcanmalıdır.” “FON PİYASASINDA GÜVEN KAYBI TÜM EKONOMİYİ ETKİLEYEBİLİR”
Fon soruşturmasının, sınırlı bir grubun piyasayı manipüle ettiği yönündeki iddiaları içerdiğini ifade eden Bahçeli, devlet kurumlarının mağduriyetlerin giderilmesi ve sorumluların tespit edilmesi için yol haritası oluşturduğunu savundu.Finansal sistemin güven üzerine kurulu olduğunu belirten Bahçeli, manipülasyon iddialarının zararının yalnızca para kaybeden yatırımcılarla sınırlı kalmayacağını, güven kaybının tüm piyasaya ve ekonomiye yayılabileceğini ifade etti.
“SORUN KURALLARDAN ÇOK UYGULAMADA”
Bahçeli, fon piyasasında yaşanan sorunun yalnızca mevcut kurallarla değil, uygulama ve denetim eksiklikleriyle de bağlantılı olduğunu savundu.Gözetim ve denetimdeki aksaklıkların giderilmesi gerektiğini belirten Bahçeli, yatırımcı güvenini güçlendirecek hukuki, idari ve yapısal tedbirlerin alınması çağrısında bulundu.
BELEDİYELER İLE FON SORUŞTURMASINI AYIRDI
Bahçeli, belediyelere yönelik soruşturmalar ile fon piyasasındaki gelişmelerin aynı düzlemde değerlendirilmemesi gerektiğini savundu.Belediyelerdeki iddiaların “isteme ve çökme yoluyla cebren yolsuzluk ve rüşvet” niteliği taşıdığını öne süren Bahçeli, fon piyasasındaki yatırımların ise manipülasyon iddiaları saklı kalmak kaydıyla isteğe bağlı tasarruf niteliğinde olduğunu söyledi.Bahçeli, bu karşılaştırmayla bir yolsuzluğu diğerinden üstün veya masum göstermediğini, iki sürecin birbirini gölgelemek amacıyla kullanılmaması gerektiğini ifade etti.
“HER KİM OLURSA OLSUN ÜZERİNE GİDİLMELİ”
Bahçeli açıklamasında adalet, tarafsız ve bağımsız yargı ile kurumsal kapasitenin güçlendirilmesinin önemine de değindi.
Devlet yönetiminde yolsuzluk, rüşvet, yağmacılık ve kayırmacılığa izin verilmemesi gerektiğini belirten Bahçeli, suç işleyenlerin hukuk kuralları çerçevesinde cezalandırılması gerektiğini söyledi. Açıklamasının sonunda Bahçeli, yolsuzluk, usulsüzlük, kamu malının istismarı ve kuralların ihlali gibi suçlarda kişinin kimliğine veya siyasi konumuna bakılmaksızın hareket edilmesi gerektiğini vurguladı.Bahçeli,
“temiz siyaset, temiz yönetim ve müreffeh toplum” hedefinin somut bir reform programına dönüştürülmesi çağrısında bulundu.