WMO: Dünya iklimi alarm veriyor, 2015-2025 dönemi kayıtlardaki en sıcak 11 yıl oldu
Dünya Meteoroloji Örgütü'nün 2025 Küresel İklim Durumu raporuna göre, gezegenin iklim sistemi gözlemlenen tarihte hiç olmadığı kadar dengesiz bir noktaya sürüklendi. Atmosfer ve okyanus ısınırken, buzullar eriyor; aşırı hava olayları milyonlarca insanı etkiliyor, milyarlarca dolarlık ekonomik kayba yol açıyor.
Dünya Meteoroloji Örgütü’nün (WMO) 23 Mart Dünya Meteoroloji Günü’nde yayımladığı 2025 Küresel İklim Durumu Raporu, iklim krizinin artık uzak bir gelecek senaryosu değil, bugünün en büyük küresel güvenlik, sağlık, gıda ve ekonomi sorunlarından biri olduğunu ortaya koydu.
Rapora göre 2015-2025 yılları, kayıtlara geçen en sıcak 11 yıl oldu. 2025 yılı ise kullanılan veri setine göre kayıtlardaki en sıcak ikinci ya da üçüncü yıl olarak kayda geçti. Küresel ortalama yüzeye yakın sıcaklık, sanayi öncesi dönem kabul edilen 1850-1900 ortalamasının yaklaşık 1,43 derece üzerinde gerçekleşti.
Ne durumdayız?
WMO’ya göre Dünya’nın enerji dengesi bozulmuş durumda. Normal koşullarda gezegene Güneş’ten gelen enerji ile uzaya geri yayılan enerji yaklaşık dengede olur. Ancak karbondioksit, metan ve azot oksit gibi sera gazlarının atmosferde birikmesi, ısının gezegen sisteminde hapsolmasına yol açıyor.
Raporda ilk kez Dünya’nın enerji dengesizliği temel iklim göstergelerinden biri olarak yer aldı. Bu dengesizlik, 1960’ta başlayan ölçüm kayıtlarından bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. Fazla ısının yalnızca küçük bir bölümü atmosferde hissedilirken, yüzde 90’dan fazlası okyanuslar tarafından emiliyor. WMO’ya göre okyanuslar son 20 yılda her yıl, insanlığın yıllık enerji tüketiminin yaklaşık 18 katı kadar ısı depoladı.
Okyanus ısı içeriği 2025’te yeni bir rekor seviyeye çıktı. Deniz seviyeleri, 1993’te başlayan uydu ölçümlerine göre yaklaşık 11 santimetre yükseldi. Arktik deniz buzları rekor düşük seviyelere yakın seyrederken, Antarktika deniz buzları da kayıtlardaki en düşük üçüncü seviyeye geriledi.
Neler oluyor?
WMO raporu, iklim krizinin etkilerinin yalnızca “sıcaklık artışı” ile sınırlı olmadığını vurguluyor. Aşırı sıcaklar, şiddetli yağışlar, tropikal siklonlar, kuraklıklar, orman yangınları ve seller giderek daha sık ve daha yıkıcı hale geliyor.
2025 yılında dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan aşırı hava olayları, binlerce can kaybına, milyonlarca insanın etkilenmesine ve milyarlarca dolarlık ekonomik zarara neden oldu. WMO, bu olayların birbirine bağlı ekonomilerin ve toplumların ne kadar kırılgan hale geldiğini gösterdiğini belirtti.
İklim krizinin en kritik sonuçlarından biri de gıda güvenliği. WMO ve FAO’nun Nisan 2026’da yayımladığı ortak değerlendirmeye göre aşırı sıcaklar, tarım ve gıda sistemleri üzerinde giderek büyüyen bir tehdit oluşturuyor; özellikle tarım, hayvancılık, balıkçılık ve ormancılık geçim kaynaklarını zorluyor.
Neler olacak?
Bilim insanlarına göre mevcut eğilim devam ederse, aşırı hava olayları daha sık, daha uzun ve daha yoğun yaşanacak. Deniz seviyesindeki yükselme kıyı kentlerini, deltaları, adaları ve yeraltı su kaynaklarını tehdit edecek. Okyanusların ısınması ve asitlenmesi deniz ekosistemlerini, balıkçılığı ve kıyı ekonomilerini baskı altına alacak.
WMO raporunda, okyanus ısınması ve deniz seviyesindeki yükselmenin yüzyıllar boyunca sürebileceği belirtiliyor. IPCC değerlendirmelerine göre okyanus ısınması ve derin okyanus pH’ındaki değişimler, yüzyıllık hatta bin yıllık ölçeklerde geri döndürülmesi zor etkiler yaratıyor.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, rapora ilişkin değerlendirmesinde iklim göstergelerinin “kırmızı alarm” verdiğini belirterek, insanlığın kayıtlardaki en sıcak 11 yılı geride bıraktığını söyledi. Guterres’e göre bu artık tesadüf değil, harekete geçme çağrısı.
Ne yapmalı?
Uzmanlara göre çözüm iki başlıkta toplanıyor: krizi büyüten nedenleri azaltmak ve kaçınılmaz etkilere hazırlanmak.
İlk adım, fosil yakıtlara bağımlılığın azaltılması. Kömür, petrol ve doğalgaz kullanımının düşürülmesi; yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, temiz ulaşım ve düşük karbonlu üretim modellerinin hızla yaygınlaştırılması gerekiyor.
İkinci adım ise uyum politikaları. Erken uyarı sistemlerinin güçlendirilmesi, kentlerin sıcak hava dalgalarına ve sellere karşı yeniden planlanması, tarımsal üretimin iklim risklerine dayanıklı hale getirilmesi, su yönetiminin yeniden düzenlenmesi ve sağlık sistemlerinin iklim krizine hazır hale getirilmesi gerekiyor.
WMO, iklim verilerinin yalnızca hava tahmini için değil, sağlık, tarım, afet yönetimi, gıda güvenliği ve şehir planlaması için de kullanılmasının yaşamsal önemde olduğunu vurguluyor. Raporda, “Bugünü gözlemlemek, yarını korumaktır” mesajı öne çıkarıldı.
WMO’nun raporu, dünyanın artık iklim krizinin sonuçlarını yaşadığını gösteriyor. Soru, iklim değişikliğinin gelip gelmeyeceği değil; toplumların buna ne kadar hazırlıklı olduğu ve krizi büyüten politikaların ne kadar hızlı değiştirileceği.