Türkiye'de doktora başvuru rekoru: Kişi başı muayene 12,2'ye çıktı

Türkiye'de kişi başına hekime müracaat sayısı 2024 itibarıyla 12,2'ye ulaştı. Bu seviye, Türkiye'yi OECD'de en çok doktora başvurulan ülkelerden biri haline getirirken; uzmanlara göre artışın arkasında sağlık hizmetlerine erişimin kolaylaşması kadar sevk zincirinin zayıflığı ve sağlık sistemindeki iş yükü de bulunuyor.

Haber: Sibel Boz

Türkiye’de doktora gitme sıklığı son 20 yılda dikkat çekici biçimde arttı. Rapor Bülteni’nin Enes Koru yazarlığında yayımladığı “Haftanın göstergesi” analizine göre kişi başına hekime müracaat sayısı 2024 yılında 12,2’ye yükseldi. Toplam hekim muayene sayısı ise 1 milyarı aşarak 1 milyar 47 milyonun üzerine çıktı. Başvuruların büyük kısmı da kamu sağlık kuruluşlarında gerçekleşti.

Bu tablo, ortalamada Türkiye’de her bir kişinin yılda neredeyse ayda bir kez doktora başvurduğunu gösteriyor. OECD verilerine göre üye ülkelerde ortalama yıllık doktor görüşmesi 2025 verisinde 6,5 düzeyinde. Bu da Türkiye’nin OECD ortalamasının belirgin biçimde üzerinde seyrettiğine işaret ediyor.

Peki Türkiye’de insanlar neden bu kadar sık doktora gidiyor? İlk büyük neden, sağlık hizmetlerine erişimin geçmişe kıyasla çok daha kolay hale gelmesi. 2003 sonrası sağlık reformları, genişleyen sosyal güvence kapsamı, aile hekimliği modelinin yaygınlaşması ve dijital randevu sistemleri, başvuruları artırdı. Rapor Bülteni de artışın temel nedenleri arasında Sağlıkta Dönüşüm Programı, aile hekimliği altyapısı ve MHRS gibi dijitalleşme adımlarını öne çıkarıyor.

İkinci neden, nüfusun yaşlanması ve kronik hastalık yükünün artması. TÜİK verilerine göre Türkiye’de doğuşta beklenen yaşam süresi 2022-2024 döneminde 78,1 yıla çıktı; 65 yaşına ulaşan bir kişinin beklenen yaşam süresi de 17,4 yıl oldu. Bu durum, daha fazla takip, kontrol ve düzenli muayene ihtiyacı anlamına geliyor.

Üçüncü başlık ise sistemin yapısı. OECD, bazı ülkelerde doktor başvurusunun daha düşük olmasını hemşirelerin ve diğer sağlık profesyonellerinin birinci basamakta daha güçlü rol almasına bağlıyor. Türkiye’de ise hekim ve hemşire yoğunluğu OECD ortalamasının altında. OECD’nin 2025 Türkiye profilinde, bin kişi başına düşen hekim sayısı 2,4; OECD ortalaması ise 3,9. Hemşire sayısında fark daha da büyük. Bu tablo, artan başvuru yükünün daha dar bir sağlık çalışanı kadrosu üzerine binmesine yol açıyor.

Uzmanların dikkat çektiği bir diğer unsur da sevk zincirinin zayıf işlemesi. Hastaların doğrudan ikinci ve üçüncü basamak sağlık kurumlarına yönelmesi, “bir de uzman görsün” yaklaşımı ve küçük şikâyetlerde bile hekime başvurma eğilimi, müracaat sayısını yükseltiyor. Rapor Bülteni, Türkiye’deki yüksek başvuru oranını yalnızca erişim kolaylığıyla değil, kültürel kullanım alışkanlıkları ve sistemsel yönlendirme eksikliğiyle de ilişkilendiriyor.

Artan başvurunun sonucu ise sağlık sisteminde yoğun baskı. Hekim başına düşen iş yükünün büyümesi, muayene sürelerinin kısalması, sağlık çalışanlarında tükenmişlik riski ve teşhis kalitesi üzerindeki baskı, tartışmanın merkezinde yer alıyor. OECD ve Rapor Bülteni verileri birlikte okunduğunda, Türkiye’de asıl meselenin yalnızca “çok doktora gitmek” değil, bu yoğun talebin nasıl yönetileceği olduğu görülüyor.

Kısa cevapla: Türkiye’de doktora çok gitmenin ana sebepleri;
sağlık hizmetine erişimin kolaylaşması,
yaşlı nüfus ve kronik hastalıkların artması,
sevk zincirinin zayıf olması,
ve hastaların küçük şikâyetlerde bile doğrudan hekime başvurması.

doktora başvuru Kişi başı muayene sağlık sistemi