SDG-Şam Entegrasyonunda Hangi Aşamaya Gelindi? Süreç Türkiye Açısından da Kritik
Mazlum Abdi'nin 'entegrasyon tamamlandı' açıklamasının ardından Şam yönetimi sürecin fiilî uygulama aşamasına geçtiğini duyurdu. Anlaşma; SDG'ye bağlı askeri ve güvenlik personelinin devlet kurumlarına katılmasından sınır kapıları ve enerji sahalarının Şam'a devrine kadar geniş bir alanı kapsıyor. Ancak SDG'nin ayrı askeri yapı olarak resmen sona erdiğine ilişkin nihai açıklama henüz yapılmış değil.
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Şam yönetimi arasında aylardır devam eden entegrasyon sürecinde kritik bir aşamaya gelindi.
SDG Komutanı Mazlum Abdi, 20 Ağustos’ta yaptığı açıklamada askeri, güvenlik ve idari kurumların Suriye devlet kurumlarına entegrasyon sürecinin tamamlandığını söyledi.
Suriye’nin resmi haber ajansı SANA ise Cumhurbaşkanlığı ekibinin SDG ile anlaşmanın uygulanmasından sorumlu sözcüsü Ahmed el-Hilali’nin, Abdi’nin açıklamalarını “önemli ve olumlu” olarak değerlendirdiğini bildirdi. El-Hilali, bunun mutabakat aşamasından sahadaki fiilî uygulama aşamasına geçildiğini gösterdiğini ifade etti.
Peki süreç bugün hangi noktada?
1. Ayrı yapıların devlet sistemine bağlanması konusunda siyasi mutabakat sağlandı
Taraflar arasındaki anlaşmaların temel hedefini, Suriye’nin kuzeydoğusunda SDG kontrolünde gelişen askeri, güvenlik ve idari yapıların merkezi devlet sistemiyle bütünleştirilmesi oluşturuyor.
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile Mazlum Abdi, 4 Ağustos’ta Şam’da gerçekleştirdikleri görüşmede 29 Ocak anlaşmasının uygulanmasında gelinen noktayı ve entegrasyonun sonraki aşamalarını ele aldı.
Bu yönüyle süreç artık yalnızca tarafların entegrasyon konusunda anlaşıp anlaşamayacağı tartışmasından çıkmış durumda. Asıl gündemi, daha önce alınan kararların sahada nasıl uygulanacağı oluşturuyor.
2. Sivil kurumlar, sınır kapıları ve enerji kaynaklarında yetki Şam’a geçiyor
SANA tarafından yayımlanan anlaşma maddelerine göre Haseke’deki sivil kurumların Suriye devletinin idari yapısına dahil edilmesi öngörülüyor.
Anlaşma ayrıca bölgedeki sınır kapıları ile petrol ve doğal gaz sahalarının Suriye hükümetinin kontrolüne geçmesini içeriyor. Bu noktaların güvenliğinin de merkezi devlete bağlı güçler tarafından sağlanması planlanıyor.
Bu madde, entegrasyonun yalnızca askeri birliklerle sınırlı olmadığını; gelir kaynakları, sınır yönetimi ve kamu idaresinin de yeniden merkezi yönetimin kontrolüne alınmasını hedeflediğini gösteriyor.
3. SDG personeli Savunma ve İçişleri Bakanlıklarına entegre edilecek
Anlaşmanın askeri açıdan en önemli maddelerinden biri SDG mensuplarının geleceğine ilişkin.
SANA’nın yayımladığı metne göre SDG’ye bağlı askeri ve güvenlik personelinin gerekli incelemelerin ardından Suriye Savunma ve İçişleri bakanlıklarının yapılarına bireysel temelde alınması öngörülüyor. Personelin rütbe, maaş ve diğer özlük haklarının da yeni yapı içerisinde düzenlenmesi planlanıyor.
Bununla birlikte 30 Ocak’ta açıklanan uygulama modelinde SDG unsurlarından oluşacak tugayların Suriye ordusuna bağlı bir tümen çatısı altında toplanması gibi geçiş düzenlemeleri de yer aldı.
Dolayısıyla askeri entegrasyonun tek bir günde gerçekleşen fesih işlemi yerine, birliklerin ve personelin yeni komuta zincirlerine aktarılması şeklinde aşamalı yürütüldüğü görülüyor.
4. Şam yönetimi sahadaki uygulamayı başlattı
Entegrasyon yalnızca kâğıt üzerindeki bir anlaşma olarak kalmadı.
SANA, Şubat ayında Suriye ordusundan bir heyetin Haseke’de SDG temsilcileriyle birlikte sahada incelemelerde bulunduğunu ve anlaşmanın uygulanması için takvim oluşturulduğunu duyurmuştu.
Bu kapsamda sivil bölgelerdeki askeri unsurların belirlenen noktalara çekilmesi, yolların açılması, barikat ve mayınların kaldırılması ile entegrasyonun hızlandırılması üzerinde çalışıldığı açıklandı.
İçişleri Bakanlığına bağlı güvenlik güçlerinin Haseke ve Kamışlı merkezlerine konuşlandırılması da Ocak ayında açıklanan aşamalı entegrasyon planının unsurları arasında yer aldı.
5. Ancak “SDG tamamen feshedildi” demek için henüz erken
Mazlum Abdi’nin son açıklaması entegrasyon açısından önemli bir eşik olsa da SDG adlı askeri yapının hukuken ve örgütsel olarak tamamen feshedildiğine ilişkin nihai ve açık bir ilan henüz bulunmuyor.
Şam yönetiminin son açıklamasında da özellikle “entegrasyonun tamamlandığı” yerine fiilî uygulama aşamasına geçildiği vurgusu yapılıyor.
Bu nedenle mevcut tablo, siyasi kararın büyük ölçüde verildiğini ve sahadaki entegrasyonun ileri bir aşamaya geçtiğini gösteriyor; ancak askeri komuta zincirlerinin tamamen devri, kalan birliklerin statüsü ve SDG kurumsal kimliğinin resmen sona ermesi gibi başlıklarda sürecin tamamlandığını söylemek için yeni açıklamalar gerekiyor.
Anlaşmada Türkiye açısından kritik bir PKK maddesi de bulunuyor
Türkiye açısından sürecin en önemli başlıklarından biri, SDG ile PKK arasındaki ilişkiye yönelik düzenleme.
SANA tarafından yayımlanan anlaşmanın 12’nci maddesinde SDG’nin, Suriyeli olmayan PKK yöneticileri ve mensuplarını Suriye sınırları dışına çıkarmayı taahhüt ettiği belirtiliyor.
Türkiye uzun süredir YPG/SDG yapılanmasını PKK’nın Suriye uzantısı olarak değerlendiriyor. Bu nedenle bu maddenin ne ölçüde ve nasıl uygulanacağı, Ankara açısından sürecin en yakından takip edilen unsurlarından biri olmaya devam edecek.
Türkiye Dışişleri Bakanlığı da Ocak ayında anlaşmanın ardından yaptığı açıklamada süreci Suriye’nin toprak bütünlüğü ve birliği açısından değerlendirmiş ve ülkenin geleceğinin “beraberlik, bütünleşme ve entegrasyondan” geçtiğini belirtmişti.
Kürtlerin kültürel ve dilsel hakları ayrı bir siyasi başlık olarak devam ediyor
Askeri ve idari entegrasyon, Suriye’deki Kürtlerin statüsüne ilişkin bütün tartışmaların sona erdiği anlamına gelmiyor.
Cumhurbaşkanı Şara’nın 16 Ocak’ta yayımladığı 13 sayılı kararnameyle Suriyeli Kürtler ülkenin asli unsurlarından biri olarak tanımlandı. Kürtçe “ulusal dil” olarak kabul edilirken, Kürt nüfusun yoğun olduğu bölgelerde okullarda öğretilmesinin önü açıldı.
Kararname ayrıca 1962 Haseke nüfus sayımı sonucunda vatandaşlık sorunu yaşayan Kürtlere vatandaşlık verilmesi ve Nevruz’un ülke genelinde resmi tatil ilan edilmesi gibi düzenlemeler içeriyor.
Bu hakların tanınması, 29 Ocak entegrasyon anlaşmasının maddeleri arasında da yer aldı.
Türkiye’nin geleceği açısından neden önemli?
Suriye’de ortaya çıkan model Türkiye için doğrudan uygulanabilecek bir siyasi formül olarak görülmemeli. İki ülkenin anayasal yapısı, güvenlik koşulları ve tarihsel süreçleri birbirinden farklı.
Ancak gelişmeler Türkiye’nin gelecekte karşılaşabileceği bölgesel güvenlik ortamı hakkında önemli işaretler taşıyor.
Birincisi, Suriye’nin kuzeyinde Türkiye sınırı boyunca faaliyet gösteren ayrı bir silahlı yapının merkezi devletin komutasına gerçekten girmesi durumunda Ankara açısından sınır güvenliği denklemi önemli ölçüde değişebilir.
İkincisi, petrol sahaları ve sınır kapılarının Şam yönetimine geçmesi SDG’nin bağımsız ekonomik ve idari hareket alanını daraltabilir.
Üçüncüsü, anlaşmadaki yabancı PKK kadrolarının Suriye’den çıkarılması hükmünün uygulanması Türkiye’nin güvenlik politikası açısından doğrudan önem taşıyor.
Dördüncüsü ise Şam yönetiminin bir taraftan merkezi devlet yapısını yeniden kurmaya çalışırken diğer taraftan Kürt vatandaşlara kültürel, dilsel ve vatandaşlık hakları tanıması, Suriye’nin yeni yönetim modelinin nasıl şekilleneceğine ilişkin önemli bir örnek oluşturuyor.
Ancak bu sürecin Türkiye’ye ilişkin sonuçlarını değerlendirmek için anlaşmanın kâğıt üzerinde kalıp kalmayacağı, SDG’nin askeri bağımsızlığının gerçekten sona erip ermeyeceği ve PKK unsurlarına ilişkin hükümlerin uygulanıp uygulanmayacağı belirleyici olacak.
Gelinen noktada en kritik eşik “SDG’nin ayrı askeri ve idari yapısı sahada gerçekten sona erecek mi?” sorusu olarak öne çıkıyor.