Kartal'da "Teknoloji ve İnsan" semineri: "Yapay zekâ karar vermez, sorumluluk insandadır"
Kartal Belediyesi tarafından düzenlenen Felsefe Buluşmaları kapsamında, 29 Mart Pazar günü 15.00-17.30 saatleri arasında İBB Bülent Ecevit Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen 'Teknoloji ve İnsan' başlıklı seminerde, yapay zekâ, etik, insan felsefesi ve dijitalleşmenin toplumsal etkileri ele alındı. Etkinliğin moderatörlüğünü Prof. Dr. Betül Çotuksöken üstlenirken, konuşmacı olarak Prof. Dr. Sevgi Şahintürk yer aldı.
Haber,: Sibel Boz
Seminerde konuşan Prof. Dr. Betül Çotuksöken, günümüzde bilginin giderek veriye ve enformasyona indirgenmesinin ciddi bir sorun alanı oluşturduğunu belirtti. Yapay zekânın insan yaşamını kuşatan etkilerine dikkat çeken Çotuksöken, bu sürecin yalnızca teknik değil, aynı zamanda felsefi ve etik açıdan da sorgulanması gerektiğini vurguladı.
Yapay zekâ ile birlikte insanlığın artık yalnızca beden gücünü değil, zihin gücünü de dış araçlarla artırmaya yöneldiğini ifade eden Çotuksöken, bunun insanı tek tipleştiren, yüzeyselleştiren ve mekanikleştiren bir dünya riskini beraberinde getirdiğini söyledi. İnsan varlığının böyle bir indirgemeye sığmayacağını belirten Çotuksöken, “Çağdaş özne olarak insan nedir?” sorusunun bugün her zamankinden daha önemli hale geldiğini dile getirdi.
Seminerde söz alan Prof. Dr. Sevgi Şahintürk ise dijital dünyanın ve yapay zekâ uygulamalarının insanın düşünme gücünü geliştirmekten çok, bazı yönleriyle köreltebileceğini savundu. Ekran odaklı yaşam biçiminin insanın kendini kurma ve geliştirme imkânlarını daralttığını belirten Şahintürk, şiirin, sanatın ve yaratıcı insan etkinliğinin dijital dünyada korunması gereken asli değerler olduğunu kaydetti.
Katılımcılardan gelen sorular üzerine, sosyal medya ve dijital platformlarda bırakılan izlerin daha sonra toplumsal genellemeler üretmek için kullanılmasının etik boyutu da tartışıldı. Prof. Dr. Çotuksöken, dijital sistemlerin her şeyi kaydettiğini, ancak bu verilerin kurulma ve işlenme biçiminde son aşamada yine insan unsurunun belirleyici olduğunu ifade etti. Etik ve hukuka dayalı davranışın temel belirleyen olması gerektiğini söyleyen Çotuksöken, yapay zekânın ürettiği sonuçların da bu insani zeminden bağımsız düşünülemeyeceğini belirtti.
Prof. Dr. Şahintürk ise yapay zekâ ve etik tartışmalarında sıkça sorulan “Etik sorumluluk kimde olacak?” sorusunun yanlış kurulduğunu söyledi. Şahintürk, “Etik sorumluluk yapay zekânın değil, insanındır. Kararı veren de, uygulayan da, sonuçlarını üstlenmesi gereken de insandır” diyerek, özellikle hekimlik, hukuk ve eğitim gibi alanlarda yapay zekânın ancak yardımcı bir araç olabileceğini vurguladı.
Şahintürk, yapay zekânın ontolojik olarak bir “yazılım programı” olduğunu, bu nedenle insanla aynı düzlemde değerlendirilemeyeceğini de ifade etti. Yapay zekânın şiir yazması ya da görsel üretmesi gibi örneklerin gerçek anlamda sanatsal etkinlik sayılamayacağını belirten Şahintürk, sanatı insanın duygusu, deneyimi ve varoluşuyla ilişkili bir yaratım alanı olarak tanımladı.
Seminerde ayrıca Aristoteles, Heidegger, hümanizm, antihümanizm, transhümanizm ve posthümanizm gibi kavramlar üzerinden insanın çağdaş dünyadaki konumu tartışıldı. İnsan türünün yalnızca teknik araçlar geliştiren bir varlık olarak değil, aynı zamanda erdem, sorumluluk ve ortak iyiyi gözeten bir özne olarak düşünülmesi gerektiği vurgulandı.
Etkinlikte söz alan bir Prof. Dr. Yusuf Çotuksöken, insanlığın doğal ve yapay zekâ ile geldiği noktada savaşlar, yıkım ve krizlerle karşı karşıya kaldığını, buna karşılık “sanatsal zekâ”nın daha fazla geliştirilmesi gerektiğini ifade etti. Sanatın ve edebiyatın, felsefeyle birlikte insanlığın sorunlarına daha derinlikli çözümler sunabileceği görüşü seminerde öne çıkan başlıklardan biri oldu.
Programın sonunda konuşmacılara teşekkür edilerek çiçek ve plaket takdim edildi. Etkinlik, katılımcıların yoğun ilgisi ve soru-cevap bölümüyle sona erdi. Ayrıca Prof. Dr. Betül Çotuksöken ve Prof. Dr. Yusuf Çotuksöken’in çıkışta eserlerini imzalayacağı duyuruldu.