İbrahim Kaboğlu: "Yargıtay Kendisini Yasa Koyucu Yerine Koyuyor"
İbrahim Kaboğlu'na göre Yargıtay'ın Can Atalay kararında yetki aşımı yaptığına dikkat çekerek, Yargıtay'ın kendisini yasa koyucu yerine koyduğunu açıkladı. Kaboğlu, "Yargıtay, Anayasa Mahkemesi'nin bu kararını ağır bir biçimde eleştirmekle yetinmemiş, adeta bir norm ihdas etme sürecine girmiştir. Yasa koyucu gibi hareket etmiştir. Anayasa Mahkemesi için öngörülen bu yasak, kanun koyucu gibi hareket edemez şeklinde Anayasamızın öngördüğü bu yasak aslında Yargıtay tarafından delinmiştir.
Anayasa profesörü İbrahim Kaboğlu, Yargıtay'ın Gezi Parkı davasında verdiği karara ilişkin, "Anayasa'ya işkence eden" bir karar olduğunu söyledi. Kararın siyasal yoruma dayalı olduğunu, hukuki açıdan ise Gezi eylemlerinin post-modern demokrasi mantığını yansıttığını vurguladı.
Kaboğlu, Yargıtay'ın kararının Gezi eylemlerinin siyasal boyutunu yansıttığını belirterek,
"Gezi, 10 yıl önce Taksim Gezi Parkı'nda yaşam alanlarını korumak için Anayasal haklarını kullanarak sahaya çıkan 10 binlerce insan ve bunun Türkiye geneline yayılması. Burada doğru, öncelikle doğanın, çevrenin yani Türkiye Cumhuriyeti ülkesinin korunması söz konusu ama ikinci bir doğru da şudur, dönemin siyasal iktidarının baskıcı politikalarına karşı bir tepkidir" dedi.
Kaboğlu, Yargıtay'ın kararının hukuki açıdan da sorunlu olduğunu belirterek,
"Kuşkusuz, Gezi boyunca, Gezi olayları süresince, İstanbul’da veya İstanbul dışında olaylar ve yaralamalar olmuştur. Öldürmeler olmuştur. Polis birçok genci öldürmüştür. Bunun da davaları görülmüş, kimisi yaptırım ve kimisi de yaptırımsızlıkla sonuçlanmıştır. Bu açıdan karar okunduğu zaman, Yargıtay’ın kararı okunduğu zaman. Yargıtay ilgili dairesi sanki bu siyasal söylemlerden hareketle bir suç oluşturma çabasına girdiğini görmekteyiz. Mesela bazı ağaçların kesildiği bahanesiyle Taksim’e giden diye. Bu bahanesiyle demek, aslında politik bir dildir. Hukukçunun kullanacağı bir dil değil. Oraya giden denir, oraya gidildiği zaman hangi kanunu ihlal ettiği belirtilir ama bahanesiyle, niyetiyle, hedefiyle gibi sözcükler aslında yargıçların sözcükleri değildir" dedi.
Yargıtay'ın Anayasa Mahkemesi'ni eleştirdiği bölümün de yetki aşımıdır.
Kaboğlu, Yargıtay'ın Anayasa Mahkemesi'ni eleştirdiği bölümün de yetki aşımı olduğunu, Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuru yoluyla denetiminden rahatsızlık duyulduğunu gösterdiğini belirterek,
"Yargıtay, Anayasa Mahkemesi’nin bu kararını ağır bir biçimde eleştirmekle yetinmemiş, adeta bir norm ihdas etme sürecine girmiştir. Yasa koyucu gibi hareket etmiştir. Anayasa Mahkemesi için öngörülen bu yasak, kanun koyucu gibi hareket edemez şeklinde Anayasamızın öngördüğü bu yasak aslında Yargıtay tarafından delinmiştir. Yargıtay kendisi kanun koyucuymuş gibi 14’üncü maddenin nasıl uygulanacağına dair bir tür norm ihdas etmiştir" dedi.
"Yargıtay, Can Atalay'ın hangi eylemi ile, hangi aracıyla cebir ve şiddet kullandığı konularına hiç girmiyor"
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Can Atalay'ın milletvekilliğinin düşürülmesine karar verirken, Anayasa'nın 84. maddesini yorumlayarak, "cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti'nin temel düzenini bozmaya teşebbüs" suçunun kesin hükümle mahkumiyet gerektirdiğini belirledi.
"Anayasa'nın 84. maddesi, kesin hükümle mahkumiyet gerektiren suçları saymıyor. Yargıtay, kanun koyucu gibi hareket ederek, kendince bir suç ihdası yapıyor" dedi.
Kaboğlu, Yargıtay'ın bu kararını "utanç verici" olarak nitelendirerek,
"Yargıtay, Can Atalay'ın hangi eylemi ile, hangi aracıyla cebir ve şiddet kullandığı konularına hiç girmiyor. Esasen Can Atalay ve arkadaşlarının, milyonların Türkiye'de Gezi eylemleri adı altında korumaya çalıştığı husus aslında Anayasal düzendir" ifadelerini kullandı.
Kaboğlu, Yargıtay'ın kararının hukuken ve anayasal açıdan geçersiz olduğunu belirterek, Anayasa Mahkemesi'nin bir an önce karar vermesi gerektiğini söyledi.
Kaboğlu, Anayasa Mahkemesi'nin bir an önce karar vermesi gerektiğini belirterek, "Anayasa Mahkemesi, bu kararda Yargıtay'ın kendisine yönelttiği ağır eleştiriyi de dikkate alacaktır. Anayasa Mahkemesi bir yandan bunu dikkate alacak bir yandan önceki kararlarını dikkate alacak. Avrupa Mahkemesi ve en önemlisi de bağlı olduğu Anayasa hükümlerini dikkate alacak" dedi.
Kaynak: ANKA