Çölyak Vakfı Başkanı Elif Bal Beşikçi ve Dr. Ersin Sayar ile A'dan Z'ye Glutensiz Yaşam
KarşıSavHaber Gazetesi'nden Sibel Boz ve Doğuş Tv'den Nergis Süslü ile Doğuş Tv'de A'dan Z'ye Çölyak Hastalığı ve Gluten konusuna değindik. Çölyak Vakfı Başkanı Doç. Dr. Elif Bal Beşikçi ve Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Ersin Sayar'ın konuk olduğu programımızı izleyebilir yada röportajımızı okuyabilirsiniz. Amacımız ve isteğimiz; çölyak & gluten hakkında farkındalık oluşturabilmek ve tüm işletmelerin birkaç dokunuşla Glutensiz alternatif menüler oluşturmasıdır.
Sağlık için programımızda konuklarımızla;
'Çölyak Nedir, Belirtileri ve Tedavisi Nelerdir? Gluten Nedir? Nelerde Bulunur? Çölyak Vakfı ne zaman kuruldu? Vakfın faaliyetleri ve Bakanlıklarla yapılan anlaşmalar nelerdir? Glutensiz beslenilmesi gereken hastalıklar grupları nelerdir? Çölyaklı bireylerin yaşadığı zorluklar nelerdir? Glutensiz beslenenler restoranlar ve marketlerden ne bekliyor?' gibi birçok konuya sizler için değindik..Çölyak ve Glutensiz Beslenme
Nergiz Süslü: Çölyak hastalığı dediğinde insanlar nasıl tanımlıyor ve doktorlara neden geliyorlar? Çölyak hastalığı nedir?
Uzm. Dr. Ersin Sayar: Çölyak hastalığı genetik olarak yatkın olan kişilerde glutenin tetiklediği, yani glutenin bağışıklık sistemini aktive ettiği ve bağışıklık sisteminin olup alevlenip kendi dokularına özellikle çölyak hastalığında ince bağırsaklara saldırdığı ve ince bağırsak harabiyeti ile giden asıl olarak ince bağırsak harabiyeti ile giden bir hastalıktır.
Nergiz Süslü: Belirtileri nelerdir?
Uzm. Dr. Ersin Sayar: Ben çocuk gastroenteroloji uzmanı olarak çocuklardaki belirtilerine bakıyorum. Çocuklardaki belirtileri daha önceden tipik Çölyak hastalığıydı, şimdi atipike doğru kaydı.
Birincisi, çölyak hastalığının mide bağırsak sistemi belirtileri var.
İkincisi, mide bağırsak sistemi haricindeki diğer sistemlerin tutulumuna bağlı belirtiler var. Mide bağırsak sistemi belirtileri de iki türlü:
Bir tipik Çölyak hastalığı diyoruz. Tipik çölyak hastalığında ağır ishal, kilo alamama, hızlı şekilde kilo kaybı ve hatta daha da ilerlerse hayati tehdit eden bir duruma götürebilir. Bu hastalık farkındalığın artmasıyla, çölyak hastalığının farkındalığının artmasıyla tipik bulgular biraz azaldı.
Atipik bulgularla gelen hastalar; kronik karın ağrısı, hazımsızlık, kabızlık, boy kısalığı gibi bulgularla gelmeye başladı.
Mide bağırsak sistemi dışındaki belirtiler: Özellikle kansızlık birincisi, ikincisi boy kısalığı çok önemli, üçüncüsü ağızlarda tekrarlayan aftlar veya diş minesinde bozukluklar olabilir. Ve bunun haricinde de bir sistemi tutabilir. Karaciğer tutulumu yapıp karaciğer enzim yüksekliği yapabilir, nörolojik sistem tutulumu yaparak sinir hücrelerini tutup epilepsiye veya yürümede bozukluklarına 'ataksi' dediğimiz durumlara neden olabilir. Veya püberte (ergenlik) gecikmesi veya hatta infertiliteye (kısırlık) kadar giden durumlara neden olabilir. Çok geniş bir yelpazesi var.
Sibel Boz: İnfertilite, karaciğer rahatsızlığı gibi sebeplerle gelen hastalara hemen gluten testi yapılmıyor. Bu durumda hastanın çölyak olup olmadığını geç mi fark ediliyor?
Uzm. Dr. Ersin Sayar: Şimdi her branşın doktorları çölyak hastalığını düşünmeye başladı. Bu farkındalıklarının oluşması toplumdaki oranları belli. Eskiden çok az sayıda çölyak hastası varken git gide çölyaklılar tanınmaya başladı, diyeyim. Ama bir kısım asemptomatik, yani hiç semptom vermeyen çölyak hastaları da hala mevcut.
Sibel Boz: Sağlık Bakanlığının verilerine göre tanı koyulabilen Çölyak hasta sayısı % 10'du. Bugün tanı koyulmamış hasta oranı nedir?
Uzm. Dr. Ersin Sayar: Tahmin edilen net bir şey net bir şey söylenemez ama tahmin edildiği kadarıyla yani yaklaşık üçte bir hastaya tanı konulmuş. Yani şu andaki verilere göre, üçte iki hasta hala tanı alamamış durumda diyebiliriz.
Sibel Boz: Çölyak hastalığı doğuştan mı gelişiyor, sonradan mı çıkıyor?
Uzm. Dr. Ersin Sayar: Tabii her genetik yatkınlığı olan bireyde de çıkmıyor. Yani bir takım bir sürü soru işareti var, çözemediğimiz noktalarda var. Neden oluyor?
Birincisi, glutene maruziyet yüksek olduğunda yüksek çölyak hastalığı prevalansı demek. Bazı ülkeler daha fazla gluten tüketiliyor ve daha fazla gluten tüketen ülkelerde görülme sıklığı daha fazla. Bir de tabii genetik yatkınlığı fazla olan ülkelerde sıklık daha fazla. Birincisi gluten...
İkincisi, tekrarlayan mide bağırsak sistemi enfeksiyonları, mesela küçük yaşlarda tekrarlayan rotavirüs enfeksiyonları, adenovirüs enfeksiyonları gibi hatalıkların bir risk oluşturduğu saptanmış durumda.
Bir başka konu ise yeni yeni aydınlatılmış mikrobiyota konusu. Bu daha çok yeni bir konu, geçmişimiz 20-30 senelik bir geçmişe dayanıyor. Bağırsak sistemimizde trilyonlarca mikroorganizma taşıyoruz, bunların çoğunluğu yararlı mikroorganizmalar. Yararlıların azalıp zararlıların çoğalmaya başladığı anda bağışıklık sisteminin de dengesi bozuluyor. Bağışıklık sisteminin tetiği çekildikten sonra da sizin genetik yatkınlığınıza göre genetikte hangi hastalık varsa o hastalık görülebiliyor.
Sibel Boz: Bağışıklık sisteminin zayıflığından dolayı anne olarak Gluteni araştırmaya geçebilir miyiz?
Uzm. Dr. Ersin Sayar: Anne olarak olabilir, evet.
Nergiz Süslü: Çölyak hastalığının tedavisi var mı, yani belirli bir yaşa geldikten sonra ya da belirli bir süre sonra bitiyor mu?
Uzm. Dr. Ersin Sayar: Şu anda bilinen bir tedavisi yok, tedavisi glutensiz diyet.
Nergiz Süslü: Elif Hanım, Çölyak hastalığının o kadar çok yaygınlaştığını hala bilmeyen vatandaşlar var. Oysa ki bugün bir vakıf kurulmuş. Bu da çok ciddi anlamda çölyak hastası var demektir. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Doç. Dr. Elif Bal Beşikçi: Çölyak hastalığı farkındalığı toplumumuzda henüz yüksek seviyelere ulaşmadı, ne yazık ki. Bizler de vakıf olarak bununla ilgili çalışmalar yürütüyoruz. Genel olarak Çölyak hastalarının konforunda hayatlarında sosyal yaşantılarında bazı zorluklar var. Bu zorlukların temeli, farkındalığın zayıf olmasından kaynaklanıyor. Çölyak, glutensiz beslenme gerektiren de bir hastalık. Glutenin ne olduğu toplumumuzda bilinmiyor. Glutensiz beslenmenin öneminin farkındalığı yok. Dolayısıyla, bütün bunlar bizim hayat konforumuzu zorlaştırıyor. Bu nedenle, hem bu konularda farkındalığı artırmak, bu amacıyla hem de insanlara bu anlamda destek olmak, ihtiyaç sahibi ailelere, çölyaklı ailelere de destek olmak amacıyla biz vakfı kurduk. Bir yıl oldu.
Sibel Boz: Glüten nedir?
Uzm. Dr. Ersin Sayar: Buğday, arpa, çavdarda bulunan bir protein. Asıl olarak bu tahıllarda bulunuyor. Gluten, bunlardan yapılan bu tahıllardan yapılan besinlerde, ekmek, makarna, onun haricinde un, şehriye gibi...
Sibel Boz: Non-çölyaklı bir birey olarak aslında gluten ve laktoz intoleransım var. Bizi restoran sahipleri de dinliyor. "Gluten var mı?" sorusu sorulduğunda, mesela bir köfte için, sorunun cevabı bilinmiyorlar. Aslında glutenin, isminin daha çok duyulması lazım. Hiç beklemediğimiz yiyeceklerde gluten çıkıyor, nelerde olduğunun bilinmesi gerekiyor. Yani, aslında tüm hazır gıdalarda, yani elle yapılmış köfte gibi ürünlerde bile gluten bulunuyor,
Uzm. Dr. Ersin Sayar: Katkı maddesi olarak da kullanıldığı için dikkat etmemiz gerekiyor.
Sibel Boz: Siz Vakfı kurmaya nasıl karar verdiniz?
Doç. Dr. Elif Bal Beşikçi: Bundan bir yıl önce Nisan 2023 yılında çölyak vakfını kurduk. Çocuğumla başladı bizim yolculuğumuz. 1,5 yaşlarında birtakım semptomlar vermeye başlamamıştı. 3 yaşında tanı aldı ve bu süreçte bu semptomlar yani boyu uzamıyor. Altında hiçbir neden aranmadığı benim dikkatimi çeken. Acaba neden böyle oluyor, diye sorguladım. Ne yazık ki biz teşhis alamadık ve ben biraz üstüne gitmek istedim. 3 yaş oldu araştıralım vesaire derken biraz da kendim de bir araştırma yaptım. Araştırma Hastanesine randevu aldığım günün öncesi semptomlarını internet aramasında İngilizce yazdım. Bu sefer karşıma bir çölyaklı çocuk çıktı. Benzettim o fotoğrafı. Acaba dedim böyle olabilir mi ve bu şüphemi de gittiğim Araştırma Hastanesi doktoruna söyledim ve bütün tetkikler yapıldı. Neticede tanıyı aldık. Boyu ilk 1,5 yaşlarında % 75 boy persantilindeydi tanı aldığımızda % 10'du. Çok ciddi bir boyunda uzamama hali vardı ve boy persantili de düşmüştü. Tanı aldıktan sonra boyu bir ay içerisinde 6-7 cm uzadı. Yani gerçekten glutensiz beslenme, glutenin hayatımızda olmayışı çocuğumun ciddi anlamda pozitif olarak etkiledi ve bu şekilde glutensiz hayata başladık.
Sibel Boz: Geçiş süreci zor olmuştur, değil mi?
Doç. Dr. Elif Bal Beşikçi: Tabii ki zor oldu çünkü glutensiz ürünleri bulmak çok zor zor. Markete gidiyoruz markette ekmek yok yani glutensiz abur cubur yok çocuklar için. Tabii ki sağlıklı değil, o tartışılır ama çocuk istiyor. Marketlerde hiçbir şey bulamıyoruz. Bazı belli başlı büyük marketlerde küçücük bir glutensiz reyon var. Buralardan alabiliyoruz.
Çapraz Bulaş nedir?
Bir de bize sıkıntı yani bu çölyağı zorlaştıran 'çapraz bulaş' denilen bir durum söz konusu. Çapraz Bulaş; aslında özünde glutensiz olan bir ürünün glutenle herhangi bir teması neticesinde glutenli hale gelmesidir. Bunun için devletin bir standardı var. 20 ppm gibi bir oranın altında olduğu zaman bu ürün glutensiz olarak tanımlanıyor. Biz aslında alışveriş yaparken bu glutensiz ibaresini birçok ürünümüzü aramak durumunda kalıyoruz. Yani salçasından belki baharatına kadar.. Aslında bunlar glutenli ürünler değil ama bunların üretim hattında daha önce glutenli bir ürünle üretildiyse ve yeterince temizlenmedi ise o zaman yine çölyaklılar için bu ürünü tüketmek zararlı hale geliyor. Glutensiz yaşama adaptasyon sürecinde bütün etiketleri okumamız gerekiyor. Bu tarz zorluklar var.
Sibel Boz: Restoranlara baktığımızda bir et yemeği, bir salata ya da bir pilav glütensizdir. Ama sorun çapraz bulaş, değil mi?
Doç. Dr. Elif Bal Beşikçi: Dikkat edilmeyen 'çapraz bulaş' dediğimiz husus. Restoranların servis yapan personellerinin bu konuda bilgi sahibi olmaması bizi zorlaştırıyor.
Bir kişinin gluten intoleransı, alerjisi veya çölyak durumu olabilir. Bu durumda, bu yemek veya bu gıda nasıl güvenle hazırlanmalı? Bununla ilgili aslında gastronomi alanında bunun uzmanları, servis personelleri, aşçılar vesaire iyi bir hazırlığın nasıl yapılması gerektiğini bilmeli. O eğitim, farkındalık arttığı zaman biz herhangi bir yerde yemek yiyebiliriz. Ama şu anda güvenemiyoruz.
Sibel Boz: Sizin bir de vakıf olarak Ticaret Bakanlığı'yla yaptığınız bir çalışma var, onun hakkında da bilgi verir misiniz? Mağazalar ve marketler?
Doç. Dr. Elif Bal Beşikçi: Evet, şimdi iki husus vardı: Birincisi, ürünleri bulmak kolay değildi. Marketlerde ürün yok. Bir ekmek internetten online siparişlerde günler sonra geliyor. Bir yere gideceğiz. Gideceğimiz yerde ne var, ne götüreceğiz, yanımıza inanın gıda taşıyoruz. Yanımızda ekmek taşıyoruz, işte başka şeyler götürüyoruz. Bunlar büyük bir zorluk yaratıyor. Konfor alanımızı, sosyal yaşantımızı da kısıtlıyor.
Sonrasında, bu ürünlerin fiyatları da çok yüksek. Gerçekten, hep bu örnek veriliyor: Bir paket çubuk kraker 10-15 liralarda iken, aynı ürün glutensiz olduğunda, bu rakamlar 100 liraların üzerine çıkıyor. Artık bizim normalim kalmadı, yani normal ürünler yok. Evde tamamen glutensiz beslendiğimiz için, bayağı da yüklü bir miktar oluyor, hep alışverişler pahalı oluyor. Normal ekmek fiyatıyla glutensiz ekmek fiyatının arasındaki fiyat farkı çok yüksek.
Hem ulaşımdaki zorluk hem ürünlerin bu denli pahalı olması, tanı aldığımızda bir de farkındalığın zayıf olması ve insanların birçok alanda zorluk yaşatıyor. Hastanelerde glutensiz yemeğe ulaşamıyoruz, okullarda kantinlerde yemekhanelerde glutensiz hiçbir şey yok.
Nergis Süslü: Çölyak hastası çocuklar okullarda kantinlerde gittiğinde nasıl yapacaklar?
Bu süreci tamamen anne, aile yönetmeye çalışıyor. Bu da kolay bir şey değil. Yanına kap kap yiyeceklerle anneler çocuğunu okulun menüsüne adapte etmeye çalışıyor. Kocaman bir beslenme bavuluyla resmen. Bazı okullar çok uzun süreli saatlerde oluyor.
Milli Eğitimin okul kantinleri için bu konuda bir sözleşmesi bir yönetmeliği var mı?
Eğitim Bakanlığı ilk defa yakın bir zamanda Çölyak Yönergesi çıkartacak. Çölyak yönergesine Çölyak Vakfı da katkı sağladı. Yönergeyi birlikte çalıştık. Bundan sonra bu konuda da çalışmalar yapacağımıza inanıyorum.
Sibel Boz: Milli Eğitim Yönetmeliği uygulamaya geçti mi?
Doç. Dr. Elif Bal Beşikçi: Yönetmelik hazırlandı, henüz geçmedi. Şu anda da onay sürecinde. İçerrisinde çölyaklı çocukların ihtiyacı hakkında okulda ve öğretmenlerin farkındalığını arttırmaya yönelik çeşitli hususlar var. Bu yönerge hayata geçtiğinde, bir nebze bazı şeylerin daha iyi gideceğini umuyoruz.
Bunun dışında, hem ürünlerin çok yaygın olmayışı, hem pahalı olması, bunlar bir... Ben de bir anne olarak, bunu bizzat yaşayan biri olarak biraz da bu konularda da hassasiyetim yüksektir. Nasıl destek olabilirim, ne yapabilirim, dedim. ve böyle bir oluşuma girdik. Bir yıl içerisinde çok ciddi çalışmalar yürüttük, çeşitli bakanlıklarla çalışmalarımız var.
Ticaret Bakanlığı'nda da çok önemli bir sonuç elde ettiğimiz bir çalışmamız oldu. Ticaret Bakanlığı'na bu konuda gittiğimizde dediğimiz şey aslında çok basitti. Gerçekten: Marketlere gittiğimizde hiçbir şey bulamıyoruz, bir paket ekmek dahi alamıyoruz... En azından bir ekmeğimizi, bir çocuk için kraker, yani basit şeyleri hayatımızın içinde olan bazı gıdaların marketlerde bulunmasını istiyoruz, dedik. Bu talebimize büyük bir empatiyle yaklaştılar. Sağ olsunlar, çok teşekkür ediyoruz yöneticilerine, genel müdür ve ekibine. Sonrasında bir çalışma başlatıldı. Bununla ilgili ve yeni yılda da bir karar çıkarıldı. Artık zincir marketlerde glutensiz ürün bulundurma zorunluluğu var. Bu kademeli geçişle planlanıyor. Bununla ilgili de bir tebliğ yayınlandı yakın bir zamanda. Haziran'da ve Eylül'de olmak üzere iki adımda iki kademede bir geçiş süreci olacak.
Sibel Boz: Sizin bir de Gençlik ve Spor Bakanlığı'yla da bir çalışmanız oldu. İzlediğimiz kadarıyla çok hızlı başladınız.
Doç. Dr. Elif Bal Beşikçi: Evet, hızlı başladık. Tabii ki, yoğun bir süreç, yoğun çalışmalar. Farkındalığı arttırmak bizi mutlu ediyor. Çünkü çölyaklılar da var. Bu insanlar da toplumun az bir kısmını oluşturmuyor aslında. Sadece bilinmiyor, bu bilinmesinden kaynaklı da tanılar belki alınmıyor, yani kişiler çeşitli semptomlar yaşıyor. Ama altında bunun çölyak olabileceğini düşünüp bir şüpheyle doktora gitmiyorlar veya doktor belki herhangi bir şüphe duymuyor. Biz biraz da bu anlamda çok yoğun faaliyetler gösteriyoruz, farkındalığı arttırmaya yönelik süreci hızlandırmak istiyoruz.
Bu konuda da Gençlik ve Spor Bakanlığı'yla çok yakın temaslarımız var. 9 Mayıs Dünya Çölyak Günü'ydü ve bütün Türkiye genelindeki tüm yurtlarda Dünya Çölyak Günü kutlandı. O gün yurtlarda glutensiz yemekler servis edildi, diyetisyenler tarafından eğitimler verildi. Bütün yurtlara çölyakla ilgili afişler asıldı ve bizim de yine vakfımızın katıldığı bir pilot eğitim konferansı verildi. İstanbul İl Gençlik Spor Müdürlüğü'nde. Özellikle gençlerimizle yapılan bu çalışmaları çok önemli buluyoruz, çünkü gençlerimiz bizim geleceğimiz. Gençlerle birlikte bilgilenme yapma ve farkındalık oluşturma çalışmalarıyla geleceğimizde çölyaklıların daha rahat ve konforlu bir yaşama kavuşabileceklerini umuyorum.
Sibel Boz: Glutensiz beslenmesi gereken hastalık grupları nelerdir?
Uzm. Dr. Ersin Sayar: Glutenle ilgili ana olarak üç hastalık var.
Birincisi çölyak hastalığını bahsettik. Aslında kan testiyle kolayca ayırt edilebilen bir durum bu: Eğer pozitifse tetkiklerin çölyak hastalığı. Negatifse artık, mesela doku transglutaminaz testleri, antiendomisyum testleri, duyarlılığı ve özgürlüğü çok yüksek. Yani, çölyak hastalığı var ya da yok, çoğunlukla doğru tanı konulabiliyor.
İkinci grup çölyak duyarlılığı olanlar, çölyak intoleransı, gluten intoleransı olanlar. Gluten intoleransı şöyle bir durum. Aslında daha çok huzursuz bağırsak sendromu olan kişiler veya fonksiyonel dispepsi, hazımsızlık bulguları, karın ağrısı, karın şişliği bulguları olan kişilerde antiadın IgG testi bakılıyor daha çok. Tabii, erişkin doktorların, erişkin gastroenterologların ilgilendiği bir durum bu. Tabii, çocuklarda da artık görmeye başladık. Eğer bu pozitifse, biz gluten intoleransı olarak kabul edip belli bir süre gluteni diyetten çıkartıp izleyebiliyoruz hastaları. Şikayetler düzeliyorsa bu gluten intoleransı.
Üçüncü grup ise gluten alerjisi ise bambaşka bulgular, daha hızlı biraz da daha şiddetli olarak ilerleyebiliyor. Cilt bulguları da eşlik edebilir, solunum bulguları da eşlik edebilir. Bu durumda ciddi problemler yaratabilir. Tabii daha çok hastalıkta daha çok araştırılması gerekebilir o zaman daha çok hızlı giden ve alerji bulguları, özellikle cilt bulguları, solunum sistemi bulguları, sindirim sistemi bulgularıyla giden hastalıklarda hızlı seyreden hastalıklarda ani gelişen şikayetlerde, şiddetli durumlarda, mesela solunum sıkıntısının gelişmesi durumu, gözlerde, yüzde şişme gelişmesi durumunda bir alerjiyi araştırmak gerekebilir. Bunlardan da besin alerjileri içinde glutene de dikkat etmek gerekebilir. Gluten alerjisi de bu şekilde.
(Karbonhidrat içeren gıdalar mikrobiyatayı bozuyor.) Dr. Ersin Sayar: Şimdi şöyle bir şey, beslenme konusu hala muamma, bunu bir baştan söylemek lazım. Yurt dışında bile belli otoriteler 'Şu şekilde beslenmek lazım.' diyor, belli kişiler 'Bu şekilde beslenmek lazım.' diyor. Şimdi birincisi, ben kendim ne yapıyorum? Ben glutensiz besleniyorum ama hedefim sadece gluteni kesmek değil, gluten içeren besinlerin aynı zamanda karbonhidrat içeriği de çok yüksek. Benim düşüncem karbonhidratı azaltmak ki mikrobiyotayı düzenli tutmaya çalışmak. Mikrobiyotayı düzenli tuttuktan sonra belki de mikrobiyotanın bozulmasından sonra gluten hassasiyeti veya çölyak hastalığı başlıyor, benim düşüncem. Ben de mümkün olduğunca gluten tüketmemeye çalışıyorum. Çünkü dediğim gibi buğday, arpa, çavdar ve bu tahıllardan yapılan besinlerin ana olarak karbonhidrat içeriği yüksek ve bu besinleri mümkün olduğunca az tüketmek gerektiğini düşünüyorum. Yani ille bir kişinin bir tetkik yapmasına gerek yok. Hele son zamanlarda yapılan çalışmalar, ki çalışma sayısı az, mikrobiyota konusunda iklim farklılığının da mikrobiyotayı değiştirdiği söyleniyor, bizim iklimimiz için, hele karbonhidratı mümkün olduğunca az tüketmekte fayda var. Proteince zengin beslenmek lazım.Nergiz Süslü: İnsan kendi kendine 'Ben çölyak hastası mıyım?' ya da 'Gluten bana zararlı mı?' diye sorduğunda bunu nasıl anlayabilir?
Sibel Boz: Benim oğlum, otizmli değil ama otizm benzeri semptomlarla doğdu. Sosyal gelişim bozukluğunun alt derecesi diyelim. Ben o zaman İngiltere'de yapılan araştırmaları takip ettiğimde beslenme düzeninin aslında otizm gibi hastalıklara zemin hazırladığını görmüştüm. Tabii, şimdi benim oğlum şu an 21 yaşında. O zaman böyle bir şey olmadığı için araştıramadık. Biz sürekli doktorlara, psikologlara gittik geldik. Ama, lise döneminde, tabii, karbonhidrat yani gluteni çok fazla ön plana çıkarınca hastalığı patladı, hani artık ciddi boyutta ortaya çıktı. Çölyakta araştırıldı. İBS tanısı kondu. Glutensiz ve laktozsuz besleniyor. Aslında bu beslenme düzenini düzelttiğimizde psikolojik açıdanda rahatlama sağlanıyor. Mesela, depresyon olur; huzursuzluk, stres ya da yorgunluk gibi sıkıntılardan da insanlarımız kurtuluyor. Ben bunu oğlumda da, kendimde de görmüş oldum. Uyku da yapıyor ya da dengeyi de bozuyor değil mi? Ersin Bey, sizin şahit olduğunuz durumlar nelerdir?
Uzm. Dr. Ersin Sayar: Otizm epidemisi var, 36'da 1 gibi bir sıklık var. Ve nedeni hala net bilinmiyor ama artık birçok şey aydınlatıldı. Bu bir beyin-bağırsak mikrobiyota aksı bozukluğu. Yani mikrobiyota konusu. Mide-bağırsak sistemimizde taşıdığımız mikroplar her türlü hastalıktan sorumlu ve otizmden de sorumlu son yapılan çalışmalarda da fekal transplantasyon yani dışkı nakli endoskopi yoluyla dışkının verilmesinin yavaş yavaş otizmde belirgin fayda sağlandığı artık gösterilmeye başlandı. İBS (İltihaplı bağırsak Sendromu) de zor vakalarda da olabilir. Daha çok aslında şu anda sadece iltihaplı bağırsak hastalığında yapılıyor ama ileride kaç sene olur bilmiyorum yani 20 sene 30 sene sonra birçok kullanıma girebilir.
Sibel Boz: O zaman diyoruz ki, sağlıklı yaşam için Akdeniz diyeti, protein diyeti..
Elif Hanım, Vakıf olarak sadece çölyaklılara değil, tüm glutenle beslenmeyen gruplarla ilgileniyorsunuz. Sizin karşılaştığınız enteresan durumlar var mı? Mesela çoğu kadınımız da şöyle der; Ben yemek yiyorum, şişiyorum. Ben yemek yiyorum, şişiyorum, sonra bir şeker hastalığı vesaire. çıkıyor. Yani beslenme düzenimizi düzeltmediği için birçok rahatsızlık yaşıyoruz, bunlar da bir türlü gitmiyor.
Doç. Dr. Elif Bal Beşikçi: Çölyak Vakfının temelinde çölyaklılar başlayan bir süreç var. Fakat tabii ki, amacımız glutensiz beslenmeyi yaygınlaştırmak ve glutensiz beslenme gerektiren çeşitli hastalık grupları da var çölyak dışında. Mesela, sizde olan gluten intoleransı. Bunun dışında bazı kronik rahatsızlıkların destekçisi olarak da doktorlar glütensiz beslenmeyi öneriyorlar. Bu tarz farklı hastalık grupları bizi çalışmalarımızı takip ediyorlar.
Not: Glutensiz beslenme günümüzde tip 1 diyabet, nörolojik hastalıklar, otizm, dermatit, irritabl bağırsak sendromu (İBS), romatoid artrit, kardiyovasküler hastalıklar, obezite ve insülin direnci gibi birçok hastalıkta da tedavi amacıyla uygulanmaktadır.Doç. Dr. Elif Bal Beşikçi: Mesela Ticaret Bakanlığıyla yaptığımız çalışmalarda onlardan da çok fazla teşekkür aldık. Sizin, hani bu çalışmalarınız vesilesiyle bu sonuçlardan bizler de faydalanacağız, dediler. Biz de işin içinde oldukça öğreniyoruz. Hiç ismini duymadığım çeşitli hastalıkların bir tarafta glutensiz beslenmeyi gerektiren bir durum olduğunu da görmüş oldum.
Biz bir yemek organizasyonuna katıldık yakınlarda, çok büyük bir organizasyondu. 5000 kişinin katıldığı bir yemek organizasyonu. Oraya da biz özellikle Çölyak Vakfı'ndan geldiğimizi ve çölyaklı olduğumuzu belirttik ve rica ettik. Çünkü o kadar kalabalık bir organizasyonu zaten yürütmek, yemek anlamında kolay değildir ama bize 3 kişi için glutensiz yemek hazırladılar. Bizim için bu Çok kıymetli. Hem de bir farkındalık. Biz o noktada o organizasyonda bu anlamda bir farkındalık oluşturduk.
Şöyle bir şey oldu: Bize, glutensiz yemekler ayrı servis ediliyor. Hem kendi bulunduğumuz masada hem de civardaki masalarda 'Glutensiz yemek var mı? Biz de istiyoruz.' diyenler oldu. Birisinin bir rahatsızlığından dolayı glutensiz besleniyor, öbürü yine aynı şekilde bağırsaklarla ilgili farklı semptomlar nedeniyle glutensiz besleniyor. Gerçekten, ben o an çok şaşırdım ve bunun da yani glutensiz beslenmenin insanlar tarafından hem çeşitli sağlık nedeniyle sağlık sebeplerinden dolayı hastalık nedeniyle hem de belki kendilerini daha iyi hissetmek için -biraz böyle bir popüler bir hali de var- glutensiz beslenmeyi istiyor.
Bu farklı beslenme şekillerinin önemsenmesini istiyoruz. Keşke; önceden davetlilere 'Herhangi bir alerjiniz var mı?' diye sorulsa. Bunlarda mesela gluten alerjisi ilk sıralarda, laktoz olabilir.Ben üniversitede de aynı zamanda hocayım, öğretim üyesiyim. Ve yurt dışında çeşitli konferanslara katıldığımızda daha o konferansa gitmeden öncesinde bize bu alerjenlerle alakalı bizden bilgi alınıyor. Biz o bilgiyi veriyoruz ve ona göre de yemekler hazırlanıyor. Açıkçası, bu noktaya gelmek istiyoruz.Sibel Boz: Biz de bunun için aracı oluyoruz.
Doç. Dr. Elif Bal Beşikçi: Teşekkürler. Çok sağ olun. Ben de teşekkür ederim. Glutensiz bir ilacı yok henüz geliştirilmiş hocamız da söyledi ve bizim glutensiz beslenme bir yaşam biçimimiz. Aslında bunu bir yaşam biçimi haline getirmemiz gerekir. Hastalık değil aslında, glutensiz bir yaşam biçimi. Ama tabii ki şu anda zor bir yaşam biçimi. Eee, restoranlar yani programın başında da bahsettiğim birçok sebep hem ekonomik zorluklar hem Eee glutensiz yiyeceklere ulaşma güçlüğü müz insanların glutensiz yiyeceğinin ne olduğunu bile bilmemesi gibi çeşitli e zorluklar var var biz bu zorlukları yaptığımız faaliyetlerle vakıfla e çalışmalarımızla farkındalığı yükseltip Eee konforlu bir yaşam biçimine dönüştürmek istiyoruz.
Sibel Boz: Aslında restoranlar da şunu bilmeli. 'Biz glutensiz ürünler satıyoruz.' dediğinde, bizim gibi insanlar bu yerleri aradığı için oraları sık sık ziyaret etmeye başlıyor. Yani küçük bir değişiklikle dokunuşlarla kendi hitap ettikleri alanlarını genişletebilirler.
Doç. Dr. Elif Bal Beşikçi: Evet, burada şöyle bir şey de var. Ona da bir ek yapmak istiyorum. Sağlıklı beslenme için tercihen glütensiz beslenen kişiler de var. Bundan dolayı da bazı kafelerde, pastanelerde, çeşitli yerlerde glutensiz ürünler çıkmaya başladı. Görüyoruz var ama biz şununla karşılaşıyoruz: "Glutensiz ama çölyak için uygun değil." Yani aslında bu ürün gerçek anlamda glutensiz üretilmemiş, normal bir ortamda çeşitli unların varlığında herhangi bir özen gösterilmeden glutenli bir şekilde üretiliyor. Oysa ki, sadece kullanılan un glutensiz.
"Glutensiz ama çölyak için uygun değil." gibi bir isim almış olması doğru değil. Bu yaklaşımın doğru olmadığına dair yetkili kişilerden de teyit aldık. Yani glutensiz beslenmenin yaygınlaşmasını istiyoruz. Yiyeceklerimiz restoranlarda, kafelerde, pastanelerde her yerde olsun, biz yemek için zorlanmamayı istiyoruz. Çünkü yemek yaşamımızın en temel ihtiyacıdır. Ama bu yaygınlaşırken de doğru yaygınlaşması lazım.Nergiz Süslü: Elif Hanım, Vakfın üyesi olmak için ne gibi şartlar aranıyor, üye alınıyor mu?
Doç. Dr. Elif Bal Beşikçi: Web sitemiz üzerinden üyelik alıyoruz. Üyelerimiz ve gönüllü üyelerimiz var sayılarımız da bir hayli fazla. Üyelik ücretsiz. Çölyaklı olmak zorunda da değiller. Üye olmak isteyen kişiler web sitemiz üzerinden üye olabilirler.
Sibel Boz: Ben de dün araştırırken Vakfınızın sadece çölyakla ilgili olmadığını öğrendim. Kesinlikle üye olacağım ve çalışmalarınızı destekleyeceğim. Çünkü aile olarak zaten İBS, gluten intoleransı var olduğu için yani glutenden uzak duran bir aile olduğumuz için ne kadar yaygınlaşırsa bizim için o kadar güzel olur.
Sibel Boz: Ersin Bey, sağlıklı beslenmeye geçildikten sonra.. Sizin annelere tavsiyeniz nedir?
Uzm. Dr. Ersin Sayar: Anneler en ufak bir problem gördüğü sorunlarda, çocuğunda hakikaten bir sorun vardır.
Tabii önce sağlıklı beslenme. Yani en basit marketlerdeki bazı abur cubur tarzı ürünleri bile bıraksak, bizim için bu bile yeterli olabilir. Birincisi ailecek bunu yapabiliriz.
İkinci olarak bir sıkıntı varsa zaten aile çocuğunu doktora getirmesi lazım.
Sibel Boz: Ben çok teşekkür ediyorum, geldiğiniz için. O yani, hani sizinle tanıştığımıza da yüz yüze çok memnun oldum. Hatta sizi Kartal'da da ağırlamıştık biz. Aslında gluten programında orada tanışmak nasip olmamıştı. Teşekkür ediyorum.
Nergiz Süslü: Programımızı bitirmeden önce hocalarımızın izleyicilerimize son mesajlarını da almak isteriz.
Doç. Dr. Elif Bal Beşikçi: Ben öncelikle davet ettiğiniz ve ağırladığınız için çok teşekkür ederim. Çünkü amacımız bu insanların ne gibi zorluklar yaşadıklarını, yaşamların ve hayatımızın nasıl daha kolay hale getirilebileceğini mümkün olabildiğince duyurmak. Sesimizi duyurmak istiyoruz. Buna da vesile olduğunuz için teşekkür ederim.
Uzm. Dr. Ersin Sayar: Benim Çocuk Gastroenteroloji Uzmanı olarak söylemek istediğim; Herhangi bir şikayette, herhangi bir mide bağırsak şikayeti olduğu zaman -kendilerinde de çocuklarında da- bir Gastroenteroloji uzmanına da başvurabilirler. Burada çölyak hastalığı çıksın çıkmasın, mide bağırsak sağlığımız aynı zamanda psikolojimiz için de çok önemlidir. Bunu vurgulamak isterim.
Nergiz Süslü: Evet sevgili izleyiciler gerçekten çok önemli bir konu hepimiz için. Bundan sonraki sürecimiz ne oluyor? Çölyakla ilgili, glutenle ilgili merak ettiklerimizi ve öğrenmemiz gerekenleri sormak istediğimizde ulaşabileceğimiz en azından bir vakıf var ve bu vakıfa internetten girip ulaşabilirsiniz. Sorularınızı sorabilirsiniz. Burada ben gazeteci arkadaşım Sibel hanıma da teşekkür ediyorum. Çok önemli bir konuya gerçekten değindi ve konuklarımızı misafir etti. Bugünlük bu kadar, bir sonraki sağlık için programında yine sizlerle buluşmak üzere. Sağlıcakla kalın...