☰
✕

AB'nin 2026 Türkiye Raporu mercek altında: Yargıda gerileme, ekonomide ilerleme, reformlarda eksiklik

Avrupa Komisyonunun 120 sayfalık 2026 Türkiye Raporu, ülkenin ekonomi, bilim ve araştırma alanlarındaki ilerlemesini ortaya koyarken yargı bağımsızlığı, demokrasi, yolsuzlukla mücadele ve temel haklar konusunda ciddi eleştiriler içerdi. Kamu ihalelerinden TÜİK'in bağımsızlığına, basın özgürlüğünden Gümrük Birliği'ne kadar birçok başlıkta eksiklikler sıralandı. Ankara ise siyasi değerlendirmeleri reddederken ekonomik alandaki olumlu tespitleri kabul etti.

Avrupa Komisyonunun 4 Kasım 2026'da yayımladığı Türkiye Raporu, yalnızca Avrupa Birliği (AB) üyelik sürecini değil, Türkiye'nin siyasi, ekonomik ve kurumsal yapısını da kapsamlı biçimde ele aldı.

120 sayfalık raporda demokratik kurumların işleyişi, yargı bağımsızlığı, temel haklar, kamu yönetimi, ekonomi, eğitim, bilim, enerji ve dış politika gibi başlıklar değerlendirildi.

Komisyonun incelemesi, Türkiye'nin bazı ekonomik ve teknik alanlarda ilerleme sağladığını ancak özellikle hukuk devleti ve demokratik kurumların işleyişinde önceki yıllarda tespit edilen sorunların devam ettiğini ortaya koyuyor.

Karşı Sav Haber, raporun ana başlıklarını, Avrupa Komisyonunun değerlendirmelerini ve Türkiye'nin resmî yanıtını karşılaştırdı.

Demokrasi ve siyasi kurumlar: Meclisin denetim yetkilerine eleştiri

Avrupa Komisyonu, Türkiye'deki seçim sisteminin farklı siyasi seçenekler arasında tercih yapılmasına imkân sağladığını kabul ederken siyasi partiler arasındaki rekabet koşullarının eşitliği konusunda endişelerini dile getirdi.

Raporda, muhalefet temsilcilerine ve seçilmiş yerel yöneticilere yönelik adli işlemlerin siyasi rekabet üzerindeki etkisi ele alındı.

Komisyon, cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde yürütmenin yetkilerinin genişliğine ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin yürütmeyi denetleme kapasitesindeki sınırlılıklara dikkat çekti.

Yerel yönetimlere ilişkin bölümde ise belediye başkanlarına yönelik görevden uzaklaştırma, tutuklama ve kayyum uygulamalarının yerel demokrasi üzerindeki etkileri sorgulandı.

Raporda, 1 Eylül 2025'ten itibaren CHP'li 22 belediye başkanının görevden uzaklaştırıldığı veya tutuklandığı, 2024 yerel seçimlerinden bu yana bu kapsamdaki toplam sayının 49'a ulaştığı belirtildi.

Bu rakamlar Avrupa Komisyonunun raporda aktardığı verilerdir. İşlemlerin hukuki gerekçeleri ve her dosyanın yargılama süreci ayrıca değerlendirilmesi gereken konulardır.

Yargı bağımsızlığı: AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararları gündemde

Raporun en kapsamlı eleştirilerinden biri yargı sistemine yönelik oldu.

Avrupa Komisyonu, Türkiye'nin yargı bağımsızlığı alanında hazırlık düzeyinin erken aşamada bulunduğunu ve inceleme döneminde gerilemenin sürdüğünü değerlendirdi.

Raporda özellikle Hâkimler ve Savcılar Kurulunun (HSK) yapısı, yürütmenin yargı üzerindeki etkisi ve yüksek mahkeme kararlarının uygulanması üzerinde duruldu.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) bazı kararlarının yerine getirilmemesi ve alt derece mahkemelerinin Anayasa Mahkemesi kararlarına uymaması, Komisyon tarafından hukuk devleti açısından önemli sorunlar arasında gösterildi.

Osman Kavala davasına ilişkin AİHM kararları da bu bölümde yer aldı.

Komisyon, Türkiye'ye HSK'nin yapısının ve üyelerinin belirlenme süreçlerinin gözden geçirilmesini, yargıya siyasi müdahale riskinin azaltılmasını ve adil yargılanma güvencelerinin güçlendirilmesini önerdi.

Yolsuzlukla mücadele ve kamu ihaleleri: İlerleme kaydedilmedi

Raporda dikkat çeken başlıklardan biri yolsuzlukla mücadele oldu.

Avrupa Komisyonu, Türkiye'nin bu alanda erken hazırlık aşamasında bulunduğunu ve inceleme döneminde ilerleme kaydedilmediğini bildirdi.

Komisyon, yolsuzluğun önlenmesine yönelik kapsamlı bir reform stratejisi ve uygulama planı oluşturulması gerektiğini belirtti.

Avrupa Konseyinin Yolsuzluğa Karşı Devletler Grubu (GRECO) tarafından yapılan tavsiyelerin hayata geçirilmesi de öncelikler arasında gösterildi.

Kamu ihaleleri konusunda ise Türkiye'nin orta düzeyde hazırlıklı olduğu, ancak rapor döneminde ilerleme sağlanmadığı ifade edildi.

Özellikle pazarlık usulünün yaygın kullanımı, ihale istisnaları, kamu desteklerinin şeffaflığı ve rekabet koşulları eleştirildi.

Komisyon, kamu ihalelerinde istisnaların azaltılmasını ve sözleşme performansının daha etkin denetlenmesini istedi.

Basın özgürlüğü ve temel haklar: Yasal düzenlemeler eleştirildi

Avrupa Komisyonu, ifade ve basın özgürlüğü alanında da gerileme yaşandığını değerlendirdi.

Raporda gazetecilere, akademisyenlere, avukatlara, insan hakları savunucularına ve hükümeti eleştiren kişilere yönelik soruşturma ve kovuşturmalar üzerinde duruldu.

Terörle mücadele, dezenformasyon ve siber güvenlik alanındaki bazı yasal düzenlemelerin geniş veya belirsiz ifadeler içerdiği, bunun da ifade özgürlüğünü sınırlama riski oluşturduğu savunuldu.

Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun uyguladığı idari ve mali yaptırımlar da eleştirilen konular arasında yer aldı.

Komisyon, medya kuruluşlarının siyasi baskıdan bağımsız faaliyet gösterebilmesini sağlayacak hukuki güvencelerin güçlendirilmesini önerdi.

Temel haklar bölümünde ayrıca kadın hakları, ayrımcılıkla mücadele, azınlıkların korunması ve LGBTİ+ bireylerin haklarına ilişkin değerlendirmelere yer verildi.

Ekonomi: Piyasa ekonomisinde ilerleme, enflasyonda sorunlar

Siyasi başlıklardaki eleştirilerin aksine Avrupa Komisyonu, Türkiye ekonomisinin bazı alanlarda ilerleme kaydettiğini belirtti.

Raporda Türkiye'nin işleyen bir piyasa ekonomisi oluşturma konusunda ileri düzeyde bulunduğu ve inceleme döneminde belirli ilerlemeler sağladığı ifade edildi.

Bankacılık sektörünün güçlü sermaye yapısı ve ekonominin çeşitlenmiş üretim kapasitesi olumlu değerlendirildi.

Buna karşılık yüksek enflasyon, ekonomik istikrarın kırılganlığı, iş gücü piyasasındaki yapısal sorunlar ve Merkez Bankasının kurumsal bağımsızlığına ilişkin eksiklikler vurgulandı.

Komisyon, Merkez Bankasının güvenilirliğini yeniden tesis etme konusunda ilerleme kaydettiğini ancak bağımsızlığının yeterince güvence altına alınmadığını belirtti.

Türkiye'nin AB içindeki rekabet baskısıyla baş edebilme kapasitesi iyi düzeyde değerlendirilirken bu alandaki ilerleme sınırlı bulundu.

TÜİK'e özel değerlendirme: Güven ve bağımsızlık vurgusu

Raporda Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) hakkında da değerlendirmeler yer aldı.

Avrupa Komisyonu, ulusal hesaplarda yapılan güncellemeleri, Tüketici Fiyat Endeksi hesaplama yöntemindeki değişiklikleri ve tarım sayımını ilerleme olarak kaydetti.

Bununla birlikte TÜİK'in yayımladığı istatistiklere yönelik kamu güveninin artırılması gerektiğini belirtti.

Komisyon, kurum başkanının atanması ve görevden alınmasında şeffaf ve mesleki kriterlerin oluşturulmasını önerdi.

Eğitim, bilim ve teknoloji: Araştırmada ilerleme, eğitimde sınırlı gelişme

Raporda Türkiye'nin bilim ve araştırma alanında ileri düzeyde hazırlıklı olduğu ve inceleme döneminde iyi ilerleme kaydettiği belirtildi.

Avrupa Birliği'nin Horizon Europe araştırma programına katılımın geliştirilmesi yönündeki çalışmalar olumlu değerlendirildi.

Eğitim ve kültür alanında ise hazırlık düzeyi orta seviyede, kaydedilen ilerleme sınırlı bulundu.

Üniversitelerin kurumsal özerkliği, akademik özgürlük, bağımsız akreditasyon ve eğitime erişimde fırsat eşitliği konularında reform ihtiyacı vurgulandı.

Dijital dönüşüm alanında 5G çalışmalarının ilerlemesi, elektronik devlet hizmetlerinin genişlemesi ve siber güvenlik alanındaki kurumsal yapılanma olumlu gelişmeler arasında gösterildi.

Ancak internet düzenlemeleri, medya çoğulculuğu ve düzenleyici kurumların bağımsızlığı konusunda eleştiriler sürdü.

Enerji ve çevre: Yenilenebilir enerjiye ilerleme, Rusya'ya bağımlılık devam ediyor

Avrupa Komisyonu, Türkiye'nin yenilenebilir enerji kaynaklarını geliştirme ve enerji arzını çeşitlendirme yönünde sınırlı ilerleme sağladığını belirtti.

Buna karşılık Rusya'ya enerji bağımlılığının devam ettiği ifade edildi.

Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nin güvenlik standartlarına uyumu, doğal gaz piyasasındaki düzenlemeler ve enerji sektöründe rekabet koşulları raporun diğer başlıkları arasında yer aldı.

Çevre ve iklim politikalarında 2025 yılında kabul edilen İklim Kanunu ve sonrasında hazırlanan düzenlemeler olumlu adımlar olarak değerlendirildi.

Ancak ulusal emisyon ticaret sisteminin henüz faaliyete geçmediği belirtildi.

Komisyon, depremden etkilenen bölgelerde yeniden inşa çalışmalarında çevre standartlarının uygulanması ve asbest maruziyetinin önlenmesi gerektiğini de vurguladı.

Gümrük Birliği: Ticaret büyüyor, güncelleme beklentisi sürüyor

Rapora göre Türkiye, 2025 yılında AB'nin beşinci büyük ticaret ortağı konumunu korudu.

İki taraf arasındaki ticaret hacmi 218 milyar avroyu aştı.

Buna karşılık Gümrük Birliği mevzuatına uyum konusunda rapor döneminde ilerleme kaydedilmediği belirtildi.

Komisyon, ithalat ve ihracat kısıtlamaları ile bazı ilave vergilerin mevcut Gümrük Birliği yükümlülükleriyle uyumlu olmadığını değerlendirdi.

Türkiye ise Gümrük Birliği'nin güncellenmesini uzun süredir talep ediyor.

Dışişleri Bakanlığı, raporun ekonomik ve ticari verilerinin Türkiye'nin güncelleme beklentisini desteklediğini savundu.

Dış politika ve güvenlik: Stratejik ortaklık, farklı diplomatik tutumlar

Avrupa Komisyonu, Türkiye'nin bölgesel güvenlik açısından önemini vurgularken AB'nin ortak dış ve güvenlik politikasına uyumunun düşük kaldığını belirtti.

Raporda Türkiye'nin Ukrayna, Suriye, Gazze ve Güney Kafkasya'daki diplomatik rolüne değinildi.

Türkiye'nin Rusya'ya yönelik AB yaptırımlarını uygulamaması eleştirilirken yaptırımların Türkiye üzerinden aşılmasının önlenmesine yönelik kısmi iş birliğine de dikkat çekildi.

Kıbrıs ve Doğu Akdeniz konusundaki anlaşmazlıklar ise devam eden başlıklar arasında yer aldı.

Ankara'nın yanıtı: Siyasi eleştiriler reddedildi, ekonomik tespitler olumlu karşılandı

Dışişleri Bakanlığı, 4 Kasım 2026 tarihli açıklamasında Avrupa Komisyonunun siyasi kriterler, yargı ve temel haklara ilişkin değerlendirmelerini reddetti.

Bakanlık, AB'nin Türkiye'ye karşı önyargılı ve hakkaniyetten uzak davrandığını, bazı değerlendirmelerin çifte standart içerdiğini savundu.

Kıbrıs ve Doğu Akdeniz konularında da AB'nin Yunanistan ve Kıbrıs Rum tarafının görüşlerini benimsediği ileri sürüldü.

Buna karşılık Bakanlık, ekonomik ve parasal politikalardaki ilerlemeye, işleyen piyasa ekonomisine ve Türkiye'nin rekabet kapasitesine ilişkin tespitleri önemli bulduğunu açıkladı.

Türkiye'nin bağlantısallık, tedarik zincirleri, savunma ve güvenlik alanlarındaki rolüne yapılan olumlu atıfların da memnuniyetle karşılandığı belirtildi.

Bakanlığın açıklamasında, rapordaki yargı bağımsızlığı, yüksek mahkeme kararları ve kamu ihaleleri gibi belirli başlıklara ilişkin ayrıntılı, madde bazında bir karşı değerlendirmeye yer verilmedi.

Sonuç: Üyelik süreci durgun, ekonomik ve stratejik ilişkiler devam ediyor

Avrupa Komisyonunun 2026 Türkiye Raporu, ülkenin Avrupa Birliği ile ilişkilerinde iki farklı eğilimin sürdüğünü ortaya koyuyor.

Bir tarafta ticaret, bilimsel araştırma, dijitalleşme ve bölgesel güvenlik alanlarında devam eden iş birliği bulunuyor. Diğer tarafta yargı bağımsızlığı, temel haklar, kamu yönetimi ve demokratik kurumların işleyişine ilişkin ciddi görüş ayrılıkları yer alıyor.

Türkiye'nin 1999 yılında elde ettiği AB adaylık statüsü devam etse de 2018'den bu yana katılım müzakerelerinde ilerleme sağlanamıyor.

Komisyonun raporu, bu durgunluğa yol açan temel siyasi sorunların giderilmediği görüşünü yineliyor.

Türkiye'nin rapora verdiği yanıt da siyasi eleştiriler ile ekonomik değerlendirmeler arasında açık bir ayrım ortaya koyuyor.

Raporun genel tablosu, Türkiye'nin AB ile ekonomik ve stratejik ilişkilerinin sürmesine rağmen üyelik için gerekli siyasi kriterler konusunda taraflar arasındaki anlaşmazlıkların devam ettiğini gösteriyor.

Kaynaklar: Avrupa Komisyonu, Türkiye 2026 Report, SWD(2026) 696 final, 4 Kasım 2026; Avrupa Komisyonu 2026 Genişleme Paketi; T.C. Dışişleri Bakanlığı, 4 Kasım 2026 tarihli ve 212 numaralı açıklama; Reuters, 4 Kasım 2026.

Araştırma notu: Raporun sayısal verileri ve kurumsal değerlendirmeleri kaynaklarına atfedilmiştir. Bu dosya rapor analizi niteliğindedir; raporda geçen tüm adli ve siyasi iddiaların bağımsız olarak doğrulandığı anlamına gelmez.

Avrupa Komisyonu 2026 Türkiye Raporu rapor analizi