Türkiye, yakın tarihinin en yıkıcı afetlerinden 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 27’nci yıl dönümünde hayatını kaybedenleri anıyor.
Merkez üssü Kocaeli’nin Gölcük ilçesi olan deprem, 17 Ağustos 1999’da saat 03.02’de meydana geldi. AFAD’ın arşivindeki resmi verilere göre depremde 17 bin 480 kişi yaşamını yitirdi, 23 bin 781 kişi yaralandı.
Deprem yalnızca büyük can ve mal kaybına yol açmadı; Türkiye’nin afet yönetimi sisteminde de önemli değişikliklerin önünü açtı.
AFAD, 17 Ağustos depremini afet yönetiminde bir dönüm noktası olarak tanımlıyor. Afet ve acil durumlarda farklı kurumlara dağılmış yetki ve koordinasyonun tek elde toplanması ihtiyacı doğrultusunda 5902 sayılı kanun 2009’da kabul edildi ve Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı kuruldu. AFAD aynı yılın aralık ayında resmen faaliyete başladı.
Marmara için risk azaltma çalışmaları sürüyor
Aradan 27 yıl geçmesine rağmen Marmara Bölgesi’nin afetlere hazırlığı kamu politikalarının önemli başlıklarından biri olmayı sürdürüyor.
2026’da Cumhurbaşkanlığı Yerel Yönetim ve Afet Politikaları Kurulu tarafından düzenlenen Marmara Bölgesi Doğa Kaynaklı Afetler Çalıştayı kapsamında yönetsel ve hukuki yapıdan risk azaltmaya, afet anı yönetiminden iklim, su ve gıda güvenliğine kadar 6 ana tema ve 24 alt çalışma masası oluşturuldu. Bazı oturumlara AFAD ev sahipliği yaptı.
Bilimsel deprem araştırmaları için de yeni bir adım atıldı. TÜBİTAK ve AFAD’ın eş finansmanıyla hazırlanan 1001-UDAP Ulusal Deprem Araştırmaları Programı Ortak Çağrısı, 31 Temmuz 2026’da açıldı.
Programla deprem kaynak süreçlerinin daha iyi anlaşılması, yeni gözlem teknolojilerinin geliştirilmesi ve deprem tehlike-risk analizlerinin ilerletilmesine yönelik araştırmaların desteklenmesi hedefleniyor.
Deprem tehlikesi ile deprem riski aynı şey değil
Deprem tartışmalarında sıkça birbirinin yerine kullanılan “tehlike” ve “risk” kavramları aynı anlama gelmiyor.
Deprem tehlikesi, belirli bir bölgede meydana gelebilecek sismik hareketi ifade ederken; deprem riski, bu tehlikenin gerçekleşmesi halinde insanlar, yapılar, ekonomi ve toplum üzerinde oluşabilecek kayıplarla ilgili.
AFAD da Türkiye Deprem Tehlike Haritası’nın bir risk haritası olmadığını özellikle vurguluyor. Bir bölgedeki gerçek riskin belirlenebilmesi için yapıların, nüfusun, ekonomik değerlerin ve çevrenin olası depremden nasıl etkileneceğinin de değerlendirilmesi gerekiyor.
Bu nedenle deprem tehlikesinin ortadan kaldırılması mümkün olmasa da dayanıksız yapıların yenilenmesi, doğru kentleşme, afet planları, eğitim ve hazırlık çalışmalarıyla can ve mal kaybı riski azaltılabiliyor. Riskli yapıların 6306 sayılı kanun kapsamında riskli alanların içinde veya dışında tespit edilebilmesi de mevcut dönüşüm sisteminin temel araçlarından biri.
17 Ağustos yalnızca bir anma günü değil
17 Ağustos’un yıl dönümü bu nedenle yalnızca 1999’da hayatını kaybedenlerin anıldığı bir tarih değil.
Aynı zamanda Türkiye’nin 27 yılda yapı güvenliği, kentlerin depreme hazırlanması, afet yönetimi ve toplumsal farkındalık alanlarında ne kadar ilerlediğinin sorgulandığı bir gün olmayı sürdürüyor.
Türkiye’nin aktif tektonik yapısı nedeniyle yüksek deprem tehlikesine sahip olduğunu belirten AFAD da deprem süreçlerinin bilimsel olarak anlaşılması ve risk azaltma çalışmalarının geliştirilmesini ulusal öncelikler arasında gösteriyor.















