Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılına ilişkin Araştırma-Geliştirme Faaliyetleri Araştırması sonuçlarını 30 Ekim 2026 tarihinde yayımladı.
Verilere göre Türkiye'de gayrisafi yurt içi Ar-Ge harcaması, 2024 yılına kıyasla 328 milyar 607 milyon lira artarak
980 milyar 428 milyon liraya ulaştı.Böylece
Ar-Ge harcamaları cari fiyatlarla yaklaşık yüzde 50,4 artış gösterdi. Ancak bu yükseliş enflasyonun etkisini de içerdiğinden doğrudan reel büyüme olarak değerlendirilemiyor.
Ar-Ge harcamalarının milli gelirdeki payı yüzde 1,55 oldu
TÜİK verilerine göre Türkiye'nin Ar-Ge harcamalarının gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) içindeki payı 2024 yılında yüzde 1,46 iken 2025 yılında yüzde 1,55'e yükseldi.
Bu artış, araştırma-geliştirme faaliyetlerine ayrılan kaynakların ekonomik büyüklüğe oranla da yükseldiğini gösterdi.Ar-Ge harcamaları; bilimsel araştırmaları, yeni teknolojilerin geliştirilmesini, ürün ve süreç iyileştirmelerini kapsıyor.
Harcamaların yüzde 65'ini şirketler gerçekleştirdi
2025 yılında Ar-Ge faaliyetlerine en fazla kaynak ayıran kesim mali ve mali olmayan şirketler oldu.Toplam Ar-Ge harcamalarının yüzde 65'i şirketler tarafından gerçekleştirildi.Yükseköğretim kurumları yüzde 30,3 payla ikinci sırada yer alırken genel devlet ve kâr amacı olmayan kuruluşların payı yüzde 4,7 oldu.Harcama türlerine bakıldığında ise personel giderleri yüzde 58,8 ile en büyük kalemi oluşturdu.

Ar-Ge finansmanında özel sektör ilk sırada
Ar-Ge faaliyetlerinin finansmanında da şirketler yüzde 52,5 payla ilk sırada yer aldı.Finansmanın yüzde 31,1'i genel devlet, yüzde 14,1'i
yükseköğretim kurumları ve yüzde 2,3'ü yurt dışı kaynaklar tarafından karşılandı.Bu veriler, harcamayı gerçekleştiren kurumlarla finansmanı sağlayan kurumların her zaman aynı olmadığını da ortaya koyuyor.
İstanbul ve Ankara toplam harcamaların yüzde 61,8'ini gerçekleştirdi
Türkiye'nin Ar-Ge yatırımlarında bölgesel yoğunlaşma dikkat çekti.TÜİK'in bölgesel verilerine göre 2025 yılında toplam Ar-Ge harcamalarının yüzde 31,8'i İstanbul'da, yüzde 30'u ise Ankara'da gerçekleştirildi.Böylece yalnızca iki ilin toplam harcamalardaki payı yüzde 61,8'e ulaştı.Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu ve Yalova illerini kapsayan TR42 bölgesi ise yüzde 9,5 payla üçüncü sırada yer aldı.Ar-Ge personelinin dağılımında da İstanbul yüzde 32,2 ile ilk sırada bulunurken Ankara yüzde 19,8 pay aldı.
Ar-Ge alanında yaklaşık 318 bin tam zaman eşdeğer personel
Araştırmaya göre 2025 yılında tam zaman eşdeğeri (TZE) cinsinden Ar-Ge personeli sayısı 317 bin 982 oldu.Bu personelin yüzde 67,9'u şirketlerde, yüzde 29'u yükseköğretimde, yüzde 3'ü ise genel devlet ve kâr amacı olmayan kuruluşlarda çalıştı.Tam zaman eşdeğeri, farklı çalışma sürelerinin tam zamanlı çalışan karşılığına dönüştürülmesiyle hesaplanıyor. Dolayısıyla bu rakam, Ar-Ge alanında çalışan benzersiz kişi sayısıyla aynı anlama gelmiyor.
Kadınların Ar-Ge personelindeki payı yüzde 34,1
2025 yılında tam zaman eşdeğerine göre
Kadın Ar-Ge personeli sayısı 108 bin 453 olarak kaydedildi.Kadınlar toplam Ar-Ge personelinin yüzde 34,1'ini oluşturdu.Kadınların payı yükseköğretimde yüzde 48,1'e ulaşırken şirketlerde yüzde 28,2, genel devlet ve kâr amacı olmayan kuruluşlarda ise yüzde 32,2 olarak gerçekleşti.
Yüksek teknolojiye yönelik araştırmalar öne çıktı
İmalat sanayinde gerçekleştirilen 322 milyar 656 milyon liralık Ar-Ge harcamasının yüzde 47,7'si yüksek teknoloji faaliyetlerinde bulunan girişimler tarafından yapıldı.Orta yüksek teknoloji faaliyetlerinin payı yüzde 40,7 olurken orta düşük teknoloji faaliyetleri yüzde 7,2, düşük teknoloji faaliyetleri ise yüzde 4,4 pay aldı.Böylece imalat sanayindeki Ar-Ge harcamalarının yüzde 88,4'ü yüksek ve orta yüksek teknoloji faaliyetlerinde yoğunlaştı.
Ar-Ge yatırımlarındaki artış ne anlama geliyor?
Ar-Ge harcamalarının yükselmesi, Türkiye'de bilimsel araştırma ve teknoloji geliştirme faaliyetlerine ayrılan kaynakların arttığını gösteriyor.Ancak harcama büyüklüğü tek başına bilimsel üretimin, patentlerin, teknoloji ihracatının veya verimliliğin aynı oranda arttığı anlamına gelmiyor.Yatırımların ekonomik sonuçlarını değerlendirebilmek için patent başvuruları, yüksek teknoloji ihracatı, araştırma çıktıları ve üretkenlik gibi göstergelerin de birlikte incelenmesi gerekiyor.
TÜİK'in 2025 verileri, Türkiye'de Ar-Ge harcamalarının milli gelir içindeki payının yükseldiğini; buna karşılık yatırımların büyük bölümünün şirketlerde ve İstanbul ile Ankara'da yoğunlaştığını ortaya koydu.Kaynak: Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Araştırma-Geliştirme Faaliyetleri Araştırması, 2025, Haber Bülteni No: 58011, 30 Ekim 2026.