İstanbul’da 1 Ocak’ta düzenlenen “Şehitlerimize Rahmet, Filistin’e Destek, İsrail’e Lanet” yürüyüşünün ardından “Kelime-i Tevhid” bayrağı taşıyan İsmail Aydemir‘e yumruk atan Yıldız Teknik Üniversitesi 4. sınıf öğrencisi Ege Akersoy tahliye edildi.İddianamede, Adli Tıp Kurumu raporuna göre, İsmail Aydemir’in yaralanmasının “mevcut tıbbi belgedeki arızasının kişinin yaşamını tehlikeye sokmadığı, basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğu” kanaatinin bildirildiği kaydedildi.İstanbul 11. Asliye Ceza Mahkemesi, Akersoy’un tutukluluk tedbirinin ölçülü olmadığına karar verdi. Mahkeme kararında, ‘Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme’ suçuna yönelik eyleminin vasıf değiştirme ihtimali de göz önüne alınarak tahliyesine hükmedildi” denildi. Ege Akersoy’a yurtdışına çıkma yasağı konuldu. Davanın ilk duruşması 14 Şubat’ta yapılacak.
Hilafet çağrısı Anayasa’ya aykırı mı?
Anayasa Hukukçuları Prof. Dr. Şule Özsoy Boyunsuz ve Prof. Dr. Süheyl Batum, hilafet çağrısının hangi koşullar altında suç teşkil ettiğini Medyascope’tan Edanur Tanış'a anlattı. Alıntı:Anayasa Hukukçusu Prof. Dr. Şule Özsoy Boyunsuz hilafet talebinin Anayasa’ya aykırı olması için kolektif olarak bir siyasi parti tarafından eylemli bir biçimde talep edilmesi gerektiğini söylüyor.Laikliğin Anayasa’nın değişmez hükümlerinin arasında yer aldığını hatırlatan ve laik bir devlette de hilafet olmayacağının altını çizen Boyunsuz, bu çağrının siyasi partilere yasaklanmış bir alanda olduğunu söylerken, talebin hangi koşullarda suç teşkil edebileceğini de şöyle açıkladı:“Bir kişi bireysel olarak çıkıp, ‘Ben hilafet istiyorum, keşke kaldırılmasaydı’ dediği zaman bu suç teşkil etmez ancak bunu gerçekleştirmeye yönelik baskı, dayatma ve şiddet içeren toplu bir eylem söz konusu olduğunda bu Anayasa’ya aykırı olur. “
















