Haber: Mustafa USTA(SİNOP) - Sinop Nükleer Karşıtı Platform Yönetim Kurulu Üyesi Zeki Karataş, "Amaçları Nükleer Santral kurulması planlanan bölgede yöre halkını Nükleer santraller konusunda bilgilendirmek ve sağlık taraması yapmaktı. 22 Temmuz günü Akliman bölgesinde denizde hem rip akıntısı vardı, hem de deniz çok hırçın ve dalgalıydı! O gün Karadeniz; Soner, Öner ve Güneş'i bizden aldı. Onları o gün sonsuzluğa uğurladık. Ama mücadelemiz hala sürüyor ve Sinop Nükleer Güç Santrali projesi tarihin çöp sepetine atılana dek de sürecek" dedi.
Nükleer santrallere karşı etkinlikler için 2006 yılında Sinop'a gelen ve girdikleri denizde dalgalara kapılarak hayatlarını kaybeden Ankara Üniversitesi öğrencisi üç genç unutulmadı. Sinop Nükleer Karşıtı (NKP) Platformu tarafından düzenlenen etkinlikle Soner Balta, Öner Balta ve Güneş Korkmaz, 19'uncu ölüm yıldönümlerinde Uğur Mumcu Meydanı Soner-Öner-Güneş Yolu üzerinde düzenlenen çeşitli etkinliklerle anıldı.
"Onlar "Nükleere İnat Yaşasın Hayat" şiarıyla hayatlarını verenlerdi"
Sinop Nükleer Karşıtı Platform Yönetim Kurulu Üyesi Zeki Karataş, şöyle konuştu.
Onlar, geleceklerine sahip çıkıp, doğayı ve insan yaşamını savunan, ülkemizin nükleer çöplük haline getirilmesine izin vermeyen, ne Sinop'ta ne de bir başka yerde hayatlar solmasın diye, ülkemizin hiçbir yerinde nükleer santral kurulmasını istemeyenlerdi. Onlar "Nükleere İnat Yaşasın Hayat" şiarıyla hayatlarını verenlerdi. Sinop'ta düzenlediğimiz Nükleersiz Yaşam Şenliğinde Jeoloji Mühendisliği öğrencisi Soner Balta'yı, kardeşi Öner Balta'yı ve Makine Mühendisliği Öğrencisi Güneş Kormaz'ı yitirdiğimiz ve sonsuzluğa uğurladığımız tarihin üzerinden tam 19 yıl geçti. Takvim yaprakları 22 Temmuz 2006 yılını gösteriyordu. Sinop Nükleer Karşıtı Platform ve Bileşenleri olarak 17-23 Temmuz 2006 tarihleri arasında siyasal iktidar tarafından Sinop'ta kurulması planlanan Sinop Nükleer Güç Santrallarına karşı farkındalık yaratmak ve karşı duruşumuzu göstermek için "Sinop'ta Nükleersiz Yaşam Şenliği" düzenlenmiştik. Sinop'ta verilen mücadeleye destek vermek ve mücadeleyi bilince taşımak için her kesimden insan toplulukları ile birlikte TMMOB ve TTB'ye bağlı odalardan oluşan öğrenci dostlarımız da destek için Sinop'ta bulunuyorlardı. TMMOB ve TTB'ye bağlı Odaların Öğrenci Gençliği bu etkinlikte aktif olarak yerlerini almışlardı. Sayıları da kalabalıktı. Bu nedenle Öğrenci Gençliği Sinop Akliman bölgesindeki Martı Kamping'de bir hafta süreyle kamp kurmuşlardı. Amaçları Nükleer Santral kurulması planlanan bölgede yöre halkını Nükleer santraller konusunda bilgilendirmek ve sağlık taraması yapmaktı. 22 Temmuz günü Akliman bölgesinde denizde hem RİP akıntısı vardı, hem de deniz çok hırçın ve dalgalıydı! O gün Karadeniz; Soner, Öner ve Güneş'i bizden aldı. Onları o gün sonsuzluğa uğurladık. Ama mücadelemiz hala sürüyor ve Sinop Nükleer Güç Santrali projesi tarihin çöp sepetine atılana dek de sürecek"
"Bu lanet projelerden ve kanun düzenlemelerinden derhal vazgeçin"
Doğa ve tarım alanlarını tehdit eden yasa teklifi ile ilgili de konuşan Karataş, "AKP, iktidarının ilk yıllarından itibaren doğal ve kentsel varlıkların talanı üzerinden kendini var etti. Ekolojik krizin en başat görünümü olan ve akut halini seller, kuraklık, orman yangınları gibi felaketlerle yaşadığımız iklim krizine karşı hiçbir adım atılmıyor. "İklim Kanunu" adı altında 02.07.2025 tarihinde TBMM'den geçirilen 7552 sayılı Kanun, aslen emisyon ticaret sistemini düzenliyor. Sermayenin iklim krizine karşı çözüm olarak sunduğu emisyon ticareti, havanın metalaştırılması ve temiz hava hakkının alınıp satılmasını öngörüyor. Yeşil bir kapitalizm mümkün değildir. Emisyon ticareti ile sermaye, yeni birikim alanları yaratarak kapitalizmin kendi krizini aşmayı amaçlıyor. Aynı çerçevedeki Paris İklim Anlaşması'nın indirim hedeflerini bile sermaye çıkarları doğrultusunda erteleyip esneten düzenlemelerle daha büyük felaketlerin yaşanmasına yol açıyor. Torba Kanun Teklifi ile ormanlar ve başta zeytinlikler olmak üzere tarım alanları denetimsiz şekilde sermayenin talanına açılıyor. Çevresel etki değerlendirme süreçleri işlevsizleştiriliyor. Şirketler lehine doğrudan izin ve ruhsat alma imkânları getiriliyor. Savaş ve seferberlik gibi olağanüstü hallerde istisnai olarak uygulanma imkânı olan acele kamulaştırmalar, doğrudan el koyma haline getiriliyor. El koyma kararlarına ruhsat aşamasında tapu vasfı tanınıyor. Açıkça sermaye için servet transferi sağlanıyor. Artık doğal olmayan felaketlerden beslenmeye, deprem, yangın, sel ve her türlü felaketi birer yatırım aracı olarak görmeye devam ediyor. Siyasal iktidara önerimiz, Bu lanet projelerden ve kanun düzenlemelerinden derhal vazgeçin! Buna izin vermeyeceğiz"Etkinlik sonrası Soner Balta, Öner Balta ve Güneş Korkmaz için denize çiçek bırakıldı.
Nükleer santrallere karşı etkinlikler için 2006 yılında Sinop'a gelen ve girdikleri denizde dalgalara kapılarak hayatlarını kaybeden Ankara Üniversitesi öğrencisi üç genç unutulmadı. Sinop Nükleer Karşıtı (NKP) Platformu tarafından düzenlenen etkinlikle Soner Balta, Öner Balta ve Güneş Korkmaz, 19'uncu ölüm yıldönümlerinde Uğur Mumcu Meydanı Soner-Öner-Güneş Yolu üzerinde düzenlenen çeşitli etkinliklerle anıldı.
"Onlar "Nükleere İnat Yaşasın Hayat" şiarıyla hayatlarını verenlerdi"
Sinop Nükleer Karşıtı Platform Yönetim Kurulu Üyesi Zeki Karataş, şöyle konuştu.
Onlar, geleceklerine sahip çıkıp, doğayı ve insan yaşamını savunan, ülkemizin nükleer çöplük haline getirilmesine izin vermeyen, ne Sinop'ta ne de bir başka yerde hayatlar solmasın diye, ülkemizin hiçbir yerinde nükleer santral kurulmasını istemeyenlerdi. Onlar "Nükleere İnat Yaşasın Hayat" şiarıyla hayatlarını verenlerdi. Sinop'ta düzenlediğimiz Nükleersiz Yaşam Şenliğinde Jeoloji Mühendisliği öğrencisi Soner Balta'yı, kardeşi Öner Balta'yı ve Makine Mühendisliği Öğrencisi Güneş Kormaz'ı yitirdiğimiz ve sonsuzluğa uğurladığımız tarihin üzerinden tam 19 yıl geçti. Takvim yaprakları 22 Temmuz 2006 yılını gösteriyordu. Sinop Nükleer Karşıtı Platform ve Bileşenleri olarak 17-23 Temmuz 2006 tarihleri arasında siyasal iktidar tarafından Sinop'ta kurulması planlanan Sinop Nükleer Güç Santrallarına karşı farkındalık yaratmak ve karşı duruşumuzu göstermek için "Sinop'ta Nükleersiz Yaşam Şenliği" düzenlenmiştik. Sinop'ta verilen mücadeleye destek vermek ve mücadeleyi bilince taşımak için her kesimden insan toplulukları ile birlikte TMMOB ve TTB'ye bağlı odalardan oluşan öğrenci dostlarımız da destek için Sinop'ta bulunuyorlardı. TMMOB ve TTB'ye bağlı Odaların Öğrenci Gençliği bu etkinlikte aktif olarak yerlerini almışlardı. Sayıları da kalabalıktı. Bu nedenle Öğrenci Gençliği Sinop Akliman bölgesindeki Martı Kamping'de bir hafta süreyle kamp kurmuşlardı. Amaçları Nükleer Santral kurulması planlanan bölgede yöre halkını Nükleer santraller konusunda bilgilendirmek ve sağlık taraması yapmaktı. 22 Temmuz günü Akliman bölgesinde denizde hem RİP akıntısı vardı, hem de deniz çok hırçın ve dalgalıydı! O gün Karadeniz; Soner, Öner ve Güneş'i bizden aldı. Onları o gün sonsuzluğa uğurladık. Ama mücadelemiz hala sürüyor ve Sinop Nükleer Güç Santrali projesi tarihin çöp sepetine atılana dek de sürecek"
"Bu lanet projelerden ve kanun düzenlemelerinden derhal vazgeçin"
Doğa ve tarım alanlarını tehdit eden yasa teklifi ile ilgili de konuşan Karataş, "AKP, iktidarının ilk yıllarından itibaren doğal ve kentsel varlıkların talanı üzerinden kendini var etti. Ekolojik krizin en başat görünümü olan ve akut halini seller, kuraklık, orman yangınları gibi felaketlerle yaşadığımız iklim krizine karşı hiçbir adım atılmıyor. "İklim Kanunu" adı altında 02.07.2025 tarihinde TBMM'den geçirilen 7552 sayılı Kanun, aslen emisyon ticaret sistemini düzenliyor. Sermayenin iklim krizine karşı çözüm olarak sunduğu emisyon ticareti, havanın metalaştırılması ve temiz hava hakkının alınıp satılmasını öngörüyor. Yeşil bir kapitalizm mümkün değildir. Emisyon ticareti ile sermaye, yeni birikim alanları yaratarak kapitalizmin kendi krizini aşmayı amaçlıyor. Aynı çerçevedeki Paris İklim Anlaşması'nın indirim hedeflerini bile sermaye çıkarları doğrultusunda erteleyip esneten düzenlemelerle daha büyük felaketlerin yaşanmasına yol açıyor. Torba Kanun Teklifi ile ormanlar ve başta zeytinlikler olmak üzere tarım alanları denetimsiz şekilde sermayenin talanına açılıyor. Çevresel etki değerlendirme süreçleri işlevsizleştiriliyor. Şirketler lehine doğrudan izin ve ruhsat alma imkânları getiriliyor. Savaş ve seferberlik gibi olağanüstü hallerde istisnai olarak uygulanma imkânı olan acele kamulaştırmalar, doğrudan el koyma haline getiriliyor. El koyma kararlarına ruhsat aşamasında tapu vasfı tanınıyor. Açıkça sermaye için servet transferi sağlanıyor. Artık doğal olmayan felaketlerden beslenmeye, deprem, yangın, sel ve her türlü felaketi birer yatırım aracı olarak görmeye devam ediyor. Siyasal iktidara önerimiz, Bu lanet projelerden ve kanun düzenlemelerinden derhal vazgeçin! Buna izin vermeyeceğiz"Etkinlik sonrası Soner Balta, Öner Balta ve Güneş Korkmaz için denize çiçek bırakıldı.

















