• Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik Politikası
Anasayfa
  • Gündem
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Sağlık
  • Kadın
  • Politika
  • Siyaset
  • Yerel
    TÜM İLLERİSTANBUL
  • İnsan Hakları Kültür-Sanat Spor Çevre Bilim ve Teknoloji Asayiş
  • Ara
SON DAKİKA:
00:37
YENİ Parti İstanbul İl Başkanı Çelik: Er ya da geç sandık milletin önüne gelecek. Üsküdar bugünün hesabını soracak
00:33
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Özgür Çelik'in iddiaları üzerine resen soruşturma başlattı
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Haberler
  2. Ekonomi
  3. Demir-çelik üreticileri uyarıyor: Anti-damping gelmezse Türk sanayisi kaybeder
Ekonomi
Yayınlanma: 04 Eylül 2025 - 13:43

Demir-çelik üreticileri uyarıyor: Anti-damping gelmezse Türk sanayisi kaybeder

Demir-çelik üreticileri, Çin, Rusya, Hindistan ve Uzak Doğu ülkelerinden ithal edilen dampingli ürünlerin haksız rekabet yarattığını vurguluyor. Sektör temsilcilerine göre, Uzak Doğu'da devlet korumasıyla üretilen ve standartlara uymayan yabancı kaynaklı demir-çelik, iç pazarı domine ediyor. Paslanmaz çelik ve demir-çelik sektörü haksız rekabet nedeniyle üretim kapasitesinin önemli bir bölümünü kullanamadığı gibi yerli üretici bugün maliyetinin altında satışla ayakta kalmaya çalışıyor.

Ekonomi
04 Eylül 2025 - 13:43
Yorumlar
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Demir-çelik üreticileri uyarıyor: Anti-damping gelmezse Türk sanayisi kaybeder
(İSTANBUL) - Demir-çelik üreticileri, Çin, Rusya, Hindistan ve Uzak Doğu ülkelerinden ithal edilen dampingli ürünlerin haksız rekabet yarattığını vurguluyor. Sektör temsilcilerine göre, Uzak Doğu'da devlet korumasıyla üretilen ve standartlara uymayan yabancı kaynaklı demir-çelik, iç pazarı domine ediyor. Paslanmaz çelik ve demir-çelik sektörü haksız rekabet nedeniyle üretim kapasitesinin önemli bir bölümünü kullanamadığı gibi yerli üretici bugün maliyetinin altında satışla ayakta kalmaya çalışıyor.

Demir-çelik sektörü zor günlerden geçiyor. ABD ve Avrupa Birliği üyesi ülkelerin iç üretimi koruyucu önlemleri ihracatı zorlaştırırken; Çin, Hindistan, Rusya gibi Asya ülkelerinin dampingli ürünlerle Türkiye iç pazarında etkin hale gelmesi sektörün üretim kapasitesinin önemli ölçüde atıl kalmasına neden oldu.

Demir-çelik üreticileri haksız rekabete dur demek, Türk ağır sanayisinin korunmasını sağlamak amacıyla tüm dünyada uygulanan anti-damping vergilerinin Türkiye'ye de getirilmesi gerektiğini belirtti.

Demir Çelik Üreticileri Derneği Genel Sekreteri Veysel Yayan, demir-çelik sanayinde atıl kalan üretim kapasitesine dikkati çekerken, paslanmaz çelik sektörünün önemli üreticilerinden Posco Assan yöneticisi ve Kibar Holding İcra Kurulu Başkanı Haluk Kayabaşı, dampingli ürünlerin devlet desteğiyle, çevre ve kalite standartlarına uyulmadan üretildiğini, bu nedenle yapay olarak ucuzlaştırıldığını kaydetti. Çolakoğlu Metalurji A.Ş. Genel Müdürü Uğur Dalbeler ise demir-çelik sektörünün önemini vurgulayarak, "Çelik üretiminiz olmazsa dünyanın en pahalı çeliğini kullanmak zorunda kalırsınız" diye konuştu.

"Türkiye'nin 60 milyon ton seviyesindeki üretim kapasitesi büyük oranda atıl kaldı"

Demir Çelik Üreticileri Derneği Genel Sekreteri Veysel Yayan, demir-çelik sektöründeki kapasite kullanımının tehlikeli şekilde atıl kaldığını belirterek, "Dünyada korumacılık eğiliminin hız kazanarak artması, ülkemizi de haksız rekabet koşullarına açık hale getirmiştir. Bu nedenle, ülkemizin korumacılık önlemlerine karşı mütekabiliyet esasları çerçevesinde önlemler almasına ihtiyaç duyulmaktadır. Daha şimdiden, ABD, AB ve beraberinde birçok ülkenin korumacılık duvarını aşamayan, Çin, Rusya, Hindistan ve bazı Uzak Doğu ülkelerinin, ülkemize yönelik ihracatlarında yaşanan yüksek oranlı artışlar, yurt içi üretimin zarar görmesine, Türkiye'nin 60 milyon ton seviyesindeki kapasitesinin, büyük oranda atıl kalmasına yol açmış bulunmaktadır" ifadelerini kullandı.

Asya ülkelerindeki demir-çelik sanayinin devlet destekli olduğuna dikkati çeken Yayan sözlerini, şöyle sürdürdü:

"Asya ülkeleri ihtiyaç fazlasını düşük fiyatlarla uluslararası piyasalara yönlendiriyor"

"Çin ve Uzak Doğu kaynaklı çelik ürünlerinin, Türkiye iç pazarına yönelmesi son yıllarda hızla artmış ve sektörde ciddi baskı yaratmıştır. Bu ülkelerden gelen ürünler, çok yönlü ve yoğun devlet destekleri sayesinde, yerli üreticilerin maliyetlerinin oldukça altında fiyatlarla piyasaya girmektedir. Türkiye'de üreticiler yüksek girdi ve finansman maliyetleri altında faaliyet göstermeye çalışmakta, talep daralması halinde üretimlerini kısmaktadır. Buna karşılık, tüketimdeki dalgalanmalara rağmen dünyanın en büyük çelik üreticisi Çin ve diğer Uzak doğu, Güney Asya ülkeleri, üretimlerini kısmak yerine, ihtiyaç fazlası ürünlerini uluslararası piyasalara düşük fiyatlarla yönlendirerek, iç talepteki daralmadan kaynaklanan sorunlarını, başka ülkelerin çelik üreticilerinin sırtlarından çözmeye çalışmaktadır. Bu yaklaşım, yalnızca küresel fiyat dengesini bozmakla kalmamakta, aynı zamanda haksız rekabeti derinleştirerek, dünya çelik sektöründe tahrip edici sonuçlara yol açmaktadır. 2020 yılından bu yana Çin'den yapılan ithalat, 10 mislinin üzerinde yükselmiştir. İthalattaki hızlı artış, yerli çelik sanayiinin kapasite kullanım oranının düşük seviyelerde kalmasına neden olmaktadır. Kapasite kullanımındaki bu sınırlılık, yeni yatırımların ertelenmesine ya da iptal edilmesine yol açarak, sektörün sürdürülebilir büyüme potansiyelini olumsuz etkilemektedir."

Çin ve Uzak Doğu'dan ithal edilen çelik ürünlerinin kalite sorunlarına da değinen Yayan, şunları kaydetti:

"Türk çeliği kalitelidir, küresel ölçekte tercih edilir"

"Çin ve Uzakdoğu'dan ithal edilen çelik ürünleri, kalite sürekliliği ve standartlar açısından zaman zaman sorunlara yol açmaktadır. Parti bazında farklılıklar ve sertifikasyonun güvenilirliği, ithal ürünlere yönelik en sık ifade edilen sorunlar arasında yer almaktadır. Türk çelik sektörü ise kalite konusunda kendisini kanıtlamıştır. Bugün 180 civarında ülkeye ihracat yapmaktadır. Üretim süreçlerinde uluslararası standartlar (EN, ASTM, TSE vb.) titizlikle uygulanmakta, kalite kontrol ve izlenebilirlik mekanizmaları sayesinde, ürün güvenilirliği yüksek seviyede sağlanmaktadır. Bu da Türk çeliğini yalnızca iç pazarda değil, küresel ölçekte de tercih edilir kılmaktadır."

"Dampingli ürünler yerli sanayicinin yatırım iştahını baltalıyor"

Kibar Holding İcra Kurulu Başkanı Haluk Kayabaşı, dampingli ürünlerin yerli üretici için sürdürülemez bir rekabet ortamı yarattığını vurgulayarak, "Dampingli ürünler yalnızca fiyat kırmıyor, aynı zamanda yerli sanayicinin yatırım iştahını da baltalıyor. Çin ve Endonezya gibi ülkelerde devlet sübvansiyonlarıyla maliyetin altında fiyatlanan ürünler, Türkiye'ye girdiğinde yerli üretici için sürdürülemez bir rekabet ortamı doğuyor. Bu durum sadece üreticiyi değil, uzun vadede sanayi altyapısını da zayıflatıyor. Dolayısıyla haksız rekabetin önüne geçebilmek için ticaret savunma araçlarının kararlılıkla uygulanması gerekiyor" ifadelerini kullandı.

"Anti Damping vergisi tek başına yeterli değil"

Anti Damping vergisinin sektörün korunması için tek başına yeterli olmayacağını belirten Kayabaşı, "Anti-damping vergileri elbette önemli bir koruma aracıdır. Ancak tek başına yeterli olmayabilir. Bunun yanında menşe denetimlerinin etkin yapılması, kalite kontrollerinin artırılması ve kamu alımlarında yerli ürünlerin tercih edilmesi de büyük önem taşıyor. Özellikle yüksek finansman maliyetleriyle mücadele eden sanayicimizin uygun kredi ve teşvik mekanizmalarıyla desteklenmesi gerekiyor. Böylece alınan önlemler kalıcı etki yaratabilir" dedi.

ABD'nin son dönemde açıkladığı anti-damping ve gümrük vergilerine de değinen Kayabaşı, şunları belirtti:

"Küresel trend değişiyor, ülkeler korumacı politikalara dönüş yapıyor"

"ABD'nin son dönemde aldığı önlemler, aslında dünyada yaşanan yeni bir dönüşümü gösteriyor: Stratejik sektörlerde devletler artık kendi üretim kapasitelerini korumayı öncelemeye başladı. Bunun en son örneğini, geçtiğimiz hafta ABD Başkanı Donald Trump'ın çelik içeren ürünlere yüzde 50 ek vergi kararıyla gördük. Avrupa Birliği de 1 Ocak 2026 itibarıyla demir-çelik ürünlerinde Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'nı (CBAM) devreye alacak. Bu sadece ham çelikte değil, yakında beyaz eşya, mutfak eşyaları ve otomotiv gibi sanayimizin en önemli ihracat kalemlerinde de gündeme gelecek. Dolayısıyla CBAM koşullarını karşılayan tesislerimizin üretime devam edebilmesi, Türkiye'nin ihracat gücü açısından kritik önemdedir. Bizim fabrikamız bu uyum sürecini başarıyla yönetiyor. Türkiye de benzer şekilde kendi üretim gücünü koruyacak ve geliştirecek politikaları kararlılıkla uygulamalıdır."

"Paslanmaz çelik yalnızca bir sanayi ürünü değil, stratejik bir güvenlik meselesi"

Paslanmaz çelik üretiminin Türkiye için önemine değinen Kayabaşı, "Posco Assan'ın 400 milyon dolarlık paslanmaz çelik yatırımı, ülkemiz için yalnızca bir üretim tesisi değil; aynı zamanda teknoloji transferi, istihdam ve katma değer demektir. Paslanmaz çelik, beyaz eşyadan otomotive, savunma sanayiinden enerjiye kadar birçok stratejik sektörde temel girdidir. Bu nedenle paslanmaz çeliği yalnızca bir sanayi ürünü değil, stratejik bir güvenlik meselesi olarak görmek gerekir. Bu yatırımların korunması, Türkiye'nin sanayi geleceğinin korunması anlamına gelir" diye konuştu.

"Dampingli ürünler kirli üretim, enerji ve finansman sübvansiyonu nedeniyle ucuz"

Dampingli paslanmaz çeliğin haksız ticari uygulamalar nedeniyle, maliyetinin altında dahi pazara sunulabildiğine dikkati çeken Kayabaşı, "Bugün damping'li paslanmaz çeliğin en yoğun geldiği ülkeler Çin ve Endonezya. Bu ürünler verimlilikten dolayı değil, yüksek karbon salınımlı kirli üretim, enerji ve finansman sübvansiyonları sayesinde fiyatları yapay olarak aşağı çekebiliyor. Bu nedenle ürünler maliyetin altında dahi pazara sunulabiliyor. Yani ucuzluk, verimlilikten değil, sübvansiyondan ve haksız ticari uygulamalardan kaynaklanıyor" ifadelerini kullandı.

Yerli yatırımların sürdürülebilmesi için iki gereklilikten bahseden Kayabaşı, şunları aktardı:

"Stratejik sanayi yatırımlarını adil rekabet ve teşvikle koruyabiliriz"

"Türkiye'ye yapılan yatırımların sürdürülebilirliği için iki temel gereklilik var: Birincisi, adil rekabet ortamı yaratmak, Damping, menşei saptırması ve sübvansiyonlu ithalata karşı etkin tedbirlerin alınması şart. İkincisi, yerli üretimi teşvik edici politikalar geliştirmek, Bunun için en kritik unsur, üreticilerin hammadde ihtiyaçlarını öncelikli olarak diğer yerli üreticilerden temin etmelerinin teşvik edilmesidir. Türkiye gerek karbon çeliklerinde gerekse paslanmaz çelikte çok güçlü bir üretim altyapısına sahip. Bu potansiyeli değerlendirmek ve birbirini destekleyen bir sanayi ekosistemi oluşturmak, yatırımların kalıcı hale gelmesini ve katma değerli üretimin güçlenmesini sağlayacaktır. Böylece ülkemiz yalnızca tüketen değil, bölgesinde üretim üssü haline gelen konumunu güçlendirecektir."

Çolakoğlu Metalurji A.Ş. Genel Müdürü Uğur Dalbeler de sektörün içine düştüğü zor durumu, şöyle özetledi:

"Türk çelik sektörü telafisi imkansız tahribatlar yaşayacak"

"Önlem alınmazsa Türk çelik sektöründe telafisi imkansız tahribatlar yaşayacaktır. Çelik sektöründe en önemli hususlardan birisi kapasite kullanım oranıdır yüzde 75 altında sektör zarar görmeye başlar ve rekabet gücünü yitirir. Son iki yıldır bizler yüzde 60 altında bir kapasite kullanım oranı ile çalışma zorunda kalıyoruz ve bu da ileriye yönelik ciddi bir sorun oluşturuyor, bu şartlarda iyileştirici yatırım mümkün olmadığı gibi var olanın korunması da imkansız hale geldi. Çelik sektörü her sene sadece mevcut olan koruyabilmek için ciddi yatırım yapmak zorundadır. Eğer haksız rekabet böyle devam ederse yakında elimizdekilerden de olacağız."

Çelik ve paslanmaz çelik üretiminin önemini, ABD Başkanı Donald Trump'ın, "Eğer çeliğin yoksa ülken yok demektir" ifadeleriyle özetleyen Uğur Dalbeler ise şunları dile getirdi:

"Çelik üretimi yoksa dünyanın en pahalı çeliğini kullanmak zorunda kalırsınız"

"Başkan Trump bu ifadelerinin ardından ulusal güvenliğini gerekçe göstererek tüm çelik ithalatına yüzde 25 vergi getirdi ve ikinci dönemindeyse bu vergiyi yüzde 50'ye arttırdı. Ardından Avrupa Birliği çelik ithalatına kota getirdi. Bu gibi önlemlerin üç yıl sürmesi beklenirken AB'nin koyduğu çelik kotası altı senedir devam ediyor. Ayrıca son iki yıldır Avrupa Birliği Komisyonu çelik endüstrisine milyarlarca Euro hibe niteliğinde yardım yapmakta. Çeliğiniz yoksa imalat sanayiniz olmaz, endüstriyel gelişme olmaz, ihracat olmaz. İnsanın dokunduğu her yerde en fazla kullanılan malzeme çeliktir. Çok büyük sermaye ihtiyacı içeren, oldukça yıpratıcı olan ve yüksek teknoloji gerektiren bu sektörün sağlıklı ve sürdürülebilir bir büyümeye ihtiyacı vardır. Eğer çelik sektörünüz olmazsa dünyanın en pahalı çeliğini kullanmak zorunda kalırsınız bu da hiçbir sanayinin güçlenmesine izin vermez."

# Demir-çelik# dampingli ürünler# Veysel Yayan
EDİTÖR
Editör
Editör
  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x
İlginizi Çekebilir
Ağustosun kazandıranı altın oldu: Dolar ve Borsa enflasyona yenildi
Ağustosun kazandıranı altın oldu: Dolar ve Borsa enflasyona yenildi
Hayvancılık desteklerinde yeni düzenleme: Buzağı desteği 2 bin, malak desteği 4 bin liraya çıkarıldı
Hayvancılık desteklerinde yeni düzenleme: Buzağı desteği 2 bin, malak desteği 4 bin liraya çıkarıldı
Son Haberler
YENİ Parti İstanbul İl Başkanı Çelik: Er ya da geç sandık milletin önüne gelecek. Üsküdar bugünün hesabını soracak
YENİ Parti İstanbul İl Başkanı Çelik: Er ya da geç sandık milletin...
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Özgür Çelik'in iddiaları üzerine resen soruşturma başlattı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Özgür Çelik'in iddiaları...
YENİ Parti Eskişehir İl Başkanı Yalaz'dan AK Parti ve CHP'li başkan hakkında suç duyurusu
YENİ Parti Eskişehir İl Başkanı Yalaz'dan AK Parti ve CHP'li başkan...
CHP Sözcüsü Müslim Sarı’dan Üsküdar’daki firelere sert tepki: “Daha büyük bir ahlaksızlık yaptılar”
CHP Sözcüsü Müslim Sarı’dan Üsküdar’daki firelere sert tepki:...
Derbi sonrası PFDK depremi: Kerem Aktürkoğlu, Vlahovic ve Aziz Yıldırım sevk edildi
Derbi sonrası PFDK depremi: Kerem Aktürkoğlu, Vlahovic ve Aziz Yıldırım...
YENİ Parti, 12 Eylül günü Üsküdar'da miting yapacak
YENİ Parti, 12 Eylül günü Üsküdar'da miting yapacak
Çok Okunan Haberler
Alper Taş:
Alper Taş: "Bizum Rize" kitaptan öte, başka bir zeminin inşası için...
Adalet arayan aileler İzmir'de buluştu:
Adalet arayan aileler İzmir'de buluştu: "Biz adalet dilenmiyoruz, hakkımızı...
OpenAI testinde dikkat çeken olay: Yapay zekâ, kendisine söylenmeden bir internet sitesini değiştirdi
OpenAI testinde dikkat çeken olay: Yapay zekâ, kendisine söylenmeden...
BES'ten yeni adli yılda yargı emekçilerinin taleplerine ilişkin basın açıklaması
BES'ten yeni adli yılda yargı emekçilerinin taleplerine ilişkin basın...
İran'dan bölge ülkelerine
İran'dan bölge ülkelerine "üslerinizi ABD'ye kullandırmayın" çağrısı
Enflasyonun faturası ağırlaştı: Eğitim yüzde 53, konut yüzde 40 zamlandı
Enflasyonun faturası ağırlaştı: Eğitim yüzde 53, konut yüzde 40...
Yargıdan sözleşmesi askıya alınan öğretmen için maaş kararı
Yargıdan sözleşmesi askıya alınan öğretmen için maaş kararı
Dolaylı Ar-Ge teşviki, 2024 yılında 105 milyar 977 milyon TL oldu
Dolaylı Ar-Ge teşviki, 2024 yılında 105 milyar 977 milyon TL oldu

Ana Sayfa
Gündem
Dünya
Ekonomi
Eğitim
Sağlık
Kadın
Politika
Siyaset
Yerel
İnsan Hakları
Kültür-Sanat
Spor
Çevre
Bilim ve Teknoloji
Asayiş
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Vefatlar
Yerel Haberler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Hava Durumu
Gazete Manşetleri
Nöbetci Eczaneler
Namaz Vakitleri
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Gündem
  • Kültür-Sanat
  • Magazin
  • Sağlık
  • Siyaset
  • Spor
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Vefatlar
  • Üye Paneli
  • Yerel Haberler
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Hava Durumu
  • Gazete Manşetleri
  • Nöbetci Eczaneler
  • Namaz Vakitleri

  • Rss
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik Politikası

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.