BM Terörle Mücadeleden Sorumlu Genel Sekreter Vekili Alexandre Zouev, üst düzey konferansın açılışında yaptığı konuşmada El Kaide, DEAŞ ve bağlantılı grupların hâlâ uyum sağlama ve direnç gösterme kapasitesine sahip olduğunu söyledi.Zouev, terör örgütlerinin yalnızca çatışma ve istikrarsızlıktan değil, yönetim boşluklarından, sosyoekonomik eşitsizliklerden ve yeni teknolojilerden de yararlandığını belirtti. Yapay zekâ, siber güvenlik açıkları ve dijital propaganda araçlarının terör örgütleri tarafından daha karmaşık yöntemlerle kullanıldığına dikkat çekti.BM Genel Sekreteri António Guterres’in “Terörizm evrim geçiriyor, biz de evrim geçirmeliyiz” sözünü hatırlatan Zouev, terörle mücadelede önleme, uluslararası işbirliği ve insan haklarına bağlılığın temel önemde olduğunu ifade etti.Bu yılki toplantı, BM Küresel Terörle Mücadele Stratejisi’nin 20. yılına denk geliyor. Konferansa hükümetler, bölgesel örgütler, akademi, sivil toplum ve özel sektörden yaklaşık 119 ülkeden binden fazla temsilci katıldı.Toplantıda terör mağdurlarının, kadınların, gençlerin ve ilk müdahale ekiplerinin terörle mücadele politikalarına daha etkin dahil edilmesi gerektiği de vurgulandı.Terörizm Mağdurları Dernekleri Ağı’ndan Dr. Fatima Ali Haider, hükümetlere mağdurları yalnızca sembolik figürler olarak değil, politika ve strateji süreçlerinde aktif ortaklar olarak görme çağrısı yaptı. Haider, terörizmin kadınları farklı biçimlerde etkilediğini ve kadınların güvenlik karar alma mekanizmalarında yeterince temsil edilmediğini söyledi.11 Eylül saldırılarında ilk müdahale ekiplerinden biri olan John P. Huvane ise ülkelerin terör saldırılarına hazırlık için ilk yardım ve müdahale ekiplerini sürekli eğitmesi gerektiğini belirtti. Huvane, tatbikatlar, kriz planları, teknoloji yatırımları ve ülkeler arası iletişimin önemine dikkat çekti.Nijeryalı gençlik temsilcisi Shamsiya Ibrahim Barde, gençlerin doğru destek ve fırsatlarla şiddet yerine eğitim, diyalog ve toplumsal hizmeti seçebileceğini ifade etti. Barde, gençlerin yalnızca risk grubu olarak değil, önleme ve olumlu değişim aktörleri olarak görülmesi gerektiğini söyledi.Kazakistanlı Rimma Zhunusova ise Suriye’deki El Hol kampından ülkesine dönüş sürecini anlatarak rehabilitasyon ve yeniden entegrasyon programlarının önemini vurguladı. Zhunusova, radikalleşme sürecine giren kişilere eğitim, sağlık hizmeti ve sosyal destekle ikinci bir şans verilmesinin toplumları daha güvenli hale getirebileceğini söyledi.
BM toplantısında öne çıkan ortak mesaj, terörle mücadelenin yalnızca güvenlik önlemleriyle sınırlı kalamayacağı oldu. Katılımcılar, insan haklarına dayalı, kapsayıcı ve uluslararası işbirliğini merkeze alan bir yaklaşımın değişen terör tehdidine karşı zorunlu olduğunu belirtti.
BM toplantısında öne çıkan ortak mesaj, terörle mücadelenin yalnızca güvenlik önlemleriyle sınırlı kalamayacağı oldu. Katılımcılar, insan haklarına dayalı, kapsayıcı ve uluslararası işbirliğini merkeze alan bir yaklaşımın değişen terör tehdidine karşı zorunlu olduğunu belirtti. 
















