Farklı baroların kadın hakları merkezlerinden 83 meslektaş ile Dr. Öğr. Üyesi Nezahat Demiray ve siyasi partilerin kadın kollarından iki temsilcinin dokuz masada görev aldığı çalıştaya Artvin Barosu Başkanı Av. Ayla Varan, Bilecik Barosu Başkanı Av. Halime Karaman, Ordu Barosu Başkanı Av. Sibel Torun, Samsun Barosu Başkanı Av. Pınar Gürsel Yıldıran ile kadın örgütlerinin temsilcileri katıldı.Toplantı, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından TBB Yönetim Kurulu TÜBAKKOM Koordinatör Üyesi Av. Hicran Kandemir ve TÜBAKKOM Dönem Sözcüsü Av. Ilgaz Lale Kocakundakçı’nın konuşmalarıyla başladı.Kandemir, 17 Şubat 1926'da kabul edilen ve 4 Ekim 1926’da yürürlüğe giren Medeni Kanun'un toplum yaşamının tam da merkezinde yer alması nedeniyle Devrim Yasalarının en önemlisi olduğunun altını çizdiği konuşmasında; zaman içerisinde verilen mücadeleler sonucunda elde edilen kazanımları anlatarak son olarak günün şartlarına göre hazırlanan Türk Medeni Kanunu'nun 01.01.2002'de yürürlüğe girdiğini hatırlattı."Yaklaşık 20 yıl önce görünürlüğü belirginleşip gittikçe sesi yükselen kesim tarafından kadın kazanımlarına karşı ciddi bir mücadele başlatılmış olup kadınların kazandığı haklar tek tek geri alınmaya çalışılmaktadır" diyen Kandemir, sözlerini şöyle sürdürdü:"Son dönemde Yoksulluk Nafakası, Aile Hukukunda Zorunlu Arabuluculuk gibi konular üzerinden sıklıkla gündeme konu edilen Türk Medeni Kanunu, algı yönetimi ile değiştirilmek istenmektedir. Hedef, kadınların yıllarca verdikleri mücadeleler sonucu kazandıkları hakların yitirilmesini sağlamaya yöneliktir.
Toplumun tamamını ilgilendiren temel düzenlemeleri içeren bir kanun olması nedeniyle Medeni Kanun değişikliklerinin çok geniş katılımla, yıllara yayılan çalışmalar sonucunda oluşacak toplumsal mutabakat ile yapılması gereklidir.Kısa bir zaman önce Adalet Bakanlığı tarafından düzenlenen 'Türkiye Yüzyılında Türk Medeni Kanunu Çalıştayı' üzerinden konuşmak gerekirse karşıt görüşler dile getirecek kesimlerin ya davet edilmediği ya da göstermelik denecek kadar az çağrıldığı çalışmalardan toplumsal mutabakatla kanunlar yapılamayacağı açıktır.Hepimizin geleceğini ilgilendiren bu konuda, hedefe konanın özellikle kadın hakları olduğunu göz önüne alarak Türkiye Barolar Birliği Kadın Hakları Merkezi olarak üzerimize düşen sorumluluğun bilinciyle bu çalıştayı düzenlemeye karar verdik.""YAŞASIN KADIN DAYANIŞMASI!"Açılışta konuşan Dönem Sözcüsü Av. Ilgaz Lale Kocakundakçı da "Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına girdiğimiz bugünlerde karanlık zihniyetlerin yaratmaya çalıştığı algı ile Medeni Kanun'un sil baştan ele alınmasına ihtiyaç olduğu, aslında süresiz olmadığı aşikar olan yoksulluk nafakasının süreye bağlanması gerektiği, Aile Hukukunda arabuluculuk sisteminin getirilmesinin, özellikle kadınların boşanmasını kolaylaştırmak açısından faydalı olacağı hususları topluma empoze edilmeye çalışılmaktadır" dedi.Açış konuşmalarının ardından 9 masada ele alınan 9 başlığa ilişkin çalışmalara geçildi.Prof. Dr. Ahmet Mithat Kılıçoğlu'nun, çevrimiçi bağlantıyla Medeni Kanun hakkında yaptığı değerlendirmenin ardından; masalarda yapılan tespit, değerlendirme ve önerileri içeren sunumlar gerçekleştirildi.ÇALIŞTAY'IN KAPANIŞ KONUŞMASINI BİRLİK BAŞKANI SAĞKAN YAPTIÇalıştayın kapanışında kısa bir konuşma yapan TBB başkanı Av. R. Erinç Sağkan, TÜBAKKOM üyelerine ve katılımcılara teşekkür ederek, son dönemde Medeni Kanun'da değişiklik yapılmasına ilişkin söylemlerin ve başlatılan çalışmaların kadın hakları kazanımlarından geriye gidileceğine ilişkin veriler ortaya koyduğunu söyledi. "İstanbul sözleşmesinden çıktığımız ve kadına dönük şiddetin her geçen gün artığı tarihsel bir dönemde, kadın haklarına ve kazanımlarına ilişkin mücadeleyi sivil toplumla ve diğer bileşenlerle dayanışmayı artırarak yürütmek bir zorunluluktur" diyen Sağkan, Türkiye Barolar Birliği'nin bir hukuk kurumu olarak kamuoyunu aydınlatma görevi olduğunu kaydetti. Birlik Başkanı, "Bu çalıştaydan çıkan sonuçlar doğrultusunda Türkiye Barolar Birliği'nin ve TÜBAKKOM'un bu süreçte daha etkin bir mücadele yürüteceğinin sözünü sizlerle paylaşmak isterim" dedi.Elde edilen verilerin rapor haline getirileceği çalıştayda ele alınan başlıklar şöyle:*Aile Hukukunda Arabuluculuk Sisteminin Getirilmesi Tehlikesi
*Nafaka Hakkına Yönelik Saldırılara Karşı Mücadele
*Boşanmalarda Kusur İlkesinin Kaldırılması Tehlikesi
*Kadının Soyadı
*Medeni Kanun'daki Kadın Hakları İle İlgili Diğer Hükümler
*6284 Sayılı Kanun'un Uygulama Sorunları
*Evlat Edinme Uygulamaları
*Aile Mahkemelerinin Yapısı ve Yargılama Usulü
*Siyasi Parti Temsilcilerinin Medeni Kanun Tasarısı İle İlgili Görüşleri
Nazlıaka'nın çalıştaydaki açıklamaları şöyle:"HAKLARIN GİDEREK GASP EDİLDİĞİ BİR DÖNEMDEN GEÇİYORUZ"8. torba yasa içerisinde bizim bunca yıllık emeğimiz ve bizden önceki kız kardeşlerimizin yüz yıllardır gelen mücadelesiyle elde etmiş oldukları hakların giderek gasp edildiği bir dönemden geçerken iktidar, bizim medeni kanunla olan bütün kazanımlarımızı bir torbaya koyup, ağzını kapatıp çöpe atmak istiyor. Gördük ki son taslakta, 8. yargı paketinin içerisinde yok. Bugün olmamasının nedeni bizlerin birlikte vermiş olduğu verdiği mücadeledir ancak yarın olmayacağının da bir garantisi de yoktur. Yani bugün torba yasanın taslağında gözükmüyor ama yarın öbür gün bunu komisyona getirmeyeceklerinin bir garantisi yok."NAFAKA HAKKI ELDE EDEN KADINLARIN, YARISINI BİLE ALAMADIĞI BİR ORTAMDAN BAHSEDİYORUZ"Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı'nın bir açıklaması oldu, dedi ki 'Tabii nafaka dediğimiz şey süresiz olmaz, bu konuda mağdur olan erkekler varsa onların açısından da bir değerlendirme yapmak lazım.' Aslında bu 'Ben bu işe kadınların açısından değil, erkeklerin açısından bakıyorum' demek. Sanırsınız ki boşanan kadınların bir eli yağda bir eli balda. Ortalamada asgari ücretin yüzde 10'u bile olmayan bir nafaka bedelinden bahsediyoruz. Nafaka hakkı elde eden kadınların yarısını bile alamadığı bir ortamdan bahsediyoruz. Boşanmaya karar veren bir kadın en güvende olması gereken yerde, evinde de şiddete uğruyor ve yaşamını kaybediyor. Şunu çok iyi biliyoruz ki boşanmaya karar veren kadın çok ağır psikolojik baskı altına sokuluyor. O yüzden arabulucuk adı altında avukatlık bürosunda bir araya getirilmiş olan kadınla boşanmak istediği erkek arasında o anda yaşanabilecek ortamların kadınları büyük bir risk altına atacağını her yerde çok net bir şekilde anlatmamız gerekiyor."'YAŞAM HAK' PROJESİYLE TÜM KIZ KARDEŞLERİMİZE ÜCRETSİZ HUKUKİ VE PSİKOLOJİK DESTEK SAĞLIYORUZ" Şu anda 30 büyükşehirimizin 5'inde kadın adayımız var. Yine il bazında baktığımızda birçok ilde kadın adayımız var. Totalde 19 milyon nüfusu yönetecek kadın adayımız var. Her biri seçimi kazandığı koşulda 19 milyon nüfusu yönetecek ki bu her 4 kişiden birisi anlamına geliyor. Umuyoruz ki daha fazla kadının sosyal demokrat anlayışı, toplumsal cinsiyet eşitliğini anaakımlaştıran anlayışı inşa ettiği bir süreç yaşarız. Bizim genel merkez olarak hayata geçirmiş olduğumuz bir projemiz var, 'Yaşam Hak' projesi. 7/24 faaliyet gösteren bir çağrı merkezimiz var ve burayı arayan tüm kız kardeşlerimize ücretsiz hukuki ve psikolojik destek, barınma ihtiyacının karşılanması, kimi yerde ticaret odalarıyla yaptığımız protokoller çerçevesinde istihdam imkanlarının sağlanması gibi birtakım hizmetler sunuyoruz. Deprem bölgesinde, 11 ilde 'Yaşam Hak' konteynerleriyle kız kardeşlerimize destek oluyoruz."
Toplumun tamamını ilgilendiren temel düzenlemeleri içeren bir kanun olması nedeniyle Medeni Kanun değişikliklerinin çok geniş katılımla, yıllara yayılan çalışmalar sonucunda oluşacak toplumsal mutabakat ile yapılması gereklidir.Kısa bir zaman önce Adalet Bakanlığı tarafından düzenlenen 'Türkiye Yüzyılında Türk Medeni Kanunu Çalıştayı' üzerinden konuşmak gerekirse karşıt görüşler dile getirecek kesimlerin ya davet edilmediği ya da göstermelik denecek kadar az çağrıldığı çalışmalardan toplumsal mutabakatla kanunlar yapılamayacağı açıktır.Hepimizin geleceğini ilgilendiren bu konuda, hedefe konanın özellikle kadın hakları olduğunu göz önüne alarak Türkiye Barolar Birliği Kadın Hakları Merkezi olarak üzerimize düşen sorumluluğun bilinciyle bu çalıştayı düzenlemeye karar verdik.""YAŞASIN KADIN DAYANIŞMASI!"Açılışta konuşan Dönem Sözcüsü Av. Ilgaz Lale Kocakundakçı da "Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına girdiğimiz bugünlerde karanlık zihniyetlerin yaratmaya çalıştığı algı ile Medeni Kanun'un sil baştan ele alınmasına ihtiyaç olduğu, aslında süresiz olmadığı aşikar olan yoksulluk nafakasının süreye bağlanması gerektiği, Aile Hukukunda arabuluculuk sisteminin getirilmesinin, özellikle kadınların boşanmasını kolaylaştırmak açısından faydalı olacağı hususları topluma empoze edilmeye çalışılmaktadır" dedi.Açış konuşmalarının ardından 9 masada ele alınan 9 başlığa ilişkin çalışmalara geçildi.Prof. Dr. Ahmet Mithat Kılıçoğlu'nun, çevrimiçi bağlantıyla Medeni Kanun hakkında yaptığı değerlendirmenin ardından; masalarda yapılan tespit, değerlendirme ve önerileri içeren sunumlar gerçekleştirildi.ÇALIŞTAY'IN KAPANIŞ KONUŞMASINI BİRLİK BAŞKANI SAĞKAN YAPTIÇalıştayın kapanışında kısa bir konuşma yapan TBB başkanı Av. R. Erinç Sağkan, TÜBAKKOM üyelerine ve katılımcılara teşekkür ederek, son dönemde Medeni Kanun'da değişiklik yapılmasına ilişkin söylemlerin ve başlatılan çalışmaların kadın hakları kazanımlarından geriye gidileceğine ilişkin veriler ortaya koyduğunu söyledi. "İstanbul sözleşmesinden çıktığımız ve kadına dönük şiddetin her geçen gün artığı tarihsel bir dönemde, kadın haklarına ve kazanımlarına ilişkin mücadeleyi sivil toplumla ve diğer bileşenlerle dayanışmayı artırarak yürütmek bir zorunluluktur" diyen Sağkan, Türkiye Barolar Birliği'nin bir hukuk kurumu olarak kamuoyunu aydınlatma görevi olduğunu kaydetti. Birlik Başkanı, "Bu çalıştaydan çıkan sonuçlar doğrultusunda Türkiye Barolar Birliği'nin ve TÜBAKKOM'un bu süreçte daha etkin bir mücadele yürüteceğinin sözünü sizlerle paylaşmak isterim" dedi.Elde edilen verilerin rapor haline getirileceği çalıştayda ele alınan başlıklar şöyle:*Aile Hukukunda Arabuluculuk Sisteminin Getirilmesi Tehlikesi
*Nafaka Hakkına Yönelik Saldırılara Karşı Mücadele
*Boşanmalarda Kusur İlkesinin Kaldırılması Tehlikesi
*Kadının Soyadı
*Medeni Kanun'daki Kadın Hakları İle İlgili Diğer Hükümler
*6284 Sayılı Kanun'un Uygulama Sorunları
*Evlat Edinme Uygulamaları
*Aile Mahkemelerinin Yapısı ve Yargılama Usulü
*Siyasi Parti Temsilcilerinin Medeni Kanun Tasarısı İle İlgili Görüşleri
Nazlıaka'nın çalıştaydaki açıklamaları şöyle:"HAKLARIN GİDEREK GASP EDİLDİĞİ BİR DÖNEMDEN GEÇİYORUZ"8. torba yasa içerisinde bizim bunca yıllık emeğimiz ve bizden önceki kız kardeşlerimizin yüz yıllardır gelen mücadelesiyle elde etmiş oldukları hakların giderek gasp edildiği bir dönemden geçerken iktidar, bizim medeni kanunla olan bütün kazanımlarımızı bir torbaya koyup, ağzını kapatıp çöpe atmak istiyor. Gördük ki son taslakta, 8. yargı paketinin içerisinde yok. Bugün olmamasının nedeni bizlerin birlikte vermiş olduğu verdiği mücadeledir ancak yarın olmayacağının da bir garantisi de yoktur. Yani bugün torba yasanın taslağında gözükmüyor ama yarın öbür gün bunu komisyona getirmeyeceklerinin bir garantisi yok."NAFAKA HAKKI ELDE EDEN KADINLARIN, YARISINI BİLE ALAMADIĞI BİR ORTAMDAN BAHSEDİYORUZ"Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı'nın bir açıklaması oldu, dedi ki 'Tabii nafaka dediğimiz şey süresiz olmaz, bu konuda mağdur olan erkekler varsa onların açısından da bir değerlendirme yapmak lazım.' Aslında bu 'Ben bu işe kadınların açısından değil, erkeklerin açısından bakıyorum' demek. Sanırsınız ki boşanan kadınların bir eli yağda bir eli balda. Ortalamada asgari ücretin yüzde 10'u bile olmayan bir nafaka bedelinden bahsediyoruz. Nafaka hakkı elde eden kadınların yarısını bile alamadığı bir ortamdan bahsediyoruz. Boşanmaya karar veren bir kadın en güvende olması gereken yerde, evinde de şiddete uğruyor ve yaşamını kaybediyor. Şunu çok iyi biliyoruz ki boşanmaya karar veren kadın çok ağır psikolojik baskı altına sokuluyor. O yüzden arabulucuk adı altında avukatlık bürosunda bir araya getirilmiş olan kadınla boşanmak istediği erkek arasında o anda yaşanabilecek ortamların kadınları büyük bir risk altına atacağını her yerde çok net bir şekilde anlatmamız gerekiyor."'YAŞAM HAK' PROJESİYLE TÜM KIZ KARDEŞLERİMİZE ÜCRETSİZ HUKUKİ VE PSİKOLOJİK DESTEK SAĞLIYORUZ" Şu anda 30 büyükşehirimizin 5'inde kadın adayımız var. Yine il bazında baktığımızda birçok ilde kadın adayımız var. Totalde 19 milyon nüfusu yönetecek kadın adayımız var. Her biri seçimi kazandığı koşulda 19 milyon nüfusu yönetecek ki bu her 4 kişiden birisi anlamına geliyor. Umuyoruz ki daha fazla kadının sosyal demokrat anlayışı, toplumsal cinsiyet eşitliğini anaakımlaştıran anlayışı inşa ettiği bir süreç yaşarız. Bizim genel merkez olarak hayata geçirmiş olduğumuz bir projemiz var, 'Yaşam Hak' projesi. 7/24 faaliyet gösteren bir çağrı merkezimiz var ve burayı arayan tüm kız kardeşlerimize ücretsiz hukuki ve psikolojik destek, barınma ihtiyacının karşılanması, kimi yerde ticaret odalarıyla yaptığımız protokoller çerçevesinde istihdam imkanlarının sağlanması gibi birtakım hizmetler sunuyoruz. Deprem bölgesinde, 11 ilde 'Yaşam Hak' konteynerleriyle kız kardeşlerimize destek oluyoruz." 














