Zeynel Emre: İktidarın yargı kolları CHP'yi ve halkın umudunu hedef alıyor
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Zeynel Emre, yaptığı açıklamada son dönemde CHP'li isimlere yönelik yargı süreçlerinin siyasi nitelik taşıdığını savunarak, 'Mevcut iktidarın yargı kolları, CHP'nin kurumsal kimliğini ve halkın umudunu hedef almaktadır' dedi.
Emre, açıklamasında Ankara İl Başkanı Ümit Erkol’un tutuklanmasına da değinerek, yaşanan sürecin sıradan bir yargılama olarak görülemeyeceğini söyledi. CHP’nin 31 Mart 2024 seçimlerinde birinci parti konumuna gelmesinin ardından, partinin cumhurbaşkanı adayı ve belediye başkanları başta olmak üzere çok sayıda isme yönelik “seri operasyonlar” yapıldığını öne süren Emre, dosyaların somut delilden yoksun, soyut iddialara dayandığını ifade etti.
Ümit Erkol hakkında yürütülen kooperatif soruşturmasına ilişkin de konuşan Emre, yıllardır süren soruşturmalar kapsamında bilirkişi raporları, MASAK incelemeleri ve tanık beyanları bulunduğunu hatırlatarak, buna rağmen tutuklama kararının verilmesini siyasi bir müdahale olarak değerlendirdi. Emre, CHP’nin bu süreç karşısında geri adım atmayacağını belirterek, “Cumhuriyet Halk Partisi savaş meydanlarında kurulmuştur. Kuvayı Milliye ruhudur. İnandığımız yolda yürümeye devam edeceğiz” dedi.
“AİHM’in soruları, davaların siyasi niteliğini gösteriyor”
Zeynel Emre, Ekrem İmamoğlu’nun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yaptığı başvuru sonrasında dosyanın öncelikli incelemeye alınmasına da dikkat çekti. AİHM’in Türkiye’ye yönelttiği soruların, özellikle politik amaçlı tutuklama iddiaları ve seçme-seçilme hakkına müdahale başlıklarında yoğunlaştığını belirten Emre, bunun CHP’nin başından beri dile getirdiği “siyasi dava” tezini güçlendirdiğini savundu.
Emre, AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmamasının Türkiye açısından hem maddi hem manevi ağır sonuçlar doğurduğunu ileri sürerek, çıkacak kararların Anayasa’nın 90. maddesi gereği bağlayıcı olduğunun altını çizdi.
“Vatandaşın gerçek gündemi yoksulluk ve talan düzeni”
Açıklamasında yalnızca yargı süreçlerine değil, ekonomik ve sosyal sorunlara da değinen Emre, vatandaşın yoksulluk, çocuklarının geleceği, eğitim ve geçim sıkıntısıyla boğuştuğunu söyledi. İktidarın özelleştirmeler üzerinden kamu varlıklarını elden çıkardığını savunan Emre, son dönemde bu sürecin daha da hızlandığını ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye’yi çok uluslu şirketler için “bölgesel yönetim merkezi” haline getirme açıklamasını eleştiren Emre, bu yaklaşımın üretim ekonomisinden çok ülke kaynaklarının uluslararası sermayeye açılması anlamına geldiğini öne sürdü. Bu kapsamda BlackRock ile verilen fotoğrafa da dikkat çeken Emre, söz konusu şirketi hem İsrail’e destek hem de çevresel tahribat iddiaları üzerinden eleştirdi.
“Ormanlar ve maden sahaları şirketlere açılıyor”
Zeynel Emre, madencilik politikaları üzerinden de hükümete yüklendi. Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü verileri ile TEMA Vakfı’nın çalışmalarına atıf yapan Emre, çok geniş orman, mera ve koruma alanlarının madencilik ruhsatlarına açıldığını savundu. Bazı illerde ruhsat verilen alan oranlarının yüzde 80’in üzerine çıktığını belirten Emre, “Bu kadar büyük bir yağma hangi ülkede vardır?” diye sordu.
Hükümetin bu tabloyu yalanlamaya çalıştığını söyleyen Emre, fiilen işletilmeyen ya da henüz üretime geçmemiş sahaların hesaplara dahil edilmemesiyle kamuoyunun yanıltıldığını iddia etti.
Türk Telekom ve özelleştirme eleştirisi
Emre, AK Parti yönetiminin özelleştirme politikalarını da sert sözlerle eleştirdi. Türk Telekom örneği üzerinden konuşan Emre, şirketin düşük bedelle satıldığını, ardından yurt dışına büyük miktarda kaynak aktarıldığını ve sonunda ciddi kamu zararı oluştuğunu savundu. CHP’nin başından beri stratejik sektörlerin özelleştirilmesine karşı çıktığını belirten Emre, “Haklı çıktığımız için mutlu değiliz; çünkü bu bedeli millet ödedi” dedi.
“Türkiye dış politikada da ciddiyet kaybediyor”
Bölgede yaşanan gelişmelere de değinen Emre, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrası enerji fiyatlarında artış yaşandığını, buna karşın Türkiye’nin diplomatik süreçlerde etkisiz kaldığını ileri sürdü. Türkiye’nin daha önce üstlenebileceği düşünülen arabuluculuk rolünün başka ülkelere kaydığını söyleyen Emre, dış politikadaki savrulmanın Türkiye’nin uluslararası itibarını zedelediğini savundu.
Ayrıca bazı büyükelçi ve üst düzey görevlilerin liyakat yerine siyasi sadakatle belirlendiğini öne süren Emre, bunun Türkiye’nin dış temsil gücünü zayıflattığını ifade etti.
“Askeri sağlık sistemini yeniden kuracağız”
Emre, açıklamasında askeri sağlık sisteminin kapatılmasını da eleştirdi. FETÖ bahanesiyle GATA ve askeri sağlık yapısının dağıtıldığını savunan Emre, savaş ve kriz koşullarında askeri sağlık sisteminin vazgeçilmez olduğunu belirtti. CHP iktidarında askeri sağlık sistemini yeniden kuracaklarını söyledi.
“Herkes mahkemelik, herkes icralık hale geldi”
Konuşmasının son bölümünde adli istatistiklere değinen Emre, suç oranları ve soruşturma dosyalarındaki artışın kötü yönetimin sonucu olduğunu ileri sürdü. 2025 yılı verilerine göre milyonlarca kişinin adının soruşturma dosyalarında geçtiğini, icra-iflas dosyalarının da tarihi seviyelere ulaştığını söyleyen Emre, “Bir ülkenin beşte biri şüpheli hale gelmişse, orada ciddi bir yönetim krizinden söz edilir” dedi.
Emre, Türkiye’nin sosyal, ekonomik ve hukuki açıdan büyük bir enkazla karşı karşıya olduğunu savunarak, bu tablodan çıkış yolunun sandık olduğunu söyledi. CHP olarak erken seçim ve halkın iktidarı hedefiyle mücadeleyi sürdüreceklerini vurguladı.
“Hiçbir otoriter düzen sonsuza kadar sürmez”
Açıklamasının sonunda yurt dışındaki seçim sonuçlarına ilişkin bir soruyu da yanıtlayan Emre, baskıcı ve otoriter yönetimlerin kalıcı olmadığını söyledi. Tarihin hiçbir karanlık düzenin sonsuza kadar sürmediğini gösterdiğini belirten Emre, Türkiye’de de halkın günü geldiğinde sandıkta gereken cevabı vereceğini ifade etti.