Yapay zekâ dünyası iki bloğa mı bölünüyor? ABD ortaklarına "taraf seç" mesajı hazırlıyor
Reuters'ın gördüğü ABD Dışişleri Bakanlığı taslağına göre Washington, yapay zekâ alanındaki ortaklarından ABD öncülüğündeki Pax Silica ile Çin'in rakip teknoloji girişimi arasında tercih yapmalarını isteyebilir. Henüz nihai karar haline gelmeyen taslak, ABD-Çin rekabetinin yapay zekâ modellerinden küresel teknoloji ittifaklarına taşındığını gösteriyor.
Çinli açık ağırlıklı modellerin maliyet ve performans avantajıyla Amerikan teknoloji şirketleri üzerindeki baskıyı artırmasının ardından yapay zekâ rekabeti bu kez devletler ve uluslararası ittifaklar düzeyinde yeni bir aşamaya geçiyor.
Reuters’ın 14 Ağustos’ta yayımladığı özel habere göre ABD yönetimi, yapay zekâ konusunda Washington ile iş birliği yapan onlarca ülkeye, ABD ve Çin’in rakip teknoloji ekosistemlerinde aynı anda yer alamayabilecekleri mesajını vermeye hazırlanıyor.
ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan taslak mektup, haziran ayında Washington’ın “AI Opportunity Statement” belgesine imza atan 35 ülkeye yönelik.
Ancak kritik bir ayrıntı bulunuyor: Belge henüz nihai değil ve gönderilmiş de değil. Reuters, mektubun ne zaman gönderileceğini veya gönderilmeden önce değiştirilip değiştirilmeyeceğini belirleyemedi. ABD Dışişleri Bakanlığı ise sızdırıldığı belirtilen kurum içi belgeler hakkında yorum yapmadı.
Dolayısıyla gelişmeyi, ABD’nin yürürlüğe girmiş yeni politikası değil, Washington’da hazırlanan olası yeni teknoloji stratejisinin işareti olarak değerlendirmek gerekiyor.
Pax Silica yalnızca yapay zekâ modeli anlaşması değil
Tartışmanın merkezinde ABD öncülüğündeki Pax Silica bulunuyor.
Washington tarafından 2025’te başlatılan girişim; yapay zekâ modellerinden yarı iletkenlere, enerji altyapısından kritik minerallere ve ileri üretime kadar AI ekonomisinin ihtiyaç duyduğu tedarik zincirlerini ABD ve güvenilir ortakları arasında güçlendirmeyi amaçlıyor.
Reuters’a göre yaklaşık iki düzine ülke Pax Silica’ya katılmış durumda. Japonya, Güney Kore, Avustralya, İngiltere, Hindistan, İsrail, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler girişimin farklı aşamalarında yer alıyor. Avrupa Komisyonu da haziran ayında yapıya katıldı.
Haziranda gerçekleştirilen ikinci Pax Silica zirvesinde ise yaklaşık 35 ekonomi daha geniş kapsamlı AI Opportunity Statement belgesini imzaladı. Bu belge, yapay zekâ konusunda ABD ile ortak bir yaklaşım geliştirme niyetini ortaya koyuyor ancak Pax Silica üyeliğiyle tamamen aynı anlama gelmiyor.
Çin de kendi yapay zekâ düzenini kuruyor
Washington’ın hamlesinin arkasında Çin’in temmuz ayında kurduğu rakip yapı bulunuyor.
Şanghay’da gerçekleştirilen Dünya Yapay Zekâ Konferansı sırasında Çin, World Artificial Intelligence Cooperation Organization adı verilen yeni uluslararası yapıyı hayata geçirdi.
Çin Dışişleri Bakanlığı kayıtlarına göre kuruluş anlaşmasının imza töreni 16 Temmuz’da gerçekleştirildi. Şi Cinping ise ertesi gün yaptığı konuşmada yapay zekâ teknolojisinin daha geniş biçimde paylaşılması, gelişmekte olan ülkelerin teknolojiye erişiminin artırılması ve açık yapay zekâ ekosistemlerinin geliştirilmesi çağrısı yaptı.
Reuters, Çin’in bu stratejisini Washington liderliğindeki teknoloji düzenine alternatif oluşturma çabası olarak değerlendiriyor. Çinli açık ağırlıklı modellerin Amerikan şirketlerinin kapalı sistemleri karşısında hızla ilerlemesi de Pekin’in elindeki önemli araçlardan biri olarak görülüyor.
Kazakistan Washington’da alarm yarattı
İki sistem arasındaki gerilimi görünür hale getiren ülke ise Kazakistan oldu.
Kazakistan haziran ayında Pax Silica’ya katılan ilk Orta Asya ülkesi oldu. Ülkenin gelişmiş teknolojiler için kritik mineral rezervlerine sahip olması Washington açısından stratejik önem taşıyor.
Ancak Kazakistan daha sonra Çin’in yeni yapay zekâ girişimine de katıldı.
Reuters’a göre şu ana kadar iki yapıda birden yer aldığı bilinen tek ülke Kazakistan ve bu durum Washington’da rahatsızlığa yol açtı.
Reuters’ın gördüğü ABD taslağında Pax Silica’ya katılımın yalnızca sembolik bir üyelik olmadığı ve çelişen yükümlülüklere sahip rakip girişimlerle aynı anda yürütülemeyeceği savunuluyor.
ABD’li bir yetkilinin Reuters’a aktardığı yaklaşımın özeti ise oldukça açık: ülkelerin iki farklı teknoloji ekosisteminde aynı anda “güvenilir ortak” olarak hareket etmesinin giderek zorlaşacağı düşünülüyor.
Çin: Teknolojiyi siyasallaştırmayın
Pekin ise Washington’ın olası yaklaşımına karşı çıktı.
Çin’in Washington Büyükelçiliği Reuters’a yaptığı açıklamada ticaret ve teknoloji konularının siyasallaştırılmasına karşı olduklarını belirterek, ülkeleri taraf seçmeye zorlayan politikaların küresel yapay zekâ gelişimini yavaşlatacağını savundu.
Çin’in ortaya koyduğu model de ABD’den belirgin şekilde ayrılıyor.
Washington “güvenilir ortaklar”, güvenli tedarik zincirleri ve kritik teknolojilerin korunmasını ön plana çıkarırken; Pekin, özellikle açık kaynak ve açık ağırlıklı yapay zekâ teknolojilerine daha geniş küresel erişim söylemini kullanıyor. Şi Cinping temmuzdaki konuşmasında açık yapay zekâyı gelişmekte olan ülkeler için teknolojik fırsat eşitsizliğini azaltabilecek bir araç olarak sundu.
Asıl mücadele çipten madene kadar uzanıyor
Yeni saflaşmanın yalnızca ChatGPT benzeri modellerle ilgili olduğunu düşünmek yanıltıcı olabilir.
Gelişmiş yapay zekâ sistemleri için yüksek performanslı çipler, dev veri merkezleri, elektrik üretimi, yüksek hızlı ağ altyapısı ve çok sayıda kritik mineral gerekiyor.
Pax Silica da bu nedenle yalnızca yazılım şirketlerini değil, yarı iletken üretimini, enerji sistemlerini, veri merkezlerini, lojistik hatlarını ve kritik mineral kaynaklarını aynı stratejinin parçaları olarak ele alıyor.
Bu durum yapay zekâ yarışının ekonomik boyutunu da değiştiriyor.
Bir ülkenin hangi teknoloji bloğunda yer aldığı gelecekte yalnızca hangi yapay zekâ modellerine erişebileceğini değil; gelişmiş çiplere, yatırımlara, veri merkezi projelerine, kritik mineral anlaşmalarına ve teknoloji transferlerine erişimini de etkileyebilir.
Yapay zekâda yeni soru: Hangi model değil, hangi blok?
Son aylarda yapay zekâ sektöründeki tartışmaların önemli bölümü Çinli açık modellerin Amerikan modellerine kıyasla daha düşük maliyetle ne kadar yüksek performans sağlayabileceğine odaklanıyordu.
Yeni gelişme ise rekabetin bunun çok ötesine taşındığını gösteriyor.
ABD ve Çin artık yalnızca “en iyi yapay zekâ modelini kim geliştirecek?” sorusunda yarışmıyor.
Yeni mücadele şu sorular etrafında şekilleniyor:
Çipleri kim üretecek? Kritik mineralleri kim sağlayacak? Veri merkezleri hangi teknolojiyle kurulacak? Ülkeler hangi modelleri ve altyapıları kullanacak? Ve en önemlisi, hangi ülkeler hangi teknoloji ekosisteminde yer alacak?
ABD’nin hazırladığı taslak mevcut haliyle politikaya dönüşürse, uzun süredir Washington ve Pekin arasında denge kurmaya çalışan ülkelerin yapay zekâ alanında bu dengeyi sürdürmesi giderek daha zor hale gelebilir.
Bu nedenle Pax Silica ile Çin’in yeni yapay zekâ örgütü arasındaki rekabet, önümüzdeki dönemde küresel yapay zekâ ekonomisinin iki ayrı teknoloji bloğuna ayrılıp ayrılmayacağını belirleyecek en önemli gelişmelerden biri olabilir.
Ancak şimdilik kritik not değişmiyor: Washington’ın “taraf seçme” yaklaşımı Reuters’ın gördüğü bir taslak belgeye dayanıyor. Henüz resmî ve nihai bir ABD politikası değil.