Ümit Özdağ: "Seçimler Vatandaşın Zihninde Başlamış Durumda"

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Ordu'da basın mensuplarıyla bir araya gelerek ekonomi, erken seçim, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri, sığınmacı politikası, terörle mücadele ve dış politika konularında açıklamalarda bulundu. Özdağ, Türkiye'de seçim tarihinin henüz bilinmediğini belirterek, 'Seçimler vatandaşın zihninde başlamış durumda' dedi.

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Karadeniz programı kapsamında Ordu’da basın mensuplarıyla düzenlenen kahvaltıda Türkiye gündemini değerlendirdi.

Giresun, Ordu, Trabzon, Rize ve Samsun’un Bafra ilçesini kapsayan bir çalışma yürüttüklerini belirten Özdağ, ziyaretlerde esnaf ve sanatkâr odalarıyla ticaret odalarını ziyaret ederek partisinin ekonomi programını anlattıklarını söyledi.

Esnaf ve iş dünyasının görüşlerini aldıklarını ifade eden Özdağ, Zafer Partisi’nin ekonomi programına son şeklini vermek amacıyla çalışmaların sürdüğünü kaydetti.

“Seçimin Ne Zaman Olacağını Erdoğan da Bilmiyor”

Türkiye’de seçimlerin ne zaman yapılacağına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özdağ, seçim tarihini kimsenin bilmediğini savundu.

Özdağ, “Seçimin ne zaman olacağını bilmiyorum. Ben bilmediğim gibi Erdoğan da bilmiyor. Türkiye’de seçimin ne zaman olacağını kimse bilmiyor. Ancak seçimler vatandaşın zihninde başlamış durumda” ifadelerini kullandı.

Vatandaşların ekonomik sorunlar, uyuşturucu ve sanal kumar bağımlılığı, terörle mücadele politikaları ile gelir dağılımındaki adaletsizlik nedeniyle erken seçim istediğini ileri süren Özdağ, iktidarın ekonomik krizi çözebilecek kapsamlı bir programının bulunmadığını iddia etti.

Enflasyon Programına Eleştiri

Hükümetin enflasyonla mücadele programını eleştiren Özdağ, enflasyonu düşürmeye yönelik programların hızlı sonuç vermesi gerektiğini söyledi.

Uygulanan programın yaklaşık üç yıldır devam ettiğini belirten Özdağ, enflasyondaki düşüşün sınırlı kaldığını ve bunun programın başarısızlığını gösterdiğini savundu.

Esnafın vergi ve cezalar altında zorlandığını ileri süren Özdağ, kısa süre önce bir tır şoförüyle yolculuk yaptığını ve lojistik sektörünün sorunlarını yerinde dinlediğini anlattı.

Bir ülkenin ekonomik durumunun lojistik sektöründeki hareketlilikten anlaşılabileceğini söyleyen Özdağ, kamyon, minibüs ve tır satışlarındaki azalmanın ekonomideki durgunluğun göstergelerinden biri olduğunu ifade etti.

Yüksek faiz ve düşük kur politikalarının sanayicinin uluslararası rekabet gücünü zayıflattığını savunan Özdağ, Türkiye’nin hem Çin’in devlet destekli ekonomik politikalarından hem de Avrupa Birliği’nin yaklaşımından zarar gördüğünü öne sürdü.

“Türkiye-AB İlişkileri Yeniden Düzenlenmeli”

Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki mevcut ilişkinin eşit olmadığını söyleyen Özdağ, Gümrük Birliği sisteminin Türkiye’nin çıkarlarına uygun şekilde yeniden ele alınması gerektiğini belirtti.

Özdağ, Avrupa Birliği ülkelerinin kendi aralarında aldığı kararları Türkiye’ye uyguladığını savunarak, ilişkilerin serbest ticaret bölgesi temelinde yeniden düzenlenmesini önerdi.

Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye siyasi şartlar yöneltmemesi gerektiğini dile getiren Özdağ, ekonominin yeniden yapılandırılması için Devlet Planlama Teşkilatının da kurulması gerektiğini söyledi.

Devlet Planlama Teşkilatının bir, üç, beş, 15 ve 30 yıllık kalkınma planları hazırlaması gerektiğini ifade eden Özdağ, ekonomi, sanayi ve finans alanındaki kararların günübirlik ve dağınık şekilde alındığını ileri sürdü.

“Savaştaki Ukrayna Bile Türkiye’den Daha Düşük Enflasyona Sahip”

Türkiye’nin Cumhuriyet tarihinin en ağır ekonomik krizlerinden birini yaşadığını savunan Özdağ, “Savaştaki Ukrayna bile Türkiye’den daha düşük enflasyona sahip” dedi.

Ekonomik krizin vatandaşların mutfağına doğrudan yansıdığını söyleyen Özdağ, çocukların okula aç gittiğini, emeklilerin maaşlarının temel ihtiyaçlarını karşılamaya yetmediğini ve asgari ücretlilerin geçim sıkıntısı yaşadığını belirtti.

Türkiye’nin kaynakları bakımından zengin bir ülke olduğunu ifade eden Özdağ, ekonomik zenginliğin adil şekilde paylaşılmadığını savundu.

Kamu kaynaklarının belirli şirketlere ve gruplara aktarıldığını öne süren Özdağ, yurt dışına çıkarıldığını iddia ettiği paraların yeniden Türkiye’ye getirileceğini söyledi.

Özdağ, “Türk devleti ve Türk milleti, çalınan zenginliklerin bir kuruşunu sizde bırakmayacak” ifadelerini kullandı.

Kamuda Tasarruf ve Harcamalar

Enflasyonla mücadelenin yalnızca vatandaşların harcamalarını kısmaya dayandırıldığını savunan Özdağ, kamuda kapsamlı tasarruf yapılması gerektiğini belirtti.

Kamu kurumlarının kiralık binalardan çıkarak kendi tesislerine dönmesini isteyen Özdağ, kamu ihalelerindeki usulsüzlük iddialarının araştırılması ve kamu zararlarının geri alınması gerektiğini söyledi.

Rüşvet ve yolsuzlukla mücadelede devletin daha güçlü ve caydırıcı hareket etmesi gerektiğini belirten Özdağ, kamu kaynaklarının kullanımında şeffaflığın sağlanmasını istedi.

Sokak Çetelerine Karşı Sert Mücadele Mesajı

Konuşmasında sokak çetelerine de değinen Özdağ, bazı suç örgütlerinin “sokağın hakkı” adı altında esnaftan haraç toplamaya çalıştığını söyledi.

Bu yapıların yalnızca organize suç örgütü olarak değerlendirilmemesi gerektiğini savunan Özdağ, esnafın devlete ödediği yasal vergiler dışında hiçbir gruba para vermek zorunda bırakılamayacağını belirtti.

Özdağ, “Vergi almak devletin hakkıdır. Devlet bu hakkını, adına ne derseniz deyin, hiçbir çeteyle paylaşamaz” dedi.

Suriyelilerin Geri Dönüş Rakamlarını Eleştirdi

Türkiye’deki Suriyelilerin geri dönüşüyle ilgili açıklanan resmî rakamları da değerlendiren Özdağ, Şam Büyükelçiliğinin 700 bin Suriyelinin geri döndüğüne yönelik açıklamasını hatırlattı.

Daha önceki yıllarda geri döndüğü açıklanan kişilerle birlikte toplam sayının 1 milyon 400 bine ulaştığını belirten Özdağ, resmî veriler arasında tutarsızlık bulunduğunu iddia etti.

Göç İdaresi verilerindeki yıllık azalışlarla geri dönüş rakamlarının birbiriyle örtüşmediğini savunan Özdağ, aradaki farkın vatandaşlığa geçirilen kişilerden kaynaklanabileceğini ileri sürdü.

Sığınmacılara vatandaşlık verilmesinin devletin millî yapısını zayıflattığını savunan Özdağ, bu politikanın Türkiye açısından ciddi bir güvenlik ve demografik risk oluşturduğunu söyledi.

Terörle Mücadele Politikalarına Tepki

Terör örgütü PKK ve Abdullah Öcalan üzerinden yürütüldüğünü iddia ettiği görüşmelere tepki gösteren Özdağ, örgütün silahlı mücadeleyi tamamen sonlandırdığına ilişkin açıklamalara inanmadıklarını belirtti.

PKK mensuplarına yönelik olası tahliye veya af düzenlemelerine karşı olduklarını söyleyen Özdağ, şehit aileleri ve gazilerin bu tartışmalardan rahatsız olduğunu ifade etti.

Ankara Güvenpark’ta gazilerin düzenlediği protestoyu hatırlatan Özdağ, terörle mücadelede görev yapan asker, polis, şehit aileleri ve gazilerin hassasiyetlerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı.

S-400 İddiası

Özdağ, Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400 yüksek irtifa hava savunma sistemlerinin Birleşik Arap Emirlikleri’ne verileceğine ilişkin iddiaları da gündeme getirdi.

S-400 sistemlerinin Türkiye’nin elinde bulunmasının bazı ülkeleri rahatsız ettiğini savunan Özdağ, sistemlerin başka bir ülkeye devredilmesinin Türkiye’nin güvenlik çıkarlarına zarar vereceğini ileri sürdü.

Özdağ, geçmişte ABD’li Rahip Andrew Brunson’ın serbest bırakılması sürecini hatırlatarak iktidarın dış politika konusunda verdiği sözlerden geri adım attığını iddia etti.

“Türkiye Stratejik Bağımsızlığını Korumalı”

Basın mensuplarının Türkiye’nin Batı, Rusya ve NATO ile ilişkilerine yönelik sorusunu da yanıtlayan Özdağ, Türkiye’nin stratejik bağımsızlığını muhafaza etmesi gerektiğini söyledi.

Türkiye’nin NATO ile ilişkilerini sürdürmesinin güvenlik açısından gerekli olduğunu savunan Özdağ, NATO dışında kalan bir Türkiye’nin ittifakın baskı ve saldırılarına daha açık hâle gelebileceğini ileri sürdü.

İttifak Açıklaması

Olası bir erken veya zamanında seçimde Zafer Partisi’nin ittifak politikası hakkında da konuşan Özdağ, Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasi süreçten çıkabilmesi için geniş cephe stratejisine ihtiyaç olduğunu söyledi.

Parlamenter demokrasiyi, hukuk devletini, millî, üniter ve laik devlet yapısını savunan siyasi partilerin iş birliği yapabileceğini belirten Özdağ, bütün partilerin seçim ittifaklarına ihtiyaç duyduğunu ifade etti.

İttifak görüşmelerinin çok erken başlamasının zaman içinde anlaşmazlıklara yol açabileceğini söyleyen Özdağ, diğer siyasi partilerin genel başkanları ve genel merkez yöneticileriyle temasların sürdüğünü açıkladı.

Özdağ’dan 15 Temmuz Değerlendirmesi

Ümit Özdağ, “15 Temmuz nedir?” sorusuna da yanıt verdi.

15 Temmuz darbe girişiminin, FETÖ’nün devlet içerisinde oluşturduğu paralel yapılanmanın askerî diktatörlük kurma girişimi olduğunu belirten Özdağ, darbe girişiminin Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki Atatürk’e ve Cumhuriyet’e bağlı askerlerin direnişiyle bastırıldığını söyledi.

Özdağ, iktidarın geçmiş yıllarda FETÖ ile yaptığı iş birliğinin örgütün devlet içerisinde güçlenmesine zemin hazırladığını savundu.

Ümit Özdağ devlet 15 Temmuz erken seçim