Türkiye, Mısır ve Pakistan'dan Suudi Arabistan'a ortak destek: Kendini savunma hakkı vurgulandı
Türkiye, Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan dışişleri bakanları, New York'ta düzenlenen dörtlü toplantının ardından Riyad'ın artan Husi saldırıları karşısında uluslararası hukuk çerçevesinde kendini savunma hakkını teyit etti. Dört ülke, bölgedeki seyrüsefer güvenliğinin korunması ve gerilimin diplomasi yoluyla düşürülmesi çağrısında bulundu.
Türkiye, Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan, Yemen'deki Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarının yoğunlaştığı dönemde bölgesel güvenlik konusunda ortak tutum açıkladı.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan; Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan, Pakistan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar ile Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati'yle New York'ta bir araya geldi.
Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu'nun yüksek düzeyli haftası kapsamında gerçekleştirilen görüşme, Türkiye-Mısır-Pakistan-Suudi Arabistan dışişleri bakanları formatındaki altıncı toplantı oldu.
Dört ülke, bölgede artan gerilim ve devam eden çatışmalardan duydukları ciddi endişeyi dile getirirken, Suudi Arabistan'ın uluslararası hukuk çerçevesinde kendini savunma hakkını teyit etti.
Seyrüsefer güvenliğine vurgu
Ortak açıklamanın dikkat çeken başlıklarından biri bölgedeki deniz ulaşımının güvenliği oldu.
Bakanlar, seyrüsefer güvenliğinin korunmasının önemini vurgularken bölgesel krizlerin etkilerinin azaltılması için ülkeler arasındaki koordinasyon ve istişarenin artırılması gerektiğini belirtti.
Dört ülke, mevcut krizlere kalıcı çözümün diyalog ve diplomasi yoluyla bulunabileceği mesajını verdi.
Açıklamada Yemen hükümetinin ülkede istikrar ve barışı sağlama çabalarına verilen destek de yinelendi.
Ankara daha önce Husi saldırılarını kınamıştı
Türkiye'nin bugünkü ortak tutumu, Ankara'nın son haftalarda Suudi Arabistan'a yönelik saldırılar konusunda yaptığı açıklamaların ardından geldi.
Dışişleri Bakanlığı, Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarını daha önce kınamış ve Suudi Arabistan'ın güvenliği, egemenliği ve toprak bütünlüğüne desteğini açıklamıştı.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da 19 Eylül'deki açıklamasında Riyad'ın özellikle bazı teknik alanlarda askeri ihtiyaçlarının ortaya çıkabileceğini belirterek, “Bunların karşılanmasında bizim açımızdan bir sorun olmaz” demişti.
Ankara'nın bugünkü dörtlü açıklamaya katılması, Suudi Arabistan'ın güvenliğine yönelik diplomatik desteğinin çok taraflı bir formatta da ortaya konulması anlamına geliyor.
Mısır savunma anlaşmasının tarafı değil
Bugünkü toplantının, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında 7 Ağustos'ta imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'yla karıştırılmaması gerekiyor.
Mekke Anlaşması üç ülkeyi kapsıyor ve Mısır bu anlaşmanın tarafları arasında bulunmuyor.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, 31 Ağustos'ta İstanbul'da düzenlenen Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi toplantısında anlaşma kapsamındaki iş birliğini daha kurumsal hale getirme kararı almıştı. Üç ülke; kolektif caydırıcılık ve savunmanın güçlendirilmesi, savunma sanayii iş birliği, ortak teknoloji geliştirme ve üretim alanlarında birlikte çalışma iradesini açıklamıştı.
New York'taki son toplantı ise dört ülkenin daha geniş bölgesel güvenlik ve diplomasi gündemi çerçevesinde gerçekleştirdiği ayrı bir mekanizma.
Bölgesel denklem açısından neden önemli?
Son açıklama, Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarının arttığı ve Hürmüz ile çevresindeki güvenlik risklerinin enerji ve ticaret rotalarını etkilediği bir döneme denk geldi.
Türkiye ve Pakistan'ın Suudi Arabistan'la ortak savunma anlaşmasının tarafı olması, Mısır'ın ise bölgenin önemli askeri ve siyasi aktörlerinden biri olarak dörtlü diplomatik mekanizmada yer alması açıklamanın önemini artırıyor.
Bununla birlikte ortak açıklamada yeni bir askeri operasyon, Suudi Arabistan'a asker gönderilmesi veya dört ülkenin ortak askeri müdahalede bulunmasına ilişkin bir karar açıklanmadı.
Dört ülkenin kamuoyuna verdiği temel mesaj, Suudi Arabistan'ın kendini savunma hakkına destek verilirken bölgesel gerilimin diyalog ve diplomasi yoluyla düşürülmesi yönünde oldu.
Karşı Sav Haber Merkezi