☰
✕

Selçuk Özdağ'dan Mekke Anlaşması üzerinden iktidara sert sorular: "Gazze için neden ittifak yapmıyorsunuz? Bir tek muhalefetle beraber olmadınız!"

Yeni Yol Grup Başkanvekili Selçuk Özdağ, TBMM'de görüşülen Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki Mekke Ortak Savunma Anlaşması üzerinden iktidarın dış politikasını eleştirdi. Gazze ve Kudüs için neden benzer bir ittifak kurulmadığını soran Özdağ, İsrail'e yönelik sevkiyatların içeriğinin açıklanmasını istedi. Anlaşmanın Husileri hedeflediğini savunan Özdağ, 'Biz taşeron muyuz?' diye belirterek muhalefetin kararlardan dışlandığını belirterek 'Bir tek muhalefetle beraber olmadınız' dedi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda 4 Kasım 2026 Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki Mekke Ortak Savunma Anlaşması görüşüldü.

Yeni Yol Grup Başkanvekili ve Muğla Milletvekili Selçuk Özdağ, anlaşmanın gerekçelerini sorguladığı konuşmasında Gazze'deki gelişmelerden İsrail'le ticarete, Yemen'deki Husilerden ABD-Çin rekabetine, demokrasi ve hukuk devletinden Türkiye'nin teknolojik kapasitesine kadar birçok konuda iktidara sorular yöneltti.

Özdağ, konuşmasının başında anlaşmanın iktidar bloğu çoğunluğu ile Mecliste kabul edileceğini belirterek, şu sözlerle seslendi:

“Biraz sonra burada oylanacak ve geçecek bu anlaşma. Ama biz tarihe konuşacağız, biz milletimize konuşacağız ve biz geleceğe konuşacağız arkadaşlar.”

“Gazze için neden ittifak yapmıyorsunuz?”

Özdağ, Türkiye'nin güvenliğini güçlendirmek amacıyla yapılan anlaşmanın hangi tehditlere karşı kullanılacağının açıklanmasını istedi.

İktidarın İsrail'i Türkiye açısından önemli bir güvenlik tehdidi olarak değerlendirdiğini hatırlattı.

"İsrail 1948'den bu yana, Nekbe'den yani büyük felaketten itibaren o topraklarda gelişmeye başladı, yayılmaya başladılar. Mısır'da, Lübnan'da. Suriye'de veyahut da başka yerlerde"

Özdağ, Gazze ve Lübnan'daki askerî gelişmeler karşısında benzer bir ortak savunma girişiminin neden gündeme getirilmediğini sordu.

Konuşmasında iktidara şöyle seslendi:

“Peki güvenliğe ihtiyacımız vardı; bu güvenliği kime karşı yapacağız? İsrail'i en büyük tehlike olarak görmüyor musunuz? En büyük tehlike olarak görüyorsunuz. O zaman İsrail Gazze'ye saldırırken, İsrail Lübnan'a saldırırken [...] siz ne yaptınız?”

Özdağ, hükümetin Filistin konusunda yeterince etkili bir politika yürütmediğini söyledi.

Avrupa'da gösteriler yapıldı, halklar hükümetlerine çağrıda bulundu. Niye Filistin'e yardım etmiyorsunuz? Neden İsrail'e ambargo uygulamıyorsunuz? Siz niye miting yaptınız?

Özdağ, savunma anlaşmasının Filistin ve Kudüs için neden yapılmadığını sorguladı.

“İsrail'e ne gönderdiniz? Niye söylemiyorsunuz?”

Özdağ'ın konuşmasında öne çıkan konulardan biri de İsrail üzerinden gerçekleştirildiğini belirttiği ticari sevkiyatlar oldu.

Hükümetin söz konusu sevkiyatların Filistin'e yönelik olduğunu açıkladığını hatırlatan Özdağ, gönderilen ürünlerin ve ulaşım güzergâhlarının şeffaf biçimde açıklanmasını istedi.

“Bir arkadaşımız burada dedi ki sizinle ticaret yapıyorsunuz. Yapmıyoruz dediniz. Sonra dediniz ki yapıyoruz. Nereye yapıyoruz? Biz Filistin'e yapıyoruz. Nereye yapıyorsunuz? Filistin'in limanları yok. İsrail'in limanları üzerinden.”

Özdağ, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığından daha önce yapılan bir açıklamaya da atıfta bulunarak sevkiyatların niteliğini sorguladı.

“Ulaştırma Bakanı ne dedi? Biz buraya bir milyon dokuz yüz bin ton yardım ihracı gönderdik, dedi.”

Gazetecilerin bu sevkiyatların içeriğini sorduğunu, ilgili Bakanlığın ise Ticaret Bakanlığını işaret ettiğini ileri süren Özdağ, açıklama talebini şu sözlerle dile getirdi:

“O günden beri Ticaret Bakanına soruyoruz. Buraya ne gitti diyerek İsrail'e ne gönderdiniz? Niye söylemiyor? Neden açık değilsiniz, şeffaf değilsiniz?”

“Bu anlaşma Husilere karşı yapılmaktadır”

Mekke Anlaşması'nın gerekçelerini değerlendiren Özdağ, anlaşmanın Suudi Arabistan'ın Yemen'deki Husilerle yaşadığı güvenlik sorunlarıyla bağlantılı olduğunu savundu.

Özdağ, Türkiye'nin bu anlaşmayla başka ülkelerin bölgesel çatışmalarında sorumluluk üstlenebileceğini ileri sürdü.

“Değerli arkadaşlar, şimdi bu anlaşma Husilere karşı yapılmaktadır.”

Suudi Arabistan'ın bölgedeki güvenlik sorunlarına atıfta bulunan Özdağ, Türkiye ve Pakistan'ın bu süreçte nasıl bir rol üstleneceğinin açıklanmasını istedi.

“Suudi Arabistan'ın problemi nedir? Suudi Arabistan'ın problemi Husiler'dir. Ve Husilere karşı Suudi Arabistan'ın petrol dolarlarını kullanmak istiyorlar.”

Anlaşmanın ABD'nin bölgesel politikalarıyla bağlantılı olduğunu da savunan Özdağ, Türkiye'nin başka ülkelerin askerî hedefleri doğrultusunda hareket etmemesi gerektiğini belirtti.

“Biz taşeron muyuz? Biz bağımsız bir Türkiye Cumhuriyeti devletiyiz.”

“Bu anlaşmalar Çin için yapılıyor”

Özdağ, konuşmasında ABD ile Çin arasındaki küresel rekabeti de gündeme getirdi.

Orta Doğu'da kurulan savunma ittifaklarının bu güç mücadelesinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini savunan Özdağ, ABD'nin Çin'in yükselişini sınırlandırmak istediğini ileri sürdü.

“Bu anlaşmalar kim için yapılıyor, biliyor musunuz? Bu anlaşmalar Çin için yapılıyor, Çin, Çin. Çin'e dur demek için yapıyor kim? Amerika Birleşik Devletleri. İki kutuplu dünya oluşturmak istemiyorlar. Tek kutuplu dünya. İngiltere ile İsrail'le Yahudi siyonist lobileriyle beraber bir tek kutuplu dünya.

Ama o iki kutuplu dünya mutlaka oluşacak. Bu iki kutuplu oluşurken de bir yandan siz diyeceksiniz ki efendim Çin, Rusya, İran, Türkiye anlaşmalar yapalım. Bir yandan diyeceksiniz yok yapmayalım NATO ile olalım, yok Amerika ile olalım diyeceksiniz. Ya bu anlaşmadan kim memnun? 

Türkiye'nin uluslararası ilişkilerde tutarlı ve bağımsız bir strateji izlemesi gerektiğini belirten Özdağ, ABD, Rusya, Çin ve Avrupa Birliği arasında değişen siyasi yaklaşımları eleştirdi.

"Niye bu anlaşmayı yapıyorsunuz biliyor musunuz? Şimdi Husileri size havale ettiler." 

Özdağ, İran'ın da bölgesel güvenlik iş birliklerinde yer alması gerektiğini savunarak şunu söyledi:

“Niye İran yok? Neden İran yok? Türkiye İran'la beraber olursa daha büyük olmaz mı? Olur.”

“Savunma anlaşması değil, teknoloji anlaşması yapın”

Özdağ, Türkiye'nin güvenliğinin yalnızca askerî ittifaklarla sağlanamayacağını belirterek ekonomik kalkınma, bilimsel üretim ve teknolojik kapasitenin güçlendirilmesine dikkat çekti.

Pakistan ve Suudi Arabistan ile iş birliğinin farklı alanlarda geliştirilmesini öneren Özdağ, hükümete şu çağrıda bulundu:

“Savunma anlaşması değil de gelin teknoloji anlaşması yapın, bilgi anlaşması yapın.”

Türkiye'nin gelişmiş ülkelerle rekabet edebilmesi için eğitimde, bilimde ve teknolojide ilerleme sağlaması gerektiğini savunan Özdağ, konuşmasının devamında Japonya ve Almanya örneklerine atıfta bulundu.

Türkiye'nin Avrupa Birliği ile ilişkilerinde de daha kararlı bir politika izlemesi gerektiğini belirterek iktidarın dış politika tercihlerini sorguladı.

Türkiye'yi Japonya yapacaksınız. Türkiye'yi Almanya yapacaksınız. Ya bırak Türkiye'yi Almanya ve Japonya yapmayı. Türkiye'yi İtalya yapacaksınız. Yaptınız mı? Beş sene önce bunlar komünist bir rejimle yönetiliyorlardı. Avrupa Birliği'ne girdiler. Siz Avrupa Birliği'ne mi girmek istediniz, çıkmak mı istediniz, Amerika'yla mı flört etmek istediniz, Rusya'yla mı beraber olmak istediniz, Çin'le mi beraber olmak istediniz, kiminle beraber olmak istediniz siz Allah aşkına söyler misiniz?

“Bir tek muhalefetle beraber olmadınız”

Özdağ'ın konuşmasındaki bir diğer eleştiri, iktidarın dış politika kararlarında muhalefetle yeterince diyalog kurmadığı yönündeydi.

"Bir tek muhalefetle beraber olmadınız. Bir tek muhalefete kötü muamele yaptınız. Bize ensar ve muhacir bile muamelesi yapmadınız. Suriye'den gelenlere dediniz ki onlar muhacir, biz ensarız dediniz.

Ya bu muhalefet.. Türkiye Cumhuriyeti Devletini kurdular, bunların dedeleri, bunların babaları kurdular. Bize niye başka bir muamele yapıyorsunuz?

Saray sadece sizin mi, külliye sadece sizin mi? Cumhurbaşkanı bu konuları bizlerle konuşamaz mı?"

“Lider sultanlığı var, hep beraber gerçek bir demokrasi inşa edemedik”

Özdağ, konuşmasında Türkiye'deki siyasi parti yapısını da eleştirdi. Parti liderlerinin karar süreçlerindeki belirleyici konumuna dikkat çeken Özdağ, demokratik bir siyasi düzen oluşturulamamasında muhalefetin de sorumluluğu bulunduğunu kabul etti.

“Türkiye'de bu Siyasi Partiler Kanunu çok kötü bir kanun. Lider sultanlığının olduğu bir yer Türkiye. Ve o lider sultanları ne derse onu yapıyoruz.”

Eleştirisini yalnızca iktidarla sınırlamayan Özdağ, kendi siyasi tarafını da kapsayan bir değerlendirmede bulundu:

“Hep beraber bizim de kusurumuz var. Yani Türkiye'de muhalefet, iktidar hep beraber gerçek bir demokrasi inşa edemedik.”

Özdağ, Türkiye'nin uluslararası ilişkilerde daha güçlü olmasının hukuk devleti, şeffaflık ve demokratik kurumların güçlendirilmesiyle mümkün olacağını söyledi.

“Gelin Türkiye'yi demokratik Türkiye yapın”

İktidara yönelik çağrısını ekonomik ve toplumsal sorunlar üzerinden sürdüren Özdağ, ülkenin iç yapısının güçlendirilmesini istedi.

“Gelin Türkiye'yi demokratik Türkiye yapın. Hukuk devleti yapın. Vallahi eğitimde fırsat eşitliği yapın, gelir dağılımında adalet yapın. Şeffaf bir Türkiye yapın. Sayıştay'ın olduğu bir Türkiye yapın.”

Türkiye'nin insan kaynağının, üretim potansiyelinin ve bilimsel kapasitesinin geliştirilmesine vurgu yapan Özdağ, güçlü kurumlara sahip bir ülkenin uluslararası ilişkilerde daha bağımsız hareket edebileceğini savundu.

“Ne Pakistan'a ihtiyacınız kalır, ne Suudi Arabistan'a ihtiyacınız kalır, ne Amerika Birleşik Devletleri'ne kalır. Bu 86 milyon burayı zengin yapar, bilgi toplumu ve teknoloji toplumu yapar.”

Özdağ sözlerini temenni ile bitirdi.

"İnşallah Türkiye gerçekte bir Avrupa Birliği'ne girer, onun için çalışır.  Avrupa Birliği Türkiye ilişkileri olsaydı, Amerika buraya yanaşırdı."

Özdağ, bu sözleriyle Türkiye'nin demokrasi, hukuk, ekonomi ve teknoloji alanlarında güçlenerek uluslararası ilişkilerde daha etkili ve bağımsız bir konuma ulaşması gerektiği mesajını verdi. Türkiye'nin başka ülkelerin desteğine ihtiyaç duyan değil, diğer ülkelerin iş birliği yapmak isteyeceği bir güç hâline gelmesine vurgu yaptı.

Selçuk Özdağ'ın eleştirilerine konu olan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın onaylanmasını uygun bulan kanun teklifi, TBMM Genel Kurulundaki görüşmelerin ardından kabul edildi.

Kaynaklar: Selçuk Özdağ'ın TBMM Genel Kurulundaki konuşması ve 5 Kasım 2026 tarihli video paylaşımı; TBMM Mekke Anlaşması kanun teklifi ve Genel Kurul kayıtları; TBMM Dışişleri Komisyonu açıklamaları.

Mekke Ortak Savunma Anlaşması Yeni Yol Grup Başkanvekili Selçuk Özdağ İran İsrail