Nevzat Şavluk: "Biz yanlış yolda olmuş olsaydık, milletimiz teveccüh göstermezdi"
YRP Kartal Belediye Başkan Adayı / İlçe Başkanı Nevzat Şavluk ve YRP Bitlis İl Başkanı Aslan Süphanoğlu ile samimi bir röportaj gerçekleştirdik. Üçüncü parti olarak seçimden çıkan Yeniden Refah Partisi bu çıkışı nasıl yakaladı? Genelden yerele seçim sonuçları süpriz oldu mu? Batı ve Doğu Bölgelerimizde seçmen neler düşünüyor? Ülkemizi önümüzdeki günlerde neler bekliyor? Gençlerimiz umudunu mu kaybetti? İsrail ile ilişkilerde neden geri adım atılmıyor?
İlçe Başkanı Nevzat Şavluk ve YRP Bitlis İl Başkanı Aslan Süphanoğlu ile yaptığımız röportaj;
"2028 ve 2029 Seçimlerine Bomba Gibi Çıkacağız."
Türkiye genelinde seçim sonuçlarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Siz zaten konuşmalarınızda YRP olarak fark yaratacağınızı ifade ediyordunuz. Son çıkan tabloyu nasıl değerlendiriyorsunuz?
"Açıkcası böyle bir sonuç biraz da sürpriz oldu. Türkiye geneli özellikle Cumhuriyet Halk Partisi'nin 'alınamaz' denen yerleri alması ve 81 ilde yaptığı çalışmalarla Refah Partisi'nin Türkiye'nin 3. parti olması çok büyük bir sürpriz oldu. İnşallah bundan sonraki süreçte iktidara yürüyeceğiz. 'Bu, iktidara yürümenin emin adım yollarıdır.' diyelim."
2028 seçimleri için ne öngörüyorsunuz? Türkiye genelinde siyasi durum nasıl olur?
"2028 genel seçimlerinde Allah'ın izniyle şu anda alternatif olarak seçmelerin de nabzı, sahada karşılaştığımız gibi olacaktır. Fatih Erbakan Bey'e şu anda büyük bir teveccüh var. Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan'ın ifade ettiği gibi kendisinin son seçimidir. Şu anda Merkez Sağ Partililerin alternatif olarak gördüğü lider Fatih Erbakan'dır. Biz de canla başla çalışarak Genel Başkanımız Sayın Doktor Fatih Erbakan'ı Cumhurbaşkanlığı makamına göndereceğiz. Ve inanın bu şu anda bizim için sürpriz görünmüyor. Çünkü, 5 yıllık bir siyasi parti ilk önce % 3-3.5 oy alıp ondan sonra da %7'lere kadar oyunu hızlı bir şekilde tabandan tavana yükseltti. Teşkilat yapısıyla 2028 seçimlerine ve 2029 yerel mahalli idareler seçimlerine bomba gibi çıkacağız."
2019 seçimlerine girmemiş olan Yeniden Refah Partisi, ilk kez girmiş olduğu 2024 seçiminde bir büyükşehir (Şanlıurfa) ve bir il merkezi (Yozgat), 63 belediyesi kazanmıştır. Ülke genelinde 65 belediyeye sahip olan Yeniden Refah Partisi, belediye seçimlerindeki yüzde 6.19’luk oy oranıyla 3’üncü sırayı almıştır."Bazı basın mensubu arkadaşların (Sizleri tenzih ederim.) Biraz daha partilere yakın olan gazetecilerden bahsediyorum. Hatta onların videoları falan da var. 'Bir tane belediye alsın da göreyim' diye bağıranlar vardı. Allah'a hamdolsun bir tane büyükşehir, bir tane il ve 63 ilçe aldık. Hala itiraz ettiğimiz bazı yerler de var. O belediyeleri alarak işe giriştik. Dolayısıyla o söylenen sözler havada kaldı. İnşallah, Milli Görüş Belediyeciliğini nasıl ki 94'te yerelden genelle iktidara taşımışsak yine aynı senaryoyu göreceğiz. Tarih tekerrürden ibarettir. Aynı şeyler tekrarlanır. Millet inşaallah Milli Görüş iktidarında gerekli hizmetleri alacak. Artık milletimiz nefes alacak. "
Genel kanı Ak Parti ile Yeniden Refah Partisi arasında bir çekişme yaşanmış olsaydı, okların size döneceği yönündeydi. Bundan sonraki süreçte medya tarafından veya siyasi olarak YRP'ye karşı bir hamle bekliyor musunuz?
"Şu anda hala hamleler devam ediyor. Şimdi biz 2023 genel seçimlerinde Cumhur İttifakı içinde beraber seçim çalışması gerçekleştirdik ve Cumhurbaşkanımızı tekrar Cumhurbaşkanı makamına gönderdik, seçtirdik. Şimdi o günden bugüne ne değişmiş olabilir? Hakikaten bu kadar tavır takınmaları bizi üzdü. Niye üzdü?
En son Cumhurbaşkanlığı resmi twitter hesabından paylaşıldı; Bayram nedeniyle İYİ Parti'yi, Cumhuriyet Halk Partisi'ni, Demokrat Sol Parti'yi, Hüdapar'ı diğer siyasi partiler aranıyor. Dem Parti ile Refah Partisi aranmıyor. Ne demek bu? Akla izana sığmayacak bir şeydir. Düne kadar beraber mücadele ettik. Kaldı ki, sahada hep beraber çalıştık. Tabanımız da sağ taban ve milli görüş teşkilatları esasları gereği birbirimize yakınız. Yani değer miydi?
Biz kendi irademizle tek başımıza seçime giremeyecek miyiz? Destek istendiği zaman mutabakat karşılığında desteğimizi verdik. Sözümüzü yerine getirdik. Kusura bakmasınlar ama bu anlaşmaya imza atan yetkililer taahhütlerini yerine getirmediler. Biz AK Parti'yi zor duruma sokacak bir söylemde de bulunmadık. Tahrik edici veya hakaret vari bir konuma girmedik. Siz anlaşmayı kabul etmediniz, anlaşmanın gereğini yerine getirmediniz. Biz de 'İttifak yapmayacağız.' dedik. Sadece toptan redci bir zihniyet olmasın diyerek 'Üç büyükşehirde ittifak yapalım.' istedik. Gereken hassasiyeti göstermediniz. Gereken adımı atmadınız. Biz de demokratik hakkımızı kullanarak 81'il de seçime girdik.
Genel başkanımızın için 'Etrafı FETÖ'yle sarılmış.' dendi. Kimisi Adnan Oktar'la ilişkilendirmeye çalıştı. Bir sürü dezenformasyon malzemesi servis edildi. Biz, her zaman Erbakan Hoca'mızın siyasete bakış açısıyla, o pencereden olaylara baktık. Eğer biz yanlış yolda olmuş olsaydık, inanın milletimiz teveccüh göstermezdi. Kalkıp da 5 yıllık bir siyasi partiyi Türkiye'nin en büyük siyasi partilerinden biri konumuna getirmezdi. Bakın; Deva Partisi vardı, Gelecek Partisi vardı, diğer siyasi partiler vardı. 6'lı Masa'nın o zamanki medya tarafından sürekli gündem yapılan siyasi parti üyelerinin toplam oyu % 4'ü geçemedi. Biz halkımızın hakikaten sevgisine mazhar olduğumuz için bu itibarı gördük. Bu belediyeleri aldık ve şu anda söz verdiğimiz gibi hizmetlerimizi de yapacağız, gerçekleştireceğiz ki 2028'de bir söylemimiz olsun."
'Erken seçim olacak' söylemleri dile geliyor. Siz erken seçim öngörüyor musunuz?
"Erken seçimle ilgili söylemlerden uzak durmaya çalışıyorum. Hem 2023 hem 2024 yılında iki seçim geçirdik. Seçimler Türkiye'nin bütçesine de ağır bir maliyet oluşturuyor. Bir de milletin de nefes alması gerekiyor. Erken seçimle ilgili bir öngörüm yok açıkçası. Ama şunu söylemekte fayda var. Milli Görüş Teşkilatları, Refah Partisi Teşkilatları yarın seçime girecekmiş gibi hazırlanıyor. Böyle bir durum vuku bulursa biz hazırız."
Kartal'ın seçim sonucunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Beklediğiniz oy oranına ulaşabildiniz mi?
"Bu sonucu beklemedik. Çünkü, siz de karşılaşmış olabilirsiniz, milletimizin bize karşı teveccühü vardı. Biz şu an oyumuzu koruduk ama Türkiye genelindeki Refah Partimizin ortalamasının biraz altında kaldık.
Kartal'da dengeler çok daha farklı. CHP'nin yönetiminde olan bir ilçe ve bu seçimde aday olarak özellikle Dr. Altınok'un da çıkması bazı dengeleri değiştirebilirdi. Ama milletin yerel seçime bakışı genel seçim gibi oldu. Dolayısıyla da AK Parti muhtemelen Kartal tarihindeki en büyük farkı görmüş oldu. Biz ise oyumuzu korumakla kaldık ve dördüncü olduk. Cumhuriyet Halk Partisi kazandı. İYİ Parti beşinci sıraya düştü.
Tabii ki şöyle bir şey var. Belediyenin yönetimi kimdeyse her zaman bir sıfır galip bir şekilde maça başlıyor. Bunun da bir etkisi var. Umarım yeni yönetimimiz Kartal'ımıza hayırlar getirir. Bunu ümit ediyorum.
Biz her zaman yurttaşlarımızın özgürlüğünü, hukukunu koruyacağız. Muhallefetimizi de yapacağız. Nasıl ki bir önceki dönemde yapıyorsak bundan sonrada devam edeceğiz. Bu seçim sonucunun Kartal'ımıza hayırlı uğurlu olmasını Allah'tan niyaz ediyorum."
Sizce bu seçim sonucu ekonomi sebebiyle mi ortaya çıktı?
"Ekseriyetle ekonomi ve bazı sözlerin yerine getirilmemesi. Özellikle genel seçimlerden sonra hem ekonomide hem de verilen taahhütlerde atılması gereken adımların atılmaması ve daha sonra da her şeyin iki kat, üç kat yükselmesi, piyasanın bozulması önemli etkenler.
Bir de tahayyül ettiğim seçmenin şöyle bir düşüncesi oldu. Biz, Cumhuriyet Halk Partisi seçmeninden ekseriyetle denge hesabı yaptığımız zaman daha düşük oy alabiliyoruz. En çok oy aldığımız taban, sağ merkez seçmen tabanı. Şimdi olası ki, seçmen AK Parti'ye bir mesaj vermek istedi. O mesajı bizim üzerimizden değil de Cumhuriyet Halk Partisi üzerinden vermeyi uygun gördü. Adıyaman yani Cumhuriyet Halk Partisi'nin kazandığı en hayret verici illerden biridir."
Sizi en çok şaşırtan sonuç Adıyaman mıydı?
"Adıyaman. Şu an aklımda olmayan birkaç ilçe daha var. AK Parti'nin kalesi olan yerler. Daha doğrusu milli görüşün kalesi olan yerlerdi. Bu şekilde bir sonuçla karşılaştık. Milletimizin iradesi ile ne tecelli etti ise biz her zaman ona tabi oluyoruz.
Seçimden sonra hiçbir teşkilat mensubumuzda moral ve motivasyon düşüşü yaşanmadı. Ertesi gün hemen toplantımızı yaptık. 2028 için hazırlıklarımızı yapacağız.
Anketler de tamamıyla ters çıktı. Şimdi biz anketlerde % 6-% 7'lerdeydik. Cumhuriyet Halk Partisi % 39'larda görülüyordu, AK Parti ise % 35'lerde görülüyordu. Sonuç; % 55 CHP, % 30 küsür AK Parti. Diğer partileri zaten söylemiyorum. Dolayısıyla sürpriz bir sonuç oldu. Umarım bu sonuçlar ülkemize fayda sağlar. Sonuçda biz her ne kadar farklı siyasi partilerde görev yapan vatandaşlar olsak da sandığa yansıyan ne olursa olsun ülkemize faydası olsun isteriz. Üçüncü parti olmamız bizim umudumuzu arttırdı, inşallah 2028'de iktidar olacağız."
Röportajımız sırasında aramıza YRP Bitlis İl Başkanı Aslan Süphanoğlu da katıldı.
YRP Bitlis İl Başkanı Aslan Süphanoğlu Aslan Bey, sizden de seçim sonuçları hakkında genel bir değerlendirme alabilir miyim? Hem Türkiye hem de Bitlis'te Yeniden Refah Partisi bir başarı elde etti mi, başarısızlık görüyor musunuz?
"Başarısızlık denemez. Çünkü, Yeniden Refah Partisi Türkiye çapında gerçekten güzel bir sürprizle çıkış yaptı. Acaba neden böyle bir çıkış yaptı? Bunu sormak gerekiyor. Bu çıkışa Türkiye'nin ihtiyacı var mıydı? Vardı. Neden vardı? Yıllardır bir iktidar partisi var. İktidarın çok hataları var, çok yanlışları var. Ve onu uzun süredir gerçekten eleştiren bir alternatif parti yoktu. Bundan dolayı YRP bu çıkışı yaptı.
Doğu Anadolu olarak söyleyebilirim. Seçmenin karşısında mecbur kaldığı iki parti vardı. Ya Ak Partilisin ya da DEM partilisin. Hiçbir şekilde alternatif yoktu. Seçmelerin bir çıkış arayışı, bir alternatif arayışı vardı. Bu arayışta onların ihtiyacını karşılayan tek parti bence Yeniden Refah Partisi oldu. Bu, bir adımdı. Ben hep şunu söylüyorum. Bu seçim bizim sıçrama tahtamızdı. Bir dahaki seçimlerde umarım çok başarılı bir sonuç elde edeceğiz."
Sizce erken seçim olasılığı var mı?
"Olabilir, olmayabilir. Ama olma ihtimalini yüksek görüyorum."
Erken seçim olma ihtimali var ise çalışmalara ne zaman başlayacaksınız?
"Biz çalışmaya başladık. Hatta merkezde değil, bütün belde ve ilçe teşkilatlarını tekrar revize etmeye, daha çok güçlendirmeye başlıyoruz. Bu yıl bizim hazırlık yılımız olacak, önümüzdeki sene de artık ciddi bir çalışma yılı olacak inşallah."
Genel olarak okuyucularla paylaşmak istediğiniz bir şey var mı? Seçim veya başka bir konu. Ya da şunu sorabilirim. Gençlerimizin yurtdışına yöneldiği bir dönemdeyiz? İnsanlar umutlu olsunlar mı?
"Necmettin Erbakan hocamızın sürekli dile getirdiği konu öncelikle ahlak ve maneviyat. Biz maalesef uzun bir süre maneviyattan uzak yaşadık. Maneviyattan uzak yaşayışımız gençlerimiz açısından türlü türlü zararlara yol açtı, bir takım ümitsizliklere de sevk ediyor. O nedenle maneviyatımızı güçlendirmemiz gerekiyor. Zaten hiçbir zaman Allah'tan umut kesilmez. Maneviyat güçlü olduktan sonra ümit sürekli vardır."
Ülke siyasi açıdan değişikliklere gebe mi?
"İlla ki.. Değişim şart. Çünkü; esnaf gezilerinde olsun seçim çalışmalarında olsun, halkın bize sürekli söylediği şu: 'Değişim şart. Artık bir farklılık olsun.' Gerçekten halk bunu istiyor. Bu seçimde tam olamadı ama bir dahaki seçimde daha farklı olacağına inanıyorum, inşallah."
"Milli Görüş Davasına Kürt Vatandaşların Sahip Çıkacağına Yürekten İnanıyorum"
Hep burada söylenir ki; Ekonomi İstanbul gibi büyükşehirlerde daha çok etki yaparken Anadolu'da Doğu'da daha az etki yapar. İnsanlar daha az oranda etkilenir. Bu nedenle bizde orada böyle bir tepki beklenmiyorduk. Oradaki hava nasıl, genel durum nasıl?
"Orada ekonominin yansıması tabi ki büyükşehirlerdeki gibi olmaz. Büyükşehirlerde en ufak bir kriz ekonomiyi çok hızlı ve ciddi şekilde etkiliyor. Ama Doğu Bölgelerinde biraz daha yavaş etkileniyor. Neden? Çünkü kendi içinde bir ticari faaliyet alanı var. Mesela, Bitlis'i örnek verelim. Bitlis'te çevre illerde bir sektör var. O sektör kendi alanında sirkülasyona devam ediyor. Etkilense bile hızlı bir şekilde ticareti etkilemiyor. "
Doğu'da en çok tepkinin hangi konuda olduğunu düşünüyorsunuz?
"Çok örnek verebilirim. Bu kadar büyük reaksiyonun sebepleri arasında bugün etin kilosunun yaklaşık 500 lirayı bulmuş olması var. Maaşlar ortada... En çok etkileyen ise kira artışları. Kira artışları sadece büyükşehirlerde değil, kırsal kesimlerde de çok ciddi anlamda etkilendi. Kiralar gerçekten çok pahalı. Bugün mesela ben şu an inşaat sektöründe çalışıyorum. Bugün, normal bir 2 + 1 dairenin ortalama kirası Doğu'da 7000-8000 lira civarında. Emekli maaşı on bin civarında. Yerli ürünler sayesinde insanlar rahat bir şekilde dönüyor, giderlerini karşılıyor. O yüzden ciddi anlamda çok sıkıntıya sebep olan kira artışları ve daire fiyatları. Daire fiyatları günden güne artıyor, fiyatlar sürekli değişiyor. Şu anda satılan bir dairenin, satılan rakamı veya inşaat bedeli doğrudan inşaat malzemesine yatırılmazsa anında zarar ediliyor. İnsan, sattığı fiyata pişman oluyor."
Nevzat Bey, Doğu seçmeninin bakış açısı hakkında siz ne düşünüyorsunuz?
"Ben de bir Doğulu vatandaş olarak şöyle bir tahlil yapabilirim. 94 yılını bilirsiniz. O zaman HADEP vardı. HADEP'in en güçlü olduğu zamanlarda biz orada bir çok ili kazandık. Benim bugün gördüğüm sonuca göre Güneydoğu bölgesinde hakikaten bu aldığımız sonuçta Kürtlerinde alternatif parti olarak, Milli görüşe hasretinin sonucu Yeniden Refah Partisine yönelmesinin etkisi oldukça fazla. Yani 94'lerden beri Milli Görüş davasını benimsemişlerdir. Dolayısıyla Erbakan hocamıza olan bağlılıkları, Milli Görüşe olan inancları ile biz rüzgarı asıl Güneydoğu'dan beklerken Türkiye'nin farklı noktalarında daha fazla bir yükseliş gördük.
Kıymetli Başkanımız Tatvan Belediye Başkanlığı sürecinde % 13 almıştı. Bu oy oranı çok önemli. Orası DEM Parti'nin kalesi olduğu halde üçüncü parti olduk. Orada Yeniden Refah Parisi'nin bir yol açabilmesi çok önemliydi. Geçmişte de aynı şeyler tekrarlandı. Yine de bir bölge yani asgari bir belediye kazandık. Ondan sonra 94'te Allah'ın izniyle Türkiye'yi kapsamıştık. 95'te iktidara gelmiştik.
Tarih tekerrüründen ibarettir. Bugün, bana bu sonuç oradaki durumu hatırlatıyor. Dolayısıyla Kürt seçmenlerimiz hakikaten bu davaya ve Erbakan Hocaya olan bağlılığı nedeniyle destekleri çığ gibi büyüyecek gibi görülüyor.
Mesela, Urfa AK Parti'nin kalesiydi. Dem Parti orada çıkış yakalayabilirdi ama orayı YRP aldı. Niye? Millet AK Parti belediyeciliği ile ilgili fikirlerini değiştirdi. Örneğin; Güneydoğu Bölgesinde insanların belediye başkanlığına olan bakış açısı değişti. Belli bir kabileye, aşirete hizmet edilmeye başlandı. Bundan dolayı insanlar rahatsız oldu. Şimdi iki akraba, iki aşiret arasında da bu adaletsizlikten doğan sıkıntılar da ortaya çıkmaya başladı. Demin söyledim; genel başkanmızın söylediği gibi 'Söylemler Hazreti Ömer gibi yapılan icraatlar Turist Ömer gibi.' İnsanlar bunu hazmedemedi.
Filistin davasını bu güne kadar sahiplendik. 21 yıl boyunca Filistin üzerinden siyasi propaganda ürettiler. Sonuç olarak bakın. Muhakeme, muhasebe yapma durumu ortaya çıktı. Ticareti baskılarımızdan sonra yani 7 ay sonra durdurulabildiler. Millet bunları görüyor.
Ben bir Kürt seçmen olarak, bir Kürt vatandaşı olarak hakikaten milli görüş davasına Kürt vatandaşların sahip çıkacağına yürekten inanıyorum. Çünkü, İslam davasında ve hakikaten bu vatana en iyi hizmeti getirebileceğine inandığı parti Refah Partisi. Biz buna inanıyoruz. Onlar da inandı ki böyle büyük bir oranı yakaladık.
Ve şu anda şöyle bir durum da vardı; Dem Parti'nin sürekli CHP'yle bir siyasi münasebeti oldu. Bu sefer Dem Parti sol bir siyasi parti çizgisiyle ilerlemeye başladı. Kürt seçmen sünni ve muhafazakar bir çizgide ilerlerken Dem Parti'nin böyle ters istikamette ilerlemesi, bazı yerlerde aday çıkartılmaması falan. İnsanlarda sanki kullanılıyormuşlar gibi bir algı oluşturmaya başladı. Ve bize doğru yönelmeye başladılar. Allah'ın izniyle 2028 seçimlerinde Aslan Süphanoğlu başkanımızın Bitlis'ten Büyük Millet Meclisi Milletvekili olarak meclise girmesinı ve mecliste görevlerini icra etmesini ümit ediyorum.
Aslan Süphanoğlu: Allah razı olsun. Güroymak ilçemizde 3 dönem, üst üste kayyum belediyeciliği olan bir yerde biz orayı 2 oyla kazandık. Sonradan geçersiz oyların sayımı için itiraz edildi. Bazı şaibeli durumlar ortaya çıkınca AK Parti orayı aldı. (AK Parti: 4 bin 313, Yeniden Refah Partisi: 4 bin 297, DEM Parti: 4 bin 221) Bütün itirazlarımıza rağmen red aldık. Demek istediğim şu; öyle bir yerde yani Dem Parti'nin olduğu bir yerde, AK Parti'nin iktidar partisi olduğu bir yerde biz orayı iki oyla kazandık. Ve bizim ana düşüncemiz ve en büyük söylemimiz şuydu? "Rüşvet alanda veren de melundur." Yani, bizim düşüncemiz kazandı. Bu düzenin değişmesi gerektiğine inanıyoruz.
Nevzat Şavluk: Bu düzenin artık kesinlikle değişmesi gerekiyor. Yani ben bu ülkede neden fakirlik çekiyorum? Ben sahra çölünde miyim arkadaşım? Yani bitki burada çıkmıyor mu? Yani ben neden bu fakirliği çekiyorum, evlatlarım neden bu fakirliği çekiyor? Bu insanlar neden 10.000 liraya muhtaç bırakıldı? Bunun nedeni nedir? Bunun sebebi kusura bakmasın, ekonomi bilimiyle dalga geçilmesi. Bu, ekonominin bilimle yönetilmemesinin bir sonucu. Tarım var, ovalar var, denizler var, nehirler var. Yani olması gereken her şey bu cennet vatanda var. Varlık içerisinde yokluk çekiyoruz. Ondan sonra krizlerden etkileniyoruz. Sürekli bahane, bahane, bahane...
"Haim Nahum Doktrini 7 maddedir; "Aç bırakacaksın, işsiz bırakacaksın, borca esir edeceksin... "
Aslan Süphanoğlu: Artık kusura bakmasınlar. Ben bunu şuna bağlamak istiyorum. İsterse yanlış anlasınlar. Ben radyo programında da söyledim. Maalesef, iktidarın fakirliği kontrol altında tutma politikası olarak uyguluyor. Yani Haim Nahum Doktrini'i vardı ya, ne doyurur ne de aç bırakır. İkisinin arasında sürdürülen bir siyaset.
Haim Nahum Doktrini 7 maddedir; "Aç bırakacaksın, işsiz bırakacaksın, borca esir edeceksin, dininden uzaklaştıracaksın, böleceksin, böldüklerini birbiri ile çarpıştıracaksın, yumuşak lokma haline getirip yutacaksın..." Prof. Dr. Necmettin ErbakanSosyal yardımlaşma niçin var başkanım? Yani günlük harçlık vermek, günlük-aylık koli yardımı vermek de ne demek? Yani fakirliği ortadan kaldıracak projeleri yapsanıza! Evi yoksa ev verin, işi yoksa iş verin. Ne ailesine mahcup olsun, ne de size mecbur kalsın. Biz, belediyenin cebinden bir kuruş çıkmadan öyle bir proje yaptık. Dedim ki: Çevre ve Şehircilik Bakanlığı vasıtasıyla tarım arazisini arsaya çevirelim, o araziyi müteahhitlere 'yap sat'a verelim. Proje 500 daire alacağımız bir şekilde; araziyi veriyoruz, müteahhit 1000 daire yapıyor, orada 500 daire belediyeye kalıyor. 500 daireye fakir, fukara ayda 5000 lira taksit ödemeye devam ediyor, biliyor musunuz... İktidar bunu yapamıyor mu?
Yapabilir.
Ama işte ben bunu söylüyorum: 'İman varsa imkan vardır.' desturu var ya.. Bizde vardı, imkan vardı, yapabilirdi ama yok. Tercih ettiğiniz şu, fakirlik kontrolümüz altında olsun.
"Yardım Edilen Kişi Sayısı Arttıkça Övünüyorlar"
Nevzat Şavluk: "Yardım edilen kişi sayısı arttıkça övünüyorlar. Örneğin, yardım edilen kişi sayısı 3 milyon. Ve deniliyor ki; Bu sene 6 milyon insanımıza yardım ettik. Sen şimdi iyi bir şey mi yaptın? Senin zamanında fakir sayısı 3 milyon daha yükselmiş oldu. Olaylara bakış açıları farklı.
Yani milli görüşte... En son yaptığımız basın toplantısında demiştim ki; Milli görüşün esasları vardır. Milli görüş bir siyasi partinin amblemi altında sıkışmış bir şey değildir.
Milli görüşün esasları nedir? Adil düzen, adil ekonomik düzen, paylaşımda adalet, yönetimde adalet. Dolayısıyla da bunu sağlayan bir siyasi parti olduğu zaman o, milli görüşe hizmet ediyordur. Milli görüşe hizmet ettiği zaman bunun artık isminin Saadet Partisi veya Refah Partisi olması çok önemli olmuyor. Erbakan Hoca'nın çizgisinden gidiyor.
Mesela Ak Parti diyor ki; biz o gelenekten geliyoruz. Biz , Refah Partisi'nin ve Erbakan Hoca'nın kurduğu hayalleri gerçekleştiriyoruz. Bazılarını kısmen sanayi konusunda, camiler konusunda evet haklılar. Ama kusura bakmayın! Erbakan Hoca % 50'lik bir faiz sistemi asla istemezdi ki, faizi düşürmek için eline gelen her şeyi yaptı, denk bütçeyi yaptı, kamu ek hesabını yaptı, belediyeleri borçtan kurtardı. Şimdi hangi siyasi parti veya hangi AK Parti belediyesi bunu yapabiliyor? Bunu bir kere çözmemiz lazım.
Bakın, bunu bütün samimiyetimle söylüyorum. Erbakan hocamızın bu dediği ekonomik modeli, adil modeli uygulasınlar, Refah Partisi'ne gerek kalmaz. Geçmişte yaşandı bunlar. Konya Belediyesi hükümete dedi ki; 'Senin borcun var, sana borç para verebilirim.'
Dikkat Çekici Bir Örnek:
Ahlaklı belediyediciliğin vurgusundan da bahsedeyim. Diyarbakır Kayapınar Belediye Başkanımız esnaflık, seyyar satıcılık yapıyordu, çorap satıyordu. Belediyeyi kazandı.
Dönemini bitirdi. 2028 seçimlerinde son seçimde kazanamadı. Önlüğünü taktı, tezgahının başına geçti. Bana bir tane bu şekilde örnek gösterin. Dolayısıyla da söyleme değil, icraata bağlı kalacağız.
Bitlis İl Başkanı Aslan Süphanoğlu, aramızdan ayrılacak olmanız nedeniyle son olarak okuyucularımıza ne söylemek istersiniz?
Aslan Süphanoğlu: Gün gelecek herkes Yeniden Refah Partili olacak!
Son olarak ifade etmek isterim ki; Ramazan Bayramı bildiğiniz gibi üç aylar ile başlıyor. Recep ayı Allah'ın ayı, Şaban ayı Peygamber Efendimiz Aleyhisselatü Vesselamın ayı, Ramazan ayı ise ümmetin ayıdır. Bütün müslümanların ümmet ayı olan ve Ramazanı taşlandıran Ramazan Bayramını tebrik ediyorum.
Nevzat Şavluk: Sibel Hanım, en batıdan en doğuya hakikaten verimli bir röportaj oldu. Bakın Güneydoğu tahlileri, Batı tahlileri. Milletimizin nabzı ortaya çıktı. İnşallah, Bitlis İl Başkanımız Doğu'da, biz Batı'da çalışmalarımıza devam edip milleti bu sorunlardan, bu sıkıntılardan kurtaracağız.
Bitlis İl Başkanı Aslan Süphanoğlu'nun başka bir ziyaret nedeniyle aramızdan ayrılışı sonrası Nevzat Şavluk'u bırakmadan İsrail ve Saadet Partisi üzerine merak ettiğim birkaç soruyu da kendisine sordum. Kendisi onları da içtenlikle cevapladı. Teşekkür ediyorum.İsrail ile alakalı partinizin ciddi bir tutumu , bir duruşu var. Protestolar da yapılıyor. Ve, en son yapılan protestoda polisin sert tutumuyla da karşılaşıldı. İstanbul Valisi: "5. Kuvvet faaliyetleri yürütülüyor." açıklaması yaptı. Türkiye'nin İsrail konusunda tutumu ile ilgili genel değerlendirmeniz nedir?
"Söylemler Hazreti Ömer gibi, İcraatlar Turist Ömer gibi."
"Taksim'de bir eylem yapıldı. Orada da yine bazı dezenformasyon çalışmaları yürütülmeye çalışıldı. Her iki farklı odaktan. Fakat özellikle şunu belirtmekte fayda var. O basın açıklamasının içerisinde yer alan kadın ablalardan sanırım bir veya ikisi Mavi Marmara'da şehit düşen bir babanın iki evladıydı.
"Burada ticaret yok.", "ticareti özel şirketler yapıyor." dediler. Ama ticaret yapılıyor burada.. Ticaret yapılıyor: "Ticareti kesin!" diyoruz.
Hükümete defaatle ve hakikaten ticareti durdursunlar diye seslendik, basın açılamaları yaptık. Çoğu zaman genel başkanımız her platformda bunu bile getirdi. 33 bin insan şehit edildi. Biz Türkiye'yiz, yani Türkiye Cumhuriyeti demek Orta Doğu'ya hakim olan bir ülkedir ki düne kadar o coğrafyanın hakimiyeti ve toprak bütünlüğü bize bağlıydı. Orası bizim, Mescidi Aksa kutsalımız. İslam'ın izzeti, şerefini korumamız lazım. Oradaki mazlum insanları korumamız lazım. Oradaki insanları korumak için Müslüman olmaları da gerekli değil. İnsani bir durum var ve orada vahşice katliam yapılıyor.
En son ihracatla ilgili kalemler yayınlandı. Gıda dışı bunlar. Çelik var, inşaat malzemeleri var, tel var, çit var. Dediler ki; "Gazze'ye göndermek için aslında yol kullanılıyor." Yani ben şu anda bir avuç una muhtaç olan Gazze'lilerin tel örgüye ve çeliğe ihtiyaçları olduğunu düşünmüyorum. Sakın bizi yanıltmaya çalışmasınlar. Bu ticaret yapılıyor.
Geriye gelelim. Kaç defa biz İsrail Başkonsolosluğu'nun önünde eylem yaptık. Diplomatik ilişkilerinizi kesin, dedik. Onu da kesmediniz. Konsolos kendisi gitti. "Benim burada güvenliğim sağlanamaz. Hayati tehlikem var. Ben ekibimi alıp buradan gidiyorum." dedi. Kendisi çıktı, gitti. "Biz diplomatik ilişkilerimizi kestik." diye bir tane basın açıklaması da yapılmadı.
Ayrıca, ticaret 7 aydır, 7 Nisan'dan beri yapılıyormuş. Şimdi bu durumda ne dememiz lazım? Her zaman Genel Başkanımız Sayın Doktor Fatih Erbakan'ın şöyle bir söylemi var. "Söylemler Hazreti Ömer gibi, icraatlar Turist Ömer gibi." Şimdi biz burada ne diyeceğiz? Dolayısıyla da biz buna karşıyız. Madem bugüne kadar ticaret yoktu, şimdi açıklanan nedir? Orada ticaret varmış. Bu sefer bazı arkadaşlar beni aradılar, hatta video falan da gösterdiler. Diyorlar ki; "Efendim bunlar Türkiye'de bulunan Yahudilerin kurmuş olduğu şirketler, mecburen oraya destek olmak maksadıyla belki ihracat yapılıyor olabilir." Dedim ki;
"Sen devletsin, mühür sendedir. Bu katliamı yaptığın sürece sana ben mal göndermiyorum, diyeceksin. Olacak bitecek."
Bakın.. Normal bir devlete mesela biz Kore'ye asker gönderdik. Sonra bir mücadele yaptık. Hatta gazilerimiz var, şehitlerimiz var. Bunu sakın bununla ilişkilendirmesinler. Filistin davası, Mescidi Aksa davası apayrı bir şeydir. Bizim bütün hayatımızı etkileyebilecek, bütün Müslüman alemini, Müslüman devletleri etkileyecek bir durum içindeyiz. O terör devletinin oradan bir kere sökülüp atılması gerekiyor. Çıbanbaşı odur. Orta Doğu'ya bakıyorsunuz, hepsi Müslüman ülkesi ama orada 33 bin tane insan şehit edildi, katledildi. Çoluk çocuk kadın demeden, savaş ahlakına, hukukuna riayet edilmeden kimyasal bombalar atıldı. Vücudu yakıcı, yanıcı... Yani vahşet dolu bir durum yaşandı ve hepimiz sessiz kalmışız. Müslümanız, kusura bakmayın ama Müslümanlığın gereği bu değil.
"Esiyor, gürlüyor ama yağmıyor."
Birçok ülke kesti zaten ilişkiyi, hiç tahmin etmediğimiz ülkeler. En üzüntülü olduğum durumlardan bir tanesi, Güney Afrika'da bir ülke var, İsrail'i mahkemeye verdi. Müslümanlarda tık yok. Esiyor, gürlüyor ama yağmıyor. İnşallah, biz iktidara geldiğimizde bunu yapacağız. İsrail'de o hududunu o sınırını Allah'ın izniyle aşamayacak. Rahmetli Erbakan Hocamız zamanında görev yaptığı süre boyunca bir tane Filistinli orada şehit düşmedi. Belki yaralanmış olabilir ama şehit düşmedi. Abluka altına alınmadı. Ticaret kısmen yapıldı. İnsanlar en azından açlıktan ölmedi. Şimdi insani olarak biz bunu kabul etmiyoruz. Müslüman olarak da tamamıyla reddetmemiz gerekiyor. İsrail'i orada bu Müslüman ülkeler, hele hele Türkiye durduramazsa kim durduracak? Orta Doğu'da hangi ülke durduracak? Biz devreye girmezsek, Türkiye devreye girmezse? Dolayısıyla biz bunu kabul etmiyoruz, yetersiz görüyoruz. Şu anda bu ihracat kısıtlaması da bizim için yetersiz. Diplomatik ilişkilerinde kesilmesi gerekiyor, yaptırım uygulanması gerekiyor. İnşallah, biz bunları dile getirmeye devam edeceğiz, baskı kurmaya devam edeceğiz ve inşallah Filistinli kardeşlerimizi de bu davasında yalnız bırakmayacağız, oradaki evlatlarımızı da koruyacağız."
Geçtiğimiz yıllarda Saadet Partisi yönetimi ile Fatih Erbakan arasında bir dava oldu. Yeniden Refah ismi ile çıkış yapıldı. Normalde yasal olarak kapanan bir partinin isminin tekrar alınamayacağı ifade ediliyor. Amblem, müzik gibi Refah Partisine ait şeylerin tekrar kullanılmaya başlanması ve 'Ahlaklı Belediyecilik' söylemiyle çıkış yapılmasının tutarsızlık olduğu ifade ediliyor. Yapılan bu eleştiri hakkında ne düşünüyorsunuz?
Bir siyasi partinin duruşu sanki bir patentmiş gibi... Ben, şu anda milletime hizmet etmek için bir yol belirlemişim. O da aynı yolu belirlemiş. Efendim, ben Refah Partisi olarak ahlaklı belediyeliği vurgulayamayacak mıyım? Ben, belediyelerimiz aracılığıyla bir değeri insanlarımıza kazandıramayacak mıyım? O hak sadece onlara mı ait oluyor?
Şimdi milletimizin önüne çıktık yani tartıya çıktık. Millet kime değer vermiş? % 1.02'ye mi değer verdi yoksa % 6.19'a mı değer verdi? Bunu talih etsinler, baksınlar oylara. Bizim kazandığımız belediyelere bakılsın.
Erbakan Hocamız bunu duysa çok kızardı. İyi yolda giden bir insan veya bir topluluk veya bir teşkilat var. Milli Görüş Teşkilatı'nın amacı nedir? Milli Görüş; iyiyi, güzeli insanlara, vatandaşlara, ülkemize ulaştırmak için kurulmuş bir teşkilat yapısıdır. Zaten milletten dem vurması da bundan dolayıdır. Şimdi bunu kazandırmak için bir mücadele başlatmışız. Refah Partisi zamanında, biz aynı partide görev yapıyorduk ama anlaşamadığımız çok nokta oldu. Ayrıldık, yeni bir parti kurduk. Yeniden Refah Partisi kuruldu. Erbakan hocamızın çizgisinde ilerlemeye çalışıyoruz.
Saadet Partisi bu seçimde ana muhalefet olsaydı, bir sürü belediye alsaydı, çok büyük işler başarmış olsaydı, samimi olarak arkadaşlar demek ki bu arkadaşlar milli görüş prensiplerini çok daha iyi çalıştırıyorlar ki milletimiz bu arkadaşlara teveccüh gösterdi, derdik. Ama sonuç ortada. Millet bize bir teveccüh gösterdi. Partili kardeşlerimizden, abilerimizden ricamızdır. Gelin, tekrar Refah Partisi çatısı altında buluşalım. Erbakan hocamızın izinde, Genel Başkanımız Fatih Erbakan'ın liderliğinde 2028'e yürüyelim. Bundan iyisi olmaz."
Sizin kişisel olarak söylemek istedikleriniz var ise dinlemek isterim.
"Kartal'da siz de az çok çalışmalarımızı takip ettiniz. Çok mücadele ettik. Umudumuz vardı.
Allah'a hamdolsun umudumuzu yitirmedik ama Kartal oylarının Türkiye ortalamasının biraz altında kalması bizim teşkilatımızın moral motivasyonunu düşürmese bile ilk bir-iki gün üzüldük. Ondan sonra Erbakan Hocamızın zamanında yaptığı konuşmalar vardı. Özellikle partinin kapatıldığı zaman, hemen bir gün sonra bir basın açıklaması yapmıştı. Demişti ki;
Toparlayıcı tavrı ile davasına sadakatinden kısaca bahsediyor. Bizim aklımıza geldi, onu izledik. Kartal seçimleri benim liderliğimde yürütülen bir çalışmaydı. Her ne kadar kısmen de olsa istediğimiz sonuca ulaşamamış olsak bile, Milli Görüş Davasında bu faaliyeti sürdüren her teşkilat mensubu gibi ben de, bu seçimi tarihin içerisinde aslında basit bir nokta olarak görüyorum. Biz seferden sorumluyuz. Zaferi de getirecek olan Yüce Allah'tır. Çalışmalarımıza her yerde devam edeceğiz.
Seçimden hemen sonra biz toplantımızı yaparken dediler ki: Başkanım bir nefes alsaydık.
Yok, dedim. Beş yıl çabuk geçer. Erbakan Hocamız öyle derdi. O şekilde inançla, azimle, gayretle çalışacağız. "
Kartal'da diğer parti başkanları ve aday adayları ile bayramlaşabildiniz mi?
"Biz, kendi içimizde bayramlaşma programı düzenledik. Ama hem seçim sonrası olduğundan hem de seçim analizleri yaptığımızdan bir bayramlaşma programı gerçekleştiremedik. Genel merkezimiz tüm siyasi partilerle bayramlaşma programı gerçekleştiriyordu. Bayram dolayısıyla il dışında olan teşkilat mensupları da var, diğer siyasi partilerinin mensupları da var. Herhalde yarın veya diğer gün en azından bir telefon ile bir bayramlaşma gerçekleştiririz, diye düşünüyorum. "
Son olarak okuyuculara ne söylemek istersiniz? Bayram mesajınızı alabilir miyim?
"Vatanımızda birlik, beraberliğin sürdürülmesi ve adil, dengeli, hakikaten ekonomimizin de insanlarımızın da mutlu ve müreffeh bir hayat geçirmesi temennisiyle tüm vatandaşlarımızın bayramını buradan tekrar tekrar tebrik ediyorum. Ve güzel, mutlu, huzurlu, barış dolu bayramlar nasip etmesini diliyorum.
Tabii üzüldüğümüz ve bu bayramı buruk geçirmemizin sebeplerden biri Gazzeli kardeşlerimizin, 3-5 yaşındaki evlatlarımızın orada halen açlıkla sınanması. Yağmurun, çamurun içinde, çadırların içinde sıkıntılı süreçler geçirmesi. Bizi hakikaten üzülüyoruz.
Kendi evlatlarımıza dahi öpüp koklayamıyoruz. Bu bizi derinden yaralanıyor. Umarım en kısa sürede ateşkes sağlanır. Umarım ki; Bir an önce oradaki Müslüman kardeşlerimiz, Müslüman ablalarımız, abilerimiz, insanlarımız oradaki soykırımdan, oradaki vahşetlerden kurtulsun.
İsrail hükümeti ve onun kolu olan Siyonizm mikrobu Allah'ın izniyle dünyadan silinecektir. Allah bunu zaten vadetmiştir. Dolayısıyla da onların sonu mutlaka ebedi cehennemdir. Bu kadar zulmü bir insan işleyemez.
Geçen gün Hamas liderinin üç tane torunu arabayla seyahat ederken- özellikle seçilmiş bir operasyon olarak düşünüyorum- şehit oldular. Orada Hamas liderinin haber geldikten sonra bir duruşu vardı. İşte, tam teslimiyet buna derler. Dedi ki;
'Evet, biz konuştuğumuzda ne demiştik:
Evlatlarımız, oğullarımız, mallarımız, canlarımız Filistin davasına, Kudüs'e, Mescid-i Aksa'ya ve Allah'a feda olsun, demiştik. '
Allah, o şerefi onun kendisine teslim ediyor. Ve şu ana kadar bir üzüntü yoktu, gözyaşı yoktu. Teslim oldu. Allah her şeye kadir, dedi. Böyle liderler bize daha çok lazım. İnşallah, haklı davasında muzaffere ulaşacaktır, buna inanıyorum. Tekrar Müslüman kardeşlerimizin zulüm gördüğü, milletimizin zulüm gördüğü bütün coğrafyaların bir an önce bu zulümden kurtulmasını bu bayram günü günü sebebiyle yüce Allah'a niyaz ediyorum."