Karacasu'da asırlık çömlekçilik geleneği
Aydın'ın Karacasu ilçesinde ustalar, binlerce yıllık çömlekçilik geleneğini sürdürmek için ağustos sıcağına rağmen bin dereceyi aşan taş fırınlarda üretim yapıyor. "Ateşten gül almak" diye adlandırılan fırınlama süreci, ustaların alın teriyle yaşatılıyor.
Haber: Özgür Dedeoluk
(AYDIN) - Aydın'ın Karacasu ilçesinde binlerce yıllık geçmişe sahip olan çömlekçilik geleneği, ustaların elinde tüm zorluklara rağmen yaşatılmaya devam ediyor. Özellikle mesleğin en zahmetli aşamalarından biri olan fırınlama işlemi, yaz sıcaklarının etkisiyle adeta ateşle imtihana dönüşüyor.
Karacasu'ya özgü "terra sigillata" adı verilen kırmızı topraktan hazırlanan çamur, kerne olarak bilinen atölyelerde ustaların ellerinde bardak, testi, güveç, cezve, vazo ve daha birçok ürüne dönüşüyor. Kurutulan ürünler daha sonra 150–200 yıllık taş fırınlara özenle yerleştiriliyor. Yaklaşık 500 parça ürünü aynı anda pişirme kapasitesine sahip fırınlarda çömlekler, 8–10 saat boyunca bin dereceyi bulan odun ateşinde pişiriliyor.
Fırınlama sırasında ortaya çıkan alevler ve fırının üstünden yükselen is, yüzyıllardır "ateşten gül almak" olarak adlandırılan zorlu sürecin en çarpıcı kısmını oluşturuyor. Çam odunuyla beslenen fırınlarda, çıra ve çalı çırpı kullanılarak yapılan son ateşlemeyle ürünler son haline kavuşuyor.
"Bu meslek ölmesin diye uğraşıyoruz"
Çömlek Atölyesi sahibi 37 yıllık usta Hüseyin Kocabıyık, sıcak havalarda fırın başında çalışmanın büyük bir mücadele olduğunu söyledi. Kocabıyık, "Hava 40 dereceyi aştı. Fırının içi ise bin 200 dereceye ulaşıyor. Bu şartlarda çalışmak kolay değil ama söz verdiğimiz siparişleri yetiştirmek zorundayız. Sabah 11.30'da ateşe koyduğumuz ürünler akşam 9'a kadar pişiyor. 9–10 saat boyunca başında bekliyoruz. Gün içinde 400–500 kilo odun yakıyoruz. Tüm bu çabamız, Karacasu'nun asırlık çömlekçiliği yok olmasın diye" dedi.
Fırınlama sırasında büyük dikkat gerektiğini belirten Kocabıyık, "Ürünleri çıkarmak için fırın hala sıcakken boşaltmak zorunda kalıyoruz. Eldivenler ve özel giysilerle kendimizi koruyoruz. Hatta tutuşmamak için üzerimize su serpiyoruz. Ne kadar zor olsa da severek yaptığımız için sıcak bize ağır gelmiyor" diye konuştu.
"Ateşten gül almak böyle oluyor"
Kocabıyık, geleneksel taş fırınların yapısını da anlatarak şöyle dedi:
"Fırının alt kısmına 'cehennemlik' deniyor. Ateş burada yanıyor, delikler aracılığıyla 1,70 metre derinlikteki üst bölüme çıkıyor. Ürünlerimizi oraya diziyoruz. 200 yıllık taş fırınlarımız hâlâ kullanılıyor. Çam odununu tercih ediyoruz çünkü hem parlak alev veriyor hem de ısısı yüksek oluyor. İşlem bittikten sonra fırın soğuyana kadar 1 gün bekliyoruz. Ertesi gün açtığımızda bile içerisi hâlâ patlıcan biber közlenecek kadar sıcak oluyor."
Usta çömlekçiler, yazın haftada iki kez, kışın ise haftada bir kez fırın yakarak üretim yapıyor. El emeğiyle şekillenen ürünler Türkiye'nin yanı sıra yurt dışından da alıcı buluyor.