İşe iade davaları kaldırılıyor mu? İşten çıkarılan çalışanların dava hakkı devam ediyor
İşten çıkarılan çalışanların işe iade davası açamayacağı yönündeki iddialara karşın, mevcut mevzuatta işe iade hakkı korunuyor. İş Kanunu'na göre gerekli şartları sağlayan işçiler, işten çıkarılmalarının ardından bir ay içinde arabulucuya başvurabiliyor. Anlaşma sağlanamaması durumunda ise iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabiliyor. TBMM'de bulunan bir kanun teklifi, zorunlu arabuluculuğun kaldırılmasını öngörüyor.
İşten çıkarılan çalışanların işe iade davası açma hakkına ilişkin tartışmalar gündeme gelirken, yürürlükteki mevzuatta bu hakkı kaldıran bir değişiklik bulunmuyor.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 18, 19, 20 ve 21'inci maddeleri, iş güvencesi kapsamındaki çalışanların iş sözleşmelerinin feshedilmesine karşı başvurabilecekleri hukuki yolları düzenliyor.
İş Kanunu'nun 20'nci maddesine göre, işten çıkarılan çalışanlar, fesih bildiriminde geçerli bir neden gösterilmediğini veya belirtilen nedenin geçerli olmadığını ileri sürerek işe iade talebinde bulunabiliyor.
İşe iade için bir aylık başvuru süresi
Mevcut düzenlemeye göre, işe iade talebinde bulunmak isteyen işçinin fesih bildiriminin kendisine tebliğ edilmesinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurması gerekiyor.
Arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamaması durumunda, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabiliyor.
Kanun, tarafların anlaşması hâlinde uyuşmazlığın aynı süre içerisinde özel hakeme götürülmesine de imkân tanıyor.
Dolayısıyla işe iade sürecinde doğrudan mahkemeye başvurulmasından önce arabuluculuk aşamasının tamamlanması gerekiyor.
Her çalışan işe iade davası açabiliyor mu?
İşe iade hakkı, İş Kanunu kapsamında belirli koşullara bağlanıyor.
Genel olarak işyerinde en az 30 işçi çalışması, işçinin en az altı aylık kıdeminin bulunması ve belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışması gerekiyor.
Ayrıca işçinin iş güvencesi kapsamında bulunması ve iş sözleşmesinin geçerli bir nedene dayanmadan feshedildiğini ileri sürmesi gerekiyor.
Yer altı işlerinde çalışanlar bakımından altı aylık kıdem şartı aranmazken, bazı işveren vekilleri iş güvencesi kapsamı dışında kalıyor.
İş güvencesi şartlarını karşılamayan çalışanların ise somut olayın koşullarına göre kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve diğer işçilik alacakları bakımından farklı hukuki hakları bulunabiliyor.
İşveren fesih nedenini ispatlamak zorunda
İş Kanunu'na göre iş sözleşmesinin geçerli bir nedenle feshedildiğini ispatlama yükümlülüğü işverene ait.
İşçi, iş sözleşmesinin açıklanan gerekçeden farklı bir nedenle feshedildiğini ileri sürüyorsa bu iddiasını ispatlamakla yükümlü bulunuyor.
Mahkemenin feshin geçersizliğine karar vermesi durumunda, kararın kesinleşmesi sonrasında işçinin işe başlamak için yasal süresi içinde işverene başvurması gerekiyor.
İşverenin işçiyi işe başlatmaması hâlinde ise kanunda belirtilen koşullara göre işe başlatmama tazminatı ve diğer mali sonuçlar gündeme gelebiliyor.
TBMM'deki teklif zorunlu arabuluculuğu kaldırmayı amaçlıyor
TBMM kayıtlarına göre, 6 Mart 2026 tarihinde sunulan 2/3583 esas numaralı kanun teklifinde çalışma hayatına ilişkin çeşitli değişiklikler öngörülüyor.
Teklifte, iş hukuku uyuşmazlıklarında zorunlu arabuluculuğun kaldırılması ve arabuluculuk uygulamasının isteğe bağlı hâle getirilmesi amaçlanıyor.
Ayrıca işverenin haksız ve kötü niyetli fesih kararlarının önlenmesi, sendikal güvencelerin artırılması ve bazı işçilik alacaklarına devlet güvencesi sağlanması yönünde düzenlemeler bulunuyor.
Ancak teklifin TBMM kayıtlarındaki durumu komisyonda olarak görünüyor. Teklifte yer alan hükümler yürürlüğe girmiş bir kanun niteliği taşımıyor.
İşe iade hakkı kaldırılmış değil
Mevcut mevzuat kapsamında gerekli şartları sağlayan çalışanların işe iade talebinde bulunma hakkı devam ediyor.
İşten çıkarılan çalışanların, özellikle bir aylık arabuluculuk başvurusu süresini kaçırmamaları önem taşıyor.
İşe iade davası hakkının kaldırıldığı yönündeki iddiaların, yürürlüğe girmiş bir kanun değişikliğiyle desteklenmediği sürece kesinleşmiş bir düzenleme olarak değerlendirilmemesi gerekiyor.
Kaynak: 4857 sayılı İş Kanunu, 18–21'inci maddeler; Türkiye Büyük Millet Meclisi, 2/3583 esas numaralı kanun teklifi.