Fed üç yıldan uzun süre sonra faiz artırdı: Trump'tan karara tepki
ABD Merkez Bankası (Fed), politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 3,75-4,00 aralığına yükseltti. Temmuz 2023'ten bu yana ilk kez faiz artırımına giden Fed, enflasyonun halen yüksek seyrettiğine dikkat çekerken yeni projeksiyonlar yıl sonuna kadar bir artış daha gelebileceğine işaret etti. ABD Başkanı Donald Trump ise karara karşı çıktı. Piyasa uzmanları, kararın tek başına 25 baz puanlık artıştan çok Fed'in yeniden sıkılaşma dönemine girip girmediği açısından önem taşıdığı görüşünde.
ABD Merkez Bankası, 15-16 Eylül tarihlerinde gerçekleştirilen Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısının ardından politika faizini 25 baz puan artırdı.
Fed fonlama faizinin hedef aralığı yüzde 3,50-3,75’ten yüzde 3,75-4,00’a yükseltildi.
Karar, FOMC’nin 12 üyesinin tamamının desteğiyle oy birliğiyle alındı. Böylece Fed, Temmuz 2023’ten bu yana ilk kez faiz artırmış oldu.
Fed: Enflasyon halen yüksek
Fed karar metninde ABD ekonomisinin sağlam bir hızda büyümeye devam ettiği belirtildi.
Yurt içi harcamaların dirençli, verimlilik artışının güçlü ve sermaye yatırımlarının canlı olduğu kaydedilirken istihdam artışının da iş gücü büyümesiyle uyumlu ilerlediği ifade edildi.
Fed’in faiz artırımının temel gerekçesi ise enflasyon oldu.
Merkez Bankası, “Enflasyon yüksek kalmaya devam ediyor” değerlendirmesinde bulunarak alınan kararın enflasyonu yüzde 2 hedefine daha zamanında döndürmeyi destekleyeceğini açıkladı.
Fed Başkanı Kevin Warsh da kararın ardından düzenlenen basın toplantısında enflasyonun “çok yüksek olduğunu ve çok uzun süredir yüksek kaldığını” söyledi. Warsh, yaz aylarındaki enflasyon verilerinin altında yatan eğilimlerin iyileştiğine kendisini ikna etmediğini belirtti.
Bir faiz artışı daha gelebilir
Fed’in yeni ekonomik projeksiyonları, faiz artırımının tek seferlik bir hamle olmayabileceğini gösterdi.
Reuters’ın Fed projeksiyonlarından aktardığına göre 18 politika yapıcının 16’sı 2026 sonuna kadar en az bir kez daha 25 baz puanlık faiz artışı bekliyor.
Yalnızca iki Fed yetkilisi faizlerin mevcut seviyede kalmasını öngörüyor.
Projeksiyonların merkezi görünümü, politika faizinin yıl sonunda yüzde 4,00-4,25 aralığına ulaşabileceğine işaret ediyor. Fed yetkililerinin tahminleri 2027 yılında da faizlerin yüksek seviyelerde kalabileceğini gösteriyor.
Trump’tan Fed’e tepki: “Faiz yüzde 1 veya daha düşük olmalı”
Fed’in faiz artırımı, uzun süredir daha düşük faiz isteyen ABD Başkanı Donald Trump’ın tepkisini çekti.
Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda:
“ABD’de faiz oranları yüzde 1 veya daha düşük olmalı.”
ifadesini kullandı.
Trump, ABD’nin dünyadaki en güçlü kredi profiline sahip olduğunu savunarak Fed’e faizleri hızlı biçimde düşürme çağrısında bulundu.
Trump daha sonra gazetecilere yaptığı açıklamada Fed Başkanı Kevin Warsh’a güveninin devam ettiğini belirtti.
Trump, Warsh ile konuştuğunu da söyleyerek Fed kurulunun faiz konusunda yanlış yönde hareket ettiğini düşündüğünü ifade etti.
Trump düşük faiz, Fed ise enflasyon kontrolü istiyor
Faiz kararı, Beyaz Saray ile Fed arasındaki para politikası yaklaşımı farkını da yeniden gündeme taşıdı.
Trump yönetimi daha düşük faizlerin ekonomik faaliyet ve borçlanma maliyetleri açısından gerekli olduğunu savunurken Fed, fiyat istikrarı sağlanmadan erken gevşemenin enflasyon riskini artırabileceği görüşünde.
Fed Başkanı Warsh, Trump tarafından göreve getirilmiş olmasına rağmen göreve başlarken para politikası kararlarında Fed’in bağımsızlığını koruyacağını açıklamıştı. (Reuters)
Reuters’a konuşan Empower Baş Yatırım Stratejisti Marta Norton, kararın yatırımcılar açısından Fed’de ekonomik göstergelerin siyasi taleplerin önünde tutulduğuna dair bir mesaj oluşturduğunu değerlendirdi.
Manulife John Hancock Investments’tan Matthew Miskin ise oy birliğiyle alınan kararın Fed’in bağımsızlığına yönelik piyasa güvenini artırabileceğini, ancak bankanın fazla şahin bir görünüm sergilemiş olabileceğini söyledi.
Piyasalar neden 25 baz puandan fazlasına odaklandı?
Piyasa uzmanlarına göre faiz artışının kendisi büyük ölçüde fiyatlanmıştı.
Osaic Baş Piyasa Stratejisti Phil Blancato, karar öncesinde 25 baz puanlık artışın büyük ölçüde piyasa fiyatlarına girdiğini, bu nedenle yatırımcılar açısından asıl belirleyici unsurun Fed’in bundan sonra ne yapacağına ilişkin verdiği sinyaller olduğunu belirtti.
Monex Trading Direktörü Juan Perez ise 12 üyenin tamamının faiz artışını desteklemesini “şahin” bir sinyal olarak değerlendirdi ve enflasyon baskısının devam etmesi halinde aralık ayında yeni bir artış ihtimaline dikkat çekti.
Mercer Advisors yöneticisi David Krakauer da oy birliğiyle alınan kararın yıl sonundan önce yeni bir faiz artışı ihtimalini güçlendirdiğini söyledi.
“Enflasyon için tek başına çözüm değil”
The Wealth Alliance Başkanı Eric Diton ise faiz artışının enflasyon sorununu tek başına çözemeyeceğini belirtti.
Diton, enflasyonun birden fazla nedeni bulunduğunu ancak Fed’in yıl sonuna kadar bir 25 baz puanlık artış daha yapmasının beklendiğini söyledi.
Fed’in faiz artırmaması halinde piyasanın çok daha olumsuz tepki verebileceğini savunan Diton, kararın Fed’in fiyat istikrarına yönelik kararlılığı bakımından önemli olduğunu ifade etti.
Faiz artışı ekonomi için ne anlama geliyor?
Fed’in faiz artırması, ABD ekonomisinde finansman maliyetlerinin daha uzun süre yüksek kalabileceği anlamına geliyor.
Yüksek politika faizi zaman içerisinde:
kredi ve borçlanma maliyetlerini artırabiliyor,
konut ve tüketici kredilerinde faizleri yüksek tutabiliyor,
şirketlerin yatırım finansmanını pahalılaştırabiliyor,
tüketim ve ekonomik talebi yavaşlatabiliyor,
buna karşılık enflasyon baskılarının azalmasına yardımcı olabiliyor.
Reuters’a konuşan yatırımcılar özellikle küçük ölçekli şirketler gibi faizlere daha duyarlı varlıkların yüksek faiz ortamından daha fazla etkilenebileceğine dikkat çekti.
ABD’de 30 yıllık sabit mortgage faizi de 17 Eylül itibarıyla yüzde 6,95’e yükselerek Ocak 2025’ten bu yana en yüksek seviyeye çıktı.
Dolar güçlendi, borsada satış görüldü
Fed kararının ardından ABD piyasalarında ilk tepki negatif oldu.
S&P 500 endeksi günü yüzde 0,45 düşüşle tamamladı. ABD doları ise başlıca para birimleri karşısında güçlendi.
ABD 10 yıllık tahvil faizi kararın ardından yüzde 5 seviyesinin üzerine çıkarken, ertesi gün yaklaşık yüzde 4,95’e geriledi.
Piyasa hareketleri, yatırımcıların artık yalnızca gerçekleşen faiz artışını değil, Fed’in önümüzdeki aylarda ne kadar daha sıkılaşacağı sorusunu fiyatlamaya başladığını gösterdi.
Fed’in kredibilitesi mi, büyüme riski mi?
Analist yorumlarında iki temel görüş öne çıktı.
Bir tarafta, enflasyon yüzde 2 hedefinin üzerinde kalırken Fed’in faiz artırmasının merkez bankasının fiyat istikrarı konusundaki kredibilitesini güçlendirebileceği değerlendirmesi bulunuyor.
Diğer tarafta ise art arda faiz artırımlarının tüketimi, yatırımları ve faizlere duyarlı sektörleri baskılayarak ekonomik büyümeyi gereğinden fazla yavaşlatabileceği yönünde riskler dile getiriliyor.
Reuters Breakingviews analizinde de piyasaların önümüzdeki dönemde çok sayıda faiz artışını fiyatlamasının ekonomik gerçeklerin önüne geçebileceği, özellikle enerji kaynaklı enflasyonun talebi zayıflatma etkisinin de dikkate alınması gerektiği değerlendirmesine yer verildi.
Gözler Fed’in bir sonraki toplantısında
Fed’in faiz artırımının ardından piyasaların odağı bir sonraki FOMC toplantısına çevrildi.
Fed fon vadeli işlemlerinde 17 Eylül itibarıyla bir sonraki toplantıda yeni bir faiz artırımı için yaklaşık yüzde 50 civarında olasılık fiyatlanırken, Fed yetkililerinin büyük çoğunluğunun yıl sonuna kadar en az bir artış daha öngörmesi para politikasında sıkılaşmanın devam edebileceğine işaret ediyor.
Bu nedenle 16 Eylül kararı yalnızca üç yıldan uzun süre sonra gerçekleştirilen ilk faiz artırımı olmasıyla değil, 2024 ve 2025’teki faiz indirimlerinin ardından Fed’in yönünü yeniden sıkı para politikasına çevirebileceğinin sinyalini vermesi açısından da piyasalar tarafından yakından takip ediliyor.
Karşı Sav Haber Merkezi