Eurofighter Typhoon savaş uçağı ihracatı için mutabakat zaptı imzalandı.
Türkiye ile Birleşik Krallık, Eurofighter Typhoon savaş uçağı ihracatı için mutabakat zaptı imzaladı. MSB, bu adımın "NATO'nun kilit müttefikleriyle dostluğu güçlendireceğini ve Türkiye'nin hava kabiliyetlerini artıracağını" duyurdu.
Haber: Nilgün Hande ÖZTÜRK
Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Türkiye ve Birleşik Krallık Savunma Bakanlarının, Türkiye'ye Eurofighter Typhoon savaş uçağı ihracatı konusunda bugün ortak Mutabakat Zaptı imzaladıklarını duyurarak, İki ülke, Eurofighter Typhoon ihracatı konusunda kayda değer ilerleme sağlamaya devam etmektedir. Türkiye'nin bir Typhoon kullanıcısı olarak kabul edilmesi, NATO'nun kilit müttefikleri arasında onlarca yıl boyunca gelişen dostluk bağlarını daha da güçlendirecek ve Türkiye'nin gelişmiş muharip hava kabiliyetlerini artırma yolunda önemli bir adım olacaktı. Bu belge, ülkeler arasındaki ilişkiyi resmileştirmekte ve Typhoon konusunda tam kapsamlı bir anlaşmaya bir adım daha yaklaştırmaktadır bilgisini verdi.
Bunun üzerine Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler de mutabakat zaptının imzalandığına ilişkin bir açıklama yaparak, Ülkemizin Eurofighter Typhoon kullanıcısı olarak kabul edilmesinin; NATO'nun kilit müttefikleri olan ülkelerimizin dostluk bağlarımızı daha da güçlendireceğine, ülkemizin hava kabiliyetlerinin artırılması ile NATO'nun da hava gücünün artmış olacağına, yeteneklerimizle ilgili işbirliğini güçlendireceğine ve iki ülkenin savunma sanayilerini dünya çapında lider ekipmanların karşılıklı alımı yoluyla destekleyecek yeni bir dönemin başlangıcını oluşturacağına inanıyorum dedi.
Eufighter Typhoon savaş uçağı mutabakat zaptının imzalanması ile Typhoon savaş uçaklarının ithal edilmesine bir adım daha yaklaşılmasını, Türk Hava Kuvvetleri'nde görev yapmış eski pilot Bahadır Altan ANKA Haber Ajansı'na değerlendirdi. Dış politikadaki yanlışlıkların bedeli böyle yanlış silah seçimleriyle ödenir hep, paralar aktarılır süper güçlere... diyen Altan, şöyle konuştu:
Eurofighter, en gelişmiş savaş uçaklarından ve büyük maliyetler bunlar, yoksul ülkeler için
Savaş uçaklarının içinde en iyi seçim hangisi falan bu bir soru tabii ama önce bir ülkenin ihtiyacı ne? Savaş uçağı mı? Savunma sistemleri açısından baktığımızda ülkenin hangi konuda eksiği söz konusuysa ona yatırım yapmak gerektiğini düşünürüm. Eurofighter, en gelişmiş savaş uçaklarından ve büyük maliyetler bunlar, yoksul ülkeler için. Özellikle, bir uçağa ki tek başına uçak olarak bakmamak lazım. 120 milyon dolar gibi bir para vermek, her ülkenin hele bizim gibi ekonomisi batmış durumda olan bir ülkenin harcı değil. Bu açıdan baktığınızda dış politikadaki yanlışlıkların bedeli böyle yanlış silah seçimleriyle ödenir hep, paralar aktarılır süper güçlere.
Türkiye, bir NATO ülkesi. NATO'nun bir savunma sistemi olarak eğer düşünülürse, bunun içinde bir çözüm üretmesi lazım. Eurofighter, en modern savaş uçaklarından birisi, en son teknolojiye sahip. Hem hava savunmada da kullanılabiliyor ama taarruz silahı olarak da işte güdümlü bombalar, mermilerde kullanabiliyor. Ama asıl bunu kime karşı kullanacaksınız? Asıl soru bu. Nereden saldırı bekliyorsunuz? Veya nereye saldırmayı düşünüyorsunuz da böyle bir uçak alıyorsunuz? Bu soruları sormuyor kamuoyu.
Türkiye'nin asıl ihtiyacı, eğitimli ve bu ideal etrafında kenetlenmiş insan faktörüdür
Altan, Türkiye'nin Eurofighter Typhoon savaş uçağına ihtiyacı var mı sorusuna da şu cevabı verdi:
Türkiye'yi silah alımlarına yönlendiren motive eden bu konudaki temel tehdit, Yunanistan ve Yunanistan'a yönelik 'düşmanca' bir dış politikadır. Geçmişteki tarihi düşmanlıkların etkisiyle Yunanistan'a yönelik caydırıcılığı olan, işte Ege'de daha fanatik bir anlayışla emeller peşinde olanların önerdiği silahlarla konuşlandı Türk Silahlı Kuvvetleri. Yani F-16'da bu çerçevede alındı. F-4'te baktığınız zaman uçaklarda hep Yunanistan'la bir yarış hali söz konusuydu. Bu, her iki ülkenin de kaynaklarını heba etti. Asıl mesele, insan faktörüdür. Mesela çok daha ilkel silahlarınız olabilir. En modern uçaklara sahip olmayabilirsiniz ama kendi topraklarınızı koruma konusunda kararlı bir insan kitleniz vardır. Eğitimli, bu ideal etrafında kenetlenmiş bir insan kitleniz vardır. İç barışınız sağlamdır. Çok daha basit silahlarla caydırıcılığı da sağlarsınız, savunmanızı da.
Hava savunmanızı güçlendirirseniz bu, en büyük caydırıcılıktır
Türkiye'yi motive eden şeyler, hep böyle elinde en yüksek atış gücü olan uçaklarla caydırıcılığını sağlayabileceğini düşünür. Bu yanlış bir şey. Bundan önce bir hava savunma sistemimiz olmalı. Artık şu gerçeği görmemiz lazım. İsrail, İran'a füzelerle önce hava savunma sistemini devre dışı bırakmaya bırakmayı hedefleyen saldırılar yaptı örneğin. Amerika'da bu şekilde. Ondan sonra B2'lerle ağır bombardıman uçaklarıyla bombaladılar birçok tesisi. Şimdi bizi motive eden ki böyle bir füze saldırılarına karşı çelik kubbe var ama bu, teknolojik olarak yeni gelişmelerin o kadar gerisinde kalıyor ki asıl bunlara yatırım yapılması gerektiğini düşünüyorum. Hava savunma sistemi çok güçlü bir göz gerektiriyor. Radar dediğimiz sistem. 'Hala işte radara yakalanmayan uçaklar var' deseler de asıl önemli olan budur. Sınırlarınızı dışarıdan gelecek, havadan gelecek saldırılara karşı bunu erken tespit etme imkanıdır. Bunu tespit ettiğiniz zaman buna karşı savunma füzelerine sahip olmanız lazım. Bu bir sistem. Tespit edeceksiniz, göreceksiniz yani. Sonra teşhis edeceksiniz bunun ne olduğu ayırt edeceksiniz bir saldırı mı geliyor, ne geliyor? Ondan sonra da buna karşı savunma amaçlı füze ateşleyeceksiniz. İşte İsrail, buna 'Demir Kubbe' ediyor. Tabii delinmez, aşılmaz, denecek hiçbir sistem yok ama siz eğer başka bir ülkeye saldırma niyetinde değilseniz; hava savunmanızı güçlendirirsiniz. Bu, en büyük caydırıcılıktır. Bunda da temel faktör insan faktörüdür. Yani uçak da alsanız bu uçağa uçuracak pilotları nasıl yetiştirdiğiniz önemli.
Türkiye'nin asıl sorunu, iç barıştır; sorunlarını barışçıl yollarla çözümünü önceleyen bir dış politikadır
Türkiye'nin asıl sorunu, iç barıştır; sonra da savaşı engelleyecek, sorunlarını barışçıl yollarla çözümünü önceleyen bir dış politikadır. Yani Yunanistan'la biz niye savaşalım? Yunanistan'ın ne Türkiye'yi, Anadolu'yu geçmişte olduğu gibi ne işgale hazırlanacak bir durumu var ne böyle bir anlayışı var. Önemli olan böyle bir demokratik anlayışın, barışçı bir anlayışın egemen kılınmasıdır ülkeler arasında. Ege, niye bir 'Barış Denizi' olmasın mesela? Niye sorunları, Yunanistan'la görüşerek, barışçıl bir şekilde çözüp iki ülkenin de kaynaklarının silahlanmaya harcanmasına, enerjisinin birbirine karşı harcanmasına izin verelim ki.
İsrail'in füzelerini Eurofighter'la durduramazsınız
İsrail'in son zamanlardaki saldırgan politikasıyla Gazze, Lübnan ve Suriye olmak üzere çok sayıda yere hava operasyonları düzenlemesinin ardından Eurofighter Typhoon savaş uçağı hamlesinin İsrail'e karşı da bir caydırcılığı olup olmamasına ilişkin soru üzerine Altan, şunları kaydetti:
İsrail'in füzelerini Eurofighter'la durduramazsınız. İsrail'in, karadan karaya balistik füzelerini, global sistemlerden alan sinyallerini, güdümlü füzelerini durduracak füzelerimizin olması lazım. Eğer İsrail'den saldırı bekliyorsanız, ona göre bir savunma sistemi koruyacaksınız. İsrail, savaş uçaklarıyla gelip uçaklarınızla hava muharebesi yapmaz. İsrail, önce bu uçakları kaldıramayacak hale getirir; pistlerinizi vurur ve uçağınızı kaldıramazsınız. Eurofighter'ı da koruyacak bir hava savunma sisteminiz yoksa bunlar, kuşlar gibi avlanır. Yani bu aldığınız silahı da kullanmanız için hava savunma sistemine ihtiyacınız var. Türkiye'nin bu konulardaki zafiyeti çok açık.
Türkiye, Eurofighter'la AB'ye 'Ben sizin için uygun bir pazarım' demek istiyor
Altan, Eufighter Typhoon ile F-16 savaş uçakları karşılaştırmasına ilişkin şu değerlendirmede bulundu:
Eurofighter'ın getireceği şey F-16'da görece az olan elektronik harp sistemleri ve radar sistemi. Eurofighter'daki radar da bir hava hava radarıdır. Yani o uçağa daha isabetli atış kontrol sistemi sağlayacak bir radardır. Yerdeki hava savunma sistemini oluşturan 'görmeyi yarayan' radar değil. O, sadece o uçağın pilotunun daha etkili silahlar kullanabilmesi içindir. Ancak artık uçaklarla gelip sizi bombalamıyorlar. Balistik füzelerle sizin hava savunma sistemlerinizi, uçaklarınızı yerle bir ediyorlar. Onun için diyorum ki önceliği F-16 değil de EuroFighter alsanız da bunların hepsi biraz da siyasi dış politikadaki alternatif yaratıp ülke ile ilişkilerin gereği olarak atılan imzalar. Türkiye, şimdiye kadar önemsemediği Avrupa Birliği'ne (AB) giriş yönünde adımlar atmak istiyor. Bunun için de çok geniş kaynaklarını, işte İngiltere, Fransa, İtalya, İspanya, Almanya ortak yapımına yöneltiyor ve 'Ben sizin için uygun bir pazarım' demek istiyor. Avrupa Birliği yönünde biraz daha ilerlemek istiyor. Bir uçak alımına biraz böyle bakmak lazım.
Dolayısıyla F-16 veya Eurofighter meselesi bu değil. Ellerindeki uçakların modifasyonu, modernizasyonu önemli. Eurofighter, F-16'dan daha iyi. Evet. F-16'yı aldığınızda şimdiye kadar hangi savunmada kullandınız örneğin? Yani 1990'dan bugüne 35 yıldır F-16 uçuyor da sizin hangi savaşı önlediniz? Kuşkusuz Eurofighter Typhoon, F-16'dan daha modern ama 20 yıl sonra onun teknolojik ömrü sona erdiğinde de başka uçaklar olacak. Böyle ha bire kaynaklarımızın silahlara harcanmasına mahkum muyuz biz ülke olarak?
Bu mutabakat, Türkiye'ye atılan bir yemdir, diye düşünüyorum
Şimdi büyük bir başarı, bir mutabakat yapıldı diye sunulan şey, hiçbir şeydir diyen Altan, şunları kaydetti:
Türkiye'ye atılan bir yemdir, diye düşünüyorum. Bununla, Türkiye'nin savunma sistemindeki asıl açık kapatılmaz. Eurofighter'a büyük paralar harcarsınız. Elinizde çok modern bir uçak olur. Ama bunu uçuracak, onun teknolojik seviyesine uygun pilotlarımız yoksa, hava savunma sisteminiz yoksa en önemlisi bu uçağın bir değeri yok. Kime karşı kullanacaksınız? İsrail, saldıracak diye düşünüyorsanız o zaman hava savunma ve füze sistemlerimizi geliştirmemiz lazım öncelikle. En iyi savunma sistemi, komşularımızla ve kendi halkınızla sorunları, barışçıl yollardan çözecek bir iç ve dış politikadır, barıştır.