Demokrasi Komisyonunda Umut Akdoğan: Alevi gençlerin çoğu mülakatlara girme gereği dahi duymamaktadır

CHP Ankara Milletvekili Umut Akdoğan, yaptığı konuşmasında Alevi yurttaşların ayrımcılık yaşadığına dikkat çekerek, "Alevi yurttaşlarımızın kamu başta olmak üzere, yaşadıkları eşitsizliklere, karşılaştıkları hak ihlallerine, Alevi inancının ve taleplerinin yok sayılmasına son verilmesi gerekir; bu da toplumsal olarak bütünleşmemizin, milli birlik ve kardeşliğimizin pekişmesinin ana noktalarından bir tanesidir. Alevi gençlerin çoğu mülakatlara girme gereği dahi duymamaktadır." dedi.

(ANKARA) - CHP Ankara Milletvekili Umut Akdoğan, TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun üçüncü toplantısında yaptığı konuşmada, komisyonda toplumsal bütünleşme, milli birlik ve kardeşlik gibi temel konuların yanı sıra özgürlük, demokrasi ve hukuk devleti alanlarında da eşit önemde çalışma yapılması gerektiğini vurguladı.

Akdoğan, şunları söyledi:  

Siyasal partilerin ayrı ayrı tabii ki yaptıkları iletişimleri olabilir ancak bu Komisyonun topyekun bir iletişim stratejisi de olmalıdır çünkü komisyona gelindiğinde hoş bulunduğu kamuoyu tarafından bilinmelidir, böyle düşünüyorum. Diğer bir mesele, Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; önceki toplantılarda komisyonun çalışma usul ve esaslarına yönelik 12 maddelik bir yönerge ortaya çıkmış. Ben de bu Komisyona gelirken, tabii, bu yönergeye baktım ve burada net olan bir şey var 2'nci maddede. Bunun zaman zaman tekrar tekrar gündeme gelmesine engel olmak lazım. Yani Komisyonun görev ve amacı bölümünde terörün Türkiye'nin gündeminden tamamen çıkarılması var, doğru; toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesi var, çok doğru; millî birlik ve kardeşliğimizin pekiştirilmesi var, evet, doğru ama onlarla aynı oranda, aynı metinde, aynı paragrafta özgürlük, demokrasi ve hukuk devleti alanlarında çalışma yapmak da var. Yani bu tali bir şey değil asli bir şeyin yanına konulmuş da değil, öyle de belirtilmemiş. Dolayısıyla 'Bu Komisyon her sorunu çözemez, bu Komisyon her açığı kapatamaz.' diyerek metnin sonundaki ifadelerden geri durmamamız gerektiğini düşünüyorum.

Ben bu 2'nci maddedeki toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesi, milli birlik ve kardeşliğimizin pekiştirilmesi başlıklarında bir öneri yapıp davetleri ona göre söyleyeceğim Başkanım, izin verirseniz. Bugün Sayın Grup Başkan Vekilimiz Murat Emir ve Genel Başkan Yardımcımız Sayın Gökçe Gökçen'in açıkladığı demokratikleşme paketimizin içerisinde devletin inançlara karşı tarafsız olduğu bir düzenin hayata geçirilmesi maddesi var, devletin inançlara karşı tarafsız olması. 'Bu, böyle değildir.' diye başlarsak tıpkı Kürt sorununda olduğu gibi bence düğmeyi yanlış ilikleriz çünkü bunun böyle olduğunu düşünen yurttaşlarımız varsa bu, vardır. Bunu Alevilere de 'Sen ayrımcılık görmüyorsun.' diye söylemek, Alevi yurttaşlarımıza da bu başlık altında 'Senin ne ayrımcılık gördüğün var ki?' diye dayatmak, en hafif tabiriyle o yurttaşlarımızı anlayamamaktadır. Sayın Bakanımız da Sayın Başkanımız da empati sözcüğünü kullandı. Şimdi, 3'üncü kez bu Komisyonda empati sözcüğü geçiyor. Ben kilit sözcüklerden bir tanesinin bu olduğunu düşünüyorum. Bu Komisyonun çalışmalarını çok değerli gören bir milletvekili olarak inanç meselesine de bu Komisyonun gözünü ve kulağını açması gerektiğini düşünüyorum.

Alevi inancının ve taleplerinin yok sayılmasına son verilmesi gerekir

Ülkemizde sosyal, kültürel, inançsal farklılıklar zenginliğimizdir, laiklik de bu zenginliğin güvencesidir. Her yurttaşımızın özgürce, eşit koşullarda, bir arada kardeşçe yaşaması esastır. Farklılıkların bir arada yaşaması da ülkemizin bölünmez bütünlüğünün harcıdır. Toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesi, milli birlik ve kardeşliğimizin pekiştirilmesi konusunda, biraz önce de ifade ettiğim gibi, önemli unsurlardan bir tanesi de Alevi yurttaşlarımızdır. Alevi yurttaşlarımızın kamu başta olmak üzere, yaşadıkları eşitsizliklere, karşılaştıkları hak ihlallerine, Alevi inancının ve taleplerinin yok sayılmasına son verilmesi gerekir; bu da toplumsal olarak bütünleşmemizin, milli birlik ve kardeşliğimizin pekişmesinin ana noktalarından bir tanesidir. Alevi gençlerin çoğu mülakatlara girme gereği dahi duymamaktadır. Hukuk fakültesinden mezun olan genç meslektaşlarım kendisini avukat olmak zorunda hissetmekte 'Nasıl olsa hakim, savcı olamayız.' diye düşünmektedir; bu, bir gerçeklik olabilir.

Kimileri böyle düşünüyor olabilir, böyle hissediyor olabilir ama hissediliyorsa bile çok somut olarak ortada durmaktadır. Alevi yurttaşlarımıza hizmet edeceği düşünülen ancak yanlış uygulamalar nedeniyle muhatapları tarafından karşılık bulmayan, Kültür Bakanlığının çatısı altında oluşturulmuş bir kurum var; Alevi ve Cemevi Başkanlığı. Kuşkusuz bir kuruma ihtiyaç vardır, yalnız bu kurum kurulurken düğme yine yanlış iliklenmiştir. Hal böyle olunca bu kurum Aleviler tarafından bir inkâr ve asimilasyon merkezi olarak nitelendirilmektedir. Tam da böyle diyorlar metinlerinde. Dolayısıyla, yeni bir kurum ihdas edilebilir, yeniden bir kurum oluşturulabilir, bunun çerçevesi daha geniş çizilebilir. Bununla ilgili de mutlaka konuşmamız gerekir.

Alevilere dönük katliamlarla yüzleşilmelidir, katledilen yurttaşlarımızla ilgili mutlaka bir duruş sergilenmelidir

Alevi yurttaşlarımızın başvuruları üzerine verilen Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları vardır, bunlar dikkate alınmalıdır. Herkesin ayrımcılıktan uzak bir şekilde kendisini özgürce ifade edebilmesi ve devletin inançlara karşı tarafsız olduğu bir düzenin hayata geçirilmesi için cemevleriyle ilgili de bir yasal düzenleme yapılmalıdır. Cemevlerine ibadethane statüsü tanınmalıdır. Madımak'ın bir utanç müzesi haline, topyekun bir utanç müzesi hâline getirilmesi konusu vardır. Bu, yaraları kapatmaz -yani 'Bir binanın müze yapılması ne olur ki?' diye sorabilirsiniz- ama ruhları iyileştirir, bu da önemlidir. Alevilere dönük katliamlarla yüzleşilmelidir, katledilen yurttaşlarımızla ilgili mutlaka bir duruş sergilenmelidir.

Meclis Başkanımız Sayın Kurtulmuş'un bir açıklamasında bir bahis geçmişti, ondan sonra Başkanımız 'Bir tek Alevi kardeşimiz bile üzülürse bundan dolayı büyük üzüntü duyarım.' demişti. Başkanım, çok Alevi kardeşimiz, kardeşiniz çok konuda uzun zamandır çokça üzülmektedir. O günlerde yaptığınız açıklamada Sayın Başkanım 'Alevi kanaat önderlerine, milletvekillerine samimi bir hasbihal için kapım açık.' demiştiniz. Fırsat bu fırsattır, açık olan kapı bu kapı olmalıdır, Alevi kurumları, kanaat önderleri de bu Komisyonda mutlaka dinlenmelidir. Pir Sultan Abdal Kültür Derneğinden, Alevi Bektaşi Federasyonundan birçok kurum toplumsal bellekten dinlenmelidir. Bu isimler ve kurumlar fikir üretme yetkinliği yüksek, çözüm odaklı, devlet tecrübesiyle yoğrulmuş perspektifleri geliştirmemize, sürecin ilerlemesine katkı sunacaktır. Son söz olarak ifade etmek isterim ki bu Komisyonun anahtarı ret ve inkâr değil, samimiyet ve ikrar olmalıdır.

Umut Akdoğan Demokrasi Komisyonu Alevi