Çerçeve yasa bölge basınında nasıl görüldü? Barış umudu, Öcalan düğümü ve Suriye hesabı
TBMM'de kabul edilen ve PKK'nın silahsızlanması sonrası hukuki süreci düzenleyen 'çerçeve yasa', Türkiye sınırlarının dışında da yakından izleniyor. Rus basını Erdoğan'ın elde edebileceği siyasi kazanımlara, Arap medyası yasanın çözdüğü ve ertelediği sorunlara, Kürt medyası Öcalan ve siyasi haklara, Suriye basını ise düzenlemenin SDG-Şam sürecine olası etkilerine odaklandı.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, yalnız Türkiye'nin iç siyasetinde değil, Rusya'dan İran'a, Irak Kürdistan Bölgesi'nden Arap dünyasına kadar geniş bir coğrafyada gündeme girdi.
Bölge basınındaki yayınlar birlikte değerlendirildiğinde ortak bir nokta ortaya çıkıyor: Yasa, silahlı çatışmanın sona erdirilmesi açısından önemli bir eşik olarak görülüyor ancak “Kürt meselesinin çözüldüğü” sonucuna varan yayınların sayısı oldukça sınırlı. Reuters da düzenlemeyi PKK'nın silahsızlanmasını ve eski mensupların topluma yeniden entegrasyonunu sağlayabilecek en somut adımlardan biri olarak değerlendirirken, Öcalan'ın durumu ile daha geniş siyasi ve kültürel hakların yasa dışında kaldığına dikkat çekiyor.
Rus basını: Erdoğan için siyasi kazanım olabilir
Rusya'nın önde gelen gazetelerinden Kommersant, gelişmeyi “Ankara Kürtlerle barıştı” başlığına yakın oldukça geniş bir çerçevede okuyucularına aktardı ve Türkiye'nin 40 yılı aşkın çatışmayı sona erdirme yoluna girdiğini yazdı.
Gazetenin yorumunda dikkat çeken nokta ise iç politika.
Kommersant, iktidar ve muhalefetin önemli bölümünün aynı yasa etrafında birleşmesini alışılmadık bir siyasi uzlaşma olarak değerlendirirken, sürecin başarıya ulaşmasının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a önemli bir siyasi kazanım sağlayabileceğini ileri sürdü. Gazete ayrıca bunun 2028'e uzanan siyasi hesaplarda Kürt seçmen ve DEM Parti ile ilişkiler bakımından etkili olabileceği görüşüne yer verdi.
Burada Rus basınının bakışı, hukuki ayrıntılardan çok “Türkiye'nin en ağır iç sorunlarından birinin çözülmesinin güç dengelerini nasıl değiştireceği” üzerinde yoğunlaşıyor.
Arap basınında temel soru: Silah bırakmak yeterli mi?
Taranan Arapça yayınlarda ise daha parçalı bir tablo var.
Al Jazeera, yasayı çatışmanın silahlı boyutunu sona erdirebilecek önemli bir düzenleme olarak değerlendirirken, “barış” kavramının taraflar açısından farklı anlamlara geldiğine dikkat çekti.
Haberde Ankara'nın önceliğinin PKK'nın tamamen silahsızlanması ve örgütsel yapının sona ermesi olduğu; Kürt siyasi çevrelerinin ise bunun ardından siyasi ve kültürel haklar, demokratikleşme ve terör mevzuatı gibi başlıklarda yeni adımlar beklediği vurgulandı.
Al Jazeera'nın geleceğe ilişkin okumasında üç kritik test öne çıkıyor: Silahsızlanmanın gerçekten tamamlanıp tamamlanmayacağı, binlerce bireysel hukuki dosyanın nasıl yönetileceği ve sürecin daha sonra siyasi-kültürel reformlara dönüşüp dönüşmeyeceği.
Suudi Arabistan merkezli Şark el Avsat ise özellikle PKK/KCK cephesindeki eleştirilere yer verdi. KCK yöneticisi Mustafa Karasu'nun yasayı tamamen reddetmediğini, ancak bunu yalnızca “başlangıç” olarak gördüğünü aktardı. Karasu'nun temel itirazları; metinde Kürt meselesinin açıkça tanımlanmaması, Öcalan'ın rolünün belirtilmemesi ve sürecin ağırlıklı olarak silahsızlanmaya indirgenmesi oldu.
Sky News Arabia da benzer biçimde odağı Öcalan'ın geleceği üzerine kurarak bu dosyayı barış sürecinin henüz çözülemeyen temel düğümlerinden biri olarak ele aldı.
Erbil'den açık destek: Barzani “dönüm noktası” dedi
En açık siyasi desteklerden biri Irak Kürdistan Bölgesi'nden geldi.
Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, yasayı “cesur bir adım” ve Türkiye ile bölgenin kalıcı barış ve istikrara ulaşması açısından “önemli bir dönüm noktası” olarak değerlendirdi. Barzani, silahlı yöntemler yerine diyalog döneminin desteklenmesi gerektiğini söyledi.
Ancak Erbil merkezli Kürt medyasındaki yaklaşım yalnız destekten ibaret değil.
Rudaw ve Kurdistan24, yasanın ilk ciddi hukuki çerçeveyi oluşturduğunu vurgularken özellikle Öcalan'ın statüsü, PKK'nın üst düzey kadrolarının geleceği ve silahsızlanmanın nasıl doğrulanacağı üzerinde duruyor.
Kurdistan24'ün aktardığı KCK değerlendirmesinde de Öcalan'ın süreçte resmen tanımlanmış bir rolünün bulunmaması “en büyük eksikliklerden biri” olarak gösteriliyor.
Dolayısıyla Erbil hattında iki görüş aynı anda görülüyor: Silahlı çatışmanın bitirilmesine güçlü destek, fakat mevcut yasanın nihai siyasi çözüm olmadığı düşüncesi.
Irak basını daha çok uygulamaya bakıyor
Irak'ın resmî haber ajansı INA ise gelişmeyi daha nötr bir çerçevede, PKK mensuplarının sivil yaşama yeniden entegrasyonu ve silahsızlanmanın hukuki zemine kavuşturulması üzerinden haberleştirdi.
Irak açısından bunun özel bir önemi bulunuyor; çünkü PKK'nın silahlı kadrolarının ve kamplarının önemli bölümü uzun süredir Irak'ın kuzeyinde bulunuyor. Bu nedenle yasanın uygulanması yalnız Türkiye'deki mahkemeleri değil, Kandil, Mahmur ve Türkiye-Irak sınır hattındaki fiilî durumu da etkileyebilir. Reuters da tasarının özellikle Kuzey Irak'tan dönüşleri düzenlemeyi hedeflediğini aktarıyor.
Suriye basını başka bir soruya odaklandı: SDG ne olacak?
Bölgesel açıdan belki de en önemli gelecek okuması Suriye'den geliyor.
Suriye merkezli Enab Baladi, düzenlemenin yalnız PKK-Türkiye ilişkilerini değil, Ankara'nın Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile ilgili politikasını ve SDG'nin Şam yönetimine entegrasyon sürecini de etkileyebileceğine dikkat çekti.
Bu bakışa göre Türkiye'deki silahlı çatışmanın sona ermesi halinde Ankara'nın Suriye'deki Kürt silahlı yapılarıyla ilgili beklentileri daha görünür hale gelebilir.
Nitekim Reuters da Ankara'nın PKK sürecini, Suriye'deki Kürt silahlı yapıların yeni Suriye devlet yapısına entegrasyonuyla birlikte değerlendirdiğini aktarıyor.
Bu nedenle yasanın gerçek bölgesel etkisinin yalnız Türkiye'de kaç kişinin ceza veya soruşturma ertelemesinden yararlanacağıyla ölçülmesi mümkün olmayabilir.
İran basınında temkinli sessizlik
İran tarafında ise tablo farklı.
İran'ın resmî haber ajansı IRNA ve Mehr gibi yayınlar yasanın kabulünü ve PKK'nın tasfiyesine yönelik hukuki süreci haberleştiriyor; ancak şu ana kadar Rus veya Kürt basınındaki kadar kapsamlı bir siyasi gelecek okuması öne çıkmış değil. Mehr, yasayı doğrudan “PKK ile barış sürecini destekleyen düzenleme” çerçevesinde aktardı.
Tahran'ın resmî kurumlarından da yasa sonrasında Barzani'ninki kadar açık bir destek veya karşı çıkış açıklaması şu aşamada görünmüyor.
Bu sessizlik ayrıca dikkat çekici; çünkü Türkiye'deki PKK sürecinin geleceği İran açısından PJAK ve İran'ın kendi Kürt güvenlik dosyası nedeniyle yakından izlenebilecek bir gelişme.
Bölge basınının ortaklaştığı dört soru
Farklı siyasi çizgilere sahip yayınlar yan yana getirildiğinde gelecek açısından dört dosya öne çıkıyor:
Birincisi, silahsızlanma gerçekten tamamlanacak mı? Yasanın uygulanmasının temel şartı bu.
İkincisi, Abdullah Öcalan'ın geleceği ne olacak? Mevcut yasa bu sorunu çözmüyor ve özellikle Kürt siyasi çevrelerinde bu, temel eksiklerden biri olarak görülüyor.
Üçüncüsü, süreç silahsızlanmada mı kalacak, yoksa siyasi ve hukuki reformlara mı dönüşecek? Arap ve Kürt basınındaki en belirgin tartışma bu noktada yoğunlaşıyor.
Dördüncüsü ise bölgesel etki: Irak'taki PKK varlığı, Mahmur ve Kandil'in geleceği ile Suriye'deki SDG-Şam entegrasyonu bu sürecin Türkiye sınırlarını aşabilecek başlıca dosyaları.
Bu nedenle bölge basınındaki genel tablo ne “Türkiye Kürt sorununu çözdü” kadar kesin, ne de “yasa hiçbir şeyi değiştirmeyecek” kadar olumsuz.
Daha çok, 40 yılı aşkın silahlı çatışmanın sona erdirilmesi açısından ciddi bir hukuki eşik geçildiği; fakat asıl siyasi sınavın bundan sonra başlayacağı görüşü öne çıkıyor.