AP'nin Türkiye raporunda dikkat çeken detaylar: Akın Gürlek için yaptırım çağrısı
Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu'nda Türkiye'ye ilişkin rapor kabul edildi. Raporda, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne katılım sürecinin liyakate dayalı, normatif ve pazarlık konusu yapılamayacak bir süreç olduğu vurgulandı.
Kopenhag kriterlerinin yerine getirilmesinin üyelik sürecinin temel şartı olduğuna dikkat çekilen raporda, demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını, azınlıklara saygıyı, iyi komşuluk ilişkilerini, tüm üye devletlerin tanınmasını, uluslararası hukuka saygıyı ve AB’nin ortak dış ve güvenlik politikasıyla uyumu güvence altına alan istikrarlı kurumların gerekliliği ifade edildi.
“AB kapısında bekletiliyoruz” demek yerine reform çağrısı
Raporda, Türk hükümetine “Türkiye’nin AB kapısında ne kadar uzun süre bekletildiğinden yakınmak” yerine eyleme geçme çağrısı yapıldı.
Avrupa Parlamentosu, Türkiye’nin hukukun üstünlüğü, insan hakları, demokratik standartlar, basın özgürlüğü, temel özgürlükler, iyi komşuluk ilişkileri ve uluslararası hukuka saygı alanlarında eksiklikleri gidermesi gerektiğini belirtti.
Metinde, Türkiye’nin AB katılım sürecinin 2018’den bu yana durmuş olduğu hatırlatılırken, ülkenin stratejik öneme sahip bir NATO müttefiki ve AB için ticaret, ekonomi, göç yönetimi, dış politika ve güvenlik gibi alanlarda önemli bir ortak olmaya devam ettiği kaydedildi.
Yargı bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğü eleştirisi
Raporda, Türkiye’de hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığındaki aşınmanın sürdüğü değerlendirmesine yer verildi.
Avrupa Parlamentosu, Türk yargısının siyasetçiler, gazeteciler, avukatlar, aktivistler, sanatçılar ve eleştirel görüş açıklayan kişiler üzerinde baskı aracı olarak kullanılmasını eleştirdi.
Kamu görevlilerine hakaret ve yolsuzluk suçlamalarıyla ilgili davalarda çifte standart uygulandığına dikkat çekilen raporda, hükümet destekçileriyle muhalefet mensuplarının aynı muameleye tabi tutulmadığı ifade edildi.
Raporda ayrıca, siyasi davalarda görev yapan hakimlerin görevden alınması veya keyfi şekilde yerlerinin değiştirilmesi kınandı. Gizli tanık ifadelerinin sıkça kullanılmasının adil yargılanma hakkını zedelediği ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadına aykırı olduğu vurgulandı.
Demirtaş, Yüksekdağ ve Kavala için serbest bırakma çağrısı
Avrupa Parlamentosu, Türkiye’nin demokratik reform eksikliği nedeniyle AB genişleme sürecindeki yeni fırsat penceresini kaçırdığını belirtti.
Raporda, bu fırsatı değerlendirmenin ilk adımının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarına uymak olduğu ifade edildi.
Eski HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile iş insanı ve insan hakları savunucusu Osman Kavala’nın siyasi gerekçelerle tutuklu tutulduğu savunularak, derhal ve koşulsuz serbest bırakılmaları istendi.
İmamoğlu iddianamesi ve CHP davaları raporda yer aldı
Raporda, son bir yılda özellikle CHP’ye yönelik davalara da geniş yer verildi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun görevden uzaklaştırılması ve tutukluluğunun devam etmesi kınandı.
Metinde, Akın Gürlek’in sorumluluğunda hazırlanan ve İmamoğlu’nun “geniş bir suç şebekesine liderlik etmek” ile “2 bin 430 yıla kadar hapis cezasıyla sonuçlanabilecek 142 suç işlemekle” suçlandığı yaklaşık 4 bin sayfalık iddianamenin kabul edilmesinden derin endişe duyulduğu belirtildi.
Avrupa Parlamentosu, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin CHP’nin 38. Olağan ve 21. Olağanüstü Kongrelerini iptal ederek Özgür Özel’in yerine Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden göreve getirilmesi yönündeki talebi reddetmesini de not etti.
Akın Gürlek için yaptırım çağrısı
Raporda dikkat çeken başlıklardan biri de Akın Gürlek oldu.
Avrupa Parlamentosu, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi’ne, insan hakları ve temel özgürlüklerin ciddi ve kasıtlı ihlallerinden sorumlu olduğu değerlendirilen Türk yetkililer hakkında AB Küresel İnsan Hakları Yaptırım Rejimi kapsamında kısıtlayıcı tedbirlerin değerlendirilmesi çağrısında bulundu.
Bu tedbirler arasında AB’deki varlıkların dondurulması da yer aldı. Raporda, bu kapsamda “kayyum rolünü üstlenenler ve onları atayan kişiler” ile “devletin baskıcı mekanizmasında kilit rol oynayanlar” örnek gösterildi. Eski İstanbul Başsavcısı Akın Gürlek’in de bu isimler arasında yer aldığı belirtildi.
Metinde, Gürlek’in Adalet Bakanı olarak atanmasından “dehşete kapılındığı” ifade edilerek, bunun kariyeri boyunca siyasi gündem izleyen bir aktör olduğu değerlendirmesini güçlendirdiği savunuldu.
Gazetecilerin serbest bırakılması çağrısı
Raporda Türkiye’de medya ve basın özgürlüğüne ilişkin gelişmeler de ele alındı.
Devam eden soruşturma, sansür ve taciz süreçlerinin gazetecilerin görevlerini yerine getirmesini ve kamuoyunu bilgilendirmesini engellediği belirtildi.
TELE1 televizyonuna kayyım atanması “medya özgürlüğüne yönelik kasıtlı bir saldırı” olarak değerlendirildi.
Tutuklanan gazeteciler Alican Uludağ, Merdan Yanardağ, Furkan Karabay, Sedef Kabaş, Fatih Altaylı ve İsmail Arı’nın durumlarının takip edildiği kaydedilen raporda, haksız şekilde tutuklu bulunan tüm gazetecilerin derhal serbest bırakılması istendi.
Kadına yönelik şiddet ve “Aile Yılı” eleştirisi
Raporda, Türk makamlarına kadına yönelik şiddet ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği konusunda etkili tedbir alma çağrısı yapıldı.
2025’in “Aile Yılı” ilan edilmesine rağmen hükümetin toplumsal cinsiyet eşitliğini tehdit olarak gören ideolojik ve gerici bir yaklaşımı tercih ettiği savunuldu.
Bu yaklaşımın kadınların kamusal alandaki görünürlüğünü azaltabileceği, kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddetin özel aile meselesi gibi ele alınmasının ise cezasızlığa katkıda bulunduğu ifade edildi.
“Terörsüz Türkiye” süreci ve PKK değerlendirmesi
Raporda, “Terörsüz Türkiye” sürecinde PKK’nın feshedilmesi gibi gelişmelere zemin hazırlayan çabalar nedeniyle Türk yetkililer tebrik edildi.
Buna karşın Avrupa Parlamentosu, Türk hükümetinin zamanında ve kararlı adımlar atmamasını eleştirdi. Hükümetin sürecin sonraki adımlarına ilişkin tutumunun ve oyalama taktiklerinin süreci daha kırılgan hale getirdiği savunuldu.
Ekonomi: İstikrar çabaları olumlu, kırılganlık sürüyor
Raporda, ekonomi yönetiminin makroekonomik istikrar ve reform programı kapsamında enflasyonu düşürürken büyümeyi koruma yönündeki kararlılığı memnuniyetle karşılandı.
Bu adımların Türk lirasına güveni artırdığı belirtilirken, ekonomik durumun hâlâ kırılgan olduğu ifade edildi.
Avrupa Parlamentosu, para politikasındaki geçmiş uygulamaların yaşam maliyeti üzerindeki etkilerinin sürdüğünü belirterek, sıkı para politikası ve ihtiyatlı maliye politikasıyla birlikte emekliler başta olmak üzere kırılgan kesimlerin korunması gerektiğini vurguladı.
Kıbrıs, Yunanistan ve Doğu Akdeniz başlıkları
Raporda, Türkiye ile Yunanistan arasındaki yakınlaşma ve üst düzey görüşmeler olumlu karşılandı.
Buna karşın Türkiye’nin “casus belli” tutumunu sürdürmesinden endişe duyulduğu belirtildi. Ege ve Doğu Akdeniz’deki bazı gelişmeler de eleştirildi.
Kıbrıs konusundaki son temaslardan memnuniyet duyulduğu belirtilen raporda, Avrupa Komisyonu’na yeni bir AB Kıbrıs Özel Temsilcisi ataması çağrısı yinelendi.
Türkiye-Ermenistan normalleşmesine destek
Raporda, Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesine destek verildi.
Vize prosedürlerinin kolaylaştırılması, üçüncü ülke vatandaşları ve diplomatik pasaport sahipleri için sınırın açılmasına yönelik hazırlıklar ve Türk Hava Yolları’nın doğrudan uçuşlarının yeniden başlaması olumlu gelişmeler olarak değerlendirildi.
Gümrük Birliği ve vize süreçleri
Avrupa Parlamentosu, Türkiye ile AB arasındaki Gümrük Birliği’nin tam uygulanması ve modernize edilmesi gerektiğini vurguladı.
Gümrük Birliği’nin güncellenmesinin ticaret, yatırım, tedarik zinciri dayanıklılığı, dijital ve yeşil dönüşüm, kamu alımları ve sürdürülebilir kalkınma açısından iki taraf için de önemli faydalar sağlayabileceği belirtildi.
Vize serbestisi konusunda Türkiye’nin gerekli kriterleri karşılamada ilerleme kaydetmemiş olmasından üzüntü duyuldu. Buna karşın, Türk vatandaşlarının üye devletlere yaptıkları vize başvurularında yaşadığı sorunlara da dikkat çekildi.
Parlamento, ticari faaliyetlerde bulunan kişiler ve Erasmus öğrencileri için vize süreçlerinin kolaylaştırılmasına yönelik önlemleri desteklediğini bildirdi.
“Mevcut koşullarda süreç yeniden başlatılamaz”
Raporda, Türk toplumunun büyük bir kesiminin demokratik ve Avrupa yanlısı beklentilerinin kabul edildiği belirtildi.
Ancak Türk hükümetinin demokrasi alanındaki temel eksiklikleri gidermek için gerekli adımları atmadığı savunularak, Türkiye’nin AB katılım sürecinin mevcut koşullarda yeniden başlatılamayacağı görüşü yinelendi.
Avrupa Parlamentosu, muhalefet temsilcilerinin yeniden diyalog kurulması ve katılım müzakerelerinin canlandırılması yönündeki çağrılarını dikkate aldığını belirtti. Ancak hükümetten somut ve inandırıcı adımlar gelmediği sürece bu yaklaşımı destekleme konusunda şüpheci kalındığı ifade edildi.
Kaynak: Melis YILDIRIM