Yayıncılıkta yapay zekâ pazarı büyüyor: 2033'te 41 milyar doları aşması bekleniyor
Yapay zekânın yayıncılık sektöründeki etkisi kitap üretiminden okurların kitap keşfetme biçimine kadar genişliyor. Market.us verilerine göre küresel yayıncılıkta yapay zekâ pazarının 2033 yılında 41,2 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Ceres Yayınları Kurucu Ortağı Tuğba Dedeoğlu ise teknolojinin sunduğu imkânların yanında yazar, çevirmen ve editörlerin emeğinin korunması gerektiğine dikkat çekiyor.
Yapay zekânın etkisi artık yalnızca metin üretimi veya editoryal süreçlerle sınırlı değil. Okurların kitap seçimi, öneri sistemleri, pazarlama, içerik keşfi ve yayıncıların okur eğilimlerini analiz etmesi de dönüşümün parçaları hâline geliyor.
Pazar araştırma şirketi Market.us'ın tahminine göre küresel “yayıncılıkta yapay zekâ” pazarı, 2023'te yaklaşık 2,8 milyar dolar seviyesindeyken 2033'te 41,2 milyar dolara ulaşabilir. Tahmin, 2024-2033 döneminde yıllık bileşik büyüme oranının yüzde 30,8 olacağı varsayımına dayanıyor.
Okurların karşısına yeni bir kitap keşfetme kanalı çıktı
Dönüşümün dikkat çeken taraflarından biri, yapay zekânın kitapların yalnızca hazırlanmasında değil keşfedilmesinde de rol oynamaya başlaması.
Bir okur artık “Bu konuyu öğrenmek için hangi kitabı okumalıyım?”, “Bu kitaba benzeyen başka hangi eserler var?” veya belirli bir ruh hâline uygun kitap önerisi gibi soruları doğrudan yapay zekâ araçlarına yöneltebiliyor.
2026'da yayımlanan sistematik bir akademik inceleme, 2020-2024 döneminde yayımlanan 32 çalışmayı değerlendirerek yapay zekâ ve algoritmalara dayalı kitap öneri sistemlerinin teknik geliştirme, kişiselleştirme ve okuma katılımı gibi alanlarda nasıl kullanıldığını inceledi. Araştırmada sistemlerin geliştirilmesinde teknik performansın hâlen temel odak olduğu görüldü.
Kitapların yüzde 27'si yapay zekâ için “görünmez”
Yayıncılar açısından yeni tartışmalardan biri de bir kitabın Google veya kitapçı raflarında görünür olmasının artık yeterli olup olmadığı.
Publishing.co.uk tarafından 2026'da yayımlanan AI Book Discoverability Index, ChatGPT, Claude, Gemini ve Perplexity gibi yapay zekâ sistemlerinin kitap önerirken hangi eserleri ve kaynakları öne çıkardığını inceliyor.
İndeksin yayımlanan sonuçlarına göre incelenen kitapların yüzde 27'si test edilen yapay zekâ önerilerinde hiç görünmezken, yalnızca yüzde 3'lük bölüm düzenli biçimde önerildi. Çalışma ayrıca Goodreads, Wikipedia, YouTube ve belirli uzman listelerinin yapay zekânın kitaplarla ilgili yanıtlarında önemli kaynaklar arasında bulunduğunu belirtiyor. Bu çalışma akademik hakemli bir araştırmadan ziyade sektör odaklı, canlı olarak güncellenen bir görünürlük indeksi niteliğinde.
Dedeoğlu: “Asıl büyük değişim kitabın bütün yolculuğunda yaşanıyor”
Ceres Yayınları Kurucu Ortağı Tuğba Dedeoğlu, yayıncılıkta yapay zekâ tartışmasının yalnızca “Yapay zekâ kitap yazabilir mi?” sorusuna indirgenmemesi gerektiğini söyledi.
Dedeoğlu, okurların kitap keşfetme alışkanlıklarının da değiştiğine dikkat çekerek şöyle konuştu:
“Yayıncılıkta yapay zekâ konuşulurken çoğu zaman ilk akla gelen konu yapay zekânın kitap yazıp yazamayacağı oluyor. Oysa bence asıl büyük değişim kitabın bütün yolculuğunda yaşanıyor. Okur artık yalnızca kitapçıya giderek ya da bir arkadaşının tavsiyesiyle kitap keşfetmiyor. Bir konu hakkında araştırma yaparken yapay zekâya danışıyor, kendisine kitap önerilmesini istiyor, bir kitabın başka hangi eserlere benzediğini soruyor.”
Bu değişimin yayınevleri açısından yeni bir soruyu ortaya çıkardığını belirten Dedeoğlu, artık yalnızca “İyi bir kitap nasıl yayımlanır?” değil, “İyi bir kitap doğru okura nasıl ulaştırılır?” sorusunun da önem kazandığını ifade etti.
Dedeoğlu, yapay zekânın araştırma, konu analizi ve okur eğilimlerini anlamada yayıncılara önemli kolaylıklar sağlayabileceğini ancak yayın kararlarının tamamen algoritmalara bırakılmasına karşı olduğunu söyledi.
“Yayıncılık sadece veri ve hızdan ibaret değil. Bir kitabın arkasında yazarın deneyimi, editörün bakışı, yayınevinin seçimi ve okurla kurulan duygusal bağ var” dedi.
İkinci el kitapçılardaki sıra dışı siparişler tartışma yarattı
Yapay zekâ ile yayıncılık arasındaki ilişkinin bir başka boyutunda ise eğitim verisi ve telif hakkı tartışmaları bulunuyor.
İngiltere ve İrlanda'daki bazı ikinci el kitapçılar, son aylarda farklı ülkelerden gelen ve aralarında belirgin bir konu bağlantısı bulunmayan alışılmadık büyüklükte toplu kitap siparişleri aldıklarını bildirdi.
The Guardian'ın 15 Ağustos 2026 tarihli haberinde kitapçılar, siparişlerin yapay zekâ şirketleri veya onlar adına hareket eden kuruluşlarla bağlantılı olabileceğinden şüphelendiklerini söyledi. Ancak siparişlerin tamamının doğrudan yapay zekâ şirketlerinden geldiğine ilişkin kesin kanıt bulunmadığı özellikle belirtiliyor.
Kitapların fiziksel olarak satın alınarak yapay zekâ eğitiminde kullanılması ise yalnızca bir varsayım değil. ABD'de teknoloji şirketlerinin kitapları toplu biçimde satın alıp dijitalleştirmesine ilişkin daha önce belgelenmiş örnekler bulunuyor; 2026'da yayımlanan yeni haberler Amazon'ın da yapay zekâ eğitimi amacıyla kitap satın alıp taradığına ilişkin bulgular ortaya koydu.
“Bir kitabı satın almak fikrî emeği sınırsız kullanma hakkı vermez”
Dedeoğlu, kitapların yapay zekâ modellerinin eğitiminde kullanılmasına ilişkin tartışmalarda telif hakkı ve şeffaflığın merkezde bulunması gerektiğini söyledi.
“Bir kitabın fiziksel kopyasını satın almak, o eserin arkasındaki fikrî emeği ve telif hakkını yapay zekâ algoritmalarına sınırsızca devretmek anlamına gelmez. Teknoloji şirketlerinin ikinci el raflarından toplayıp taradığı her sayfa; bir yazarın yıllarca süren araştırmasını, bir çevirmenin dil emeğini ve bir editörün titiz işçiliğini barındırıyor.”
Dedeoğlu, yapay zekâ şirketlerinin kullandıkları eserler konusunda daha şeffaf olması gerektiğini belirterek toplu lisanslama modelleri ve yazarlara telif ödemesi sağlayacak sistemlerin tartışılması çağrısında bulundu.
“İnovasyonu ve teknolojiyi elbette destekliyoruz ancak bu sürecin yayıncılık dünyasını yok sayarak ilerlemesi kabul edilemez. Eğer böyle bir durum varsa teknoloji şirketleri hangi kitapları hangi modellerde kullandıklarını şeffaf şekilde açıklamalı, meslek birlikleriyle masaya oturarak toplu lisanslama protokolleri imzalamalı ve yazarlara adil telif ödeyen bir havuz sistemi kurmalıdır.”
Yayıncılığın yeni sorusu: Yapay zekâ bir kitabı görebiliyor mu?
Yapay zekânın yayıncılıktaki rolü büyüdükçe sektörün karşı karşıya olduğu tartışma da değişiyor.
Bir tarafta editoryal iş akışlarını hızlandıran, okur tercihlerini analiz eden ve kişiselleştirilmiş öneriler sunan teknolojiler bulunurken diğer tarafta telif hakkı, eğitim verisinin kaynağı, insan emeğinin karşılığı ve algoritmik görünürlük gibi yeni sorunlar ortaya çıkıyor.
Market.us'ın 2033 için öngördüğü 41,2 milyar dolarlık pazar, ekonomik dönüşümün büyüklüğüne işaret ederken AI Book Discoverability Index sonuçları yayıncılar açısından yeni bir gerçeği gündeme getiriyor:
Geleceğin yayıncılığında bir kitabın yalnızca yayımlanması değil, insanlar kadar yapay zekâ sistemleri tarafından da keşfedilebilir olması önem kazanabilir.