Türkiye'de iş kazaları alarm veriyor: Her gün ortalama 5 çalışan hayatını kaybediyor

Rapor Bülteni'nin #BirGöstergeBirYorum serisinin altıncı sayısında, Türkiye'de iş güvenliği ve iş kazalarına ilişkin veriler mercek altına alındı. İLKE Vakfı Araştırmacısı Enes Koru imzasıyla yayımlanan değerlendirmede, iş kazalarının münferit olaylar değil, yapısal bir sorun olarak ele alınması gerektiği vurgulandı.

Bültende, 2025 yılında yaşamını yitiren 94 çocuk işçiye ithaf edilen sayıda, Türkiye’de son iki yıldır iş kazası veya meslek hastalığı kaynaklı yıllık ölüm sayısının 1.900’ün üzerinde olduğu belirtildi. Bu rakam, ülkede neredeyse her gün 5 çalışanın hayatını kaybettiği anlamına geliyor.

Türkiye dünya ortalamasının üzerinde

International Labour Organization verilerine göre Türkiye, çalışan başına hem ölümlü hem de ölümle sonuçlanmayan iş kazası oranlarında dünya ortalamasının üzerinde yer alıyor.

Türkiye’de ölümle sonuçlanmayan iş kazası vakası, 100 bin çalışan başına 4 bin 409 olarak kaydedildi. Bu oranla Türkiye, ölçümü yapılan ülkeler arasında dördüncü sırada bulunuyor. Listenin ilk sıralarında Kosta Rika, Nikaragua ve Kolombiya yer alıyor.

Ölümlü iş kazalarında ise Türkiye, 100 bin çalışan başına 11,47 vaka ile üst sıralarda yer alıyor.

Riskli sektörlerin payı yüksek

Değerlendirmede, inşaat, madencilik ve tarım gibi yüksek riskli sektörlerin istihdamdaki payının iş kazası riskini artırdığına dikkat çekildi.

Türkiye’de sanayi, tarım ve inşaat sektörlerinin istihdamdaki toplam payı yüzde 41 seviyesinde. Ölümlü iş kazalarının yaklaşık üçte birinin ise inşaat sektöründe gerçekleştiği belirtildi.

Ancak raporda, mevcut tablonun yalnızca sektörel yapı ile açıklanamayacağı da vurgulandı. Denetim mekanizmalarındaki boşluklar, kayıt dışı istihdam, güvencesizlik ve zayıf iş güvenliği kültürü, iş kazalarının temel nedenleri arasında gösterildi.

Mevzuat var, uygulama tartışmalı

2012 yılında yürürlüğe giren 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenlere risk değerlendirmesi, eğitim ve iş güvenliği uzmanı istihdamı gibi önemli yükümlülükler getirdi.

Buna karşın, yasal çerçevenin sahadaki uygulama gücü tartışılmaya devam ediyor. ILO verilerine göre Türkiye’de 10 bin istihdam başına 0,28 iş müfettişi düşüyor. Bu oran, denetim kapasitesinin sınırlılığına işaret ediyor.

“Her rakamın ardında bir insan hikâyesi var”

Raporda, iş kazalarının yalnızca istatistik olarak görülmemesi gerektiği vurgulanarak, her ölümün arkasında bir insanın, bir ailenin ve yarım kalan bir hayatın bulunduğu ifade edildi.

İş kazalarını azaltmak için denetim altyapısının güçlendirilmesi, kayıt dışılıkla mücadele edilmesi ve iş güvenliğini yalnızca maliyet kalemi olarak görmeyen bir işveren kültürünün oluşturulması gerektiği belirtildi.

Veri eksikliği de önemli bir sorun

Değerlendirmede, ILO veri setinde yaklaşık 100 ülkenin verisinin yer aldığı, ancak dünyanın önemli bir bölümünün bu tabloya dahil olmadığı da hatırlatıldı.

Az gelişmiş ülkelerde iş kazalarının sistematik biçimde kayıt altına alınmamasının, bu ülkelerin daha güvenli olduğu anlamına gelmediği; aksine zayıf veri altyapısına işaret ettiği ifade edildi.

Raporda, mevcut veri sınırlılıklarına rağmen Türkiye’nin iş kazaları tablosundaki konumunun kaygı verici olduğu vurgulandı.

iş kazaları İLKE Vakfı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu