Prof. Dr. Çağdaş Üngör, Trump-Xi zirvesini değerlendirdi: "ABD Tayvan konusunda Çin'e güvence vermiş görünüyor"
Prof. Dr. Çağdaş Üngör, Trump-Xi zirvesinin "büyük bir kırılma"dan çok, gerilimi kontrol altında tutma çabası olarak görülebileceğini söyledi. Üngör'e göre ABD İran ve Ukrayna nedeniyle Çin'le Tayvan üzerinden savaşı göze alamazken, iki kutuplu düzene geçiş Türkiye'nin manevra alanını daraltacak.
Çin siyasi tarihi ve dış politikası, Doğu Asya uluslararası ilişkileri ve Çin–Türkiye ilişkileri üzerine çalışan Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Çağdaş Üngör, Trump-Xi zirvesine ilişkin ANKA Haber Ajansı'na değerlendirmelerde bulundu. Üngör, zirvede masada olduğu açıklanan küresel ticaret, gümrük tarifeleri, Tayvan, yapay zeka ve ABD'nin İran'la savaşı gibi başlıklarda henüz somut ilerleme işareti görmediğini şu sözlerle vurguladı:
''Bu zirveden çıkan sonuçların detayları henüz kamuoyuyla paylaşılmış değil, o yüzden hangi taraf açısından zafer olarak görülebileceği muallakta. Çin'in ABD'den Boeing siparişi ve soya alımları gibi birkaç ayrıntıyı biliyoruz ancak stratejik konularla ilgili çığır açıcı bir gelişme olduğunu sanmıyorum. Olsaydı paylaşılırdı.
Dışarıdan görünen tabloya göre, iki taraf da gerilimi düşürmek için çaba sarf ediyor. Xi Jinping, ABD ve Çin arasında çatışmanın şart olmadığını, iki ülkenin de işbirliği içinde kalkınabileceğini belirtti. Trump ise alışık olduğumuz skandal davranışlarını Pekin'de sergilemedi ve olumlu bir tutum takındı. Bunlar iki tarafın da gerilimi yönetmeye çalıştığını, sürpriz gelişme istemediğini gösteriyor.''
PEKİN, TAHRAN'I KORUMAK İÇİN BÜYÜK BİR RİSK ALMAYACAKTIR
Zirvenin gündemindeki önemli konular arasında görülen İran savaşıyla ilgili olarak Pekin'in tavrını değerlendiren Üngör, şu ifadeleri kullandı:
''Çin, Hürmüz Boğazı'nın eskisi gibi açık kalmasını ve buradaki askeri gerilimin düşmesini istiyor. Genel itibarıyla İran'ın yanında olduğu söylenebilse bile, Tahran rejimini korumak için büyük bir riski göze almayacaktır. Pekin'in arabuluculuk faaliyetlerini bu bölgede statükoya dönülmesi amacı için yapması beklenebilir. Çünkü Hürmüz Boğazı ve Körfez'den gelen petrol Çin'in enerji güvenliği için çok önemli.''
TAYVAN EN HASSAS EŞİK: ABD, PEKİN'E GÜVENCE VERMİŞ GİBİ GÖRÜNÜYOR
ABD Başkanı Trump, Xi ile görüşmelerinin ardından FOX News'teki röportajında Tayvan konusunda Washington'un çatışma istemediği mesajını verdi. "Birilerinin bağımsızlığa gitmesini istemiyorum" diyen Trump, hem Pekin'in hem Tayvan'ın "sakinleşmesi gerektiğini" söyledi.
ABD Başkanı ayrıca,"Çin çok büyük, çok güçlü bir ülke. Orası ise çok küçük bir ada. Düşünün, orası Çin'e sadece 59 mil uzaklıkta. Biz ise 9 bin 500 mil uzaktayız. Bu biraz zor bir problem... Tayvan tarihine baktığınızda, bizim çip endüstrimizi çaldılar. Çünkü geçmişte ne yaptığını bilmeyen başkanlarımız vardı" ifadelerini kullandı.
Üngör, Tayvan dosyasını ABD-Çin güvenlik dengesinin "en hassas başlığı" olarak tanımlıyor ve olası bir sıcak çatışmanın büyük ihtimalle bu başlıktan doğacağını ifade ediyor. Ancak mevcut tabloda, İran ve Ukrayna krizleri sürerken Washington'un Çin'le Tayvan merkezli bir savaşı göze almasının gerçekçi olmadığını söyleyen Üngör, şu değerlendirmede bulundu:
''Mevcut küresel konjonktürde, İran, Ukrayna meseleleri devam ederken ABD'nin Çin'le Tayvan odaklı bir savaşı göze alması mümkün değil. Basına çok yansımasa da, Washington bu konuda Pekin'e güvence vermiş gibi gözüküyor.
En azından Trump'ın Tayvan yönetimine bağımsızlık konusunda destek vermeyeceği açık. Zaten statükonun devamı ABD için çok kötü bir tablo değil; hesaplar ancak Çin bir gün Tayvan'ı ilhak etmeye kalkışırsa değişir ki Pekin burayı zaten kendi toprağı olarak gördüğü için bu kendisi açısından gayet meşru bir hamle olacaktır. Ancak o gün Beyaz Saray'da kimin oturduğuna bağlı olarak ABD de radikal adımlar atabilir. Savaşa kendi dahil olmasa bile Tayvan'ın kendini savunması için olağanüstü bir çaba sarf edeceği kesin.''
TÜRKİYE İÇİN MANEVRA ALANI DARALIYOR
ABD ile Çin arasında süren rekabet ikliminde Türkiye'nin konumunu da değerlendiren Üngör, Çin mallarına karşı ABD ve Avrupa'da yükselen gümrük duvarları nedeniyle Pekin'in gelecek dönemde pazarını gelişmekte olan ülkelere kaydırmak zorunda kalacağını belirtti.
''Türkiye, 2000'li yılların başından beri Çin'le rekabet ettiği sektörlerde rekabet gücünü birer birer kaybetti'' diyen Üngör, elektrikli araçlar, batarya, yenilenebilir enerji gibi sahalarda Çin'in giderek daha da güçlenen bir aktör olduğunu ve bunların Türkiye'nin Çin'le mevcut ticaret açığını daha da arttıracağını söyledi.
Teknoloji alanında da Ankara'yı zor bir tercih tablosu bekliyor. Üngör'e göre ABD ve Çin arasındaki gerilim derinleştikçe, ileri teknoloji ürünlerinde yaşanan ayrışma diğer ülkeleri taraf seçmeye zorluyor. Türkiye'nin özellikle savunma ve ileri teknoloji alanlarında baskıya maruz kalma ihtimalinin arttığını ifade eden Üngör, "Dünya iki kutupluluğa doğru giderse, Türkiye'nin manevra alanı daralacaktır" uyarısında bulunuyor.
ANKA