☰
✕

Mahmut Arıkan'dan Mehmet Uçum'a erken seçim tepkisi: "Meclis mi büyük, Mehmet Uçum mu?"

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum'un 2028 seçimlerinin mart veya nisan ayında yapılabileceğine ilişkin açıklamalarına tepki gösterdi. Seçim takvimine ilişkin kararın Meclisin yetkisinde olduğunu vurgulayan Arıkan, 'Seçilmişlerin yönettiği bir Türkiye'yi inşa etmemiz lazım, atanmışların değil' dedi.

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Sözcü TV'de İsmail Küçükkaya'nın sunduğu Günaydın Türkiyem programında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum'un erken seçim ve yeni anayasa takvimine yönelik sözlerini eleştiren Arıkan, Meclisin yetkilerinin korunması gerektiğini söyledi.

Ekonomiden basın özgürlüğüne, belediye başkanlarının parti değiştirmesinden sel felaketlerine kadar birçok konuda iktidara eleştiriler yönelten Arıkan, Türkiye'nin yönetim anlayışında değişikliğe ihtiyaç duyulduğunu savundu.

“Türkiye mi büyük, Millet Meclisi mi, Mehmet Uçum mu?”

Mehmet Uçum'un 2028 seçimlerinin mart veya nisan ayında yapılmasının büyük ölçüde netleştiği yönündeki açıklamasını değerlendiren Arıkan, seçim takviminin belirlenmesinde TBMM'nin yetkisine dikkat çekti.

Arıkan, “Türkiye mi büyük, Millet Meclisi mi büyük, Mehmet Uçum mu büyük? Burada bir sıkıntı var. Ya Mehmet Uçum kim? Atanmış bir isim, cumhurbaşkanlığı başdanışmanı. Seçim tarihine kim karar verir? Türkiye Büyük Millet Meclisi verir” ifadelerini kullandı.

Meclisin karar alma süreçlerinde etkisizleştirildiğini savunan Arıkan, “Meclisi sadece noter makamıymış gibi bir noktaya getirdiler. Seçilmişlerin yönettiği bir Türkiye'yi inşa etmemiz lazım, atanmışların değil” dedi.

Saadet Partisinin olası bir erken seçime hazır olduğunu da belirten Arıkan, son bir yılda 130 bin yeni üye kaydettiklerini ve teşkilatlanma çalışmalarını tamamladıklarını söyledi.

Arıkan, “Bu pazar seçim olsa Saadet Partisi olarak buna hazırız” diye konuştu.

“İfade özgürlüğü var ama sonrası için garanti yok”

Türkiye'deki basın özgürlüğü ve yargı uygulamalarını da eleştiren Arıkan, gazetecilere yönelik gözaltılar ve medya kuruluşlarına ilişkin kararlar üzerinden ifade özgürlüğü tartışmalarına değindi.

Uganda'nın eski lideri Idi Amin'e atfedilen bir sözü hatırlatan Arıkan, “İfade özgürlüğü var ama o özgürlüğü kullandıktan sonra başınıza neler gelir bunun bir garantisi yok” ifadelerini aktardı.

Türkiye'nin basın özgürlüğü sıralamalarındaki konumuna dikkat çeken Arıkan, iktidarın geçmişte eleştirdiği uygulamalardan daha ağır sonuçlar doğuran kararlar aldığını savundu.

Arıkan, iktidara yakın çevrelerden gelen eleştirilerin de dikkate alınması gerektiğini belirterek, “Bugün haksızlık yapanlar bizden olunca susmak doğru değildir. İktidarın içerisindeki eleştirileri ben çok daha kıymetli görüyorum” dedi.

“3Y ile mücadele edeceğiz dediler, 3F'ye geldik”

Ekonomideki gelişmeleri değerlendiren Arıkan, AK Parti'nin iktidara gelirken dile getirdiği yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklarla mücadele vaatlerini hatırlattı.

Arıkan, “3Y ile mücadele edeceğiz denilerek gelindi, bugün 3F'ye geldik. Faiz, fon, fırsat Türkiye'sine geldik. Bu üçü Türkiye'de ayakta kalmanın bir kuralı gibi gözükmeye başladı” dedi.

Türkiye'nin ekonomik ve kurumsal yapısını bir binanın taşıyıcı sistemine benzeten Arıkan, adalet, eğitim, ahlak ve maneviyat alanlarının zayıflatıldığını ileri sürdü.

“Son 24 yılda ülkede ahlak kolonu, adalet kolonu, maneviyat kolonu, eğitim kolonu zayıflatıldı” diyen Arıkan, bu sorunların üzerine bir de “itibar” olarak nitelendirdiği harcamaların eklendiğini savundu.

Arıkan, icra dosyaları, işsizlik ve boşanma sayılarına ilişkin çeşitli veriler paylaşarak ekonomik ve sosyal sorunların derinleştiğini öne sürdü.

Sel felaketleri üzerinden iktidara eleştiri

Son dönemde yaşanan sel felaketlerine de değinen Arıkan, afetlerin ardından yapılan açıklamalar yerine önleyici tedbirlerin öncelik kazanması gerektiğini söyledi.

Dere yataklarının imara açılmasını eleştiren Arıkan, kentleşme politikalarının afet risklerini artırdığını savundu.

Arıkan, “Afetler olduktan sonra bakanlar kameraların karşısına geçip 'Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla bütün yaraları saracağız' cümlelerinden çıkıp sorunun kaynağına inilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Devlet Su İşleri (DSİ) ve İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) arazilerinin imara açılmasına yönelik çalışmalar bulunduğunu öne süren Arıkan, bu tür uygulamalardan vazgeçilmesi çağrısı yaptı.

Parti değiştiren belediye başkanları için istifa şartı önerisi

Arıkan'ın gündeme getirdiği bir diğer konu ise muhalefet partilerinden iktidar partisine geçen belediye başkanları oldu.

Belediye başkanlarının parti değiştirmesini siyasi etik açısından eleştiren Arıkan, geçişlerin ardından merkezi yönetimin sağladığı desteklerin değişmesi ihtimalinin de sorgulanması gerektiğini söyledi.

Arıkan, “Burada iki tane ahlak problemi var. Birincisi, bir belediye başkanı başarısızsa onu niye transfer ediyorsunuz? İkincisi, muhalefetteyken vermediğiniz desteği iktidara geçince verecekseniz burada da ayrı bir ahlak krizi vardır” dedi.

Parti değiştiren belediye başkanlarının görevlerinden ayrılmasını zorunlu kılacak bir yasal düzenleme yapılmasını öneren Arıkan, şu ifadeleri kullandı:

“En basit kanuni düzenleme yapılmalı; eğer bir partiden başka bir partiye geçeceksen önce görevinden istifa et. Hadi bakalım bir tane insan geçebiliyor mu görelim.”

Bu gönderiyi Instagram'da gör

KarşıSav Haber (@karsisavhaber)'in paylaştığı bir gönderi

Mahmut Arıkan Mehmet Uçum erken seçim erken seçim