Lozan'ın 102. Yılında Kartal'dan Emperyalizme Karşı Birlik Çağrısı: "Lozan Bir Bağımsızlık Manifestosudur"
İstanbul, Kartal – Sibel BOZ - Lozan Antlaşması'nın 102. yıl dönümü, Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi (THTM) tarafından İstanbul Kartal'daki organik çadırda düzenlenen özel bir etkinlikle anıldı. THTM'nin çağrısıyla bir araya gelen katılımcılar, emperyalizme karşı halkçı mücadele vurgusuyla anlamlı bir buluşma gerçekleştirdi. Etkinliğin konuşmacıları arasında THTM Yönetim Kurulu Üyeleri akademisyen Fahri Kaan Arslan ve Aydemir Güler yer alırken, programın moderatörlüğünü Hilal Ataş üstlendi.
Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi, Lozan Antlaşması’nın yıldönümünde "tam bağımsızlık" vurgusu yaptı.
Fahri Kaan Arslan'dan Lozan Vurgusu: "Bağımsız Bir Ulusun Egemenlik Haklarının Tescili"
Etkinliğin öne çıkan konuşmacılarından THTM Yönetim Kurulu Üyesi akademisyen Fahri Kaan Arslan, Lozan Barış Antlaşması'nı sadece bir barış anlaşması olarak görmenin eksik bir yaklaşım olduğunu belirtti. Arslan, "Bu metni, antiemperyalist mücadelenin siyasal ve hukuki ifadesi olarak tarihsel bağlamıyla, maddi sonuçları ve günümüz siyasal atmosferindeki anlamıyla bütüncül şekilde tartışmak gerekir" ifadelerini kullandı.
Arslan, Lozan'ın bağımsız bir ulusun uluslararası düzlemde egemenlik haklarını tanıttığı bir metin olduğunu vurguladı. "Bu yönüyle sadece diplomatik bir uzlaşma değil, bir halkın bağımsızlığını hukuken ilan ettiği önemli bir eşiktir. Yüzyıllar boyunca Batılı emperyalistlerin Doğu'ya dayattığı tahakküm zincirlerinin kırıldığı siyasal ve tarihsel bir eşiktir" dedi. Sovyetler Birliği'nin Lozan delegasyonu başkanı Çiçerin'in bu kararı, ezilen bir Doğu halkı karşısında emperyalist devletlerin şimdiye kadar görülmemiş ilk adımı olarak tanımladığını hatırlattı.
Sevr-Lozan Karşıtlığı: "İşbirlikçilik ve Teslimiyet Yerine Halk Egemenliği ve Bağımsızlık"
Konuşmasında Lozan'ı anlamanın anahtarının Sevr Antlaşması ile arasındaki zıtlığı kavramak olduğunu belirten Arslan, Sevr'in Anadolu'nun emperyalist güçler arasında paylaşılması ve Türk ulusunun geleceğinin tahakküm altına alınması anlamına geldiğini söyledi. Buna karşılık Lozan'ın, bu emperyalist paylaşım planına karşı Anadolu halkının yürüttüğü silahlı ve siyasal direnişin uluslararası hukuk düzleminde tanınması olduğunu ifade etti. "Anadolu halkının üzerine giydirilmek istenen esaret gömleğinin yırtılmasıdır" diyen Arslan, Lozan ve Sevr'in iki zıt dünya görüşünün, iki zıt siyasal tercihin ifadesi olduğunu belirtti: "Sevr işbirlikçilik ve teslimiyet iken, Lozan halk egemenliği ve bağımsızlıktır."
Arslan, günümüzde Lozan'a yöneltilen eleştirilerin bazen doğrudan, bazen de örtülü biçimde Sevr anlayışına kapı araladığını gözlemlediklerini dile getirdi.
Lozan: Cumhuriyet'in Temel Taşı ve Süregelen Bir Mücadele Alanı
Fahri Kaan Arslan, Lozan'ın halk egemenliğine dayalı yeni Türkiye devletinin hukuki temelini oluşturduğunu ve anlaşmadan kısa süre sonra Cumhuriyet'in ilan edildiğini hatırlattı. Bu nedenle Lozan'ın, tarihsel ve ideolojik olarak belirli çevrelerin hedefi olduğunu ve olmaya devam ettiğini vurguladı.
"Lozan'ı hedefe koyanların çoğu, Cumhuriyet değerlerine karşı da pozisyon almaktadır" diyen Arslan, bu yüzden Lozan'ı sadece geçmişte yaşanmış bitmiş bir olay olarak değil, bugünü ve geleceği de doğrudan ilgilendiren bir mücadele alanı olarak görmek gerektiğini belirtti. "Çünkü Lozan'ın reddi sadece geçmişe değil, geleceğe yönelik bir müdahaledir. Bu mücadele hattını net çizmek önemlidir. Lozan'ın yalnızca tarihsel bir metin olmaktan çıkıp günümüz siyasal ve jeopolitik gelişmeleriyle doğrudan ilişkili olduğunu unutmamalıyız" şeklinde konuştu.
Lozan Süreci ve Kazanımları
Arslan, Lozan'ı hakkıyla anlamak için Birinci Dünya Savaşı'nın sonuna, 1918'e geri dönmek gerektiğini ifade etti. Lozan'ın bir sürecin ürünü olduğunu ve bu sürecin anlaşılmadan Lozan'ın tarihsel ve siyasal anlamının eksik kalacağını söyledi. Mustafa Kemal Paşa öncülüğünde Anadolu'da örgütlenen ulusal bağımsızlık mücadelesinin sadece askeri direniş değil, aynı zamanda Sevr Antlaşması'yla kurulmak istenen emperyalist düzen ve işbirlikçilerine karşı halk merkezli siyasal bir kopuş olduğunu vurguladı. Ankara'da kurulan TBMM'nin bu kopuşun kurumsal çerçevesi olduğunu belirtti.
Lozan Barış Konferansı'nın Mudanya Ateşkes Anlaşması'nın ardından başladığını ve Türk heyetinin Osmanlı diplomasi anlayışından farklı olarak, emperyalist devletlerle eşitlik temelinde görüşmeler yürüttüğünü anlatan Arslan, İsmet Paşa'nın bu tavrını baştan sona sürdürdüğünü kaydetti. Konferansın zorlu geçtiğini ve 2,5 aylık bir ara verildiğini hatırlatan Arslan, Mustafa Kemal Paşa'nın "Muhataplarımız 3 senelik değil, 300-400 senelik hesaplar yapıyor" sözünün sürecin zorluğunu gösterdiğini belirtti. Türkiye'nin Lozan'a gitmeden önce Bakanlar Kurulu tarafından belirlenen 14 maddelik yönergeyle heyete önemli talimatlar verildiğini, en kritik iki maddenin Ermeni yurdu tartışması ve kapitülasyonların kesinlikle kaldırılması olduğunu ifade etti. Bu tutum sonucunda kapitülasyonların kaldırıldığını ve Türkiye'nin tam bağımsız ve eşit bir devlet olarak uluslararası alanda tanındığını aktardı.
Arslan, Lozan'ın temel kazanımları arasında Türkiye'nin siyasi, hukuki ve ekonomik egemenliğinin uluslararası hukuk nezdinde tescili, Sevr'in hukuken geçersizliği, sınırların büyük oranda belirlenmesi, kapitülasyonların kaldırılması ve azınlık sorunlarının uluslararası mesele olmaktan çıkarılması yer aldığını vurguladı. Boğazlar konusunun ise uluslararası komisyon gözetimine bırakılmış, ancak 1936'da Montreux Sözleşmesi ile Türkiye lehine çözümlendiğini sözlerine ekledi.
"Lozan Karşıtlığı, Cumhuriyet Rejimine Saldırıdır"
Konuşmasının sonunda, Lozan'a yönelik eleştirilerin genellikle tarihsel değil, siyasal ve ideolojik bir pozisyon alış olduğunu belirten Arslan, bu nedenle Lozan'ın sadece tarihsel bir metin değil, halen devam eden siyasal mücadelede önemli bir yer tuttuğunu ifade etti. "Lozan karşıtlığı, Cumhuriyet rejiminin temel ilkelerine ve egemenlik sınırlarına yönelik bir saldırıdır" diyen Arslan, Lozan'ın Türkiye Cumhuriyeti'nin uluslararası sistemdeki konumunu, bağımsızlık, laiklik, ulus devlet ve eşit yurttaşlık gibi temel değerleri belirlediğini vurguladı. Ayrıca, emperyalist paylaşım planlarının ulusal isyanla bozulabildiğini gösteren istisnai bir örnek olduğunu kaydetti.
Arslan, Mustafa Kemal Paşa'nın "Lozan, Türk milleti aleyhine asırlardır hazırlanmış büyük bir suikastın yıkılışını ifade eden bir belgedir" sözleriyle konuşmasını tamamladı.
THTM'nin Kartal'dan yükselen bu çağrısı, Lozan'ın sadece geçmişin bir belgesi değil, aynı zamanda bugünün ve geleceğin bağımsızlık ve egemenlik mücadelesinin önemli bir sembolü olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.