Kayıp çocuklar için "şeffaf veri" çağrısı: "Bu vebalin sorumluluğu devlettedir"
Saadet Partisi Sosyal İşler Başkanlığı'nın 09-16 Şubat 2026 tarihli Sosyal Gündem Analiz Raporu yayınlandı: "Türkiye'de Kayıp Çocuklar"
Haber: Sibel Boz
Türkiye’de kayıp çocuk vakalarına ilişkin hazırlanan basın açıklamasında, her yıl binlerce çocuğun kaybolduğuna dikkat çekilerek, kayıp çocuklara dair güncel verilerin kamuoyuyla paylaşılması ve ulusal acil uyarı sistemi kurulması çağrısı yapıldı. Açıklamada, “Çocukların akıbetinin bilinmediği bir ülkede susmak da bu vebale ortak olmaktır” denildi.
Açıklamada, kaybolan çocukların bir bölümünün günler sonra bulunabildiği, bazı çocukların ise bir daha geri dönmediği belirtilerek; kaybolan çocukların istismar, insan ticareti, çocuk işçiliği, dilendirilme, suç örgütleri tarafından kullanılma gibi ağır risklerle karşı karşıya kalabildiği vurgulandı.
“2016’dan sonra veri açıklanmadı” iddiası
Metinde, kayıp çocuklara ilişkin son resmî verilerin 2016 yılında açıklandığı ve bu tarihten sonra kamuoyunun düzenli bilgilendirilmediği öne sürüldü. Açıklamada, “Bugün kaç çocuğun kaybolduğunu, kaçının bulunamadığını, bu çocuklara ne olduğunu bilmiyoruz” ifadeleri kullanıldı.
Açıklamada yer alan bilgilere göre, 2008–2016 yılları arasında 104 binden fazla çocuk için kayıp kaydı oluştuğu ve yılda ortalama 10 bin kayıp ihbarı yapıldığı belirtildi. Metinde, 2016 sonrası verilerin paylaşılmamasının aileler ve toplum açısından “korku ve çaresizlik” yarattığı kaydedildi.
“Münferit” denilerek geçiştirilemez
Basın açıklamasında, devletin varlık sebeplerinden birinin özellikle en kırılgan grup olan çocukları korumak olduğu hatırlatılarak, çocukların ailelerinden kopması, sokakta çalıştırılması, istismara uğraması ve suça sürüklenmesi gibi başlıkların “münferit olay” olarak görülemeyeceği savunuldu.
Çözüm önerileri sıralandı
Açıklamada çözüm için şu adımların “acil ve zorunlu” olduğu ifade edildi:
Kayıp çocuklara ilişkin güncel, doğru ve şeffaf verilerin kamuoyuna açıklanması
Kaybolan çocuklar için ulusal acil uyarı sistemi kurulması
Risk altındaki çocukların erken aşamada tespit edilmesi
Ailelerin sosyal ve ekonomik olarak desteklenmesi, yoksullukla mücadele
Devletin bu konuda hesap verir hâle gelmesi
Metin, “Bu mesele siyasi değil, insani bir meseledir. Çocukları koruyamayan bir düzen, hiç kimseyi koruyamaz” vurgusuyla sona erdi.