İsim benzerliği nedeniyle 10 gün cezaevinde kaldı: DEVA Partili Esen'den iki bakanlığa soru önergesi
Antalya'da başka bir kişiyle isim benzerliği nedeniyle 10 gün cezaevinde tutulan Ali Süslü'nün yaşadıkları TBMM gündemine taşındı. DEVA Partisi İstanbul Milletvekili Elif Esen, İçişleri ve Adalet bakanlıklarına ayrı ayrı yazılı soru önergeleri vererek kimlik kontrolünden cezaevine kabul işlemlerine kadar yaşananların araştırılmasını istedi. Esen, 'Bir vatandaşın kaybettiği günler, bozulan sağlığı ve sarsılan hayatı 'pardon' denilerek geçiştirilebilir mi?' diye sordu.
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Elif Esen, Antalya'da isim benzerliği nedeniyle başka bir kişiye ait hapis cezası kapsamında cezaevine gönderilen Ali Süslü'nün yaşadıklarını Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine taşıdı.
13 Ekim 2026 tarihinde sosyal medya hesabından bir video yayımlayan Esen, olayda sorumluluğu bulunan kamu görevlilerinin belirlenmesi ve olası ihmallerin soruşturulması amacıyla İçişleri ve Adalet bakanlıklarına iki ayrı yazılı soru önergesi sundu.
Süslü'nün avukatından sürece ilişkin bilgi aldıklarını belirten Esen, yaşananların yalnızca bireysel bir mağduriyet olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı.
Karakola çağrıldı, kendisini cezaevinde buldu
Antalya'nın Konyaaltı ilçesinde emlak sektöründe çalışan 47 yaşındaki Ali Süslü, 26 Temmuz 2026 tarihinde polis merkezinden telefonla arandı.
İmza işlemi bulunduğu belirtilerek karakola çağrılan Süslü, burada gözaltına alındı ve adliyeye sevk edildi.
Hakkında kesinleşmiş 10 günlük hapis cezası bulunduğu gerekçesiyle cezaevine gönderilen Süslü'nün, aynı adı taşıyan başka bir kişiyle karıştırıldığı daha sonra ortaya çıktı.
Demirören Haber Ajansının 10 Ağustos'ta yayımladığı habere göre, cezaevindeki dokuzuncu gününde bir psikoloğun kimlik numarasını kontrol etmesiyle karışıklık fark edildi.
Süslü, cezaevindeki onuncu günün sonunda tahliye edildi.
Ameliyat sonrası dönemde cezaevine gönderildi
Olaydan kısa süre önce göbek fıtığı ameliyatı geçirdiği belirtilen Süslü'nün, iyileşme sürecindeyken cezaevine gönderildiği aktarıldı.
Süslü, cezaevinde bulunduğu sırada sağlık sorunları yaşadığını ve iki kez ambulansla hastaneye götürüldüğünü açıkladı.
Yanlış kişi olduğunu defalarca söylemesine rağmen itirazlarının dikkate alınmadığını belirten Süslü, cezaevinde kaldığı sürede işlerini de kaybettiğini ifade etti.
Yaşadıklarının ardından ilgili kişiler hakkında suç duyurusunda bulunduğu bildirildi.
Esen: “Kimlik kontrolünde ihmal zinciri yaşandı”
Ali Süslü'nün avukatından olayın ayrıntılarını öğrendiğini belirten Elif Esen, kimlik doğrulama işlemlerinde birden fazla aşamada ihmal yaşandığını ileri sürdü.
Esen'in açıklamasına göre, polis merkezinde başlayan hatalı işlemler adliyede de devam etti. Savcılık aşamasında kişinin kimliği yeniden doğrulanmadan mevcut evrak üzerinden işlem yapıldığı iddia edildi.
Süslü'nün yanlış kişi olduğunu söylemesine rağmen itirazlarının karşılık bulmadığını belirten Esen, kimlik bilgilerindeki farklılığın neden daha erken fark edilmediğinin açıklanması gerektiğini söyledi.
İçişleri Bakanlığına kolluk görevlilerini sordu
Elif Esen, İçişleri Bakanlığına sunduğu yazılı soru önergesinde polis merkezindeki kimlik kontrolü ve gözaltı işlemlerinin araştırılmasını istedi.
Kolluk görevlileri ile denetim sorumluluğu bulunan amirler hakkında idari veya disiplin soruşturması başlatılıp başlatılmadığını soran Esen, kimlik doğrulamasında yaşanan hataların hangi aşamalarda gerçekleştiğinin belirlenmesini talep etti.
Benzer mağduriyetlerin önlenmesi için kimlik kontrolü ve adli işlem süreçlerinde hangi tedbirlerin alınacağını da gündeme getirdi.
Adalet Bakanlığına savcılık ve cezaevi işlemlerini sordu
Esen, Adalet Bakanlığına verdiği ikinci soru önergesinde ise savcılık işlemlerinden cezaevine kabul ve tahliye aşamalarına kadar sürecin incelenmesini istedi.
Savcılık aşamasındaki olası ihmaller yönünden Hâkimler ve Savcılar Kuruluna bildirim yapılıp yapılmadığını soran Esen, Süslü'nün suç duyurusu üzerine yürütülen soruşturmanın hangi aşamada olduğunu öğrenmek istedi.
Milletvekili, yanlış kişi olduğu anlaşılan Süslü'nün neden derhal serbest bırakılmadığının da açıklığa kavuşturulmasını talep etti.
“Bir vatandaşın kaybettiği günler 'pardon' denilerek geçiştirilebilir mi?”
Sosyal medya hesabından yayımladığı videoda ilgili bakanlıklara seslenen Esen, şu soruları yöneltti:
“Kimliği kim kontrol etti? İtirazlarını kim değerlendirdi? Yanlış kişi olduğu anlaşıldığında neden hemen serbest bırakılmadı? Bu süreçte sorumluluğu bulunanlar hakkında ne yapıldı?”
Esen, yaşanan mağduriyetin yalnızca bir kimlik karışıklığı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek şunları söyledi:
“Bir vatandaşın kaybettiği günler, bozulan sağlığı ve sarsılan hayatı 'pardon' denilerek geçiştirilebilir mi?”
Sorumluların belirlenmesini ve zararın giderilmesini istedi
Elif Esen, olayın bütün yönleriyle araştırılmasını, sorumluluğu tespit edilen kişiler hakkında gerekli işlemlerin yapılmasını ve Ali Süslü'nün uğradığı zararın giderilmesini istedi.
Benzer olayların tekrar yaşanmaması için kamu kurumlarındaki kimlik doğrulama ve denetim mekanizmalarının gözden geçirilmesi gerektiğini ifade etti.
Süslü'nün yaşadığı olay, kişilerin özgürlüğünden yoksun bırakılmasına yol açan adli işlemlerde kimlik tespitinin ve denetim süreçlerinin önemini yeniden gündeme getirdi.
Bununla birlikte olayda hangi kamu görevlilerinin ihmali bulunduğu, yürütülen işlemlerin hukuki sorumluluğu ve olası yaptırımlar henüz kesinleşmiş bulgularla ortaya konulmuş değil.
İçişleri ve Adalet bakanlıklarının soru önergelerine vereceği yanıtlar, olayın hangi aşamalarda gerçekleştiğinin açıklığa kavuşması bakımından önem taşıyor.