İran'dan bölge ülkelerine sert uyarı: Almanya'daki gizli askerî toplantının ardından gerilim yükseldi
İran Silahlı Kuvvetleri, ABD'nin yeni bir saldırıya hazırlanmakta olduğunu ileri sürerek Washington'ın bölgedeki üsleri ve çıkarlarına 'sürekli, etkili ve acı verici' saldırılarla karşılık verileceğini açıkladı. İran'a yakın Tasnim, açıklamanın birkaç gün önce Almanya'da ABD, İsrail ve sekiz Arap ülkesinin askerî komutanlarının katıldığı gizli toplantıya işaret ettiğini yazdı. Toplantının gerçekleştiği CENTCOM tarafından doğrulandı ancak İran'a yeni bir saldırı kararı alındığı bilgisi yok.
Orta Doğu'daki Yemen, İran ve Körfez cepheleri giderek birbirine bağlanıyor.
İran'ın Hatemü'l-Enbiya Merkezi Karargâhı, 20 Eylül'de yayımladığı açıklamada ABD'nin “bazı bölge ülkelerinin yeşil ışığıyla” İran'a karşı yeniden harekete geçmeye hazırlandığı yönünde istihbarat aldığını ileri sürdü.
İran askerî komutanlığına göre Washington yeni bir saldırı gerçekleştirirse ABD'nin bölgedeki bütün üsleri ve çıkarları “herhangi bir sınırlama ve mülahaza olmaksızın sürekli, etkili ve acı verici saldırıların hedefi” olacak.
Açıklamada bölge ülkelerine de açık uyarı yapıldı. ABD'nin İran'a yönelik olası saldırısıyla birlikte hareket eden ülkelerin çatışmanın tarafı kabul edileceği ve Tahran'ın bu ülkelere karşı artık “itidal” göstermesinin beklenmemesi gerektiği belirtildi.
İran basını Almanya'daki toplantıyı işaret etti
İran'ın açıklamasındaki en dikkat çekici ayrıntı, “bir Avrupa ülkesinde gerçekleştirilen ortak toplantı” ifadesiydi.
İran Devrim Muhafızları'na yakınlığıyla bilinen Tasnim Haber Ajansı, birkaç saat sonra yayımladığı analizde bunun Almanya'da gerçekleştirilen gizli askerî toplantı olduğunu değerlendirdi.
Söz konusu toplantı yalnızca İran medyasının iddiası değil.
Axios'un 15 Eylül'de iki İsrailli yetkiliye dayandırdığı haberine göre ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı CENTCOM'un başındaki Amiral Brad Cooper, Almanya'da üst düzey bir toplantı düzenledi.
Toplantıya ABD'nin yanı sıra İsrail, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Kuveyt, Katar, Ürdün ve Mısır'ın askerî liderleri katıldı.
CENTCOM da Axios'a yaptığı açıklamada sekiz ülkenin üst düzey askerî liderlerinin Almanya'daki planlı konferansa katıldığını doğruladı.
Toplantının temel gündemlerinden biri devam eden İran savaşı ve bölgesel güvenlik mimarisiydi.
Axios'a göre Cooper, ABD askerlerinin İran saldırılarına rağmen bölgeden çekilmeyeceğini söyledi ve Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiğini artırmaya yönelik Amerikan planı hakkında katılımcıları bilgilendirdi.
Daha da dikkat çekici olarak İsrail ve Suudi Arabistan'ın, Husilere karşı Riyad'a İsrail istihbarat, gözetleme ve keşif desteğinin nasıl sağlanabileceğini CENTCOM aracılığıyla görüştüğü bildirildi.
İran basınında ton sertleşti
Tasnim'in yayımladığı tam açıklamada İran'ın önceki uyarılarından daha sert bir dil kullanıldığı görülüyor.
Askerî komutanlık yalnızca saldırının başladığı noktaları vuracağını söylemiyor; ABD'nin bölgedeki tüm konuşlanma merkezlerini ve çıkarlarını hedef kapsamına alabileceğini belirtiyor.
İran devlet yayın kuruluşu Pars Today'e göre İran Genelkurmayı ve Hatemü'l-Enbiya Karargâhı daha önce de, bir ülkenin topraklarının veya hava sahasının İran'a saldırı amacıyla kullanılmasının saldırının “kaynağı” kabul edilebileceğini açıklamıştı.
İran devlet ajansı IRNA'daki değerlendirmelerde de Tahran'ın Hürmüz'deki yaklaşımı giderek daha açık ifade ediliyor: İran, Körfez güvenliğinin yalnızca kendisi için değil bütün ülkeler için geçerli olması gerektiğini savunuyor ve İran limanları tehdit edilirse diğer bölge limanlarının da güvende olmayacağı yönünde uyarıda bulunuyor.
Bu nedenle son açıklama yalnızca retorik bir diplomatik protesto olarak değerlendirilmiyor.
İki kritik boğaz aynı krizin içine girdi
Asıl yeni tehlike ise İran'ın açıklamasından daha geniş.
Orta Doğu'nun iki kritik enerji geçiş noktası Hürmüz Boğazı ve Bab el-Mendeb aynı anda kriz alanına dönüşmüş durumda.
İran Hürmüz üzerindeki baskısını sürdürüyor. Reuters'ın 21 Eylül verilerine göre hafta sonunda yalnızca 17 emtia gemisi boğazdan geçerken savaş öncesindeki günlük ortalama yaklaşık 125 gemiydi.
Diğer tarafta İran destekli Husiler Yemen'in Kızıldeniz kıyısında büyük toprak kazanımları elde etti ve Bab el-Mendeb çevresindeki konumlarını güçlendirdi. Husi kuvvetleri şimdi Taiz ve Lahic'teki stratejik dağlık alanlara ilerlemeye çalışıyor.
Üstelik Husilerin Suudi Arabistan'ın Doğu-Batı petrol boru hattına yönelik saldırıları Riyad'ın Kızıldeniz üzerinden ihracat seçeneğini de aksattı.
Bunun sonucunda Suudi Aramco, petrolünün daha büyük bölümünü yeniden Hürmüz Boğazı üzerinden göndermek zorunda kaldı. Reuters'a göre Hürmüz'den geçen Suudi petrolü ağustos ayında günlük yaklaşık 700 bin varilken son günlerde yaklaşık 2,9 milyon varile yükseldi.
Bu durum stratejik açıdan kritik:
Husiler Bab el-Mendeb üzerinde baskı kurarken İran Hürmüz üzerinde baskı kuruyor.
Böylece Suudi Arabistan'ın bir güzergâhta yaşadığı sorun nedeniyle diğer güzergâha yönelmesi, onu İran-ABD çatışmasının merkezindeki ikinci darboğaza daha bağımlı hale getiriyor.
Husiler Riyad'a kadar saldırdı
Husiler son günlerde yalnızca Yemen içerisinde ilerlemekle kalmadı.
Grup Riyad'daki “hassas noktaları” füze ve İHA'larla hedef aldığını, ayrıca Yanbu'daki Aramco tesisine saldırdığını açıkladı. Suudi Arabistan ise Riyad'a yönelen bir balistik füzenin engellendiğini bildirdi.
Reuters'a göre Husi ilerlemesi sırasında yaklaşık 120 bin kişi yerinden edildi ve yeni çatışmalarda ölü sayısı yüzlerle ifade ediliyor.
Çin bile Suudi Arabistan'ın talebi üzerine İran'dan Husileri frenlemek için devreye girmesini istedi. Reuters'ın üç İranlı kaynağa dayandırdığı haberde Pekin'in Tahran'a bu yönde özel bir mesaj gönderdiği bildirildi.
İran'ın Husiler üzerindeki gerçek operasyonel kontrolünün derecesi ise tartışmalı ve Tahran, grubun kararlarını kendisinin verdiği iddiasını reddediyor.
ABD ise Husilerle savaşmak yerine görüşüyor
Denklemi daha da sıra dışı hale getiren gelişme Washington'ın tutumu.
ABD yetkilileri geçtiğimiz günlerde Umman'ın arabuluculuğunda Husi temsilcileriyle Maskat'taki ABD Büyükelçiliğinde gizli görüşme yaptı.
Reuters'a konuşan kaynaklara göre Husiler ABD gemilerini hedef almayacaklarını ve Washington ile 2025'te sağlanan ateşkese bağlı kalacaklarını söyledi. Washington da şu ana kadar Suudi Arabistan'ın Husilere karşı doğrudan Amerikan askerî müdahalesi talebini kabul etmedi.
21 Eylül'de Reuters, Trump'ın Husilere yönelik planlanan yeni ABD hava saldırılarını iptal ettiği yönündeki haberleri de aktardı.
Dolayısıyla şu anda sıra dışı bir denge oluşmuş durumda:
ABD İran'la doğrudan savaş ihtimalini masada tutarken, İran'ın desteklediği Husilerle çatışmamak için ayrı bir ateşkes kanalını koruyor.
Trump da yeni saldırı seçeneğini açık tutuyor
İran'ın uyarısının tamamen boşlukta yapılmadığını gösteren başka bir unsur da Trump'ın açıklamaları.
Trump, Axios'a verdiği demeçte İran savaşı konusunda “önemli bir karar noktasına” yaklaştığını ve geniş çaplı askerî operasyonların yeniden başlatılıp başlatılmamasını değerlendirdiğini söyledi.
Trump'ın karar vermeden önce BM Genel Kurulu sırasında Körfez İşbirliği Konseyi liderlerinin görüşlerini almayı planladığı bildirildi.
Bununla birlikte Trump diplomasi ihtimalini de kapatmadı ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile görüşmeye açık olduğunu söyledi. Pezeşkiyan'ın BM Genel Kurulu için New York'a gitmesi bekleniyor.
İran da Katar üzerinden Washington'a yeni müzakereler için koşullar gönderdi.
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai, temel talepler arasında savaşın bütün cephelerde sona ermesi, İran'ın dondurulan varlıklarının serbest bırakılması ve ABD'nin deniz ablukasının kaldırılmasının bulunduğunu açıkladı.
Dolayısıyla askerî hazırlık ve diplomasi aynı anda devam ediyor.
Türkiye için doğrudan bir İran tehdidi var mı?
Şu anda hayır.
İran'ın açıklamasında Türkiye'nin adı geçmiyor.
Almanya'daki askerî toplantının doğrulanmış katılımcıları arasında da Türkiye bulunmuyor.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ise Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan savunma anlaşması kapsamında Riyad'ın Husi saldırıları nedeniyle ortaya çıkabilecek özellikle teknik askerî ihtiyaçlarına Türkiye'nin destek verebileceğini açıkladı. Ancak Ankara'nın Yemen'e asker göndereceği veya Husilere karşı doğrudan askerî operasyona katılacağı yönünde açıklanmış bir karar bulunmuyor.
Burada iki farklı uyarıyı ayırmak gerekiyor.
İran'ın açıklaması ABD'nin İran'a saldırısına yardım eden ülkeleri hedef alıyor.
Husilerin açıklaması ise Suudi Arabistan'ın Yemen'deki savaşına katılabilecek ülkeleri uyarıyor. AP'ye konuşan üst düzey Husi yetkili Muhammed el-Buhayti, diğer devletlere Riyad'ın Yemen savaşına dahil olmama çağrısı yaptı.
Bu nedenle Türkiye bugün İran tarafından açıkça hedef gösterilmiş değil.
Ancak Türkiye'nin olası desteği teknik yardımdan çıkıp Husilere karşı operasyonel askerî desteğe dönüşürse Husi cephesi açısından; Türk toprakları, hava sahası veya askerî imkanları İran'a yönelik ABD saldırılarında kullanılırsa İran açısından risk denklemi değişebilir. Şu anda bunların gerçekleştiğine dair doğrulanmış bilgi yok.
Yeni tehlike nerede?
Güncel verilerde en kritik değişiklik, İran-ABD savaşı ile Yemen-Suudi Arabistan savaşının artık birbirinden tamamen ayrı krizler olmaktan çıkması.
Almanya'da ABD-İsrail-Arap askerî koordinasyonu gerçekleşiyor; İsrail'in Suudi Arabistan'a Husilere karşı istihbarat desteği vermesi tartışılıyor; İran bu yapının kendisine karşı yeni saldırının hazırlığı olduğunu ileri sürüyor; Husiler Suudi Arabistan'a saldırıyor; Türkiye ve Pakistan'ın yeni savunma anlaşması Riyad'a başka bir güvenlik hattı açıyor; ABD ise Husilerle ayrı ateşkes kurarken İran'a karşı yeni büyük saldırıyı hâlâ değerlendiriyor.
Karşı Sav Haber Merkezi