IMF'den küresel finans piyasalarına üçlü uyarı: Yapay zekâ, devlet borçları ve siber saldırılar
Uluslararası Para Fonu (IMF), küresel finans piyasalarının mevcut dayanıklılığına rağmen ciddi kırılganlıklar taşıdığı uyarısında bulundu. Yapay zekâ yatırımlarında yaşanabilecek sert bir düzeltme, artan devlet tahvili faizleri ve büyük ölçekli siber saldırılar başlıca riskler arasında gösterildi. IMF'nin stres testlerinde, küresel banka varlıklarının yüzde 22'sini elinde bulunduran bankaların olumsuz senaryoda sermaye açısından zayıf kalabileceği hesaplandı.
Uluslararası Para Fonu (IMF), 13 Ekim 2026'da Tayland'ın başkenti Bangkok'ta düzenlenen IMF-Dünya Bankası Yıllık Toplantıları kapsamında yeni Küresel Finansal İstikrar Raporu'nu (Global Financial Stability Report) açıkladı.
Raporda, küresel finans piyasalarının jeopolitik çatışmalar, ekonomik belirsizlikler ve enflasyonist baskılara rağmen dayanıklılık gösterdiği, ancak finansal istikrara yönelik risklerin yüksek seviyelerde kalmaya devam ettiği belirtildi.
IMF, özellikle üç gelişmenin küresel piyasalarda yeni bir dalgalanmayı tetikleyebileceğine dikkat çekti: Yapay zekâ yatırımlarına ilişkin beklentilerin bozulması, devlet tahvili faizlerinin yükselmesi ve kritik finansal hizmetleri etkileyebilecek siber saldırılar.
Yapay zekâ yatırımlarında düzeltme riski
Son yıllarda büyük teknoloji şirketlerinin veri merkezleri, gelişmiş işlemciler ve yapay zekâ altyapısına yönelik yatırımları, küresel ekonomik faaliyetleri ve finans piyasalarını destekleyen önemli unsurlardan biri oldu.
Ancak IMF, yapay zekâ teknolojilerinden beklenen ekonomik getirilerin gerçekleşmemesi veya yatırımların öngörülenden daha düşük seviyelerde kalması durumunda teknoloji şirketlerinin değerlemelerinde sert düzeltmeler yaşanabileceği konusunda uyardı.
Raporda, yapay zekâ sektörünün giderek daha fazla borçlanmayla finanse edilmesinin olası bir piyasa düzeltmesinin etkilerini büyütebileceği vurgulandı.
Büyük ölçekli bulut bilişim ve yapay zekâ altyapısı şirketlerinin küresel yatırım yapılabilir seviyedeki tahvil ihraçları içindeki payının 2024'te yüzde 1'in altındayken yüzde 10'a yükselmesi bu eğilimin göstergelerinden biri olarak sunuldu.
IMF'ye göre sektördeki yatırımların yavaşlaması, borçluluk ve kaldıraçlı pozisyonlar nedeniyle zorunlu varlık satışlarını tetikleyebilir. Böyle bir gelişme, teknoloji hisseleriyle sınırlı kalmayarak diğer finansal piyasalara da yayılabilir.
Devlet tahvili faizleri neden yükseliyor?
IMF'nin ikinci önemli uyarısı, devletlerin artan borçlanma maliyetlerine ilişkin oldu.
Rapora göre yükselen enerji fiyatları, enflasyon baskıları, yüksek kamu borçları ve bütçe açıkları devlet tahvili piyasalarında riskleri artırıyor.
Merkez bankalarının bilançolarını küçülttüğü bir dönemde hem devletlerin hem de özel sektör şirketlerinin yüksek miktarda tahvil ihraç etmesi, piyasalardaki finansman ihtiyacını büyütüyor.
IMF, tahvil piyasalarının şimdiye kadar bu baskılara dayanıklılık gösterdiğini ancak yüksek borç seviyelerinin olası ekonomik şokların etkilerini artırabileceğini belirtti.
Fon, kamu borçlarının sürdürülebilir bir seviyeye taşınması ve mali kırılganlıkların azaltılması çağrısında bulundu.
Bankacılık stres testlerinde yüzde 22'lik risk
IMF'nin gerçekleştirdiği stres testleri, küresel bankacılık sisteminin ağır ekonomik şoklara karşı genel olarak dayanıklılığını koruduğunu gösterdi.
Buna karşın varsayımsal olumsuz senaryoda sermaye düzeyleri zayıf kalan bankaların küresel bankacılık varlıkları içindeki payı yüzde 22 olarak hesaplandı.
2025 yılındaki stres testinde bu oran yüzde 18 seviyesindeydi.
Bu veriler, bankaların yüzde 22'sinin iflas edeceği veya finansal krizin kaçınılmaz olduğu anlamına gelmiyor. IMF'nin değerlendirmesi, ağır stres koşullarında bazı bankaların sermaye tamponlarının yetersiz kalabileceğine işaret ediyor.
Raporda ayrıca sigorta şirketleri, emeklilik fonları, özel kredi kuruluşları ve hedge fonların likidite, borçluluk ve kaldıraç kaynaklı risklerine de dikkat çekildi.
Siber saldırılar finansal sistemi tehdit ediyor
IMF'nin üçüncü uyarısı ise finans sektöründeki siber güvenlik açıklarına yönelik oldu.
Raporda, finans kuruluşlarının sınırlı sayıdaki büyük teknoloji ve yazılım sağlayıcısına bağımlılığının sistemik risk yaratabileceği vurgulandı.
IMF'nin aktardığı verilere göre 2026 yılında incelenen vakaların yüzde 70'inden fazlasında yazılım sağlayıcıları, güvenlik açıkları saldırganlar tarafından kullanılmadan önce bunları kapatmak için neredeyse hiç zaman bulamadı.
Bu oran, bir önceki yıla göre yaklaşık 20 puan arttı.
IMF, yapay zekânın siber savunma kapasitesini geliştirebilmesine rağmen saldırıların daha karmaşık hâle gelmesine de katkıda bulunabileceği uyarısını yaptı.
Kritik bir finans kuruluşunu veya altyapı sağlayıcısını hedef alan büyük bir saldırının finansal hizmetleri aksatabileceği, yatırımcı güvenini zayıflatabileceği ve piyasalarda zincirleme etkilere yol açabileceği belirtildi.
Türkiye ekonomisi açısından ne anlama geliyor?
IMF'nin değerlendirmeleri, Türkiye gibi dış finansman koşullarından ve uluslararası sermaye hareketlerinden etkilenen ekonomiler açısından da önem taşıyor.
Küresel devlet tahvili faizlerinin yükselmesi, uluslararası piyasalarda borçlanma maliyetlerini artırabilir. Yatırımcıların riskli varlıklardan uzaklaşması ise gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye hareketlerini etkileyebilir.
Yapay zekâ sektöründe yaşanabilecek geniş çaplı bir piyasa düzeltmesi, küresel risk iştahında azalmaya neden olarak hisse senetleri, tahviller ve döviz piyasalarında dalgalanmayı artırabilir.
Bununla birlikte IMF'nin raporu, Türkiye'de belirli bir finansal kriz yaşanacağı yönünde bir tahmin içermiyor.
IMF'den hükümetlere önlem çağrısı
IMF, küresel finans sisteminde risklerin henüz geniş çaplı bir krize dönüşmediğini ancak mevcut dayanıklılığın gelecekteki şoklara karşı güvence oluşturmadığını vurguladı.
Fon; kamu borçlarının sürdürülebilirliğinin sağlanmasını, merkez bankalarının bağımsızlığının korunmasını, aşırı kaldıraç kullanımının sınırlandırılmasını ve finans sektöründeki siber güvenlik kapasitesinin güçlendirilmesini önerdi.
IMF'nin değerlendirmesine göre yapay zekâ yatırımlarının geleceği, kamu borçlanma maliyetleri ve finansal altyapının güvenliği, önümüzdeki dönemde küresel piyasalardaki kırılganlıkların seyrini belirleyecek başlıca alanlar arasında bulunuyor.
Karşı Sav Haber Merkezi