İBB Davası'nın 29. gününde Adem Başer: "Teşekkür beklerken burada yargılanıyorum"

CHP'nin cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da tutuklu sanıklar arasında bulunduğu 414 sanıklı İBB Davası'nın 29. duruşmasında, Cebeci Maden Sahası'na ilişkin suçlamalar ele alındı.

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki 1 No'lu salonda görülen duruşmada, önce etkin pişmanlık kapsamında ifade veren ancak tutuklu yargılanan Adem Soytekin ve avukatlarının savunmaları tamamlandı. Soytekin'in avukatları tahliye ve beraat talebinde bulundu.

Ardından, "Eylem 59" kapsamında suçlamalara geçildi. Bu bölümde ilk savunmayı, firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun sahibi olduğu Güney Cebeci Şirketi'nin Genel Müdür Yardımcısı olan tutuklu sanık Adem Başer yaptı.

Cebeci Maden Sahası suçlamaları ele alındı

Dosyada, 2020-2025 yılları arasında Cebeci Maden Sahası bölgesinde 185 milyon ton kaçak hafriyat dökümü yapıldığı ve bu yolla kamu zararı oluşturulduğu iddia ediliyor.

Soruşturma sürecinde toplam kamu zararı iddiasının önce 560 milyar TL olarak ifade edildiği, daha sonra 160 milyar TL'ye revize edildiği; bunun yaklaşık 111 milyar TL'lik kısmının ise Cebeci Maden Sahası ve çevresinde yapıldığı öne sürülen kaçak hafriyat dökümünden kaynaklandığı ileri sürülüyor.

Başer: Ben sadece finans çalışanıydım

Yaklaşık 7,5 aydır tutuklu olduğunu belirten Adem Başer, savunmasında hakkındaki suçlamaları kabul etmedi.

Başer, görev alanının yalnızca finansla sınırlı olduğunu, döküm faaliyetleri, saha yönetimi, izin süreçleri ve kamu kurumlarıyla ilişkiler konusunda yetkisi bulunmadığını söyledi.

Başer, "Şirketlerde tüm kararlar tek başına Murat Gülibrahimoğlu tarafından alınırdı. Ben sadece verilen görevleri yerine getiren bir çalışanım" dedi.

"Cebeci maden bölgesi devlet projesidir"

Cebeci Maden Sahası'ndaki faaliyetlerin kaçak döküm olarak nitelendirilmesini kabul etmediğini söyleyen Başer, bölgedeki çalışmaların devletin bilgisi ve denetimi altında yürütüldüğünü savundu.

Başer, "Burası bir devlet projesidir. Maden bölgesinin komisyon başkanı İstanbul Valisi'dir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ni ve şirketleri temsilen üyeler bulunmaktadır. MAPEG, Orman Müdürlüğü, İSTAÇ, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, ilçe belediyesi, İSFALT ve emniyet güçleri sahada denetim yapmaktadır" ifadelerini kullandı.

Bu kadar kamu kurumunun denetiminde olan bir alanda kaçak döküm yapılmasının mümkün olmadığını savunan Başer, varsa izinsiz işlemlerden sahadaki süreçleri yürüten kişilerin ve ilgili kurumların sorumlu olması gerektiğini söyledi.

"Kamu zararı iddiasını kabul etmiyorum"

Başer, yaklaşık 80 milyar TL kamu zararı iddiasını da kabul etmediğini belirtti.

Trafo merkezinin yanındaki maden çukurunun doldurulmasının TEİAŞ'ın talebi ve MAPEG'in onayıyla yapıldığını söyleyen Başer, ilgili alanın maden projesinde rezervi alınmış ve madeni kalmamış saha olarak gösterildiğini ifade etti.

Başer, "MAPEG izin verdiği ve işlem yapmadığı için burada kamu zararı oluştuğu iddiasını kabul etmiyorum" dedi.

İSTAÇ'a pay verilmemesi nedeniyle kamu zararı oluştuğu iddiasına da yanıt veren Başer, Cebeci maden bölgesinin İSTAÇ'a tahsis edilmiş bir hafriyat sahası değil, maden bölgesi olduğunu söyledi. Kayyum döneminde de Cebeci'de döküm faaliyetlerinin sürdüğünü, buna rağmen İSTAÇ'a hasılat paylaşımı kapsamında ödeme yapılmadığını belirten Başer, "Eğer bu kamu zararıysa, TMSF neden aynı uygulamaya devam etmiştir?" diye sordu.

"Sahte fatura organizasyonu kurmam mümkün değil"

Başer, sahte fatura suçlamasını da reddetti.

Şirkette satın alma süreçlerinin Murat Gülibrahimoğlu'nun onayıyla yürüdüğünü, faturaların önce muhasebeye girdiğini ve finans biriminin görevinin daha sonra başladığını anlatan Başer, kendisinin yalnızca onaylanmış cari borçların ödemesini yaptığını söyledi.

Başer, "Benim 5 bin TL ödeme yapma yetkim bile yokken, milyonlarca liralık sahte fatura organizasyonu kurmam mümkün değildir. Bu firmaları tanımıyorum, bu faturaları organize etmedim" dedi.

"Murat ve Zafer Keleş'i tanımıyorum"

İddianamede, Murat Gülibrahimoğlu'nun hesabından çekilen yaklaşık 2 milyon doların örgüte nakit akışı sağlamak amacıyla Murat Keleş ve Zafer Keleş'e elden teslim edildiğinin ileri sürüldüğünü belirten Başer, bu iddiayı da reddetti.

Başer, "Zafer Keleş'in adını soruşturma kapsamında televizyondan duydum, Murat Keleş'in adını ise iddianamede okudum. Kendilerini tanımıyorum" diye konuştu.

26 Haziran 2024'te Murat Gülibrahimoğlu'nun talimatıyla 1,5 milyon dolar çektiğini anlatan Başer, parayı Cevizli'deki ofise götürdüğünü, burada Cebeci sahasındaki bazı yapı ve iş yerlerinin tahliyesi için ödeme yapılacağını söyledi.

Başer, ödemelerin tutanak altına alındığını, bu tutanakların avukatları tarafından mahkemeye sunulacağını ifade etti.

"Örgüt üyeliği suçlaması benim için çok ağır"

Örgüt üyeliği suçlamasını da kabul etmeyen Başer, şirket çalışanlarının Cebeci'de yapılan işleri anlattığını, Murat Gülibrahimoğlu'nun iddia edilen siyasi ve bürokratik görüşmelerine katılmadıklarını ve bunlardan haberdar olmadıklarını söyledi.

Başer, "Ben kaçak döküm sistemi kurmadım, yönetmedim, kamu zararına yol açmadım, sahte fatura organizasyonu yapmadım, örgüt adına kimseye para teslim etmedim. Ben yalnızca finans biriminde çalışan, patronun talimatıyla ödeme süreçlerini yürüten bir çalışandım" dedi.

"Teşekkür beklerken burada yargılanıyorum"

Savunmasının sonunda Cebeci Maden Sahası'nda çalışan personelin iş güvenliğiyle ilgilendiğini anlatan Başer, iş güvenliği konusundaki hassasiyetinin kişisel geçmişinden kaynaklandığını söyledi.

Başer, 4 yaşındayken babasını bir taş ocağında iş kazasında kaybettiğini belirterek, bu nedenle sahadaki personelin güvenliği ve çalışma koşullarıyla yakından ilgilendiğini ifade etti.

Başer, "Cebeci maden bölgesinde yaptığımız işlerden dolayı, bunu şaka olarak söylemiyorum; Bakanlık'tan, Valilik'ten ya da İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden bir teşekkür yazısı ya da bir plaket almayı umuyordum. Fakat şu anda burada bu işlerden yargılanıyorum" dedi.

Maaşlı bir çalışan olduğunu ve herhangi bir suç örgütüne üye olmadığını söyleyen Başer, "Oğlumu çok özledim, tahliyemi talep ediyorum" ifadelerini kullandı.

Başer'in savunmasının tamamlanmasının ardından duruşma bugünkü oturumu sona erdi. Yarınki duruşmada Başer'in avukatlarının savunma yapması bekleniyor.

Kaynak: Zuhal ÇİLOĞLAN

Adem Başer Cebeci Maden Sahası İBB Davası