Halk TV'ye kayyım kararına tepkiler büyüyor: Siyasiler ve basın örgütlerinden ortak çağrı
Halk TV'ye kayyım atanması ve televizyon yayınlarının durdurulmasına muhalefet partileri, gazetecilik örgütleri, sendikalar ve demokratik kitle kuruluşlarından peş peşe tepkiler geldi. Açıklamalarda basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkı vurgulanırken, kanalın sosyal medya hesapları hakkında da erişim engeli kararı alındığı bildirildi.
Halk TV'nin İstanbul'daki merkezine 14 Ekim sabahı düzenlenen polis operasyonu, kanalın yönetimine kayyım atanması ve yayınların durdurulmasının ardından tepkiler gün boyunca sürdü.
YENİ Parti, İYİ Parti, Türkiye İşçi Partisi (TİP), Saadet Partisi, Demokrat Parti ve Anahtar Parti'den yapılan açıklamalarda operasyon eleştirildi.
Basın Konseyi, DİSK Basın-İş, Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ve çeşitli sendikalar da uygulamanın basın özgürlüğü, gazetecilerin çalışma koşulları ve halkın haber alma hakkı üzerindeki etkilerine dikkat çekti.
YENİ Partili isimlerden basın özgürlüğü vurgusu
YENİ Parti Adana Milletvekili Burhanettin Bulut, kayyım kararına tepki göstererek TELE1'in ardından Halk TV'nin de hedef alındığını savundu.
Bulut, sosyal medya paylaşımında, “Özgür basını, basın özgürlüğünü ve halkın haber alma hakkını sonuna kadar savunacağız. Halk TV emekçilerinin yanındayız” ifadelerini kullandı.
YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Utku Çakırözer de operasyonun, Ekrem İmamoğlu'nun savunmasının ve fon soruşturmasının gündemde olduğu döneme denk gelmesine dikkat çekti.
Çakırözer, “Halk TV'nin, orada çalışan basın emekçilerinin ve milyonların haber alma hakkının yanındayız” dedi.
Grup başkanvekilleri Ali Mahir Başarır ve Murat Emir de kayyım kararının siyasi amaç taşıdığını ileri sürdü.
Murat Emir, operasyonu “milyonların gözünü bağlayıp suçu gizleme operasyonu” olarak nitelendirirken Başarır, hukuk mücadelesini sürdüreceklerini söyledi.
YENİ Partili Süleyman Bülbül ve Nurhayat Altaca Kayışoğlu da açıklamalarında fon soruşturması ile kayyım kararının zamanlaması arasında siyasi bağlantı bulunduğunu iddia etti.
Mansur Yavaş: “Basın hürdür, sansür edilemez”
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, açıklamasında Türkiye'nin 2026 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi'nde 180 ülke arasında 163. sırada bulunduğunu hatırlattı.
Anayasa'nın 28. maddesine işaret eden Yavaş, şu ifadeleri kullandı:
“Basın hürdür, sansür edilemez.”
Yavaş, basın özgürlüğünün yalnızca gazetecilerin değil, toplumun doğru bilgiye ulaşma hakkının da güvencesi olduğunu belirterek Halk TV'ye yönelik müdahaleyi eleştirdi.
İYİ Parti, TİP ve diğer muhalefet partilerinden açıklamalar
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, gazetecilerin Halk TV'ye kayyım atanmasının zamanlamasına ilişkin sorusunu yanıtladı.
Dervişoğlu, “Gündem de değiştiriyorlar ama bir gerçek var altını çizerek söylüyorum: Böyle yapmaya devam ederlerse en çok kendileri zarar görür” dedi.
İYİ Parti Sözcüsü Buğra Kavuncu da kayyım kararını eleştirerek Halk TV çalışanlarıyla dayanışma mesajı paylaştı.
TİP Genel Başkanı Erkan Baş, sabah saatlerinde polis operasyonuyla yayınların durdurulmasının halkın haber alma hakkına müdahale olduğunu savundu.
Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan ise farklı görüşlerin kendilerini ifade edebildiği yayın kuruluşlarının azalmasını eleştirerek basın özgürlüğünün korunması gerektiğini söyledi.
Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Türkiye Komünist Partisi ve SOL Parti de yayımladıkları açıklamalarla kayyım kararına karşı çıktı.
Basın Konseyi: “Basın özgürlüğü adına kapkara bir gün”
Basın Konseyi, Halk TV'ye kayyım atanmasını ve yayınların durdurulmasını basın özgürlüğüne yönelik ağır bir müdahale olarak değerlendirdi.
“Basın özgürlüğü ve çok seslilik adına kapkara bir gün” başlıklı açıklamada, şirket sahiplerine yönelik adli süreçlerin gazetecilik faaliyetlerini tamamen durdurmaya gerekçe oluşturamayacağı savunuldu.
Konsey, televizyon yayınlarının yeniden başlamasını ve gazetecilerin görevlerini özgürce sürdürebilmesi için gerekli koşulların sağlanmasını istedi.
DİSK Basın-İş ve ÇGD: “Halk TV emekçilerinin yanındayız”
DİSK Basın-İş, kayyım kararının yalnızca yayın faaliyetlerini değil, televizyon çalışanlarının işlerini ve geleceklerini de etkilediğine dikkat çekti.
Sendika, “Bu karar yalnızca yayını durdurmakla kalmamış; mutfağından ekran önüne yüzlerce basın emekçisinin alın terini, işini ve geleceğini de doğrudan hedef almıştır” açıklamasını yaptı.
Çağdaş Gazeteciler Derneği de Halk TV'ye yönelik uygulamayı basın ve ifade özgürlüğüne müdahale olarak nitelendirdi.
Her iki kuruluş, gazetecilerle dayanışma çağrısında bulundu.
TMMOB'dan kayyımın kaldırılması çağrısı
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ekber Çakar, soruşturmaların bağımsız ve tarafsız yargı önünde, masumiyet karinesi gözetilerek yürütülmesi gerektiğini belirtti.
Çakar, suç iddialarının soruşturulması ile bir basın kuruluşunun yönetimine el konulması ve yayınlarının durdurulmasının birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
TMMOB, kayyım kararının kaldırılmasını, yayınların önündeki engellerin sona erdirilmesini ve gözaltına alınanların serbest bırakılmasını talep etti.
Birleşik Kamu-İş, Kültür Sanat-Sen ve Atatürkçü Düşünce Derneği de açıklamalarında Anayasa'nın basın özgürlüğüne ilişkin güvencelerini hatırlatarak operasyona tepki gösterdi.
Halk TV'nin sosyal medya hesaplarına da erişim engeli kararı
Gün içinde televizyon yayınlarının durdurulmasının ardından Halk TV'nin sosyal medya hesapları hakkında da erişim engeli kararı alındı.
İfade Özgürlüğü Derneğinin EngelliWeb duyurusuna göre, 5651 sayılı Kanun'un 8/A maddesi kapsamında kanalın yaklaşık 2,59 milyon aboneli YouTube kanalı, 3 milyon takipçili X hesabı, 1,5 milyon takipçili Facebook sayfası, 1,2 milyon takipçili Instagram hesabı ile TikTok ve Telegram hesapları erişim engeli kapsamına alındı.
Dernek, kararın duyurulduğu sırada platformların hesapları henüz Türkiye'den görünmez kılmadığını belirtti.
Bu nedenle erişim engeli kararı alınması ile kararın sosyal medya platformları tarafından fiilen uygulanması birbirinden ayrılıyor.
Soruşturma sürüyor
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Halk TV Yönetim Kurulu Başkanı Cafer Mahiroğlu hakkında rüşvet, ihaleye fesat karıştırma ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama iddialarıyla soruşturma yürütüldüğünü açıklamıştı.
Soruşturma kapsamında 17 kişi hakkında gözaltı kararı verildiği, 11 kişinin gözaltına alındığı ve ilgili şirketlere TMSF'nin kayyım olarak atandığı bildirilmişti.
Başsavcılık işlemleri mali suç iddialarıyla yürütülen soruşturma kapsamında değerlendirirken muhalefet temsilcileri ve meslek örgütleri, yayınların durdurulmasının basın özgürlüğü bakımından kabul edilemez olduğunu savunuyor.
Soruşturmadaki suçlamalar henüz kesinleşmiş bir mahkeme hükmü niteliği taşımıyor.
Kayyım kararının yargısal süreci, Halk TV yayınlarının geleceği ve sosyal medya hesaplarına ilişkin erişim engeli kararlarının uygulanma durumu önümüzdeki günlerde takip edilecek başlıca gelişmeler arasında bulunuyor.