Gazze için kurulan Barış Kurulu mercek altında: Aktörler, amaçlar ve Sumud Filosu tartışması
ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze savaşını bitirmek için önerdiği 20 maddelik plan kapsamında oluşturulan Barış Kurulu, Gazze'nin savaş sonrası yönetimi, yeniden inşası, yardım koordinasyonu ve güvenlik düzenlemelerinde merkezi rol üstlenmesi planlanan yapı olarak öne çıkıyor.
Dosya Haber / Analiz: Sibel Boz
Kurul, ilk olarak Trump’ın Gazze planının uygulanması kapsamında gündeme geldi. Planın ilk aşaması İsrail ve Hamas arasında Ekim 2025’te varılan ateşkesle devreye girerken, Kasım 2025’te kabul edilen Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararıyla da desteklendi. Kurulun ikinci aşamada Gazze’nin yönetimi, insani yardım akışı, yeniden inşa süreci, Hamas’ın silahsızlandırılması ve İsrail askerlerinin çekilmesi gibi başlıklarda rol alması hedefleniyor.
Barış Kurulu nedir?
Barış Kurulu( BoP, Board of Peace ), Trump’ın 20 maddelik Gazze planının uygulanmasını izlemek ve yönlendirmek üzere tasarlanan uluslararası yapı olarak tanımlanıyor. Kurulun, Gazze’de geçici teknokrat yönetimi desteklemesi, yeniden inşa fonlarını koordine etmesi ve güvenlik düzenlemelerine katkı sunması amaçlanıyor.
Beyaz Saray’ın açıklamasına göre Bulgar diplomat ve eski BM yetkilisi Nickolay Mladenov, Gazze Yüksek Temsilcisi olarak görev yapacak. Mladenov’un, Barış Kurulu ile Gazze’deki geçici yönetim arasında sahadaki bağlantıyı kurması, yönetişim, yeniden inşa ve kalkınma süreçlerinde koordinasyonu sağlaması öngörülüyor.
Kurucu üyeler arasında ABD, Türkiye, İsrail, Mısır, Katar, Suudi Arabistan, BAE, Ürdün, Azerbaycan, Ermenistan, Macaristan, Endonezya ve Pakistan’ın da bulunduğu 28 ülke yer aldı.
Kurulun yapısı nasıl?
Barış Kurulu’nun çok katmanlı bir yapıya sahip olduğu belirtiliyor. Üst düzeyde Trump’ın başkanlık ettiği bir yürütme yapısı bulunuyor. Council on Foreign Relations’ın analizine göre bu yapıda Trump’ın yanı sıra Trump'ın damadı Jared Kushner, Trump'ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff, Dünya Bankası Başkanı Ajay Banga ve eski İngiltere Başbakanı Tony Blair gibi isimler yer alıyor.
Finansman tartışması
Kurulun finansman yapısı da tartışmalı başlıklardan biri. Council on Foreign Relations’ın aktardığına göre Trump, ilk toplantıda ABD’nin kurula 10 milyar dolar taahhüt edeceğini söyledi ancak kaynağın nereden sağlanacağına ilişkin ayrıntı vermedi. Aynı analizde diğer ülkelerin Gazze’nin yeniden inşası için toplamda 7 milyar dolar taahhüt ettiği, Kuveyt ve BAE’nin de kurulun fonlarına 1,2 milyar dolara kadar katkı sunmasının beklendiği belirtildi.
Bazı taslaklara yansıyan iddialara göre, Barış Kurulu’na kalıcı üye olmak isteyen ülkeler için 1 milyar dolarlık katkı şartı gündeme geldi. Ancak bu konuda resmi ve netleşmiş bir açıklama bulunmuyor. CFR analizinde de ülkelerin 1 milyar dolar karşılığında kalıcı üyelik alabileceği iddiası yer aldı; buna karşın uygulamanın nasıl işleyeceği ve hangi ülkelerin bu yola başvuracağı belirsizliğini koruyor.
Uluslararası İstikrar Gücü ve CMCC
Barış Kurulu yapısı içinde güvenlik başlığı da önemli yer tutuyor. Beyaz Saray, Gazze’de “barışı korumak ve terörsüz bir ortam tesis etmek” amacıyla kurulacak Uluslararası İstikrar Gücü’nün komutasına ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers’ın getirildiğini duyurdu. Bu gücün görevleri arasında güvenlik operasyonları, silahsızlandırma sürecine destek ve insani yardım ile yeniden inşa malzemelerinin güvenli sevkiyatı bulunuyor.
Öte yandan Reuters, ABD öncülüğündeki Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi’nin yani CMCC’nin kapatılacağı ve işlevlerinin Uluslararası İstikrar Gücü’ne devredileceği yönünde diplomatik kaynaklara dayandırılan bir haber yayımladı. Barış Kurulu ise sosyal medya üzerinden CMCC’nin kapanacağı iddiasını yalanladı. Reuters’a konuşan diplomatlar ise merkezin ateşkesi denetleme ve insani yardımı artırma konusunda sınırlı etkiye sahip olduğunu savundu.
Sumud Filosu açıklaması tartışma yarattı
Barış Kurulu çevresindeki en dikkat çekici tartışmalardan biri, Gazze’ye insani yardım ulaştırmak ve ablukaya dikkat çekmek amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu hakkında yapılan açıklamalar oldu.
Kurul adına kullanılan sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, Gazze’ye doğru yola çıkan filo “gösterişçi sevgi teknesi aktivizmi” olarak nitelendirildi ve aktivistlerin insanların acıları üzerinden sosyal medya profili inşa ettiği savunuldu. Açıklamada, Gazze’ye yardım etmek isteyenlerin Hamas üzerinde baskı kurması ve desteklerini Barış Kurulu, BM ve Dünya Bankası tarafından koordine edilen kurumsal insani kanallar üzerinden iletmesi gerektiği ifade edildi.
Bu dil, yardım filosunu destekleyen çevrelerde tepki çekti. Çünkü açıklama, İsrail ablukası, uluslararası sularda müdahale iddiaları ve sivil inisiyatifin insani yardım gerekçesi üzerinde durmak yerine, filoyu doğrudan itibarsızlaştıran bir çerçeve kurdu. Nitekim The Guardian’ın haberine göre İsrail güçleri, Girit yakınlarında Gazze’ye doğru ilerleyen en az 22 tekneye müdahale ederek yaklaşık 175 aktivisti alıkoydu; Türkiye müdahaleyi “korsanlık eylemi” olarak nitelendirdi, İtalya da vatandaşlarının serbest bırakılmasını istedi.
Eleştirilerin odağında Filistinlilerin temsili var
Barış Kurulu’na yönelik eleştirilerin önemli kısmı, Gazze’nin geleceğine ilişkin karar süreçlerinde Filistinlilerin sınırlı temsil edilmesi üzerinde yoğunlaşıyor. CFR analizine göre kurulun Filistinli temsil içeren tek bölümü, günlük yönetimden sorumlu teknokrat komite olarak görünüyor. Bu durum, Gazze’nin yeniden inşası ve yönetimi konusunda Filistinlilerin ne ölçüde söz sahibi olacağına dair soru işaretlerini artırıyor.
İngiltere Parlamentosu araştırma notunda da Barış Kurulu’nun Gazze’de geçici yönetim, yeniden inşa ve fonlama süreçlerinde rol üstlenmesinin öngörüldüğü; ancak taslak yapının kapsamının Gazze’nin ötesine geçebilecek şekilde geniş yorumlanabildiği belirtildi.
Türkiye’nin rolü
Türkiye, Barış Kurulu sürecinde hem siyasi hem de diplomatik düzeyde yer alan ülkeler arasında bulunuyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Gazze Yürütme Kurulu’nda yer alması, Türkiye’nin sürecin uygulama ayağında da temsil edildiğini gösteriyor. Fidan daha önce Barış Kurulu’nun Gazze’nin geleceğini şekillendirmede güçlü bir rol oynayacağını belirtmişti.
Ancak Sumud Filosu’na yönelik sert açıklama, kurulda yer alan ülkeler açısından da siyasi bir hassasiyet doğurdu. Türkiye’nin filoya yönelik İsrail müdahalesini uluslararası hukuk ve insani ilkeler açısından eleştiren tutumu ile Barış Kurulu hesabından yapılan aktivist karşıtı açıklama arasındaki ton farkı, önümüzdeki günlerde iç siyasette ve dış politika tartışmalarında daha fazla gündeme gelebilir.
Değerlendirme
Barış Kurulu, resmi söylemde Gazze’de savaş sonrası yeniden inşa, yardım koordinasyonu ve güvenlik düzeni için oluşturulan uluslararası bir mekanizma olarak sunuluyor. Ancak yapının finansmanı, üyelik modeli, Filistinlilerin sınırlı temsili, ABD ve Trump çevresindeki isimlerin ağırlığı, İsrail’in süreçteki konumu ve Sumud Filosu’na yönelik açıklamaların dili, kurulun tarafsızlığı ve meşruiyeti konusunda tartışmaları artırıyor.
Gazze’de gerçek bir barış süreci için yalnızca güvenlik ve yeniden inşa başlıkları değil; ablukanın kaldırılması, sivillerin korunması, insani yardımın koşulsuz ulaştırılması ve Filistin halkının karar süreçlerinde doğrudan temsil edilmesi belirleyici olacak. Barış Kurulu’nun önümüzdeki dönemde bu sorulara nasıl yanıt vereceği, Gazze planının kaderini de belirleyecek.