Dervişoğlu'ndan Mekke Savunma Anlaşması için "Ortak tehdit kim?" sorusu
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, TBMM Grup Toplantısı'nda fon tasfiyelerine ilişkin kanun teklifini eleştirerek yatırımcıların zararlarının kamu kaynaklarıyla karşılanmasına karşı çıktı. Halk TV'ye kayyım atanmasına da tepki gösteren Dervişoğlu, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın Türkiye'ye getireceği askerî yükümlülüklerin açıklanmasını istedi. Karadeniz'deki gemi saldırılarını hatırlatarak hükümetin güvenlik politikasını sorguladı.
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, 14 Ekim 2026 tarihinde TBMM'de düzenlenen partisinin grup toplantısında fon soruşturması, Halk TV'ye kayyım atanması, Mekke Ortak Savunma Anlaşması ve Karadeniz'deki deniz güvenliği sorunlarını değerlendirdi.
İktidarın ekonomi ve dış politika tercihlerini eleştiren Dervişoğlu, özellikle fon tasfiyeleri nedeniyle ortaya çıkabilecek mali yükün kamu kaynaklarına aktarılmaması gerektiğini savundu.
“Vatandaşın anaparası ve enflasyon farkı esas alınmalı”
Fon soruşturmasını sıradan bir piyasa sorunu olarak değerlendirmediğini belirten Dervişoğlu, yaşananların denetim eksiklikleriyle büyüdüğünü ileri sürdü.
Muhalefetin TBMM'de araştırma komisyonu kurulması yönündeki talebinin kabul edilmemesini de eleştiren Dervişoğlu, sorumluların belirlenmesi gerektiğini söyledi.
Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi'ne ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Bu işin faturası Hazineye, kamu bankalarına ve 86 milyonun sırtına yüklenemez. Kağıt üzerinde şişirilmiş hayali fon değerlerinin değil, vatandaşın cebinden çıkan anaparanın ve enflasyon farkının esas alınması gerekmektedir.”
Dervişoğlu, fonların değerlemesi ve yatırımcılara yapılacak ödemelerin yanında, işlemlere kimlerin göz yumduğunun da araştırılmasını istedi.
“Devlet hırsızın kapısına sadaka kutusuyla gitmez”
Kanun teklifinde haksız kazanç elde edenlerin varlıkları gönüllü olarak iade etmesine yönelik düzenlemeyi eleştiren Dervişoğlu, bunun ceza sorumluluğunun yerine geçmemesi gerektiğini savundu.
“Devlet hırsızın kapısına sadaka kutusuyla gitmez. 'Gönlünden ne koparsa' demez. Ortada haksız kazanç varsa tespit eder, gider, onu geri alır ve cezai şartlarını yerine getirir.”
Dervişoğlu, fon soruşturmasında siyasi, bürokratik veya hukuki koruma sağlandığı yönündeki iddiaların da araştırılması gerektiğini belirtti.
Konuşmasındaki suç ve koruma iddiaları, Dervişoğlu'nun siyasi değerlendirmelerini yansıtıyor; ilgili kişiler hakkında kesinleşmiş yargı kararı niteliği taşımıyor.
Halk TV'ye kayyım kararına tepki
Dervişoğlu, Halk TV'ye yönelik operasyonu da gündeme taşıdı.
Her kurum hakkında hukuki soruşturma yürütülebileceğini kabul ettiğini ancak bunun basın kuruluşlarının yayın faaliyetlerinin durdurulmasını haklı göstermediğini savundu.
“Bu sabaha karşı da gazeteciliğin kapısına polis gönderdi, kayyum atadı, Halk TV'nin yayınını durdurdu.”
Kayyım uygulamalarının giderek farklı kurumlara yayıldığını ileri süren Dervişoğlu, operasyonların siyasi amaçlarla gerçekleştirildiğini iddia etti.
Mekke Savunma Anlaşması için “Ortak tehdit kim?” sorusu
Dervişoğlu, Türkiye'nin Suudi Arabistan ve Pakistan ile imzaladığı Mekke Ortak Savunma Anlaşması hakkında da hükümete sorular yöneltti.
Üç ülke arasındaki ticari ve diplomatik ilişkilerin geliştirilmesine karşı olmadıklarını belirten Dervişoğlu, bunun başka ülkelerin güvenlik yükümlülüklerinin üstlenilmesinden farklı olduğunu söyledi.
“Türkiye kimin düşmanını kendi düşmanı ilan ediyor? Bu ittifak kime karşıdır? İsrail'e mi? İran'a mı? ABD'ye mi? Yoksa başka bir ülkeye mi? Ortak tehdit nedir ve kimdir?”
Dervişoğlu, Suudi Arabistan ile İran arasında olası bir çatışma yaşanması hâlinde Türkiye'nin nasıl bir sorumluluk üstleneceğinin açıklanmasını istedi.
“Mehmetçik başka devletlerin siyasi tercihlerinin bedelini mi ödeyecektir?” sorusunu yönelterek anlaşmanın askerî kapsamının belirsiz olduğunu savundu.
“Kabemiz Mekke'dedir, ona bir el uzanırsa dünya yerinden oynar”
Konuşmasında Mekke'nin dinî önemine değinen Dervişoğlu, kutsal mekânların korunmasıyla Suudi Arabistan'ın bölgesel güvenlik politikalarına katılmanın birbirine karıştırılmaması gerektiğini belirtti.
“Kabemiz Mekke'dedir. Ona bir el uzanırsa dünya yerinden oynar.”
Dervişoğlu, ABD ve İsrail'in Orta Doğu politikalarının Türkiye'nin kararlarını yönlendirmemesi gerektiğini savunarak hükümete anlaşmanın amaçlarını, sınırlarını ve muhtemel maliyetlerini açıklama çağrısında bulundu.
Karadeniz'deki gemi saldırılarını hatırlattı
Dervişoğlu, Karadeniz'de ticari gemilerin saldırılara uğramasını da gündeme taşıdı.
Türk sahipli, Türk işletmeli veya Türkiye bağlantılı gemilerin saldırılara maruz kaldığını belirterek denizcilerin güvenliğinin sağlanması gerektiğini söyledi.
Hükümetin diplomatik girişimlerini yetersiz bulduğunu ifade eden Dervişoğlu, Türkiye'nin kendi ticaret gemilerinin güvenliğine ilişkin sorunlar sürerken başka ülkelere askerî güvence vermesini eleştirdi.
“Karadeniz'de kendi geminin güvenliğini sağlayamıyorsan, kendi denizcinin hakkını açıkça savunamıyorsan, kendi vatandaşına kimin saldırdığını milletin Meclisine açıkça anlatamıyorsan, hangi ülkeye, neyin güvenlik garantisini veriyorsun?”
Okullardaki güvenlik sorunlarına dikkat çekti
Dervişoğlu, konuşmasının iç politika bölümünde bazı okullarda yaşanan saldırıları hatırlatarak öğrencilerin, öğretmenlerin ve velilerin güvenlik endişelerinin giderilmesini istedi.
Kamu yönetiminin yalnızca olayların ardından zararları telafi etmeye odaklanmaması gerektiğini savunan Dervişoğlu, risklerin önceden belirlenerek önleyici tedbirlerin alınması çağrısında bulundu.