Babacan ve Ağıralioğlu'ndan Öcalan'a "villa" tartışmasına tepki: Erdoğan açıklık getirmeli
Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu ile DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Abdullah Öcalan için İmralı'da konut yapıldığı yönündeki tartışmalara ilişkin açıklamalarda bulundu. Babacan, Adalet Bakanlığı ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin açıklamaları arasındaki çelişkiye dikkat çekerek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın konuya açıklık getirmesi gerektiğini söyledi. Ağıralioğlu ise 'Evlatlarımızı katleden birine villa denmez' diyerek tepki gösterdi.
Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ı partisinin genel merkezinde ziyaret etti.
Yaklaşık bir saat süren heyetler arası görüşmenin ardından iki lider baş başa görüştü. Görüşme sonrası düzenlenen basın toplantısında gündeme ilişkin soruları yanıtlayan Babacan ve Ağıralioğlu, “Terörsüz Türkiye” süreci ve Abdullah Öcalan için İmralı’da konut yapıldığı yönündeki tartışmaları değerlendirdi.
BABACAN: DEVLET BEY VAR DİYOR, ADALET BAKANI YOK DİYOR
Bir gazetecinin, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Öcalan’a İmralı’da yeni bir konut yapıldığı yönündeki açıklamalarını hatırlatması üzerine Ali Babacan, devlet kurumlarından gelen açıklamalar arasındaki çelişkiye dikkat çekti.
Babacan, konunun daha önce Adalet Bakanı’na sorulduğunu ve Bakan’ın böyle bir yapının bulunduğunu reddettiğini belirterek şöyle konuştu:
“Cezaevlerinden sorumlu kuruluş devlet yapısında Adalet Bakanlığı. İlgili kuruluşun başındaki bakan inkâr ederken Sayın Bahçeli’nin böyle bir şeyin varlığını teyit etmesi başlı başına devlet yönetimi açısından sorgulanması gereken bir konudur.”
Babacan, devlet yönetiminde atılan adımların hukuki ve yasal bir zemine dayanması gerektiğini vurguladı.
“ERDOĞAN BU KONUYA AÇIKLIK GETİRMELİ”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tartışmaya açıklık getirmesi gerektiğini söyleyen Babacan, iktidar ortaklarından gelen farklı açıklamaların kamuoyunda soru işaretleri oluşturduğunu ifade etti.
Babacan, “İktidar ortağı ‘Böyle bir şey var’ diyor ama kendisine bağlı çalışan Adalet Bakanı ‘Böyle bir şey yok’ diyor. Öncelikle bunun açıklığa kavuşturulması lazım. Yoksa açıklanması lazım, varsa da yasal zemini ve gerekçesi aydınlatılmalı” dedi.
Toplumun süreçle ilgili ciddi hassasiyetleri bulunduğunu söyleyen Babacan, kamuoyunun daha açık ve düzenli bilgilendirilmesi gerektiğini belirtti.
AĞIRALİOĞLU: SÜRECİN BAŞINDAN BERİ İLETİŞİM İKİLİĞİ VAR
Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu ise tartışmanın “Terörsüz Türkiye” sürecindeki iletişim sorunlarının bir yansıması olduğunu savundu.
Ağıralioğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin süreç hakkındaki açıklamalarında başından bu yana farklılık bulunduğunu belirterek, “Sayın Cumhurbaşkanı’nın demekten imtina ettiği pek çok şeyi Devlet Bey söylemiştir” ifadelerini kullandı.
Erdoğan’ın süreç konusunda Bahçeli kadar açık bir tutum ortaya koymadığını savunan Ağıralioğlu, bunun bilinçli bir iletişim yöntemi olabileceğini söyledi.
“EVLATLARIMIZI KATLEDEN BİRİNE VİLLA DENMEZ”
Ağıralioğlu’nun en sert sözleri ise “villa” tartışmasına ilişkin oldu.
Türkiye’nin terör nedeniyle ağır bedeller ödediğini vurgulayan Ağıralioğlu, şehit ailelerinin hassasiyetlerinin gözetilmesi gerektiğini söyledi.
Ağıralioğlu şöyle konuştu:
“Bu kadar ağır bedel ödemiş bir milletin gözünün içine bakarak, evlatlarımızı katleden birine villa denmez. Bunun lakırdısı da edilmez. Milletin ödediği bedele hürmet edilmelidir.”
Ağıralioğlu, tartışmanın yalnızca söz konusu yapının yapılıp yapılmadığı meselesinden ibaret olmadığını, kullanılan dilin de toplumun hassasiyetlerini dikkate alması gerektiğini ifade etti.
“Çocuklarımızın katiline bir villa finalini benim milletime anlatabileceğim bir kelime yok” diyen Ağıralioğlu, sürece ilişkin açıklamalarda daha dikkatli davranılması gerektiğini söyledi.
BABACAN: VATANDAŞTA “KEŞKE BİTSE” DUYGUSUYLA BİRLİKTE KUŞKU VAR
Babacan, Türkiye’nin farklı illerinde gerçekleştirdiği ziyaretlerde vatandaşların sürece ilişkin görüşlerini de aktardı.
Trabzon, Van, Kars, Ardahan, Gümüşhane ve Bayburt gibi farklı şehirlerde benzer bir tablo gördüğünü belirten Babacan, toplumda terörün sona ermesine yönelik güçlü bir istek olduğunu ancak bunun yanında ciddi kuşku ve endişelerin de bulunduğunu söyledi.
Babacan, “İnsanlarda ‘Keşke çözülse, keşke bitse’ hissiyatı var. Ama aynı zamanda ciddi bir kuşku, kaygı ve şüphe de var. Bu her şehirde var” dedi.
“ERDOĞAN’IN SÜRECİN NERESİNDE DURDUĞU NET DEĞİL”
Babacan, sürecin büyük ölçüde Devlet Bahçeli’nin açıklamaları üzerinden ilerlediği görüşünü dile getirerek Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın pozisyonunun toplum tarafından yeterince net görülmediğini savundu.
“Yapılanlar doğruysa Sayın Cumhurbaşkanı’nın bunları sahiplenmesi ve bizzat anlatması lazım” diyen Babacan, Erdoğan’ın süreç konusunda daha açık bir siyasi sorumluluk üstlenmesi gerektiğini ifade etti.
Babacan, vatandaşlarda “Acaba Erdoğan bir noktada frene basar mı?” şeklinde bir tereddüt bulunduğunu da söyledi.
AĞIRALİOĞLU: NİÇİN ŞİMDİ?
Ağıralioğlu ise vatandaşlardan en fazla duyduğu sorulardan birinin sürecin zamanlamasına ilişkin olduğunu söyledi.
“Niçin şimdi? Ne karşılığında? Ne adına?” sorularının kamuoyunda yanıt beklediğini belirten Ağıralioğlu, iktidarın geçmiş seçim dönemlerinde muhalefeti Öcalan ve PKK üzerinden eleştirdiğini hatırlattı.
Ağıralioğlu, geçmişte kullanılan siyasi söylemler ile bugün yürütülen süreç arasında ciddi bir çelişki bulunduğunu savundu.
“YETKİNİZİ TAZELEMELİSİNİZ”
İktidarın seçim döneminde seçmenden aldığı yetkinin bugünkü politikaları kapsamadığını ileri süren Ağıralioğlu, yeni süreç için seçmenden yeniden onay alınması gerektiğini söyledi.
Ağıralioğlu, “Biz parti olarak şurada duruyoruz: Bunu yapmaya yetkiniz yok. Yetkinizi tazelemelisiniz” ifadelerini kullandı.
Babacan ise terörün sona erdirilmesi konusunda ortaya çıkan fırsatın iyi değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, sürecin parti çıkarlarından bağımsız şekilde yürütülmesi çağrısında bulundu.
Babacan, “Ülkem kazansın, ben kaybetmeye hazırım. Kazanan ülkem olsun, ben her türlü bedeli ödemeye razıyım hissiyatıyla ülkeyi yönetmek lazım” dedi.