Aydemir Güler Kartal'da konuştu: "Bu yıkım operasyonu geriye püskürtülebilir"
Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi (THTM) GYK Üyesi Aydemir Güler, Kartal'da düzenlenen 'Çerçeve Yasa, Barış, Türkiye… Yıkımı Nasıl Durduracağız?' başlıklı buluşmada yurttaşlarla bir araya geldi. Türkiye'nin siyasal geleceği, çerçeve yasa tartışmaları, anayasa gündemi, NATO ve Avrupa Birliği politikaları ile ekonomik tabloyu değerlendiren Güler, konuşmasının sonunda 'yıkım' olarak nitelendirdiği sürecin durdurulabileceğini söyledi.
“Bir sonraki kavşakta karşımıza ne çıkacağını bilmiyoruz”
Konuşmasına çerçeve yasa etrafındaki belirsizliklere dikkat çekerek başlayan Güler, süreci Latin Amerikalı karikatürist Mordillo’nun bir çalışması üzerinden anlattı. Güler, Meclis’te görülen tablonun yalnızca “yolun dönemece kadar olan kısmı” olduğunu belirterek, sürecin devamına ilişkin kamuoyunun önünde açık bir program ortaya konmadığını savundu.
Güler, “Sonrasını bilmiyoruz. Sonrasını kimse konuşmuyor ya da herkes karnından konuşuyor” ifadelerini kullanarak, “Bir sonraki kavşakta karşımıza ne çıkacağını bilmiyoruz. Tatil kasabası görüntüsü mü, yoksa uçurum mu?” diye konuştu.
Çerçeve yasanın hukuki niteliğini de eleştiren Güler, düzenlemenin fiilen bir af niteliği taşıdığını ancak bunun açık biçimde ifade edilmediğini söyledi. Yasanın uygulanması sırasında görev alanlara yönelik güvence hükümlerine de tepki gösteren Güler, düzenlemenin hukuk açısından ciddi sorunlar taşıdığını savundu.
“Bu iş bitti demek en büyük hata”
Güler, konuşmasında Cumhuriyetçi kesimlerde gördüğünü söylediği umutsuzluğa da karşı çıktı.
“Bu iş bitti, Türkiye elden gitti” yaklaşımının yanlış olduğunu belirten Güler, sürecin sonucunun henüz hiçbir aktör açısından kesinleşmediğini savundu.
“Bitmiş bir şey yok” diyen Güler, mevcut gelişmelerin henüz ilk aşamalarının yaşandığını ifade etti.
Anayasa tartışmalarına dikkat çekti
Güler’in üzerinde durduğu başlıklardan biri de olası yeni anayasa tartışmaları oldu. Türkiye’de farklı etnik ve dilsel kimliklerin toplumsal bir gerçeklik olduğunu ifade eden Güler, tartışmanın bu gerçekliğin anayasal sisteme nasıl taşınacağı noktasında düğümleneceğini söyledi.
Mevcut Anayasa’nın değiştirilmesi teklif dahi edilemeyen hükümlerini hatırlatan Güler, bu maddeler üzerinden başlayabilecek bir tartışmanın Türkiye’nin kuruluş ilkelerine kadar uzanacağını savundu.
Güler daha sonra anayasa tartışmasının yalnızca maddeler üzerinden yürütülmemesi gerektiğini belirterek, “Bizim burada doğrultuyu, hedefin ne olduğunu, amacın ne olduğunu yakalayıp onu tartışmamız lazım” dedi.
Türkiye’nin modernleşme tarihinin zirve noktasını Cumhuriyet’in oluşturduğunu söyleyen Güler, bu tarihsel birikimin tasfiye edilmek istendiğini ileri sürdü.
NATO, ABD ve Avrupa Birliği vurgusu
Güler, çerçeve yasa tartışmalarının yalnızca iç politika ve hukuk başlıklarıyla değerlendirilmesine karşı çıktı. NATO, ABD’nin bölge politikaları ve Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye ilişkin yaklaşımının da aynı çerçevede ele alınması gerektiğini savundu.
Süreci eleştirirken “ABD’yi, emperyalizmi ve NATO’yu radarına almamanın” eksik bir değerlendirme olacağını söyleyen Güler, bölgedeki askeri ve siyasi gelişmeler ile Türkiye’deki düzenlemelerin birbirinden bağımsız ele alınamayacağını ileri sürdü.
Avrupa Birliği’nin yerel yönetimlere ilişkin politikalarına da değinen Güler, bu yaklaşımın Türkiye’nin merkezi idari yapısını zayıflatabileceğini öne sürdü.
“Bu nasıl hukuk, bu nasıl yasa, bu nasıl af diyelim. Ama Avrupa Birliği’ni, NATO’yu, Amerika Birleşik Devletleri’nin bölge politikalarını da görmek zorundayız” diyen Güler, aksi durumda tartışmanın asıl siyasi bağlamının kaçırılacağını söyledi.
“Cumhuriyeti daha sağlam biçimde yeniden kurabilir miyiz?”
Konuşmasının son bölümünde Cumhuriyet ve laiklik tartışmalarına değinen Güler, geçmişte var olan yapının yalnızca savunulmasının yeterli olmadığını söyledi.
Güler, temel sorunun “laik Cumhuriyetin daha iyisini, yıkılmaz olanını yeniden kurup kuramayacağımız” olduğunu belirterek şöyle konuştu:
“Soru, aldılar mı almadılar mı değil. Biz bunu tekrar kurabilir miyiz? Bir daha kıramayacakları kuvvetli bir içerikle sapasağlam tekrar kurabilir miyiz? Sorumuz bu olmalı.”
“Buna kriz demek ayıp, bu bir yoksullaştırma operasyonu”
Ekonomik tabloya da geniş yer ayıran Güler, Türkiye’de yaşanan yoksullaşmanın sıradan bir ekonomik kriz olarak değerlendirilmesine karşı çıktı.
Uzun yıllardır ekonomik kriz tartışmalarına tanık olduğunu ancak mevcut ölçekte bir yoksullaşma görmediğini belirten Güler, “Bu yoksullaşma benzersiz bir operasyondur. Bir yoksullaştırma operasyonudur. Buna kriz falan demek ayıp. Kriz değil” ifadelerini kullandı.
Güler, ekonomik sorunların toplumda ciddi bir tepki ve enerji biriktirdiğini, aynı zamanda Türkiye’nin laiklik ve bağımsızlık birikiminin tamamen ortadan kaldırılamayacağını savundu.
“Yıkım operasyonu geriye püskürtülebilir”
Güler, konuşmasını mücadele ve örgütlenme çağrısıyla tamamladı.
Türkiye’de biriken toplumsal enerjinin Cumhuriyet’in daha güçlü biçimde yeniden kurulması doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Güler, şu ifadeleri kullandı:
“Bu bir yıkım operasyonu. Bu yıkım operasyonu geriye püskürtülebilir. Yıkımın son noktasına kadar gitmesine bir ihtimal vereceksek, ondan milyon kere daha büyük ihtimal bu yıkımı geri püskürteceğimizdir. Buna inanmamız lazım. Önce bunun birliğini kurmamız lazım. Bunun mücadelesini örgütlememiz lazım.”
Program, Güler’in konuşmasının ardından katılımcıların soru ve değerlendirmeleriyle devam etti.