Altıntaş: "Fon krizi değil, devlet krizi; çürüyen kurumlar devleti de çürütmüş"
Demokrat Parti İzmir Milletvekili Haydar Altıntaş, yatırım fonları soruşturmasına ilişkin yaptığı açıklamada kamu kurumlarının denetim sorumluluğunu eleştirdi. 'Fon kriziyle ortaya çıkan olay bir fon değil, devlet krizidir' diyen Altıntaş, keyfiliğin ve denetimsizliğin yaygınlaştığını savundu. Hükümet ise soruşturmanın kurumlar arasında koordinasyon sağlanarak yürütüldüğünü ve sorumlular hakkında işlem yapıldığını belirtiyor.
Demokrat Parti (DP) İzmir Milletvekili Haydar Altıntaş, 12 Ekim Pazartesi günü Türkiye Büyük Millet Meclisinde düzenlediği basın toplantısında, yatırım fonlarının tasfiyesi ve bu kapsamda yürütülen soruşturmalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Altıntaş, yaşananların yalnızca sermaye piyasalarındaki mali sorunlarla açıklanamayacağını savunarak kamu kurumlarının denetim ve gözetim sorumluluklarını gündeme taşıdı.
“Fon kriziyle ortaya çıkan olay bir devlet krizidir”
Fon soruşturması kapsamında yaşananları değerlendiren Altıntaş, denetim mekanizmalarının işleyişini eleştirdi.
“Keyfiliğin, denetimsizliğin usul haline geldiğini” ileri süren Altıntaş, şu ifadeleri kullandı:
“Fon kriziyle ortaya çıkan olay bir fon değil, devlet krizidir. Çürüyen kurumlar devleti de çürütmüş. Bugün krize esasen bu gözle bakmak lazım.”
Altıntaş'ın açıklamaları, yatırım fonlarında yaşanan sorunların ortaya çıkışında kamu kurumlarının sorumluluğunun da incelenmesi gerektiğine yönelik siyasi değerlendirmelerini içeriyor.
Siyaset kurumuna da eleştiriler yöneltti
Basın toplantısında siyaset kurumunun genel durumuna da değinen Altıntaş, siyasetin hem vatandaşı hem de devleti yorduğunu savundu.
Vatandaşların yaşanan ekonomik ve siyasi gelişmeler karşısında çaresiz bırakıldığını ileri süren Altıntaş, fon krizinin yalnızca finansal sonuçları üzerinden değil, kurumsal yönetim ve hesap verebilirlik bakımından da ele alınması gerektiği görüşünü dile getirdi.
131 yatırım fonunun tasfiyesine karar verilmişti
Altıntaş'ın açıklamaları, Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) 7 portföy yönetim şirketine ait 131 yatırım fonunun tasfiyesine karar vermesinin ardından geldi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, daha önce TBMM'de yaptığı açıklamada tasfiye kararlarının finansal sistemdeki risklerin yayılmasını önlemek amacıyla alındığını belirtmişti.
Yılmaz, ilgili şirketler ve kişiler hakkında idari ve adli işlemlerin başlatıldığını, 131 fonun tasfiyesinde Ziraat Bankası ile Türkiye İş Bankasının görevlendirildiğini açıklamıştı.
Hükümet, sorunlu fonların varlıklarının tespit edilmesi, haksız kazançların geri alınması ve yatırımcıların haklarının korunması amacıyla çalışmalar yürütüldüğünü bildiriyor.
Hükümet: “Sorumlular hakkında işlem yapılıyor”
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, fon soruşturması kapsamında devlet kurumlarının eş güdüm içerisinde çalıştığını açıklamıştı.
Yılmaz, ilgili fonların tasfiyesinde öncelikle kendi kaynaklarının kullanılacağını, haksız kazançların geri alınmasına yönelik işlemler yapılacağını ve özel yatırım zararları için Hazine kaynağı kullanılmayacağını belirtmişti.
Adalet Bakanlığı da 8 Ekim tarihli açıklamasında, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 19 Ağustos'ta Sermaye Piyasası Kurulundan bilgi ve belge talep ederek soruşturma sürecini başlattığını bildirmişti.
Bakanlık, soruşturmanın mali veriler ve somut suç şüpheleri doğrultusunda yürütüldüğünü savunmuştu.
Gözler yatırım fonları için hazırlanan kanun teklifinde
Fon krizinin ardından hazırlanan Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi'nin 14 Ekim Çarşamba günü TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmesi planlanıyor.
Teklif, tasfiye kapsamındaki fonların varlıklarının geri kazanılması, yatırımcıların alacaklarının belirlenmesi ve ödeme süreçlerinin düzenlenmesine ilişkin hükümler içeriyor.
Düzenleme yasalaşmadan önce, fonların mevcut mevzuat kapsamında tasfiye edilmesi için yeterli hukuki araçların bulunup bulunmadığı ve yeni düzenlemenin hangi ilave yetkileri getireceği de tartışma konusu.
Altıntaş'ın kamu kurumlarının denetim sorumluluğuna yönelik eleştirileri, yatırım fonlarının tasfiyesinin yanı sıra denetim mekanizmalarının geçmişteki işleyişine ilişkin soruları da gündemde tutuyor.